Suyu ve cılkı çıkan terörizm

Ferda ÇETİN yazdı —

25 Kasım 2020 Çarşamba - 22:38

  • Bir kavram, bir sözcük olur olmaz kullanıldığında bir süre sonra gerçek anlamını ve hükümünü yitirir. Terör ve terörizm gibi.

 

Geçtiğimiz Şubat ayında, Güney Schleswig Seçmen Birliği (SSW) isimli parti, Schleswig-Holstein Eyaleti Meclisi’nde, Alman devletinin 1993 yılından bu yana uyguladığı PKK yasağının kaldırılmasını ve Avrupa Birliği’nin “terörist örgütler” listesinden çıkartılmasını talep etmişti. Eyalet Meclisi’nin Hukuk Komisyonu, başvuruyu inceleme gereği görmeden reddetti. Başvuru, komisyonda üyesi bulunan CDU, SPD, Yeşiller Partisi ve FDP’nin oy birliğiyle reddedildi.

Karara tepki gösteren SSW Grup Başkanı Lars Harms, “PKK yasağının somut olaylara dayanan hukuki bir karar değil, ideolojik ve siyasi bir karar olduğu, inceleme yapılmaksızın oybirliği ile karar alınmasından anlaşılmaktadır” dedi. Harms’ın açıklamasından çok önceleri, Almanya Cumhuriyetçi Avukatlar Derneği Başkanı Dr. Peer Stolle aynı tespiti yapmış, “PKK Yasağı Alman Orjinlidir. Almanya’daki PKK yasağı, siyasi bir tutumun sonucu verilmiş bir karardır” demişti.

Av. Lukas Theune ise, “Kürt özgürlük hareketinin anti-kapitalist bir çizgisi var, kapitalizmin önemli bir merkezi olan Almanya bunu kendisi açısından tehlikeli görüyor. PKK alternatif bir toplum yaratmak istediği için Alman devleti tarafından kriminalize ediliyor” diyor.

26 Ekim 2020 tarihinde, İsveç Parlamentosu’nda, bağımsız Milletvekili Amineh Kakabaveh ile İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde arasında PKK tartışması yaşandı. Amineh Kakabaveh, Türk devletinin Rojava’yı işgal ettiğini ve ‘terörizmle mücadele’ bahanesiyle Güney Kürdistan'a savaş uçaklarıyla bomba yağdırdığını kaydetti.

Avrupa Birliği'nin her 6 ayda bir ‘terör örgütleri listesi’ni yeniden gözden geçirdiğini hatırlatan Amineh Kakabaveh, PKK terör örgütleri listesinden çıkarılmadıkça Kürtlerin, Türkiye'nin saldırılarının hedefi olmaya devam edeceğine dikkat çekti.

Avrupa Birliği ve İsveç'in 2002 yılından beri PKK'yi terör örgütü listesine aldığını söyleyen Ann Linde ise, İsveç'in, PKK'nin listeden çıkarılmasını gündeme getirmeyeceğini söyledi. İsveç Parlamentosu’ndaki tartışmanın özeti, ABD ve Avrupa devletlerinin otuz yıldır tekrar ettikleri nakarattır: Kürt halkına evet, Kürt halkının özgürlüğü için mücadele eden PKK’ye hayır!

PKK’yi kendi sistemleri için tehlike ve tehdit görenler, bir işbölümü içinde, “terör listesi” ve yasaklar geliştiriyorlar. Bu ithamlar, PKK’nin bu ülkelere yönelik şiddet eylemlerinden değil; Avukat Lucas Theune’nin belirttiği gibi, PKK’nin anti-kapitalist çizgisinden kaynaklanıyor.

Fakat bu noktada da kafa karıştıran dikkat çekici başka bir husus devreye giriyor. Almanya’da, İngiltere’de, Fransa’da, Amerika’da, İsveç’te, PKK’den daha “radikal”, daha sert anti-kapitalist siyasi partiler, bu devletleri açıktan tehdit eden örgütler de var. Ve bunlar “terörizm” suçlamasıyla karşılaşmadan, listelere alınmadan rahatça faaliyetlerini de sürdürüyorlar.

Demek ki sorun sadece anti-kapitalist olmakla da ilgili değilmiş. Sorun, PKK’nin teoride söylediklerini pratikleştirmesi, savunduğu fikirleri toplumsallaştırarak alternatif bir sistem oluşturma gücü ve yeteneğidir. PKK sadece Kürtlerin özgürlüğü için mücadele eden bir hareket olarak kalmıyor; “İmparator”un yegane idaresine ve “dünyanın sonu” hikayesine ölümcül darbeler vuruyor. Bu sistemin baskısı altındaki insanlara ve dünyanın mağdurlarına, başka bir yaşamın ve başka bir sistemin mümkün olduğunu gösteriyor.

Kapitalizmin sahipleri mevcut dünya sistemini, Hegel’in mükemmel devletinin son aşaması sayıyor, reel sosyalizmin yıkılmasından sonra da bunun alternatifsiz olduğuna inanıyor. PKK oluşturduğu alternatif yaşam ve yönetim sistemi ile kapitalizmi tartışılır hale getiriyor. Devletler arasında oluşan açık-gizli ittifakların ve PKK’ye karşı gelişen düşmanlığın esas nedeni budur.

Dünyanın egemenlerinin KDP’yi tercih etmesinin de nedeni bu gerçekliktir. Dünya için, toplumlar için hiçbir önerisi veya alternatif yaşam ve yönetim modeli olmayan; etnisiteler, inançlar, kadınlar, doğa, ekoloji, endüstriyalizm konusunda tek bir görüşü ve alternatif önerisi olmayan bir siyasi parti, dünya egemenleri bakımından zararsız ve “iyi” bir partnerdir. Ne pahasına olursa olsun iktidarda kalarak zenginleşmeyi düşünen ve Ortadoğu gelenekselliğini temsil eden bir parti, ABD’nin ve Avrupa’nın onay ve desteğine de mazhar oluyor.

Fakat başka bir gerçek var ki, devletlerin yaptıkları tanımlama ve suçlamalar toplumlar nezdinde karşılık bulmuyor. Ortadoğu’dan Asya’ya, Avrupa’dan Amerika kıtasına kadar her geçen gün PKK’yi ve Kürt halkının özgürlük mücadelesine tanıma ve anlama gelişiyor, ilgi ve sempati büyüyor.

PKK’yi terörist ilan ederek yasak listelerine alanlar; yaşadıkları çelişkileri ve gerçek teröristlere yaptıkları destekleri kendi halklarına anlatamayacaklardır. Önümüzdeki süreçte PKK yasağı ve listeden çıkarılması Batı kamuoyunda, AB platformlarında ve ulusal parlamentolarda daha çok ve daha sık tartışılacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.