Yunan polisi mülteci bebeği denize attı

Dosya Haberleri —

26 Ocak 2022 Çarşamba - 20:00

Mülteciler-foto:AFP

Mülteciler-foto:AFP

  • Ege ve Akdeniz sularında yaşanan mülteci dramlarının baş aktörleri arasında bulunan Yunanistan, 17’si çocuk 25 mülteciye işkence yaparak geri gönderdi. Mülteciler yaşadıkları zulmü şöyle özetledi: "Bizi zorla bota bindirdiler. Yunan polisi, bir bebeği denize attı. Bir kız aşağı itildi ve ayağını kırdı, barbarcaydı, biz insan değilmişiz gibi eğlendiler."

VEDAT YELER

Kapitalist devletlerin baskıları, savaşlar, ekonomik kriz, yoksulluk gibi birçok nedenden dolayı göç yollarına düşen insanlar, yaşam mücadelesi verirken, sınırlarda ise insanlık dramı yaşıyor. Mülteciler karşı insanlık suçu işleyen ülkelerin başında ise Türkiye, Yunanistan, Polonya, Bulgaristan, Hırvatistan, Macaristan gibi ülkeler geliyor. Mültecilerin yaşadıklarını raporlaştıran Yunanistan Aegean Boat Report (Ege Tekne Haberi), sadece 2021 Ege denizinde 629 vaka yaşandığına dikkat çekti. 2022’nin ilk günlerde de insanlık dramının devam ettiğini kaydetti.

Ölüme gönderildiler

2021 yılında Avrupa’da ‘güvenli’ bir yaşama ulaşmaya çalışan 15 bin 803 çocuk, kadın ve erkek mülteci-göçmenden 5 bin 220 kişi Yunanistan’da (hiçbir kayda tabi tutulmadan) Sahil Güvenlik tarafından gözaltına alındı ve zorla geri gönderildi. Deniz üzerinden uygulanan yasadışı geri göndermeler, botlar aracılığıyla denizde sürüklenmeye bırakılarak gerçekleşti. Rüzgar yönünün de hesaba katıldığı bu geri göndermelerde, mültecileri taşıyan botların denizde sürüklenerek tekrar Yunanistan sınırına girilmemesine özellikle dikkat edildi.

Mülteciler ormanda kaldı

2021’in son aylarında alabora olan teknelerle dünya gündemine oturan ve yüzlerce mültecinin boğularak yaşamını yitirdiği, yine yüzlercesinin de kayıp olduğu haberlerinin mekan olarak yer edindiği Yunanistan; 2022 yılının ilk ayında bu insanlık suçunu işlemeye devam etti. 17’si çocuk 25 mülteciyi Ege Deniz üzerinden geri göndermek istedi. Agean Boat Report’un anlık olarak takip ettiği bu vaka; 9 Ocak tarihinde Midilli’ye ulaşan 25 mültecinin kendilerine ulaşması ile başladı. Agean Boat Report,  geri gönderilmekten korkan 25 kişilik mülteci grubun kendileriyle irtibata geçtiklerini kaydetti. Agean Boat Repor, ‘9 Ocak Pazar günü öğleden sonra, 25 kişiyi taşıyan bir tekne kuzeydoğudaki Midilli, Tsonia'nın güneyine indi. Grup, geldikten hemen sonra, polis tarafından bulunursa yasadışı yollardan Türkiye'ye iade edileceklerinden korkarak çevredeki ormanlık alana saklandı. Saat 17.00'da Agean Boat Report ile yardım için iletişime geçtiler’ sözleriyle raporladı.

Sanal medyadan destek çağrısı

Sonraki saatlerde Midilli'deki varlıklarını resimler, videolar, sesli mesajlar ve konum verileriyle belgeleyen mültecilere yardım etmek ve geri göndermelerini engellemek için sanal medya aracılığıyla kamuoyuna acil yardım çağrılarında bulunan Agean Boat Report, bütün çağrılara kayıtsız kaldığını ve Yunanistan makamlarına da bildirimde bulunduklarını kaydetti.

Mülteci yardım suç sayılıyor

Yunanistan sınırlarına giren herhangi bir mülteciye insani yardım sağlamak "kaçakçılık" suçlamasına tekabül etiği için ve şimdiye kadar yardımda bulunan onlarca kişinin yargılandığı, tutuklandığı için insanlarda duyarsızlık artmış durumda. Örnek olarak ise, Yunanistan Midilli Adası’nda 2016-2018 yıllarında göçmenleri kurtaran 24 yardım görevlisinin 25 yıl hapis cezası ile yargı önüne çıkarıldığı "casusluk davası" olarak basında yer edinen dava süreci hala devam ediyor.

Yargılama yardımı engelliyor

Aegean Boat Report, mültecilere dönük insani yardımın Yunanistan’da yargılanma ve tutuklama ile sonuçlandığını, bu yargılanmaların; Yunanistan'a "yasadışı" girişi kolaylaştırmak, polis soruşturmalarını engellemek ve ortaya çıkabilecek diğer suçlamalardan dolayı STK'ler, yerel örgütleler, gönüllüler, gazeteciler ya da avukatlar vb. üzerine bir korku oluşturduğunu kaydediyor. 

