Yer Kandıra, pratik Ebu Garib

Elif KAYA yazdı —

25 Ekim 2021 Pazartesi - 23:00

  • Süreklileşen işkenceler, yaralarını sarma imkanı bulamaması, arkadaşlarından koparılması Garibe'yi iki seçenekten birine zorladı: ya akli dengesini yitirmek ya da intihar etmek.

Zindanlar, devletin "makul" vatandaş yetiştirmek, direnişçiyi toplumdan yalıtmak, iradeyi kırmak amacıyla inşa ettiği ve çeşitli politikalar uyguladığı özel kapatılma mekanlarıdır.
Mimari yapısından, memuruna kadar bu konsept temelinde dizayn edilir.

Bir anlamda özgür iradeyi, düşünceyi öğütme makinası işlevi yüklenir.

Direnişçiyi mücadeleden koparıp, gözden ırak tutarak, bireyi kendi "makul" ölçülerine çekme rolünü üstlenir.

Zindanlar, tarihsel süreç boyunca değişik isimlendirmeler almış olsalarda özünde hep aynı işleve sahiptir.

Örneğin 1990'lı yıllarda Kürdistan Özgürlük Hareketine kadın katılımlarının artmasıyla birlikte zindanlarda da yeni bir süreç başlar.

Kamusal alanda çok belirgin rolü olmayan, siyasi faaliyetlerde özne konumunda bulunmayan kadınların, Mücadeleye yaygın katılması, toplumsal mücadelede yeni bir sürecin başladığını haber verir.
Bu kitlesel katılımın zindana da yansıması olur. Bir- iki yıl içinde yüzlerce kadın tutsak alınır.

Bu yeni bir durumdur. Sadece ulus-devlet yapılanmasına değil, beş bin yıllık devlet geleneğine karşı bir başkaldırı ve devletli uygarlık geleneğinde bir yarılmadır.

Bu nedenle devlet, kadın zindanlarını oluşturarak bu durumu boşa çıkarmayı dener. Nede olsa geleneksel toplum aklı kadınların tek başına mücadeleyi sürdüremeyeceğine inanır.

1994 yılından itibaren Sivas E Tipi Kapalı cezaevi, Amed Merkez Kapalı Cezaevi, daha sonra Uşak E Tipi Cezaevi ile Sakarya Kapalı Cezaevi sadece kadın siyasi tutsakların kaldığı cezaevleri olarak yapılandırılır.

Ama bu dönem uygulanan politikalar çok başarılı sayılmaz. Çünkü kadınlar gözaltı sürecinde yaşadıkları işkencenin izlerini, dayanışarak sarmaya, birlikte üreterek aşmaya çalışır. Dayanışmayla en zor koşulları birlikte aşmayı başarırlar.

Daha sonra Gebze, Bakırköy, Şakran, Sincan vb. pek çok alanda kadın cezaevleri inşa edilir, memurundan, müdürüne kadar tüm personeli kadınlardan oluşturulur.

Kadınların toplumsallıktan aldığı gücü ortadan kaldırmak için tutsaklar birbirinden yalıtılmaya, katı bir izolasyon politikası uygulanmaya başlar.

“Kadın” Gardiyan: Kendini erkek iktidara ispatlama

İnsan yerine konulmayan kadın, zindanlarda erkeğin yerine gardiyan olarak konumlandırıldığında, aldığı maaşın hakkını vermek için kendini ispata koşullandırılır.

Kandıra 1 Nolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda Garibe Gezer’e yapılanlar bu koşullanmanın ne derece vahşete yol açtığının kanıtıdır.

Ebu Garib'te ABD'li kadın askerlerin tutuklulara cinsel şiddetin benzeri kadın gardiyanlar tarafından tutsak kadınlara uygulanmaktadır.

Garibe Gezer'e uygulanan işkence, devletin kadın eliyle bu uygulamaları nasıl bir düzeye vardırdığını ifşa ediyor.

Devlet, kadını muhafazakar çizgide tutmaya çalışan politikalar üretirken, demokrasi talebinde bulunan binlerce kadını zindanlara doldurdu.

Diğer yandan insanlık dışı politikalarında kadınları araç olarak kullanmak amacıyla istihdam alanı açmış!

Sokakta, evde, işyerinde taciz-tecavüz zanlılarına müsamaha gösteren, aklamak için her tür politikaya başvuran devlet, zindanda kadın gardiyanlara bu sorumluluğu yüklemiş.

Özgürlük mücadelesinde yer alan kadının karşısına tacizci, tecavüzcü, cellat kadın karakterini koymuş.

Kendi varlığına yabancılaşma

Bu son derece bilinçli bir politikadır. 90'lı yılları aratan sorgu, işkence ve tecavüz uygulamalarını zindana taşıyarak ve kadını buna ortak ederek zulmünü derinleştirmiş...

Kadının sahip olmadığı bir edime, işkence ederken sahipmiş gibi davranması, kendi varlığına yabancılaşmanın dip noktasıdır.

Bir yandan özgürlük uğruna bedel ödeyen tutsak kadınlar, diğer yandan kendine yabancılaşıp, kadının ölümüne yol açan gardiyanlar!

Garibe, 'yaşadığı taciz-tecavüz, işkence sonucunda intihara kalkıştı' denilemez.

Süreklileşen işkenceler, yaralarını sarma imkanı bulamaması, arkadaşlarından koparılması Garibe'yi iki seçenekten birine zorladı: ya akli dengesini yitirmek ya da intihar etmek.

Garibe ve yoldaşlarını buna mahkum etmek insanlık suçudur!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.