Türk faşizmi Kürt soykırımını pratikleştiriyor

Forum Haberleri —

13 Mayıs 2022 Cuma - 23:20

Erdoğan BM Genel Kurulu'na işgal planını sunarken

Erdoğan BM Genel Kurulu'na işgal planını sunarken

  • Suriye’ye getireceği mülteciler yerleşim yerlerinin yapılacağı bölgelere ait değiller. Bu bölgelerin halkını Türk işgalcileri mülteci durumuna getirmiş. Niyet mültecilerin topraklarına dönmesiyse o zaman o toprakların sahiplerinin dönüşlerine izin verilsin.

ZEKİ AKIL
Erdoğan-Bahçeli faşizmi Kürdistan’ı yaşanmaz kılmaya devam ediyor. Bu yaşanmaz kılmayı Kürdistan’da köylerin ve şehirlerin yıkılması, halkın yerinden edinmesi biçiminde ele almamak gerekir. Savaşın görünen yüzü, yıkıntıları biçiminde ele almamak gerekir. Böyle bir yargılama veya değerlendirme gerçeğin tümünü vermez. Dikkat edersek Ukrayna’ya füzeler atılıyor, binalar, fabrikalar yıkılıyor. Savaşın bir ülkeyi nasıl tahrip ettiği görüntülerle insanlara sunuluyor. Daha beter yıkıntılar ve görüntüler 2. Dünya savaşı belgesellerinde bolca var. 

Kürdistan’da da 1990’lerde dört bine yakın köy ve mezra yakılıp yıkıldı. Milyonlarca insan yerlerinden edildi. Binlercesi sokaklarda arkadan kurşunlanarak katledildi. İşkence hücreleri ve zindanlardaki dehşet dünyaya nam saldı. Bunlara ek olarak 2016’daki Sur, Nusaybin, Cizre ve Şırnak gibi şehirler yerle bir edildi. BM temsilcilerinin hazırladığı bir raporda şehirlerin başına getirilenleri “tufan sonrası görüntülere benziyor” biçiminde tanımlamışlardı. Bahçeli ve Erdoğan asker ve polislere, bürokrasiye “merhamet etmeyeceksiniz. Taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmayacak” demişlerdi. Bunlarla kalsa iyi. Kin ve düşmanlık sınır tanımadı. 2018’de Efrîn işgali başladı. Saldırı Kürtlerin yaşadığı komşu devletlerin toprağına taştı. Efrin’de iş katliam ve cinayetler, talan ve tecavüzlerle sınırlı kalmadı. Kürt nüfusu yaşam alanlarından, topraklarından sürdüler. Yerlerine çetelerden, sağdan soldan devşirdiklerini getirip yerleştirdiler. Tümüyle soykırım suçları kapsamına giren etnik temizlik uyguladılar. Bir yıl sonra aynı felaketi Girê Spî ve Serêkaniyê bölgesinde tekrarladılar.

Erdoğan, BM gene kurulunda elinde Suriye haritasıyla bir konuşma yaptı. Başka bir devletin sınırları içinde yapacağı etnik temizliğin ve işgalin planını sundu. Sözde devletlerin egemenlik haklarını ve hukukunu savunma amacıyla kurulmuş BM büyük bir pişkinlikle sessizlik içinde Erdoğan’ı dinledi. Serêkaniyê işgalinin hemen ardından BM genel sekreteri koşarak Erdoğan’ı ziyaret etti. Erdoğan Avrupa ve BM’yi de ortak ederek etnik temizlik uyguladığı bölgelere Kürtlerin yerine çeteleri ve İhvancıları, o toprakların sahibi olmayanları getirip yerleştirmek istedi. Avrupa ve BM bu planın üzerine atlamaya hazırdı. Yeter ki, Erdoğan, Suriyeli mültecileri Avrupa’ya göndermesin! Ancak gelen tepkiler üzerine Almanya ve diğer devletler biraz geri çekildiler.

