Ukrayna’da barış isteniyor mu?

Elif SONZAMANCI yazdı —

18 Haziran 2022 Cumartesi - 09:00

  • Batı cephesindeki açıklamalara baktığımızda gerçek bir barış arayışının olduğunu söyleyemiyoruz.

Rusya-Ukrayna savaşı başlayalı neredeyse 4 ay oldu, tüm dünya savaşın nasıl sonuçlanacağını merak ediyor. Zira dünya çapında başta gıda ve doğalgaz krizi olmak üzere, birçok krizin çıkmasına neden olan bu savaş başladığı ilk günden bu yana iki ülke arasında yaşanan bir savaş değil.

Sürece yönelik yanıtı net verilemeyen bir çok soru var: Ukrayna AB’ye dahil edilecek mi? NATO ülkesi olacak mı? Savaş daha ne kadar uzayacak? Batı dünyası müzakerelerde gerçek bir barış arayışında mı? Yoksa taraflı çözüm arayışları mı ağırlık kazanıyor? Türkiye mevcut savaşta kendini istediği gibi konumlandıracak mı? Bir dönem (aslında hala) kendi emellerini dikte etmek için mülteci kartını kullanırken, yeni kartı Ukrayna savaşı mı? Soruları daha da artırabiliriz. Bu soruların kısmen yanıtı biliniyor aslında. Özellikle batı cephesindeki açıklamalara baktığımızda gerçek bir barış arayışının olduğunu söyleyemiyoruz. 

Bildiğiniz üzere Almanya bu savaş döneminde önemli değişimler geçirdi. Öncelikle hükümet değişikliği ve akabinde şekillenen dış politika değişikliği sert tartışmaların odağındayken, hükümetin çözüm olasılığı için attığı adımlar da hala bir memnuniyet atmosferi yaratmış değil.
Savaş giderek büyüyüp, hatlar netleşirken Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Mario Draghi Ukrayna'nın başkenti Kiev’e gitti. Bu görüşmeye Romanya dahil olurken, Polonya’nın dışarda tutulması eleştiri konusuydu. Savaşın başlamasından bu yana ilk ziyaretini gerçekleştiren üç liderin amacı elbette özellikle AB ve NATO zirveleri öncesinde daha güçlü kartlarla dönmekti. 

Ceplerinde Ukrayna’nın AB ülkesi olduğu mottosuyla Kiev’e giden liderler Ukrayna’ya AB’ye katılım amacıyla aday ülke statüsü verilmesi gerektiğinin de altını çizdi. Zira 23-24 Haziran'da yapılacak AB zirvesinde Ukrayna'nın adaylığı konusu ele alınacak.

Bu ziyarette Almanya’nın dahli özellikle Ukrayna tarafı için ayrıca bir önem arzediyordu. Zira Almanya-Rusya ilişkilerini mercek altına alan Ukrayna ile yer yer diplomatik krizler yaşandı. Fransa özellikle iki ülke arasında mekik dokuduğu için Ukrayna tarafından eleştirilirken, Almanya’nın henüz yerine getirilmeyen, özellikle ağır silah yardımları da dile getirilen eleştiriler arasındaydı. Defalarca ertelenen Almanya Başbakanı Scholz’un ziyaretinde bu kez daha belirgin sözler verildi. Almanya Ukrayna’ya yardım amacıyla özellikle silah siyasetinde önemli değişimlere giderken, bu Ukrayna için yeterli adımlar olarak değerlendirilmiyor. Almanya şimdiye kadar 350 milyon euro değerinde silah ve mühimmat sevkiyatını onayladı, ayrıca açık pazardan silah alımları için Ukrayna'ya 1 milyar euro aktarıyor ve savaşın başlangıcından bu yana 440 milyon euro da insani yardım sağladı. 

Bu görüşmede ise ‘Ukrayna ile dayanışma içindeyiz’ mesajı ağırlık kazandı. Ukrayna ile yakın görüşmelerin haliyle Rus tarafında da karşılığı oldu.

Ziyaret sırasında Rus enerji devi Gazprom Almanya'ya doğal gaz sevkiyatını azalttı. Kremlin açıklamasında sorunun kendileri ile ilgili olmadığını, teknik bir sorun olduğunu belirtirken, Almanya sorunun önemine dikkat çekti.

Zira Almanya’daki doğal gaz depolama tesislerinde doluluk oranının yüzde 55’e gerilediği belirtiliyor. Geçtiğimiz günlerde Almanya'nın enerji piyasası düzenleyici kurumu Alman tüketici ve sanayicilerine doğal gaz tüketimini azaltma çağrısı yaparak tasarruf önerisinde bulunmuştu.

Ukrayna-Rusya savaşında stratejik olarak Rusya’nın bu savaşı kaybettiği yorumları yapılıyor, oysa henüz bu savaşın nereye evrileceğini kestirmek mümkün değil. Scholz geçtiğimiz günlerde Rusya’ya daha çok yaptırım yapılması gerektiğine dikkat çekerken, “Bunlarla durumun düzeleceğine ve Rusya'nın diyalog yoluna gireceğine inanıyoruz" demişti. 

G7, NATO ve AB zirveleri Ukrayna-Rusya savaşının gidişatının nereye evrileceğini daha da netleştirecek. Biden, Rusya’ya yaptırımlar getirirken iç siyaseti düşünmediğini, Avrupa'nın kaosa düşmesinden korktuğunu belirtti. Oysa kaosa gidişatın temelleri çoktan atıldı. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.