Tecritteki payımızı tartışmalıyız

18 Eylül 2022 Pazar - 19:30

 HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek

HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek

  •  Abdullah Öcalan gerçeğinin, hem hukuki hem insani hem de politik düzeyinin, artık tecridin aşılması gerektiğini dayattığını vurgulayan HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek, şunların altını çizdi: 
  •  "Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü hedefleyen bir yol bulmalıyız. Tecritteki payımızı biraz tartışmamız gerekiyor. Ulus devlet kendi işini yapıyor. Bu tecride, ataletimiz ve yapamadıklarımızla ne kadar hizmet ediyoruz?"

Kürt sorunu, PKK gerçeği üzerinden tariflenmediği sürece, ortaya çıkan inkar havuzunda herkesin yüzeceğini vurgulayan HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek, Kürt sorununun çözümü ve Abdullah Öcalan'a tecrit arasındaki bağa dikkat çekti. 

Yaklaşık 18 aydır hiçbir alınamayan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmek için ailesi ve avukatlarının başvuruları, ya yanıtsız bırakılıyor ya da çeşitli “disiplin” cezaları gerekçe gösterilerek reddediliyor. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Cengiz Çiçek, konuyla ilgili MA'dan Ergin Çağlar'a konuştu. Kürt sorununun, Türkiye’nin ulus devlet sınırlarının içerisine hapsedilmiş bir sorun olmaktan çıktığını belirten Çiçek, çok boyutlu küresel bir demokrasi sorunu olarak her anlamda kendini dayattığı kaydetti. 

Türkiye’deki egemen siyasetin içerisine düştüğü temel krizlerin, yıllardır Kürt sorununun demokratik çözümünü ıskalamasından kaynakladığını hatırlatan Çiçek, “Son tartışmalar bize bir kere daha gösterdi ki; kalıcı demokrasinin gelişebilmesi için Kürt meselesinin toplumsal barış ekseninde çözülebilmesi lazım. Cumhur ve Millet ittifaklarının, Kürt sorununa köklü bir arayış, çözüm aklı ve yoğunlaşması yok. Kendi toplumuyla/halklarıyla barışık olmayan bir rejim, her zaman demokrasiyi ıskalar. Türkiye’nin 100 yıllık hikayesinin özeti de budur” dedi. Çiçek, bu coğrafyanın kimliklerine, farklı kültürlerine savaş açarak ulus devletini pekiştirmeye çalışan bir akılla karşı karşıya olduklarını kaydederek, “Zaten bu aklın iki tarafı var. Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı. Türkiye’deki demokratikleşme sürecinin sürekli zafiyet halinde olmasının temel sebeplerinden bir tanesi de budur. Bu yönetim anlayışının, topluma, emekçiye, doğaya, halklara, kültürlere düşman yaklaşımı, sadece Kürt sorununun değil daha birçok sorunun çözümünde uzak kalacağını, tarihsel deneyimlerimiz gösterdi” diye konuştu. 

Hakikat zemininde tarif edilmeli

Kürt sorunu, PKK gerçeği üzerinden tariflenmediği sürece, ortaya çıkan inkar havuzunda herkesin yüzeceğini vurgulayan Çiçek, Kürt sorununun çözümü ve Abdullah Öcalan'a tecrit arasındaki bağa dikkat çekti. “Kendisini Türk ulus devletini yönetenler olarak gören Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı nasıl değerlendiriyor?" diye soran Çiçek, şöyle devam etti: "Gözümün önünde bir tiyatro oynanıyor. Sayın Öcalan’ın, Kürt sorununun demokratik çözümüne dair en reel, en akılcı yaklaşımları sergilediğini gördük. Aynı zamanda Sayın Öcalan’ın 24 yıldır İmralı sürecinde bütün siyasal aktörlerden daha fazla toplumsal barış ve Türkiye’nin demokratikleşme meselesine kafa yorduğunu gördük. Şimdi böylesine donanımlı bir aktörün tecrit ve işkence sistemi altında tutulması, diğer bir deyişle alıkoyma siyaseti, Kürt sorununun inkar aralığında derinleştiğinin de göstergesidir. Buradan baktığımızda mesele hakikat zemininde tarif edilmediği sürece çözümü hep ertelenecek.” 

Öcalan'a düşmanlığın nedenleri

Öcalan’ın birçok kuramsal konuda geliştirdiği fikirleri; demokratik ulus teorisi ve demokratik konfederalizmin, emek- sınıfa, doğa-insan ilişkisine, kadın mücadelesine dair ezberleri bozduğunu söyleyen Çiçek, şunları ifade etti: "Ona böylesine büyük bir düşmanlığın yapılmasının en temel nedeni de bu zaten. Sayın Öcalan üzerinde korsan hukukun uygulanması, sosyal ölüm dayatmasının en temel nedeni Sayın Öcalan’ın geliştirdiği çözüm aklından korkmanın göstergesidir. Korkuluyor, çünkü Sayın Öcalan’ın önerileri toplumsal kabul görüyor. Kendi varlık zeminlerinde tehdit oluşturduğunu bildikleri için bu kadar saldırıyorlar.”

Umudu hapsetmek istiyorlar

 Siyasi iktidarın Öcalan’a uyguladığı tecridin, demokrasiye ve Kürt halkının statüsüne yaklaşımıyla aynı olduğunu belirten Çiçek, Kürtlerin özgürlük mücadelesinin büyüdükçe saldırıların da arttığının altını çizdi. Çiçek, bu siyasetin temel amacını da “Bu umudu tekrardan geri dönülmez bir şekilde hapsetmek, kapatmak ve yok etmeye çalışmak” şeklinde özetledi.

Artık tecridi aşmalıyız

Öcalan gerçeğinin, hem hukuki hem insani hem de politik düzeyinin, artık bize tecridin aşılması gerektiğini dayattığını vurgulayan Çiçek, şunların altını çizdi: "Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü hedefleyen bir yoğunlaşma, bir arayış, bir yol bulmalıyız. Aslında tecritteki payımızı biraz tartışmamız gerekiyor. Şimdi ulus devlet ve yönetenler, sınıfsal olarak kendi işini yapıyor. Peki, biz bu tecride, ataletimiz ve yapamadıklarımızla ne kadar hizmet ediyoruz? Yeni dönemde bunu tartışmamız gerekiyor. Özgürlük meselesini de bu taraftan ele almamız gerekiyor. İnkarcı siyasete karşı farkımızı, kurucu siyasetle kurmak zorundayız. Toplumsal kuruculuk ve toplumsal siyaset nasıl ele alınacak? Bu yönleriyle yüzleşemeyen bizler tecride de pay sahibi olacağız.” 

Bu dengeyi bozmak lazım

Abdullah Öcalan’ın toplumdan kopartılarak unutturulmaya çalışıldığını ifade eden Çiçek, tecrit politikasına karşı yükselen itirazların, Kürt halkının örgütlü mücadelesiyle bağlantılı olduğunu belirtti. Çiçek, şunları ekledi: “Sayın Öcalan’a dönük tecridin kaldırılmasına dair hukuki ve politik mücadelelerin hepsi, fikirlerin ne kadar yasallaştığını ve politikleştiğinin göstergesi. Bundan dolayı Sayın Öcalan’a dönük saldırıların da yoğunlaşması söz konusu. Bu, bir denge hali. Şimdi bu dengeyi bozması gerekenler, Türkiye’deki demokrasi ve özgürlük güçleridir. Sayın Öcalan’ın ‘çözüm’ sürecinde gerçekleştirmeye çalıştığı temel hedefleri güncellememiz gerekiyor.”  İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.