Erdoğan, Efrîn’den İran sınırına kadar olan bölgeleri Kürtlerden arındırma planından vazgeçmedi. Suriye ve Türkiye arasına duvar çekti. Şimdi Türkiye-İran sınırına duvar çekiyor. O da yetmedi. Irak hükümetine baskı yaparak, ABD’yi de katarak Şengal öncelikli Irak-Suriye sınırına da duvar çekiyorlar. Irak-Türkiye sınırını da kalekollarla donattılar. Irak tarafındaki köylerin çoğu boşaltıldı, insansız bölgeler yaratıldı. Zap’ı da işgal ederek sınıra kilit vuracağız, diyorlar. Zaten Güney Kürdistan’da onlarca askeri üs kurmuşlardı. Şimdi işgal alanlarını genişletmeye, Güney’in tümünü kontrole almaya çalışıyorlar.

Erdoğan 2003’te hata yaptık, diyordu. Yani ABD ile ortaklaşarak Irak’a asker soksalardı ordularının bir kısmını Güney’e yerleştireceklerdi. Böylece hem PKK temizlenecek hem de Güney’de Kürtler için bir statü, federasyon engellenecekti. Şimdi o zaman yapamadıklarını yapmaya çalışıyorlar. Güney yaz kış havadan bombalanıyor. Türk istihbaratı oraya yerleşti. Güney, Barzani ailesi sayesinde Türk ekonomisinin tam bir uzantısı haline getirildi. Güney üzerinden Irak’ın tümüne müdahale eder duruma geldiler. Türkmenleri örgütlüyorlar. Sünnilerle Barzani ailesini ittifaka çekerek Irak siyasi yaşamına yön vermeye çalışıyorlar. Irak’ta seçimin üzerinden aylar geçmesine rağmen yeni hükümet kurulamıyorsa bunda Türkiye’nin önemli bir payı olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.

Erdoğan, Suriye’de oyunlarını tezgahlamaktan vazgeçmiyor. Efrîn’den, Dêrik’e yani Irak sınırına kadar olan bölgeye üç milyon mülteciyi getirip yerleştireceğini söylüyordu. O zaman olmadı. Şimdilik bir milyon mülteciyi getirip yerleştireceğiz. Onlara evler yapacağız, diyor. Tabi Erdoğan bu evleri kendi parasıyla yapacak değil. Zaten Türk ekonomisi dibe vurmuş. Bu paraları bazı Arap devletlerinden ve dış güçlerden temin edecek. Zaten açıkladılar: Uluslararası bazı kurumlarla bu konudaki görüşmelerin son aşamasına gelindiği belirtildi. Etnik temizlik yapmakla yetinmiyor. Buna dünyayı da ortak etmek istiyor. Ayrıca finansmanını da başkalarından sağlamaya çalışıyor.

Suriye’ye getireceği mülteciler yerleşim yerlerinin yapılacağı bölgelere ait değiller. Bu bölgelerin halkını Türk işgalcileri mülteci durumuna getirmiş. Niyet mültecilerin topraklarına dönmesiyse o zaman o toprakların sahiplerinin dönüşlerine izin verilsin. Bu yapılmıyor. Erdoğan’ın getireceği mülteciler sahipsiz, boş arazilere yerleştirilmiyor. O toprakların sahipleri var, tapu sahibi olanlar var. Yarın bu hangi sorunlara yol açacak? Tapu sahipleriyle dışarıdan gelenler karşı karşıya gelecekler. Yeni çatışmaların ve düşmanlıkların tohumları ekiliyor. Ayrıca Erdoğan’ın başka bir ülkede bu kadar tasarruf hakkı olabilir mi? Sözünü ettiği yerler Türk toprakları değil. Türkiye’nin sınırları içinde değil. Başka bir ülkede bu kadar at koşturmak, hak, hukuk tanımamak BM yasalarına uygun mudur?

Türk ırkçılığına ve Kürt soykırımına hiçbir güç, hiçbir nedenle ortak olmamalıdır. Erdoğan’ın oyunları Suriye’de sorunları çözmüyor. Yeni çelişki ve çatışmaların tohumunu ekiyor. Başta Suriye halkı olmak üzere hak, hukuktan yana olan bütün güçler etkili bir karşı duruş sergilemelidirler.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.