17 çocuğu korumadılar

Aegean Boat Report, bu vaka üzerinden eleştirilerini şu sözlerle ifade etti: “Denizde insanlar boğulurken eleştirmeye can atan, sorumluları işaret eden pek çok kuruluş var. Ancak müdahale etme şansları olduğunda, insanlar potansiyel olarak hayati tehlike arz eden durumlara girmeden önce hiçbir şey söyleyip yapmıyorlar. 17 çocuğu koruyamadılar.”

Bu durumun Avrupa'nın bütün sınırlarındaki bir gerçek olduğunu ifade eden Aegean Boat Report, Avrupalı politikacıların bu durumlara karşı yaklaşımını ise, bir şey yapıyormuş gibi görünmek için konuşmalarda kullanılan, içeriği boş kelimeler olarak değerlendirdi.

Ormanda yaşam mücadelesi

Soğuk hava şartlarında kuru giysileri, yiyecekleri ve suları olmayan 25 kişilik mülteci grubu, bütün gece soğuk havada ormanda saklandı. Gün ışığını bekledikten sonra, 10 Ocak Pazartesi günü sabah saatlerinde halk tarafından görülebilmek için en yakın köy olan Tsonia'ya doğru hareket etti. Aegean Boat Report’a ile iletişim kuran mülteciler, hareket saatinden bir saat sonra, 11.20'de polisin kendilerini bulduğunu bildirir ve hemen sonra mültecilerin Aegean Boat Report ile iletişimi kesilir.

Mülteciler kampa götürülmez

Aegean Boat Report, mültecilerin durumu şu sözlerle rapor eder: “Tüm telefonlar çevrimdışı oldu, tek yapabileceğimiz beklemek ve kampa götürülmelerini ummaktı. Bu olmadı. O gün ve sonraki günlerde Midilli yetkilileri tarafından kayıtlara geçen yeni gelenler de olmadı.”

Aegean Boat Report, daha sonra bölge sakinleriyle kurulan irtibat sonucunda polisin bölgede sivil arabalarla dolaştığını, koyu renk üniformalı dört adamla birlikte gri bir minibüs (IZH:1548) ile özellikle yerel halkın dikkatini çekmesi için çaba harcandığına dikkat çeker. Agean Boat Report, mülteci beyanları, yerel halkın aktarımları ve görüntü tespiti üzerine mültecileri alanların bahsi geçen araçlar ve ekip (komando) olduğunu doğrular.

4 el ateş edildi

Yakalandıkları yerde silah zoruyla alındıklarını ve tüm eşyalarının, çantalarının, evraklarının, paralarının ve telefonlarının kendilerini götüren ekipler tarafından alındığını aktaran mülteciler: Bu 'komandolar' tarafından bulunduğumuz zaman bazılarımız kaçmaya çalıştı ve ‘komandolar’  bizi hizaya sokmak için dört el ateş etti. Herkes çok korktu, çocuklar ağladı, korkunç bir şeydi.

Gizli polisler kullanılıyor!

Minibüs ve eşlik eden diğer aracın daha önce de Türkiye’ye geri gönderilen mültecileri taşımak için kullanıldığının vurgulayan Agean Boat Report, "Bu 'sivil' araçların Midilli sakinleri tarafından 'gizli polisler'in uyum sağlamak için kullanıldığı biliniyor, ancak herkes içlerindeki adamların Yunan makamlarından mültecileri 'avlamak' için görevlendirilmiş askeri personel olduğunu biliyor" aktarımlarına yer verdi.

200 kilometre öteye taşıdılar

İzmir’in Seferihisar ilçesinde bir botta sürüklenirken bulunan grubun, Midilli dışında 200 kilometre uzak mesafeye taşınarak geri gönderildiğini belirten Agean Boat Report, “Öyleyse neden bu vakalarda genellikle yaptıkları gibi bu grubu Midilli'nin hemen dışına geri itmediler? Açıklama oldukça basit, o sırada rüzgar yönü kuzeybatıydı ve şişme botu denize koysalardı, Yunan sularına doğru geri sürüklenecekti" değerlendirmelerinde bulunuldu.

Askerler çocukları dövdü

Mülteciler, 10 Ocak günü saat 23.15'te Yunan gemisinden denize sürüklenmeye bırakıldıktan sonra Seferihisar’da kurtarıldı. Bütün mültecilerin vücudunda işkence izlerine rastlanıldı. Seferihisar'da bir karantina tesisinde olan mülteciler, Yunanistan askerlerinin kendilerine çöp gibi davrandıklarını, tekmelendiklerini, çocuklarının dövüldüğünü söylediler. Bir saten fazla minibüsle gittikten sonra Yunan Sahil Güvenliği'ne ait Sa'ar 4 sınıfı açık deniz devriye gemisine bindirilmek için küçük bir limana götürüldüklerini ve silah taşıyan 10-15 maskeli kişinin kendilerini bu limanda beklediğini söyleyen mülteciler, " İnsanlara aşağı bakmaları ve sessiz kalmaları emredildi ve çok fazla bağırış vardı. Çocuklar ağlıyordu, maskeli adamlardan korkuyordu. İki motorlu gri botla, bizi küçük gruplar halinde daha büyük bir gemiye götürdüler. Bizi kimse görmesin diye geminin ortasında beyaz bir muşamba altına koydular ve Atina'ya götüreceklerini söylediler. 7-8 saat sonra gemi durdu. Dışarısı karanlıktı ve oldukça rüzgarlıydı. Motorsuz bir bot denize indirildi ve herkes zorla indirildi, binmek istemeyen ya da yeterince hızlı hareket etmeyen tekneye atıldı" diyerek yaşadıklarını anlattı.

