Sopa-havuç taktiğiyle barış olmaz

DEM Parti Esenyurt miting
- Esenyurt'taki mitingde konuşan DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, bir ellerinde sopa, bir ellerinde havuçla barışın olamayacağını vurguladı.
- Hatimoğulları, "Barış diyeceksiniz ama kayyum atayacak, gazetecileri SİHA'yla katledecek, Rojava'ya bombalar yagdıracaksınız. Bunu kabul edemeyiz" dedi.
DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, Türk hükümetin öncekile Kürt Halk Önderi üzerindeki tecridi kaldırarak, olanaklarını genişletmesi ve koşullarını iyileştirmesi, ardından da güven arttırıcı somut adımlar atması gerektiğini söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), dün İstanbul’un Esenyurt ilçesindeki Cumhuriyet Meydanı’na “Özgürlüğü örgütlüyoruz” şiarıyla “Özgürlük için ekmek, adalet ve barış” mitingi düzenledi. Mitingin yapılacağı alana, “Özgürlük için ekmek, adalet ve barış”, “Gençliği serhildana kalkmayan direnişe durmayan bizden değildir”, “Heta Serok azad nebe aşitî şaşitî ye” pankartları açıldı. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş ve DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları’nın katıldığı mitinge sabahın erken saatlerinde yurttaşlar akın etti. Mitinge çok sayıda siyasi parti, kurum, kuruluş, sendika, platform temsilcisi de katılım sağladı.
Barış Anneleri mitingde beyaz tülbentleriyle yer alırken, yurttaşlar ulusal kıyafetleriyle ellerindeki DEM Parti flamalarını coşkuyla salladı. Kürtçe ve Türkçe şarkılar eşliğinde zılgıt ve alkışların eksilmediği mitinde, “Direne direne kazanacağız”, “Jin jiyan azadî”, “Bijî berxwedana zindanan”, “Bijî Serok Apo”, “Bijî berxwedana Rojava”, “Şehîd namirin”, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi”, “Kürdistan faşizme mezar olacak” sloganları atıldı. Miting, saygı duruşu esnasında “Çerxa şoreşê” marşının okunmasının ardından başladı.
Barikatları çoktan yıkmışız
DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanları Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz ile Barış Annesi Rewşan Güler'in konuşmalarının ardından DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları konuştu. Hatimoğulları, “Bugün adalet, barış, özgürlükleri talep etmek için geldik. Bugün biz toplanırken, toplanmamızı engellemek için ellerinden geleni yaptılar. Barikatları görüyorsunuz. Bu barikatlar barışa karşı kurulmuştur. Bizler barış için tüm bedelleri verenler olarak bu barikatları çoktan yıkmışız” dedi.
Ölümleri durdurmak için
Ortadoğu ve dünyada yeni küresel bir sistemin dizayn edildiğini belirten Tülay Hatimoğulları, mitinglerin ölümleri durdurmak için olduğunu ifade etti. Tülay Hatimoğulları, şunları söyledi: “Bu mitingler, savaşı durmak içindir. Bugün Rojava’da oluşan öz yönetimin bir statü kazanmasını engellemeye çalışıyorlar. Buradan bir kez daha diyoruz ki; Rojava’dan elinizi çekin. Kuzey ve Doğu Suriye’den elinizi çekin. Bırakın Suriye halkları özgürce kendi iradesini ortaya koyabilecek bir demokratik Suriye’yi inşa edebilsin. Elinizi çekin. Elinizi oradaki Kürt halkının üzerinden çekin, elinizi Alevilerin üzerinden çekin. Suriye ve Lazkiye’de gerçekleşen Hama’da Humus’ta gerçekleşen Alevi katliamını asla kabul etmiyoruz. Rojava’da bütün farklı halklar ve inançlar, kendilerini temsil etmektedir. Ortadoğu’nun karanlığında boğulmak istenen kadınlar Rojava’da eşbaşkanlık ve eşit temsiliyetle kamusal alandan yaşamın her alanına kadar varlar. Buradan Rojava için mesajımızı çok net olarak veriyoruz; Rojava'dan elinizi çekin.”
Kalıcı barışı sağlamak için
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık durumunun oldukça iyi olduğunu belirten Hatimoğulları, şöyle devam etti: "Sayın Öcalan’ın siz değerli halkımıza verdiği mesajı şudur: Türkiye’yi demokratikleştirdikçe Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülecektir demiştir. Barışın toplumsallaşması için sadece iktidar sadece DEM Parti değil, Türkiye’deki bütün siyasi partiler bütün muhalefet partileri, bütün kurumlar bütün toplumsal dinamikler mutlaka ve mutlaka bu sürecin bir parçası olmalıdır, yürütücüsü olmalıdır. Yürütücüsü olmalıdır ki kalıcı bir barışı hep beraber sağlayalım.
