‘Yeni Hasankeyf’ çöküyor

Toplum/Yaşam Haberleri —

9 Haziran 2021 Çarşamba - 20:00

  • Yeni yerleşim alanında yaşlılarımız tek tek ölüyor. Bu insanlar zamanında kalede yaşıyorlardı, merkeze indirildiler, onları mahkûm ettiler. Yaşlılarımız buraya adapte olamadı, hastalandı ve bir zamandan sonra da yaşamlarını yitirenler oldu.

MASİS HESKİF

 

12 bin yıllık bir hafıza olan Hasankeyf’i 50 yıllık bir baraja kurban eden Türk devleti, binlerce insanı göç ettirmesinin yanı sıra Dicle Vadisi ekosistemini de yok olmakla karşı karşıya bıraktı. TOKİ tarafından yapılan evlere yerleştirilen Hasankeyfliler ise yaşlıların kente adapte olamadıklarını ve bu yüzden hastalanıp yaşamlarını yitirdiklerini söylüyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, 12 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf, Türk devletinin 2019 yılında Ilısu Barajı’nı tamamlamasıyla sular altında kaldı. Dicle Nehri kenarında bulunan ihtişamlı ve olağanüstü kültürel zenginliğe sahip bu kent, ömrü 50 yıl olarak planlanan baraj sularının altında bırakılarak yok edildi.

Göçe zorlandılar

Ilısu Barajı, Batman, Siirt, Mardin Şırnak ve Amed’e bağlı birçok köy ve mezrayı da yutarak on binlerce insanın göç etmesine de neden oldu. Hasankeyf Yaşatma Girişimi’nin verilerine göre, köylerin de sular altında kalmasıyla baraj 80 bin insanın göç etmesine neden oldu. Göç etmeye zorlananların büyük bir kısmı ilçe ya da illere giderken, küçük bir kısmı suyun ulaşmadığı yeni yerlerde yeni mekanlar oluşturarak yaşam bulmaya çalıştı. İlçeleri tamamen yok edilen Hasankeyfliler ise devletin kendilerine yaptığı ve “Yeni Hasankeyf” adını verdiği, yerel halkın da prefabrik ev benzetmesinde bulunduğu 770 konuta yerleşmek zorunda kaldı.

 

Kent inşaat sahasına döndü

Bir zamanlar estetiğine, doğasına doyum olmayan Hasankeyf, bugünlerde inşaat sahası görünümünde. Hasankeyfli Abdülkadir Can ile Hasankeyf’in yok edilmesini sonrası neler yaşandığını konuştuk. 

Can, Hasankeyf’te hediyelik el sanatı ve mağarada kafe işleterek geçimini sağlıyordu. Devletin “Hasankeyf’i boşaltın”, “Çarşıyı kapatıyoruz” baskıları nedeniyle 2014 yılı sonunda kenti terk etmek zorunda kalmış, geçimini sağlamak için Batı’ya çalışmaya gitmiş. Geçen yılın başında tekrardan Hasankeyf’e yerleşen Can, şu an ciğerci dükkânı işletmekte. 

 

Eski Hasankeyf’e özlem büyük

“Eski Hasankeyf’teki işimi, ortamı, sıcaklığı çok özlüyorum” diyen Can, kentin kupkuru olduğunu ve hiçbir şeyin olmadığını söylüyor. Can, “Buradaki insanlar bile kuru olmuş o derece. İnsanların temel kaygısı geçinmek, yarını nasıl çıkarırız derdinde olmuş. Çarşı bomboş, eski Hasankeyf’e giriş yaptığında insan mutlu oluyordu. Burada insanın gezebileceği, kafasını sokabileceği bir yer yok. Tarihi eserlerin konumları hiç iyi değil. Limanın çarşıya uzaklığı, insanların limana araçla gidiş gelişi zaten çarşıyı öldürüyor. Şimdi de geçinmeye çalışıyoruz” diyor.

Hasankeyf’in haline bakıp ağladım

Babasının 7 ay önce vefat ettiğini ve kendisinin Hasankeyf’e dönüşünde babasının etkili olduğunu söyleyen Can, gördüğü manzara karşısında çok üzüldüğünü ve döndüğü için pişman olduğunu dile getiriyor. Can, “Geçen sene ailem ve çocuklarımla tekneye binip kaleye giderek 1 gün boyunca Hasankeyf’in yok oluşunu izledik. Çocuklarımın biri 3, biri de 5 yaşında. Hasankeyf’i görmelerini, doyasıya yaşamalarını çok isterdim ama maalesef o imkanı sunmadılar. Çocuklarımın yanında Hasankeyf’in haline bakarak yaklaşık iki saat boyunca ağladım” diye konuştu.

