Yok hükmünde bir yargılamaydı

21 Kasım 2022 Pazartesi - 19:00

Av. Atilla Kart

Av. Atilla Kart

  • Dedeoğulları Ailesi'nden 7 ferdin katledilmesi davası avukatlarından Atilla Kart, mahkeme heyetinin karar duruşmasındaki tavrına dikkat çekerek, “Hukuki, vicdani ve meşruiyet anlamında yok hükmünde bir yargılama” olduğunu söyledi.

FIRAT CAN ARSLAN - MA/ANKARA

Dedeoğulları katliam davası avukatlarından Atilla Kart, soykırım ve insanlığa karşı suçları düzenleyen maddenin işletilmediğini ifade etti.  

Konya'nın Meram ilçesinde 12 Mayıs 2021'de Keleş ve Çalık ailelerinin ırkçı saldırısına maruz kalan Dedeoğluları Ailesi'nden 7 kişi, saldırının ardından gereken koruma tedbirlerinin alınmaması sonucu 30 Temmuz 2021’de tetikçi Mehmet Altun tarafından katledildi. Altun hakkında açılan davanın karar duruşması, 17 Kasım’da görüldü. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatlar ve ailenin yaşayan tek ferdi salondan çıkararak sürdürdüğü yargılama sonucunda tetikçi Mehmet Altun'a 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile "Yakarak mala zarar verme" suçundan 4 yıl, "Nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal" suçundan 4 yıl, "Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanun'a muhalefet" suçundan da 2 yıl hapis cezası verdi. 

Geri kalanına beraat

Azmettiriciler Yahya Çalık, İbrahim Keleş, Ramazan Çalık, Ali Çalık, Lütfi Keleş, Ali Keleş (Lütfi Keleş'in oğlu), Veli Keleş, Ali Keleş (Veli Keleş'in oğlu), Ayşe Keleş ve Ali Keleş (Harun Keleş'in oğlu) hakkında ise beraat kararı verildi. Dedeoğulları katliam davası avukatlarından Atilla Kart, 17 Kasım’da verilen kararları değerlendirdi.

Belirsiz maaşlar

Tetikçi Mehmet Altun’un katliamdan önce 70 gün boyunca lüks otellerde kaldığını hatırlatan Kart, “Oysaki bu katil işsiz, güçsüz ama 4-5 yıldan yıldır nereden olduğu belli olmayan maaşlar alan birisi” dedi.

Emniyet-ordu bağlantısı

Katilin o süreçte Ankara’daki bir güvenlik şirketiyle dört saat boyunca iki kez görüştüğünü belirten Kart, şunları ifade etti: “Aynı zamanda katilin HTS kayıtlarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı nizamiyesinde sinyalleri var ve Emniyet Genel Müdürlüğü Destek Başkanlığı Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından da aranmış. Sonrasında da yine o 70 günlük süre içerisinde Emniyet Genel Müdürlüğü Ana Hizmet Binası’ndan sinyal alıyor. Katliam anında kamera kayıtları yok ediliyor. Bu bulgular, katliamın profesyonel bir kurguyla ve kamuda görev yapan birileriyle birlikte ırkçı saiklerle gerçekleştirildiğini gösteriyor. Toplumda yeni bir çatışma yaratmak ve Kürt-Türk çatışmasını tırmandırmak isteyen birtakım odakların, son iki ayda katile brifing verdikleri anlaşılıyor.” 

Mahkemenin sınırı belirlenmişti

17 Kasım’daki karar duruşmasında mahkeme heyetinin “yargı bürokrasisi tarafından kendisine verilen çerçeveden dışarı çıkamadığını” belirten Kart, katliamın iki komşu arasındaki husumet gibi değerlendirildiğini söyledi. Kart, “Maddi gerçeğin ortaya çıkmasının istiyorsanız kamu kurumları ve güvenlik şirketleriyle olan ilişkiyi, HTS ve bilirkişi raporlarını araştırmak zorundasınız. Bunu yapmadığınız zaman kamu kurumlarını zan altında bırakıyorsunuz” diye konuştu. 

Devlet gücü ve ırkçı saikle

Almanya’da 29 yıl önce gerçekleşen 'Solingen Katliamı’nı hatırlatan Kart, şöyle devam etti: "Orada ırkçı saiklerle katledilen 5 Türk’ün hukukuna sahip çıktığımız gibi bugün de Meram’da katledilen 7 Kürt’ün hukukuna sahip çıkıyoruz. Saldırı, Solingen’de olduğu gibi ırkçı saiklerle yapılan ve maalesef kamu gücünü kullananlar tarafından da himaye edilen bir saldırıdır. Buna rağmen biz de hukuk mücadelemizi sürdüreceğiz.” 

Sahte tutanak tutma çabası

Kart, 14 Kasım’da Konya 4, 8 ve 9. Ağır Ceza Mahkemeleri hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) görev ve yetkinin kötüye kullanımı ve adalete erişememe noktasında suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Karar duruşmasında da reddi hakim talebinde bulunduklarını anımsatan Kart, “Mahkeme reddi hakim sürecini tutanaklara geçirmemize izin vermedi. Tutanaklara ret sebeplerimizi yazmamıza izin vermediği gibi ‘müdahil vekilleri, reddi hakim sebeplerini açıklamak istemedi’ diyerek, zabıt tutmaya çalıştı, yani mahkeme sahte tutanak tutmaya çalıştı. Bir mahkeme başkanı, 20-22 yıllık hukuk müktesebatını neden ayaklar altına almak zorunda kalır” diye sordu.

İnsanlığa karşı suç

Katliamın soykırım saikiyle belli bir etnik kimliği hedef alarak ve etnik kimlik içerisindeki bir grubu yok etmek amacıyla işlendiğine dikkat çeken Kart, şunları söyledi: “Mahkemenin bu kadar paniğe kapılmasının ve ceza muhakemesi hukukunu ayaklar altına almasının en önemli nedeni de soykırım ve insanlığa karşı suç unsurlarının ortaya çıkmasından duyulan korkudur.”

Sadece madde olarak var

TCK’ye 2004'te giren ve soykırım ve insanlığa karşı suçları düzenleyen 76 ve 77. maddelerinin bugüne kadar işletilmediğine vurgu yapan Kart, “Konya Meram Katliamı’nda maddi ve manevi olarak bu suçların unsurlarının mevcut olduğunu görüyoruz ama bunlar TCK'de sadece madde olarak kalıyor. O maddelerin Türkiye’de bu yönde birtakım suçlar işlendiği halde tatbikinden kaçınılıyor, çünkü yargı üzerinde bir kuşatma ağı var” dedi. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.