Ülkem söz konusuysa yapamayacağım şey yok

Kadın Haberleri —

14 Temmuz 2021 Çarşamba - 23:00

  • Rusya’da başladığı siyasal çalışmalarını geldiği Almanya’da Kiel DKTM eşbaşkanı olarak sürdüren Nigar Serhat, “Herkesin ülkesi için mutlaka yapabileceği bir şeyler vardır.  Ülke söz konusu oldu mu yapamayacağım şey yoktur” diyor.

M. ZAHİT EKİNCİ
HAMBURG

Kiel Demokratik Kürt Toplum Merkezi Eşbaşkanı Nigar Serhat, Ermenistan Kürtlerinden. Geçtiğimiz aylarda eşbaşkanlığa seçilen Nigar, evli ve iki çocuk annesi. Nigar’ın ailesi, Ermeni ve Êzîdî Kürtlere yönelik katliamın ardından Ermenistan’a geçmiş. Erivan’a bağlı Avşin köyünde dünyaya gelen Nigar, Wan’da bulunan büyük aşiretlerden Çoxreş’in bir mensubu.

Nigar Serhat ile Defend Kürdistan tarafından Hamburg’da organize edilen yürüyüşte bir araya geldik. Kendisiyle konuşma talebimizi iletince, mütevazi bir şekilde sadece yurtseverlik ve halkına karşı duyduğu sorumluluğu yerine getirmeye çalıştığını ifade etti.

Evde hep Kürtçe konuşuluyor

“Êzîdîlere yapılan katliamda dedemin altı kardeşinden kimileri öldürülmüş, kimileri de zorla Müslümanlaştırılmış” diyen Nigar, katliamdan kurtulan dedesinin her şeye rağmen inancını sürdürdüğünü belirtiyor. Köylerinin sulak ve yeşillik olduğunu, bu nedenle Avşin olarak adlandırıldığını aktaran Nigar, “Babam Sovyetler zamanında köyde veteriner olarak görev yapıyordu. İyi bir Kürt ve iyi bir komünistti. Onun iyi bir Kürt ve iyi bir baba olması bizi de şekillendirdi. Hep bize kökenimizi, geldiğimiz yerleri ve Êzîdî inancını anlatıyordu. Evde hep Kürtçe konuşurduk” diyor. Okula gittikten sonra Ermenice ve Rusça öğrendiğini söyleyen Serhat, köyde sade ve güzel bir yaşam sürdürdüklerini ifade ediyor. 

Arayışla dolu bir süreç

17-18 yaşına kadar kendi köyünde mutlu bir şekilde yaşarken 1987’yi 1988’e bağlayan kışta yaşanan deprem nedeniyle her şeylerini kaybettiklerini söyleyen Nigar, sonrasını şöyle anlatıyor: “En başta babamı elimden aldı. Depremin acısına dayanamayan babam bir kalp krizi sonucu vefat etti. Depremden sonra ailemle beraber bir seneye yakın Ermeni köyü olan Arazrap köyünde kaldık. Bu köy Aras Nehri’nin kıyısında ve sınıra komşuydu. Daha sonra yarıda kalan eğitimimi tamamlamak için Ivanova kentine gittim. Burada tekstil üzerine hem okuyor hem de pratik yapıyordum. Bir yandan okurken bir yandan da inancıma ve kökenime dair arayış içerisindeydim. Çok güzel Rusça biliyorsun ama insanlar için kökenin hep bir sorundu. Farklı bir ırka mensup olduğun hemen anlaşılıyordu. Kürt olduğumu söyleyince bana Kürdistan’ın nerede olduğunu soruyorlardı. Sancılı ve arayışlarla dolu bir süreçti benim için.”

Kapımız gerillalara açıktı

Ailesinin yaşadığı köyün sınırda olduğu için Kürt özgürlük hareketi gerillalarının sık sık evlerine gidip geldiğini belirtiyor Nigar ve şöyle devam ediyor: “Kapımız gerillalara her zaman açıktı. Hatta bunun duyulması özerine evimiz basıldı ve kardeşim yakalanıp her türlü işkenceye maruz bırakıldı. Serbest bırakıldıktan sonra da genç yaşta partiye katıldı. 13 sene boyunca mücadele ettikten sonra savaşta yaralandı, gazi oldu.”