 

Yaşlılarımız ölüme mahkum edildi

Can, kentteki yaşlıların yeni yapılan yerleşim alanına adapte olamadıklarını ve Hasankeyf’in yok edilişinin onları ölüme götürdüğünü belirterek şöyle anlatıyor: “Buraya gelmek zorunda kalan bütün yaşlılarımız tek tek ölüyor. Oradaki hava, ortam, yaşam maalesef burada yok. Oradaki yaşlıların oturabileceği yer, doğaları vardı. Şimdi ise yok. Yaşlılarımız gerçekten tek tek ölüyor. Stres ve sıkıntıdan hastalanıyorlar bu da ölümle sonuçlanıyor. Bu insanlar zamanında kalede yaşıyorlardı, merkeze indirildiler, şimdi de böyle bir yere onları mahkum ettiler. Yaşlılarımız buraya adapte olamadı, hastalandı ve bir zamandan sonra da yaşamlarını yitirenler oldu.”

 

Hakkını helal et, bir daha da gelmem!

Can, turistlerinde hayal kırıklığı yaşayıp kentten ayrıldığını belirtiyor.  “Turistler hiçbir yeri gezemiyorlar” diyen Can şöyle devam ediyor: “Dün İzmir’den bir abimiz gelmişti, normalde her sene istisnasız Hasankeyf’e gelir ve her geldiğinde de 2-3 gün kalır. Dün Hasankeyf’in halini gördükten sonra ‘Abi hakkını helal et bir daha gelmeyeceğim’ deyip vedalaştı. Bu betonarmenin içine gelip ne yapacaklar?”

 

Baraja destek verenler pişman

Hasankeyf’in sular altında bırakılmasında çoğu zaman Hasankeyflilerin de kabahati olduğu ifade ediliyordu. Can da Hasankeyflilerin bu konuda eksikliğe düştüğünü, Hasankeyf’in bu hale gelmesinde payları olduğu görüşünde. Can, “Baraj yapımına destek verenlerin hepsi pişman, kafalarını duvara vuruyorlar, yalan yok. ‘Biz ne hata ettik de böyle bir şey yaptık’ diyorlar. Çünkü burada gidebilecek bir yer yok, yaşam yok, nefes alamıyoruz” şeklinde konuşuyor.

 

Yaptıkları evler de rutubetli

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından kendilerine yapılan evlere de değinen Can, evle ilgili yargıya başvurmuş. Zeminin rutubet aldığını, çocuklarının rutubetten hastalandığını aktaran Can, “Evdeki rutubetten dolayı çocuklarım hastalandı, doktor raporu alıp evleri yapanlardan şikayetçi oldum” diyor.

 

Altyapı, su yok, rezillik içerisindeyiz

Yalnızca oturduğu evin değil genel olarak tüm evlerde ciddi sorunların olduğunu vurgulayan Can’ın anlatımları kentteki feci tabloyu özetliyor: “Burada altyapı yok, duvardaki boyalar şişiyor ve patlıyor. Altyapı yapmışlar, kanalizasyona bağlamaları gerekirken bahçenin ortasında bırakmışlar, duruyor. Sular kesik, duş alamıyorum. Ciğerciyim, işim gereği bile olsa sık duş almam gerekirken suyum yok. Geçen akşam dükkân bulaşıklarını gidip göle yıkadık. O kadar rezillik olamaz. Koskoca bir şehir yaptılar, altyapısı o kadar mı kötü olur? Kaymakamlıktan herhangi bir açıklama yok. Ama buradaki insanların söylentisine göre dinamo bozulmuş. Yahu diyelim ki öyle. Bu dinamonun yedeği yok mu? Su parasını ödemeye gelince neredeyse dünyanın en pahalı suyunu ödüyoruz ama eve su ulaşmıyor."

 

Hakkımı helal etmiyorum

Son olarak Hasankeyf’i bu hale getirenlere hakkını helal etmediğini vurgulayan Can, “Hadi diyelim o tarihi yıktınız, bari bize burada güzel bir yaşam sunun. Ama yok, rezillik içindeyiz" diye ekliyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.