Türk ordusu esir askerleri öldürmek istedi

Forum Haberleri —

12 Şubat 2021 Cuma - 23:00

  • Türk devleti PKK'nin elindeki kendi askerlerini öldürmek için her türlü şeyi yapacağını Garê’ye saldırı ile bir kere daha gösterdi. Bu yazıyı, PKK'nin eline yaralı olarak esir düşen bir asker olarak yazıyorum.

YANNİS VASİLİS YAYLALI*

PKK, Garê savaşı kapsamında Türk ordusunun esir askerlerin içerisinde tutulduğu kampı vurduğunu duyurdu. Eski bir esir asker olarak geçmişte de TSK'nin birçok kez aynı yöntemi izlediğini söyleyebilirim. Esir ailelerin merak içerisinde olduğunu düşünerek PKK'nin çok yakında esir askerlerin akıbetiyle ilgili açıklama yapacağına inanıyorum. Türk ordusunun dizi filmlerde kamuoyuna nasıl gösterildiğini iyi biliyorum. TSK ile olan gerçekler ise dizi filmlerin aksine 180 derece tezatlık gösterir. Yaptığım bir çok açıklamamdan dolayı da kamuoyu benim eski bir asker olduğumu ve 90’lı yıllarda Kürtlere karşı savaş için bölgede olduğumu bilecektir. Devletin siparişle yaptırdığı dizi filmlerde olduğu gibi bir ordu bekleyenler hala varsa çok büyük hayal kırıklığıyla karşı karşıya kalacaklardır.

Size geçmişte askerken yaşadığım bazı olayları bu vesileyle bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Ben 90'lı yıllarda Roboskî yakınlarında bulunan Kela Memê dağında PKK ile girdiğimiz bir çatışmada yaralanarak PKK'nin eline yaralı olarak esir düşmüştüm. Gerilla ayağımdaki kanamayı durdurduktan sonra beni daha güvenli bölge olan Güney Kürdistan tarafına geçirecekti, ben biraz daha kendime geldikten sonra harekete koyulduk. TC telsizleri dinlediğinden benim Gerillanın eline geçtiğimin bilgisini almıştı. İster inanın, ister inanmayın ama TC kendi askerine pusu hazırladı ve tam biz sınır bölgesinden geçerken güzergahı top atışına tutmaya başladı. Gerilla bölgeyi iyi tanıdığından beni sağ salim sınırın diğer tarafına geçirdi. 

KDP istihbarat veriyor Türkiye saldırıyor

Türk ordusu (TSK) elbette bununla sınırlı kalmadı, biz orada olduğumuz sürece her fırsatı değerlendirdi. Heftanîn kampından, Metina, Garê kamplarına kadar bulunduğumuz tüm alanlara her fırsatta hava saldırısı gerçekleştirdi. Özellikle yer tesbiti olduğunda, mesela gazeteciler, heyetler bizi ziyarete geliyorsa bunu değerlendiriyor; kaldığımız yer tesbit ediliyor ve hemen ardından saldırılar oluyordu. Bizi gerilla hayatlarını hiçe sayarak sayısız kez ölümden kurtardı. Bir şeyi daha buraya eklemek isterim, bizim canımızı almak isteyenlerin listesi oldukça kabarıktı ama KDP'yi ve yaptıklarını görmezden gelirsek her şeyin yarısı eksik kalır. Çünkü birçok kez askeri bulunduğumuz kamplara getiren KDP'nin ta kendisiydi. Heftanîn, Metina, Garê üçgeninde bu yüzden sürekli kamp değiştiriyorduk. Nasıl ki kuzeyden gelen misafirlerimizin ardından TSK tarafından kamplarımız vuruluyorsa, Güney'de de KDP güçleri ya da ajanları tarafından fark eklediğimizde yine TSK tarafından vuruluyorduk.

