Yola oturan Êzîdî kadın

Ferda ÇETİN yazdı —

28 Nisan 2021 Çarşamba - 22:05

  • Irak ordusunun geçişine engel olmak için, yolun ortasına oturan ve, “bu topraklarda sizi istemiyoruz, kendi güvenliğimizi kendimiz sağlayacağız” diye bağıran Şengalli Êzîdî Kürt kadının televizyondaki görüntülerine izleyenler, “Şengal’de petrol de yok, bunlar Şengal’de neyin peşinde?” sorusunun yanıtını arıyor.

 

Hakikaten, çevresindeki köylerle birlikte küçük bir kasaba ve 74 katliamdan geçirilmiş bir topluluk, nisbetten huzur bulduğu ve kendisini güvende hissettiği bir dönemde neden bu kadar büyük bir baskının altında tutuluyor?

9 Ekim 2020’de, BM Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis, ABD Dışişleri Bakan yardımcıları Joey Hood ve David Kopley’ın girişimleri sonunda “Şengal Antlaşması” yapılmıştı. Anlaşma Irak ve KDP arasında yapılmış görünüyordu ama planın esas aktörü Türkiye’ydi.

Peki BM, ABD, AB neden Şengal Êzîdîlerini değil de, katliamı destekleyen TC’yi ve Şengal’deki Êzîdîleri bırakıp kaçan Irak ve KDP’nin içinde yer aldığı bir planı desteklemektedir?

Bu sorunun mantıklı ve makul bir yanıtı olmadığına göre, Şengal’de ya petrol’den daha değerli ya da petrolden daha tehlikeli bir şeyler olmalı.

Êzîdî Kürtlere yönelik kuşatmaya kaynaklık eden 9 Ekim Şengal Antlaşması, esasında, “Şengal’i Şengallilerden kurtarma” antlaşmasıdır. Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’nin Kürtlerden alınarak, TC/DAİŞ çetelerine teslim edilmesi planının tıpa tıp kopyasıdır.

16 Ekim 2019 günü ABD ile Türkiye arasında yapılan “Ateşkes Anlaşması” ile, 22 Ekim 2019 günü Rusya ile yapılan “Soçi Mutabakatı” Kürtlere karşı yapılan anlaşmalardı. Birbiri ile müttefik olan, birbiri ile savaşmayan ABD ile Türkiye “ateşkes anlaşması” imzalamıştı. Suriye’de birbiri ile ihtilafı olmayan Rusya ve Türkiye de “mutabakat” imzalamıştı. Ateşkes ve mutabakat anlaşmaları birbirini tamamlayan anlaşmalardı. TC/DAİŞ’i yenilgiye uğratan Kürtlerin, Serêkaniyê ve Girê Spî’den çıkarılarak, bu toprakların, Türkiye ve DAİŞ çetelerine teslim edilmesi antlaşmalarıydı.

Kamuoyuna açıklanan 9 Ekim 2020 Şengal Antlaşması da, güya “Irak’taki yabancı güçlerin çıkarılması” amacıyla yapılmıştı. Açıklanan bu amaç, BM ve ABD’nin ortak olduğu büyük bir yalan değilse eğer, Irak’tan öncelikle çıkarılması gereken yabancı güç, Irak topraklarında 50 askeri üs kuran ve her geçen gün işgali genişleten Türkiye’dir.

Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin aynı zaman dilimi içinde, aynı oranda ve hep birlikte yaşadıkları; kısa zamanda düzelme ihtimali de bulunmayan derin kriz durumu, egemenlerin temel sorunudur. Küresel hegemonyanın besleyip semirttiği, Kürdistan’ın “paydaşı” bu diktatörlüklerin enkazından eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik yönetimler çıkması mümkün değildir. Uluslararası güçlerin, Şengal’de, petrolden daha önemli ve daha tehlikeli gördükleri “şey”, bu büyük kaosa, dört ülkede de çözüm anahtarı olacak “yerel çözüm”dür.

