Türk askeri 9 kişiyi yaktı, yargısı da davayı kapattı

Vartinis Katliamı'nda katledilenler

Vartinis Katliamı'nda katledilenler

  • Türk ordusunun, 1993’te aynı aileden 9 kişiyi yakarak katletmesi davası, Türk yargısı tarafından 30 yıl sonra zaman aşımından düşürüldü. 

Mûş’un Têlî ilçesine bağlı Vartinis beldesinde evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz üç yaşında olan 7 çocuklarıyla birlikte katleden Türk askerlerine karşı sürdürülen adalet mücadelesi, Türk devletinin bir aparatı olan yargısını aşamadı. Soruşturma açmakta uzun süre ayak direttikten sonra katilleri beraat eden yargı sistemi, Yargıtay’ın bozma kararı sonrasını da uzatarak bu kez zaman aşımından davayı düşürdü. 

Mûş’un Til (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) beldesinde, 3 Ekim 1993’te evleri Türk askerlerince ateşe verilen aynı aileden 9 kişinin yakılarak katledilmesiyle ilgili dava, Yargıtay’ın bozma kararı sonrası dün Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam edildi. Katliamdan sağ kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt’ün müşteki sıfatıyla hazır bulunduğu duruşmaya, Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (HEDEP) Mûş Milletvekili Sümeyye Boz, HEDEP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eşsözcüsü Nuray Özdoğan, İnsan Hakları Derneği (İHD) MYK Üyesi Nuray Çevirmen, Hafıza Merkezi temsilcileri, dosya avukatlarından Mûş Baro Başkanı Kadir Karaçelik, Ankara Barosu üyesi avukatlar ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Özgür Yaldız da katıldı.

Savcı düşürülmesini istedi

Duruşmada iddia makamı hazırladığı mütalaasını mahkeme heyetine sundu. İddia makamı, köyün yakılması emrini veren firari sanık Yüzbaşı Bülent Karaoğlu’nun tek yetkili olduğunun düşünülmemesi gerektiğini belirterek, dosyanın zaman aşımına uğramasından kaynaklı düşürülmesini talep etti.

İnsanlık suçunda geçerli değil

Mütalaanın ardından söz alan Wan Barosu Başkanı Sinan Özaraz, dosyaya katılma talebinde bulundu. Özaraz, Vartinis’te bir insanlık suçunun işlendiğini, insanlık suçlarının ise zaman aşımına uğramayacağını belirterek, mütalaanın kabul edilmemesi gerektiğini söyledi. Onun ardından söz alan Ankara Barosu’ndan avukatlar da benzer ifadelerle bu dosyada zaman aşımı olamayacağını vurgulayarak davaya katılım talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, dosyanın geldiği aşamadan kaynaklı Ankara ve Wan barolarının katılma taleplerini reddetti.

Ailemi gözümün önünde katlettiler

Heyetin mütalaaya karşı söz verdiği Aysel Öğüt ise “Sizden tek istediğim adalet. Ailemin hakkı yerde kalmasın. Benim gözümün önünde ailem katledildi, bu katilin yakalanmasını istiyorum. Hakkımı önce Allah’a sonra size havale ediyorum” dedi.

İnsanlığa karşı suç işlendi

Dosya avukatlarından Kadir Karaçelik, 30 yıllık bir adalet arayışının olduğunu dile getirdi. Karaçelik, şöyle konuştu: “Bu davanın ilk duruşmasında 5 saat boyunca usul tartışması yaptık. Bu dava, bizim için bir yurttaş, avukat, hukuk örgütü olarak ne ifade ediyor ona bakmak lazım. Çocuklar öldüğü zaman, insanlar katledildiği zaman, biz bu insan haklarını nasıl savunacağız. Bir savaş filminde ancak böyle bir kurguyla karşılaşırsınız. Aysel ve ailesi, bizim için başka bir şey ifade ediyor. Aysel’in yaşadığı, bu ülkede yaşayan insanların kayıtsız kalabileceği bir şey değil. Vartinis’te nasıl bir trajedi yaşandı hepimiz biliyoruz. Bu dava Nazi Almanya’sında görülecek bir davadır. Bülent Karaoğlu’nun kamu vicdanında mahkum etmemiz gerekiyor. Fail, çok açık bir şekilde aranmadı ve ‘firar etti’ denildi. Fiilin ve eylemin insanlığa karşı suç kapsamına girmesinden kaynaklı zaman aşımı kararına katılmıyoruz.” 