Garê bölgesini iyi biliyorum, Türkiye sınırına oldukça uzak bölgedir, bu anlamda KDP geçmişte esir askerlerin de olduğu kamplara nasıl TC askerlerini taşıyorsa, Garê için de benzer şeyleri yaptığını gördük. KDP, PKK'nin elindeki esir askerlerin o bölge de olduğunu bilmiyor olamaz. Türkiye devleti muhtemelen esir askerlerin bulunduğu kampı KDP'den öğrendi. Geçmişte olduğu gibi de bile bile yine esir askerlerin olduğu kampı vurdu. Bazı kesimlerin bu operasyonu Türkiye'nin esirleri kurtarma hamlesi olarak değerlendirdiğini gördüm, ama dizi filmlerin dışında Türk ordusu ve devleti tanıyan biri olarak bu operasyonu tam tersi bir hamle olarak görüyorum. Bu gerilla geçilebilirse zaten bir işgal hamlesi ama gerilla direnişi karşısında eğer işgal gerçekleşmese de Türkiye'de gündem manipüle edilecek; işte esir askerlerin öldürülmesi ve ölümler üzerinden bir geliştirilecek provokasyonla bu sağlanacak. Onun ardından muhtemelen başka provokasyonlar gelecek hükümet de bunu yine otoriterleşme için fırsata çevirecek, zaten hu anayasa çalışmaları da bu sürecin parçası olacak.

PKK elindeki olanaklara göre esir askerlerin güvende olabilmesi için en gerideki bölge olan Garê'yi seçmekle tavrını zaten göstermiştir. Fakat KDP istihbaratıyla esir askerlerin yerini bilen TSK yine Güney’den başlayan bir operasyonla esir askerlerin tutulduğu kampı vurmuştur. Burada olabilecek tüm ölümlerden doğal olarak bu iki güç sorumludur. Umarız ki ölüm kalım yoktur, ama orada bir ölüm kalım mevcutsa aynı Roboskî katliamında olduğu gibi devlet bunu KDP istihbaratı ile günlerce planlayarak yaptı, bunu mutlaka belirtmek gerekiyor. Şimdi özellikle devletin Diyarbakır'da HDP önünde organize ettiği tiyatroya katılan esir asker yakınlarına bir kaç kelam etmek istiyorum. Çok ağır laf edeceğim ama eğer burada bir katliam gerçekleşmişse üzülerek söylüyorum ki sizinde bunda payınız oldu. Esir asker yakınlarını bu anlamıyla başta ben olmak üzere birçok kurum bu anlamıyla uyarmıştık. Özellikle demiştim ki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sizlerle orada konuşurken TSK belki de yakınlarınızın bulunduğu kampı bombalıyordur diye. Devlet HDP önünde bir tiyatro sergiliyordu, sizler belki de çocuğunuzun yaşamına malolacak bir oyunda figüran oldunuz. Yani yakınlarınızın bombalanmasına giden merdivenlerinin bilinçsizce taşlarını size yaptırdılar. Bizim coğrafyamızda devlete güvenmenin bedeli, faturası hep ağır olmuştur, umarım siz bu faturayı çocuklarınız ve yakınlarınızla ödememişsinizdir.

Bu vesileyle PKK'ye esir askerlerin bulunduğu kampın bombalanmasıyla ilgili bilgilendirmeyi bir an önce yapması çağrısını bir kere daha yineliyorum. Ayrıca devletin bu kaçıncı provokasyonu bilemiyorum ama PKK'nin elindeki kendi askerlerini öldürmek için her türlü oyunu yapacağını bir kere daha gösterdi. PKK artık beş senedir elinde bulundurduğu esir askerleri gözlemci bir kurumun eşliğinde bırakması lazım. Bugün olmadı ama devlet yeni yeni provokasyonlar peşinde koşacak, bir değil, iki değil tam beş senedir esir askerler dağlarda, özgürlüklerinden yoksun ve aileleri de perişan durumdalar, ayrıca artık esir askerlerin alınmasına neden olan amaç çoktan aşılmıştır. Bu saatten sonra o esirlerin PKK elinde olması hiç bir şekilde olumlu bir şeye hizmet etmeyecektir. Tam tersi bir durumun da aslında ortaya çıktığını görüyoruz, esirlerin kendisi ve yakınları üzerinden devlet tekrar tekrar savaşı üretmek için yeni yeni organizasyonlar peşinde koştuğunu bir kere daha gördük.

İnsan hakları için mücadele eden kuruluş ve aktivistler de savaş, barış süreci demeden artık devreye girerek PKK'nin elindeki esir askerlerin bırakılması için kolaylaştırıcı çabalar içerisinde olmalılar. Oradaki esir askerlerin başına bir şey gelmeden artık ailelerine kavuşturulmalıdır.

* Eski Türk askeri

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.