BM, ABD, İngiltere, AB ve Rusya’nın bu çürümüş ve kokuşmuş rejimlerin yerine koyabilecekleri, yeni ve alternatif bir sistemleri de yoktur. Yapabilecekleri en büyük yenilik, coğrafya, toprak ve iktidarları paylaştırarak, kontrolden çıkan ve her geçen gün derinleşen krizleri, yeni iktidarlar eliyle “yönetilebilir” hale getirmektir.

Kürt Halk Önderi Öcalan’ın geliştirdiği Demokratik Konfederal sistem, görünen ve yaşayan alternatif bir model olarak, hem yereldeki statükoculuğu hem küresel hegemonyayı huzursuz etmektedir. Öcalan ve PKK felsefesi, uluslararası hegemonyanın etnisite, kültür, din, mezhep çelişkileri üzerinden ve coğrafyayı bölerek oluşturduğu “böl-yönet” politikasına karşı, farklılıkların birlikte yaşamasını mümkün kılmaktadır.

Ortadoğu’yu hanedanlıklar ve despot iktidarlar eliyle yöneten sisteme karşı, toplumların kendi kendilerini yönetebilecekleri ve kendilerini savunabilecekleri, bir ihtimal olmaktan çıkmış ve ciddi bir alternatif olarak mümkün hale gelmiştir.

Korkulan, petrolden daha önemli ve “değerli” görülen bu yerli-yeni alternatiftir. Bu nedenle sadece Şengal’de değil, inşa edildiği ve gelişme zemini bulan tüm alanlarda saldırı altındadır.

Kuzey Kürdistan’daki belediyelere TC kayyumları tarafından el konulması; HDP, DTP ve DTK’ye yönelik siyasi soykırım operasyonları ve tutuklamalar karşısında AB, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi’nin sinsi sessizliği, Kürt çözümüne karşı, TC çözümsüzlüğüne sunulan destektir.

Suriye’de birbirleriyle kıyasıya bir düşmanlık içinde olan ABD ve Rusya’nın, Rojava’da büyük bir uzlaşı içinde olmaları; Türkiye ve DAİŞ’i, Kürtlere ve Rojava Özerk yönetimine tercih etmelerinin nedeni de kurulmakta olan yeni sistemin gücü ve etkisiyle ilgilidir.

Her fırsatta “Irak’ın toprak bütünlüğü”, “Suriye’nin toprak bütünlüğü” diyen BM, ABD, Rusya, İngiltere ve AB’nin; Suriye ve Irak topraklarının yarısını işgal eden Türkiye karşısındaki sessizlikleri, Türkiye’nin hala bu iki ülkenin kara ve hava sahasını istediği gibi kullanabiliyor olması, bu güçlerin sistemsel tercihleriyle ilgilidir.

Şengal’de petrol yok ama petroldan daha değerli ve petrolden daha pahalı bir “cevher” var. Şengalliler ve Kürt halkının ekseriyeti bu “cevheri” gördü, tanıdı ve benimsedi.

Kürt Halk Önderi Öcalan üzerindeki tecrit, legal siyaset üzerinde ve HDP’ye yönelik sistematik devlet terörü, Rojava’nın TC/DAİŞ eliyle işgali, Suriye rejimin Qamişlo’da saldırıya geçmesi, Türkiye’nin Metîna, Zap ve Avaşîn’de yeni bir işgal harekatı başlatması, Şengal üzerindeki baskılar, ABD’nin üç Kürt siyasetçinin katledilmesi için ödül koyması...

Bütün bu saldırı ve baskılar, krizlerin ortasındaki Ortadoğu’da başka bir sistemin ve başka bir yaşamın mümkün olduğunu kanıtlayan dinamiği etkisiz kılma savaşının parçasıdır.

Petrolden daha kıymetli ve daha pahalı yeni cevher, Şengalli Êzîdî kadını, Irak ordusunun karşısında, korkusuz bir cürete dönüştüren özgürleştirici kudrettir.

Günümüzün Olympos Tanrıları, Prometheus’un kendilerinden çaldığı ve tarihin bu döneminde Şengalli Êzîdî kadının eline geçen kıvılcımın, önce Ortadoğu’yu sonra tüm dünyayı aydınlatacak büyük bir ateşe dönüşmesinden korkuyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.