Askerler bebeği denize attı

Bir bebeğin denize atıldığını söyleyen mülteci bir kadın ise yaşadıkları zulmü şu sözlerle özetledi: "Yunan polisi, bir bebeği gemiden aşağı attı ama botu kaçırdı, şans eseri bebeği bota geri getirmeyi başardık. Başka bir kız Yunan gemisinden aşağı itildi ve ayağını kırdı, barbarcaydı, biz insan değilmişiz gibi eğlendiler." 

 

Mülteciler zorla Ege sularına bırakıldı

Kayıtlara geçen bu vakaların yüzde 60’ı da Samos ve Midilli adalarında gerçekleşti. Elde edilen verilere göre, karaya ulaşamayan 10 bin 189 kişi ise motorları veya benzinleri çıkarılmış ve denizde sürüklenmeye bırakılan 418 şişme botu ile geri gönderildi. 201 kayıtlı vakada, 5 bin 220 mülteci ise 290 cankurtaran botlarla bindirilerek Ege Deniz’inde sürüklemeye bırakıldı. Yunanistan Sahil Güvenliği tarafından mültecilere karşı sistematik olarak kullanılan bu yöntem bütün kayıtlı vakalara rağmen Yunanistan hükümeti tarafından reddediliyor.

Türkiye ve Yunanistan'ın botları!

Avrupa Birliği’nden ise Yunanistan hükümetinin mültecilere karşı işlediği bu belgelenmiş suçlara dair hiçbir tepki gelişmedi ve 2021’de Türkiye tarafında bulunan tüm, sal ve botların neredeyse yüzde 60’ı Yunanistan makamlarına ait olduğu kayıtlara geçti. Mülteci ve göçmenlerin, kişisel-toplumsal durumları dikkate alınmazken herhangi bir başvuruda bulunmasına izin verilmediği gibi ölümle yüz yüze bırakıldı. Bu yapılanlar aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde öngörülen toplu sınır dışı etme yasağını da ihlal ediyor.

Tecavüz, gasp, işkence...

Deniz üzerinden Yunanistan’a toplam mülteci ve göçmen gelişinin 2020 yılına göre yüzde 54,9 azalmış olarak raporlara geçmesinin temel etkenlerinden biri de geri göndermeler olarak değerlendiriliyor. Denizde gerçekleşen vakalara kıyasla raporlama ve kayıt altına alma olanağı çok daha düşük ve zor olan bir diğer nokta ise Meriç Nehri’nin kestiği sınır bölgesi. Kaba dayak, açlık, susuzluk, işkence, taciz, tecavüz, istismar, silahlı tehdit ve gaspın (polis-asker ve çetelerin maddi-manevi kişisel eşyalara ve paraya el koyması) had safhada olduğu bu bölgede elde edilen bütün tanık ve mülteci ifadelerine, elde edilen görüntülere rağmen denizde gerçekleşen tabloya Yunanlı yetkililer ise göz yumuyor.

4 bin 589 mülteciye şiddet

Aynı zamanda Yunan hükümet bütün suçlamaları ret etmeye devam ediyor. Bu bölgenin çeşitli noktalarında 2021 yılında Sınır Şiddeti İzleme Ağı’nın (Border Violence Monitoring Network) aylık olarak tutabildiği raporlara göre 58 vakadan doğru 4 bin 589 mülteci Yunanistan sınır polisi-askeri veya çetelerin işkencesine, gaspına, tacizine… tehdidine maruz kalarak geri gönderildi. Yunanistan’a dair ek olarak özel bir rapor hazırlayan BVNM, son 5-6 yılda arta geri gönderme vakaları ile beraber giderek aratan sınır şiddetine dikkatleri çekti.

Çocuklar işkenceye şahit oldu

Yaşanan vakarlının yüzde 98’inde işkenceyi belgeleyen BVMN, geri göndermelerin, zorla soyunma, kişisel eşyalara el koyma ve cinsel saldırı dahil olmak üzere aşırı şiddet kullanılarak gerçekleştiğini kaydetti. Yine geri göndermeler sırasında söz konusu rakamın yüzde 68'inde çocukların bu rahatsız edici istismara ya maruz kaldığını ya da tanık olduğunu kaydetti. Şiddet ve işkenceyle artan geri gönderme sayılarına rağmen Yunanistan devleti soruşturmayı reddetti, faillerden hesap sormadı ve bu uygulamalara karşı çıkan insan hakları örgütlerini sistematik olarak hedef aldı ve karaladı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.