Devlet katilleri korudu 

Beyanlarında dosyanın zaman aşıma uğratılamayacağını söyleyen Av. Fuat Özgül de, şunları ifade etti: “Bu davada, katliamı ‘teröristler yaptı’ şeklinde soruşturma başlatıldı. Olayla ilgisi olmayan onlarca insan gözaltına alındı. Gözaltına alınıp tutuklanan insanlar beraat etti. Dosyanın esas failine ilişkin herhangi bir soruşturma yürütülmedi. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyadan ‘nasıl kurtulabilirim’ diye doğru düzgün soruşturma yürütmedi. Zaman aşımına çok az bir süre kala Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava açıldı. İddia makamının mütalaasına iştirak etmiyoruz. Burada sanıklar hakkında kamu gücü tarafından etkin bir soruşturma yürütülmedi. Bunlar kamu gücü tarafından korundular. Zaman aşımında, durdurulan sürelerin de eklenmesi gerekiyor. Bu durumda dosyanın zaman aşımında olmadığını bir kez daha görünüyor.” 

 

Vartinis davası avukatlar açıklama

 

Bir kişi değil, devlet var

ÖHD üyesi Avukat Özgür Yaldız ise kabul edilebilir olmadığını belirttiği mütalaaya katılmadıklarını vurguladı. Yaldız, şunları söyledi: “Daha önce sanığın devletin kendine biçtiği görevin dışına çıktığını söylemiş ve muhakkak birilerinin cezalandırılması gerektiğini söylemiştiniz. Öfke kontrolünü sağlayamadığı için gidip bir katliam yapan bir sanıktan söz etmiyoruz. Burada bir anlayış var; devlet anlayışı. Bu meselede sadece sanık Bülent Karaoğlu’nun olması tek başına yeterli değil, dosyada işlenmiş bir suç var. İnsanlığa karşı suç kapsamında dosyanın değerlendirilmesini istiyorum.” 

Katledilenlerden ikisi hariç hepsinin çocuk yaşta olduğunu hatırlatan Av. Nuray Özdoğan ise çocukların korunması, savaş ve çatışma dönemlerinde çocukların yaşam haklarının korunmasına ilişkin uluslararası mevzuatın, mahkemeye bu suçun aydınlanmasına ilişkin bir görev yüklediğini kaydetti. Mahkemeden sanığın yakalanmaması ve kaçak halinde olmasında kastı ve ihmali olan kolluk gücü veya kolluk gücüne talimat veren idari makamlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep eden Özdoğan, yine sanık ile ilgili istihbarat birimlerinden bilgi istenmesi ve delilerin toplanmaya devam edilmesini talep etti.

Mahkeme davayı düşürdü

Savunmaların ardından iddia makamının mütalaasını değerlendiren mahkeme heyeti, zaman aşımı tarihinin üzerinden iki aylık bir süre geçtiğini belirterek, dava dosyanın düşürülmesine karar verdi.

Yakacağız deyip yaktılar

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis Beldesi (Altınova) kırsalında 2 Ekim 1993’te yaşanan çatışmadan sonra gelen askerler, Vartinis'ten geçerken havaya ateş açtı ve “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrıldı. Olaydan bir gün sonra, yani 3 Ekim 1993'te beldeye gelen askerler “Örgüte yardım ettikleri" iddiasıyla köyü ateşe verdi. Evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz üç yaşında olan 7 çocuklarıyla birlikte yaşamını yitirdi. Evden sağ kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt, daha sonra katliama ilişkin suç duyurusunda bulundu.

Dosya kapatıldı

Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, “terör suçu” diyerek dosyayı görevsizlik kararıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığına gönderdi. DGM Başsavcılığı, olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve “failleri belli olmadığı” gerekçesiyle dosyayı kapattı.