Yasak kararı ve soru işaretleri

Elif SONZAMANCI yazdı —

20 Kasım 2020 Cuma - 23:00

  • Geçmişte Almanya devleti tarafından desteklenen Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (ADÜTDF), 1978 yılında bizzat devletin desteği ile kuruldu. Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın raporuna aşırı sağcı bir hareket, Pantürkçü, Panturancı kökenlere, milliyetçi ve ırkçı aşırı sağcı ideolojiye dayandığı yönünde giren bu hareket neden şimdi yasaklanmak isteniyor?

 

Geçenlerde bir haber okudum. Düsseldorf İdare Mahkemesi sınır dışı edilecek kişilerin bulunduğu evlere gece yarısı baskın düzenlenmeyeceğine hükmetmiş. Duisburg Göçmen Bürosu'nun talimatı ile sabaha karşı bir eve baskın düzenlenmesi üzerine mahkemeye taşınan süreçte saat 21.00 ile 06.00 arasında uyku saati olduğu ve o saatlerde insanların istirahat ettiği gerekçesiyle polis evlere baskın düzenleyemeyecek. Hukuki süreç devam ediyor ama mahkemenin aldığı karar önemli.

Son dönemlerde özellikle Türkiye’de ev baskınları ve baskınlar sırasında talanlara çok sık şahit olduğumuz için, ki Almanya’da da sık rastlanan bir durum, böylesi bir kararı ilginç olarak değerlendiriyoruz. Almanya’nın göçmen politikalarındaki yetersizlikler ve yanlışlar; Göçmenlere karşı bir bütünen sergilenen ırkçı yaklaşımlar son dönemlerde doruk yapmışken, mahkemenin bu kararı küçük bir detay olarak kalmamalı. Mahkemelerin böylesi kararlar alması hala bir hukuk devletinin varlığını gösteriyor. Yazımızın konusu mahkemenin aldığı bu karar değil ama bu bilgiyi şuraya bırakalım.

Son dönemlerde Almanya’nın aldığı ve bizi ilgilendiren, önemli kararlardan biri geçtiğimiz günlerde Federal Parlamento’da alındı. 

Mecliste bulunan 5 parti (CDU/CSU, SPD, Yeşiller ve FDP), Almanya’da bulunan ülkücülerin faaliyetlerinin yasaklanması için ortak bir önerge sunmuştu. Sol Parti ve AfD de konuyla ilgili ayrı önergeler sundu. Her üç tasarı oylamaya sunuldu ve CDU/CSU, SPD, FDP ve Yeşiller Partisi’nin ortaklaştığı tasarı kabul edildi. Alman İçişleri Bakanlığı, artık Almanya'da Ülkücü Hareket'e bağlı dernek ve yapılanmalar ile bunların faaliyetlerinin yasaklanıp yasaklanmayacağına karar verecek. Burada bir parantez açalım: Bu karar Avusturya ve Fransa’nın Bozkurtların faaliyetlerinin yasaklanmasının ve Almanya’da da benzeri bir karar alınması önerilerinin ardından alındı. 

Bir paranteze daha ihtiyaç var. Bu karar tam da çete lideri Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’nu tehdit ettiği ve bu gündemin sıcağı sıcağına tartışıldığı bir döneme tesadüf etti. Türkiye’nin bakla kazıklı siyasetiyle ortalık toz duman olmuşken, Almanya ‘Ülkücü Hareketin’ çalışmalarını yasaklamanın önünü açan önergeyi meclisinde kabul etti. 

Meclisin bu kararı hafife alınmayacak, önemli bir karar. Fakat kafalarda elbette birçok soru işareti de yaratıyor. 

Geçmişte Almanya devleti tarafından desteklenen Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (ADÜTDF), 1978 yılında bizzat devletin desteği ile kuruldu. Almanya’da uzun süre faaliyetler gerçekleştiren, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın raporuna aşırı sağcı bir hareket, Pantürkçü, Panturancı kökenlere, milliyetçi ve ırkçı aşırı sağcı ideolojiye dayandığı yönünde giren bu hareket neden şimdi yasaklanmak isteniyor?

Uzun süredir tartışılan ve bizzat Erdoğan’a bağlı çalışan DİTİB gibi yapılanmalar değil de neden ülkücülere yönelik karar Avrupa ülkelerinde peş peşe alındı?

MHP Türkiye’de AKP’nin ortağı. AKP birçok kararı MHP sayesinde hayata geçirdi. Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde örgütlü bulunan ülkücü kitle kriz dönemlerinde bizzat harekete geçirilmiş ve yaptırım unsuru olarak kullanılmıştı. Raporlara giren bu hareketlere Almanya tarafından dokunulmuyor, izlemekle yetiniliyordu.

Bu yasaklama kararı, tartışmalar Türkiye siyaseti ve Almanya’nın bu siyasete karşı yeni stratejisi olarak ele alınabilir mi?

Ya da Avrupa ülkelerinde ülkücülerin faaliyetlerinin yasaklanması, bizzat Almanya devleti eliyle kurulan ve desteklenen bu harekete desteğin geri çekilmesi olarak görülebilir mi? 

Federal Meclis’te alınan yasaklama kararı kuşkusuz önemli ve gelecek günlerde önemli çatlaklar yaratacak bir karar. 

Fakat henüz bazı yorumlar yapmak için erken. Zira alınan kararda muğlak noktalar var. Öyleki yasaklama kararı göreceli olabilecek. Hatılarsak MİT faaliyetleri nedeniyle yargılanan birçok ismin davası iki ülkenin çıkar birliği çerçevesinde alel acele kapatılmıştı.

AKP döneminde Almanya’nın iç siyasetine kadar sirayet etmiş antidemokratik uygulamalar karşısında yaptırım şurda dursun, uyarı bile zoraki durumlarda yapılmıştı. Üstelik bu politikaların devam ettirilmesinde Almanya’nın önemli katkıları oldu.

Bugün iktidar ortağı MHP’ye yönelik alınmış bu karar elbette taşları yerinden oynatacak ama uygulamaya nasıl geçilecek ileriki günlerde daha net göreceğiz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.