Yasakçı zihniyet!

Elif SONZAMANCI yazdı —

28 Ocak 2022 Cuma - 23:30

  • Geçtiğimiz günlerde Mehmet Atlı Köln’de bir konser verdi. Konserde keman virtüözü, Alman olan gitarist arkadaşa Türkiye’de Kürtçe ıslık çalmanın yasak olduğunu söylediğini ama gitarist arkadaşın buna bir türlü inanmadığını söyledi.

Evet inanması zor, sanat yapmanın, aynı zamanda bir toplumun kültürel hafızası da olan klamları ıslıkla dile getirmenin nesi yasak olabilir ki? Daha doğrusu neden yasak olabilir?

Musa Anter’e ’Bu kadar güzel Türkçe plak varken, ne bok yemeye yurtta Kürtçe ıslık çalıyorsunuz?’ diye soran, Türk ve İslam sentezi çerçevesinde yasakçı zihniyeti doruğa çıkaran devlet anlayışı, iktidar bünyesinde bugün daha fazlasını uygulayarak bu politikalarını sürdürüyor.

Türk-İslam çizgisi dışında kalan etnik ve inanç kimliklerini yok sayan bu zihniyet cezaevlerini doldurmaya devam ediyor; sanatını hakkıyla icra etmenin yanında, suya sabuna dokunmadan değilde de, toplumsal sorunlara duyarlılık gösteren sanatçıların dillerini koparmakla tehdit ediyor.

Kürtçe ıslık çalmayı suç sayan zihniyet bugün beş yıl önce çıkan ‘Şahane Bir Şey Yaşamak’ şarkısında geçen "Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e…" sözleri nedeniyle Sezen Aksu’ya linç uygulamaktan çekinir mi?

AKP-MHP iktidarı el ele verip Sezen Aksu şahsında aslında tüm topluma tehditler savurdu.

Aksu, "Malumunuz olduğu üzere konu ben değilim, konu memleket" dedi. Zira ortada önemli bir memleket meselesi duruyor. Hem de giderek içinden çıkılmaz bir hal alan bir mesele.

Yasak bulaşıcıdır

Almanya Kürtlere yönelik aldığı kararlarda bu yasakçı zihniyeti bir nevi devralıyor. 1 Şubat 2019’da dönemin İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in talimatıyla Kürtlerin ülkedeki iki önemli kurumu olan Mezopotamya Yayınevi ve Mir Müzik yasaklandı.

Türkiye’nin direktifleri ile 8 Mart Perşembe günü sabahın erken saatlerinde Mezopotamya Yayınevi ve Mir Müzik’e baskın düzenlenmiş, 2 gün süren arama çalışmalarının ardından kamyonlarca kitap, CD ve müzik malzemelerine el konulmuştu.

Bakanlığın aldığı yasak kararının iptali ve el konulan eşyaların verilmesi için açılan dava skandal bir kararla sonuçlandı. Leibzig’te geçtiğimiz günlerde görülen mahkemede, İçişleri Bakanlığı’nın 2019’da aldığı yasak kararı "yasalara uygun" bulundu.

Polis baskınlarında Mezopotamya Yayınevi’ne ait olan dünya klasikleri, tarih araştırmaları, felsefe, kültür sanat içerikli kitaplarında aralarında olduğu Kürtçe, Türkçe, Almanca gibi farklı dillerdeki kitaplara el konuldu. Bu kitapların arasında çocuk eğitimi kitapları da vardı.

Mir Müzik’te ise enstrüman, kültürel kıyafetler, bilgisayar ve CD’lere el konuldu. Saz bile ’yasaklı’ ilan edildi.

Saza el koyan zihniyet ile Kürtçe ıslık çaldığı için azarlayan, şarkı sözleri nedeniyle sanatçıları dillerini koparmakla tehdit eden zihniyet arasında bir fark görebilir miyiz?

Nitekim 2019 yılında Newroz öncesi gerçekleştirilen baskınların Türk-Alman devleti işbirliği ile yapıldığı herkesin malumu.

Leipzig Federal İdare Mahkemesi tarafından verilen karar bir üst mahkemeye taşınacak. İç hukuk yolları tükendiğinde de AİHM yolu görünüyor.

Umarız bu süreçte söz konusu yanlış karardan dönülür. Zira Almanya bir hukuk devleti.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.