- Tecridin, çözüm ve demokratikleşmenin önünde bir pranga olduğunu belirten Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, “Tecrit sürdükçe barışın olanaklarının gelişme şansı yok” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridi eleştiren TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, önceki gün gözaltına alındı. Yanardağ, dün de tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, "Suçu ve suçluyu övme” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla Yanardağ'ın tutuklanmasına karar verdi.
MA'ya konuşan Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, İmralı tecridinin hukuksuzluğuna işaret ederek, Yanardağ’ın gözaltına alınmasını muhalif medyaya yönelik “göz korkutma operasyonu” olduğunu söyledi.
Yapılan işkencedir
Tahmaz, yasalara uymama halinin AKP iktidarıyla yoğunlaştığına dikkat çekti. Abdullah Öcalan’ın yasal hakları ile avukat ve aile görüşmelerinin sağlanması için Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’den (CPT) çağrılar yapıldığını hatırlatan Tahmaz, ancak bu çağrıların yanıtsız bırakıldığını söyledi. Tahmaz, yıllarca süren tecrit halinin “işkence” olduğunu belirtti.
Tecridin Kürt sorununda takınılmış olan politikanın devamı olduğunu söyleyen Tahmaz, “Bu politikalar, Kürt sorununda Türkiye’nin demokratikleşmesini, iyileşmesini, Kürtlerin hakkını tanınmasını, demokratik hakların geliştirilmesini engelliyor. Bu da güvenlikçi, baskıcı, şiddet, işkence politikalarının bir parçası” dedi.
İfade özgürlüğü askıda
Tahmaz, tecridi eleştirdiği için Yanardağ’ın gözaltına alınmasının muhalif medyaya yönelik “göz korkutma operasyonu" olduğunu söyledi. Tahmaz, “Bu sözler nedeniyle bir genel yayın yönetmeninin gözaltına alınması ifade özgürlüğünün askıya alındığının resmen ilanıdır. Bunun başka bir gerekçesi olamaz” şeklinde konuştu. İmralı’daki hukuksuzluğun doğrudan hükümetin eliyle devrede olduğunu Tahmaz, bu nedenle tecridin araştırılması ve soruşturulmasının hükümet dışındaki güçler tarafından yapılması gerektiğini vurguladı. Tahmaz, şöyle devam etti: “O da siyasi iktidarın değişimine bağlı diye düşünüyorum. Bir genel yayın yönetmeninin bu sözleri nedeniyle hakkında soruşturma açılması kabul edilebilir bir şey değil. 1999’dan beri süren bir tecrit politikası var. Uluslararası hukuka aykırı bir şey var. Bu sürecin soruşturulması, aydınlığa kavuşturulması için Türkiye’nin barış sürecine girmesi gerekiyor. Bu da bu iktidarla olabilecek bir şey değildir.”
Öcalan etkili bir aktör
Tecridin, Türkiye’de sorunların çözümü ve ülkenin demokratikleşmesi önünde büyük bir pranga görevi gördüğünü vurgulayan Tahmaz, şunun altını çizdi: "Çözüm süreçlerinde Öcalan’ın önemli katkılarının olduğunu görüyoruz. Öcalan etkili bir aktör. Tecridi arttırdığınız zaman barış yoluna girmemekte, şiddet, çatışma ve güvenlik politikalarında ısrar ediyorsunuz demektir. Tecrit sürdükçe barışın olanaklarının gelişme şansı yok.” İSTANBUL