Oldukça karanlık bir dönem
Kanın her yerde aktığı bir dönemde barışa her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Türkiye oldukça karanlık bir dönemden geçiyor. Bakın kendi belediyeniz ve burada halkın ortak iradesiyle seçilmiş olan değerli Ahmet Özer şu an cezaevinde ve Esenyurt’a kayyum atandı. Bununla kalınmadı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) hakkında açmış oldukları davalarla onu mahkeme koridorlarına göndermeye çalıştılar. Bu irade gaspıdır. Bunu asla kabul etmiyoruz. HDP’nin belediyelerinde geçmiş dönemde iki kez şimdi de DEM Parti’nin belediyelerine kayyum atıyorlar. Bir yandan barış diyorlar öte yandan kayyum atıyorlar. Bizler bir ellerinde sopa, bir ellerine havuçla barışın olamayacağını haykırmak istiyoruz. Bir yandan barış diyeceksiniz sonra kayyum atayacaksınız. Bir yandan barış diyeceksiniz şu arkada gördüğünüz barikatları barış mitinginin içinde kuracaksanız. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bir yandan barış diyecekseniz, öte yandan gazetecileri SİHA’yla vuracaksınız. Bir yandan barış diyeceksiniz, bir yandan Rojava'ya bombalar yağdıracak, SİHA’larla suikastlar düzenleyeceksiniz. Değerli halkımıza sormak istiyorum; böyle bir barış olur mu? Umuyorum ki; Saray bizi izliyor, iktidar bizi takip ediyor. Halkın duygu ve düşüncesini; toplumsal duruşunu görüyordur.
Mücadeleyle onurlu barış
Barışı biz kendi ellerimizle getireceğiz. Mücadele ederek onurlu bir barışı ve demokratik çözümü hep beraber kazanacağız. İşte biz burada yaptığımız miting gibi Mersin’de de Amed’de de mitinglerimizi gerçekleştireceğiz. 10 Şubat’a kadar 42 merkezde halk toplantıları yapacağız. Onurlu bir barışın nasıl tesis edilebileceğini hep birlikte konuşacağız. Evimizde oturarak barışın gelmeyeceğini bildiğimiz için barış mücadelemizi daha çok büyütmek için yollara koyulduk.
Türkiye demokratikleşmelidir
İmralı’dan gelen mesaj çok net; Türkiye ve İran demokratikleşmelidir, aksine bölgede nelerin yaşandığını herkes görüyor. Türkiye kendi halkıyla ve iç iradesiyle iç barışını sağlamalıdır, diyor. Buradan iktidara çağrımızdır. Barışın üzerinde bu kadar gölge, bu kadar baskı oluşturamazsınız. Sayın Öcalan bir adım attı, DEM Parti bir diyalog ve müzakere partisi olarak üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu söyledi. Devlete ve iktidara düşen görev konusunda henüz somut bir adım atılmadı. Acilen atılması gereken adımlar vardır. Bunun başında Sayın Öcalan üzerinde devam eden tecridin kalkmasıdır; olanaklarının genişletilmesi ve koşullarının iyileştirilmesidir. İkinci önemli talebimiz güven arttırıcı somut adımların atılmasıdır. Bu adımlar atılırsa o zaman barışa olan inancımız artar. Kayyumlar, gözaltı ve tutuklamalar devam ederse değerli halklarımızın barışa olan inancını kaybetmesini sağlarsınız. Umarız bugün Esenyurt’tan bu mesajı bu iktidar alır.
İmralı kapılarını açın
HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş ise İmralı kapılarının açılması gerektiğini vurguladı. Meral Danış Beştaş, “Abdullah Öcalan hep barış için çalıştığını söylüyor. Bugün ‘Gelsin Meclis’te konuşsun’ diyenin önce İmralı kapılarını açması gerekiyor. Güçlü bir şekilde barışın arkasında durmalıyız. Kürdistan’da köyümüz yakılmış, ekonomimiz kötüleşmiş o yüzden buraya gelmişiz. Kürtler ne istiyor diyenler buraya baksın. Biz buradayız, hep mücadele edeceğiz. On binlerce faili meçhul cinayet oldu, on binlercesi hala cezaevinde. Kürtler her alanda ayrımcılığa uğradı, ancak hiçbir zaman kimliğinden vazgeçmedi ve hiçbir zaman başka bir halka düşmanlık etmedi. Barış demek adalet ve demokrasi demektir. Bütün bunları sizlerle birlikte yaşama geçireceğiz. Başkası ne derse desin biz ne istediğimizin farkındayız. Barış mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz ama şiddete de karşı direneceğiz. Barış, teslimiyet değildir. Bu kayyum ve gasp yöntemleri son bulmalı. Dünyanın hiçbir yerinde barış görüşmelerinde muhataplardan biri dört duvar arasında değildir. Bu nedenle zaman kaybetmeden ‘umut hakkı’ dikkate alınarak, barışın tesisi için Sayın Öcalan’ın özgür olması gerekiyor. Başka yolu yok.”