Yaşamında bir dönüm noktası

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın esir alınmasının kendisi için dönemeç olduğunu belirten Nigar, “Önderliğin yakalanması belki de her Kürt bireyinin yaşamında bir dönemeç noktasıdır. Yaşadığım kent olan Ivanova’da bize ait bir kurum yoktu. Kız kardeşimin yaşadığı Tambov kentinde partinin bir şubesi vardı. Hemen oraya giderek arkadaşlarla ilişkilendim. Tabii bundan önce Önderliğin birçok kitabını okuma imkanım olmuştu” diyerek, arayışlarının cevabını burada bulduğunu dile getiriyor.

Kendi kendime söz verdim

“Bundan sonra yaşayacaksam gerçek bir yurtsever Kürt kadını gibi yaşayacaktım” diyen Nigar bunun gereklerini de yerine getirmeye çalışmış: “Önderliğin tutuklanmasından sonra yapılan birçok eyleme katıldım, açlık grevine girdim. Ama tüm bunlar yetmiyordu. Daha fazla şeyler yapmam gerektiğine inançla kendi kendime söz verdim. Bundan sonraki yaşamım, bir partilinin yaşamı olacaktı. Bu inanç ve kararlılıkla profesyonel olarak çalışmaya başladım. Moskova’da kitle faaliyetlerinden sonra Kürdistan’a gittim.”

Şengal’de kendimi arındırdım

Şengal’e de gittiğini aktaran Nigar, “Şengal’de bulunduğum esnada hem kendimi sorguluyordum hem de inancımın kökenlerini araştırıyordum. Kendimi burada arındırdım adeta” diyor.

Şengal’in her haliyle üzerinde derin etki bıraktığını vurgulayan Serhat, “Köklerinden yeniden doğan bir Anka kuşu misali gibiydim sanki. Bu duygu ve düşüncelerle tekrardan Rusya’ya döndüm ve çalışmalara kaldığım yerden devam ettim” diye ekliyor. 

Almanya’da da yola devam

2010 yılından itibaren Almanya’nın Kiel kentinde yaşayan Nigar, burada da gücü oranında mücadelesini sürdürdüğünü anlatıyor. “Tabii Avrupa çalışmalarının benim için zorlayıcı tarafları oldu. Rusya’da iken başta dil olmak özere tüm ilişkilere hakimdim. Burada çok farklı bir çalışma temposu var. Ama hiç bir zaman bunları kendime dert edinmedim. Geldikten sonra da mücadeleye katkı sunmak için hemen arkadaşlarla ilişkilendim. Sonuçta mücadele devam ediyor ve bu mücadeleyi her yerde sürdürmek lazım” diyor. 

Herkesin yapacağı şeyler vardır

Bir kenara oturup halka karşı yapılan haksızlığa seyirci kalamayacağını belirten Nigar, “Aile ve iş yaşamı, toplumsal çalışmalar yürütmeme hiçbir zaman engel olmadı. Kendime göre bir çalışma takvimi yaparak kaldığım yerde devam ediyorum. Herkesin ülkesi için mutlaka yapabileceği bir şeyler vardır. Ülke söz konusu oldu mu yapamayacağım hiç bir şey yoktur” diye belirtiyor. 

‘Önderlik felsefesi ters yüz etti’

Kiel’de geçtiğimiz süreçte yapılan Demokratik Kürt Toplum Merkezi kongresi için eşbaşkanlık önerisi geldiğinde şaşırdığını belirten Nigar, “Tabii daha önce bir deneyimim olmadığı için biraz bocaladım. Ama halk seni böyle bir göreve layık görünce  reddedemedim. Eşimin ve ailemin onayını aldıktan sonra kabul ettim. Daha düne kadar kadına hiçbir değer verilmeyen bir toplumda Önderliğin felsefesiyle kadın bugün toplumu yönetebilecek bir düzeye gelmiş. Bu bile başlı başına bir devrimdir. Bundan 40-50 sene önce ben eşbaşkan olacağım desem insanlar belki de güler geçerdi ya da ayıplardı. Ama Önderlik toplumda geri olan ne varsa hepsini ters yüz etti” diyor.