Sömürgeci zihniyetin yeni tezahürleri

Sara AKTAŞ yazdı —

29 Ekim 2020 Perşembe - 22:54

  • Rojava’da Kürt ulusal birliğinin sağlanması tartışmalarında, ENKS’nin Kürtçe eğitim ve eşbaşkanlık sistemini tartışmaya açması hem Kürdistan Kadın Hareketi hem de bir çok kadın örgütü tarafından tepkiyle karşılandı.

Elbette kadınların kazanımları söz konusu olduğunda bu konuların tartışılmaya açılması es geçilmeyecek kadar önemlidir. Kanımca bu tutum ne ENKS’nin oluşumundaki erkek egemen, feodal, aşiretçi KDP siyasetinin etkilerinden nede Türk devletinin sömürgeci, cinsiyetçi siyasetinden kopuk ele alınamaz. 

Peşinen ifade etmekte fayda var; eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet, Kürt kadınlarının büyük direniş, emek ve bedellerle geliştirdiği ve kadınların iradi varoluşunu direk etkileyen ilkesel konulara tekabül ediyor. Hatırlanırsa dünyada ilk olarak Almanya’da Yeşiller Partisi’nin uyguladığı eşbaşkanlık sistemi, Türkiye’de ise ilk olarak 2005’de Demokratik Toplum Partisi ile gündeme gelmişti. Böylelikle Türkiye siyasetinde bir ilke imza atılarak, siyasi partiler yasasında karşılığı olmadığı halde fiili olarak Kürt kadınlarının öncülüğünde eşbaşkanlık sistemi hayata geçirilmişti. Bu sistemi hayata geçirmeye izin vermeyen ilgili yasaların değiştirilmesi için Demokratik Özgür Kadın Hareketi öncülüğünde imza kampanyası yapılarak 500 bine yakın imza ilgili kurumlara teslim edilmişti. Bu çabayla Kürt kadınları eşbaşkanlık sistemini eşit temsil hakkına dayandırarak siyasi partilerdeki erkek lider sultasını kırmayı hedeflemiş ve günümüze kadar süren büyük bir mücadelenin de startını vermişti.

Kürt hareketi içinde ise özellikle bir idari yönetim biçimi olarak toplumun tüm alanlarında radikal demokrasinin hayata geçirilmesi, iki cinsin eşit temsiliyetini sağlanması bağlamında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı değerlendirmeler belirleyici olmuştur. Öcalan’ın bu yaklaşımı 2008’lerden itibaren sadece Kürdistan Kadın Hareketi açısından değil, Kürt Özgürlük Hareketinin bütün mekanizmalarında tartışılmış ve adım adım uygulanmaya başlanmıştır. Akabinde 2013’den sonra Kürt hareketinin merkezide eşbaşkanlık sistemine geçiş yapmıştır. Böylelikle Kürt hareketinin örgütlü olduğu tüm alanlarda eşbaşkanlık ilkesel olarak uygulanmaya başlanmıştır. Nitekim 2012’den sonra Rojava’da başlayan devrimsel süreçle birlikte yeniden inşa edilen sistemin her mekanizmasında eşbaşkanlık ilkesel olarak hayata geçirilmiştir.

İşte bu nedenle ENKS’nin bu tutumunun Rojava devriminin tamda kadın özgürlükçü karekteri ile yakından bağlantısı var. Bilindiği gibi Rojava devrimi kadın öncülüğünde, kadınların eliyle şekillenmiş bir kadın devrimi olma niteliği taşımaktadır. Rojava’da eşbaşkanlık sistemi, Kürt kadınları için cinslerin eşit ve özgür temsiliyetine dayanan demokratik yönetim modeli olarak benimsenmiştir. Bu bakımdan eşbaşkanlık sistemi, kadının kendi öz iradesine dayanarak tüm yönetim ve karar mekanizmalarında erkek ile eşit bir biçimde yer alması, kolektif anlayışa dayanarak yaşamın her alanında söz, karar ve uygulama gücü haline gelmesi, iki cinsin eşitliğine ve özgürlüğüne dayanan, son derece kadın özgürlükçü ve demokratik bir sistem olarak benimsenmiştir. Yani ENKS’nin eşbaşkanlığı tartışmaya açması kadınların öncülüğünde inşa edilmiş, Demokratik Ekolojik Cinsiyet Özgürlükçü Paradigmaya sırtını dayayan, bu radikal demokratik modeli tartışmaya açma çabası olarak da yorumlanabilir.

Dolayısıyla eşbaşkanlık sistemi Kürt kadınları açısından bir idari yönetim olarak toplumun demokratikleşmesinde iki cinsin eşit temsiliyetini sağlayarak, demokratik bir modeli açığa çıkarmak adına hayati bir misyon üstlenmiştir. Eşbaşkanlık sadece şekilsel olarak kadının da karar mekanizmalarında yer almasından ibaret değildir. Toplumun tüm dinamiklerini karar süreçlerine katmayı hedefleyen radikal bir demokratik uygulamadır. Böylelikle Kürt kadınları eşbaşkanlık sistemi ile tek cinsin egemenliğine dayalı inşa edilen tüm zihniyet kalıplarını, yaşam alışkanlıklarını, siyaseti, kuralları, yasaları değiştirmek, kadın ve erkeği yaşamın her alanında demokratik, özgür, eşit bir iradenin parçaları haline getirmek bağlamında hedefler belirlemiş ve bunun için büyük bedeller vererek mücadele etmiştir. Kürt kadınlarının yaşadığı tüm mekanlar açısından ana dilde eğitim ve eşbaşkanlık sistemi, olmazsa olmaz temelinde asla taviz verilemeyecek ilkesel konulardır. Dolayısıyla Kürt ulusal birliğinin, özgür kadının ve özgür toplumun yaşam ilkeleri üzerinden kurulmasını sindiremeyen bir zihniyet ise ancak ve ancak sömürgeci zihniyetin tezahürü olabilir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.