Zaman, Kürdistan dağlarında atıyor

Forum Haberleri —

28 Temmuz 2021 Çarşamba - 23:00

  • Tarihi savaşçılar, direnişçiler yazar. Masa başında oturup, buyruk veren paşalar, krallar yazmaz. Şuan Ortadoğu’da yeni bir tarih yazılıyor. Tarihin kalbi ise Kürdistan dağlarında atıyor. Zaman tüm zamansızlık içerisinde Zendura’da, Avaşîn’de atıyor.

FIRAT DİCLE

Öyle bir zamanı yaşıyoruz ki; buna uzay çağı da diyebiliriz. Sömürgecilerin, egemenlerin sadece yeryüzüne değil, uzaya da hakim olma zamanı. Tabi bununla birlikte uzay çağının devrimciliğini yaptığımız, gerilla savaşını yürüttüğümüz bir dönemi yaşıyoruz. Sprataküstçe bir direnişi göze alarak, İsa’nın havarileri gibi toplumsallık için, özgürlük için işe başlıyoruz. Hem de Muhammed’in ümmeti gibi kızgın çöllerde yeni bir yaşamı yaratmanın heyecanı ile yeniden yaşama başlıyoruz. Gecenin karanlığından şafağı gördük. Artık öyle bir yola girdik ki geri dönüşü olmayan bir yola girdik. Karanlık içerisinde aydınlığa yürüyen yollar boyunca uzun bir yola girdik. Uzun patikalar boyunca, köyler, şehirler boyunca, karanlıktan gün yüzüne ulaşıncaya kadar uzun bir yola girdik. 

Artık geri dönüşü olmayan bir yola girdik. Kararını biz çoktan verdik. Özgürlük için, özgürlük adına bulunduğumuz her yerde yürüyoruz. Uzun ama anlamlı bir yolculuk ile bulunduğumuz her yerde yürüyoruz. Bu yürüyüşte ayak basılmadık yer, kan ve ter dökülmediği toprak kalmadı. Eğer duymak isterseniz bu yürüyüşü şuan Kürdistan dağlarında yankılanmaktadır. Zendura’nın savaş tünellerinden Avaşîn’e, Zap’a kadar uzanan direniş yürüyüşlerinin sesinde duyacaksınız. Tek bir alanını bile düşmanına bırakmayan, bir adım geri atmamayı kendine ahlak sayan özgürlük savaşçılarının sesini duyacaksınız. Bu özgürlük savaşçılarının şuanki sesleri dağlardan ovalara, ovalardan köylere ve kentlere kadar yankılanan özgürlüktür, yeni bir yaşamdır.

Tarihi savaşçılar, direnişçiler yazar. Masa başında oturup, buyruk veren paşalar, krallar yazmaz. Tarihi, tarihin kahramanları yazar. Şu an Ortadoğu’da yeni bir tarih yazılıyor. Tarihin kalbi ise Kürdistan dağlarında atıyor. Zaman tüm zamansızlık içerisinde Zendura’da, Avaşîn’de atıyor. Artık zaman kendi rotasını buluyor. Zaman, zamanı durdurmaya çalışan can alıcılara inat, akrep ve yelkovanlarca Kürdistan dağlarında atıyor. Zamanın adı gerilla oluyor. Gerilla, zamanını yazıyor. Gerilla, tarihini yazıyor. Ve bu tarihi yazanlar kahramanlıklarına şahit aramıyorlar. Zaten kahramanlık için şahit gerekmez.

Evet, Rojava Devrimi’nin yıl dönümü günlerinde, bu topraklar Kürdistan devrimini doğaracak. İşte Kürdistan devrimine bu topraklar şahitlik yapacak. 9. yılını geride bıraktığımız Rojava Devrimi’nin heyecanı ile bu gün Ortadoğu’nun en kadim ve kutsal haklarından olan Kürt halkının yiğit oğulları ve kızları, Rojava Devrimi’nin heyecanı ile Kürdistan dağlarında faşizme, işgalciliğe geçit vermemek için canıyla kanıyla direniyor. Bir barikat gibi faşizmin önünde duran bu yiğit kahramanlar, işgale geçit yok diyor. Namluların sıcaklığında faşizme kan kusturuyor. Teskere kağıtlarını mermilerle dolduruyorlar. 

Burası ne Paris sokakları, ne Berlin önleri ne de İspanya kiliseleri. Burası Ortadoğu, burası tarihin başladığı yer. İnsanlığın toplumsallıkla buluştuğu yer. Toplumsallık için yeni bir toplumsal hareket olan Kürt Özgürlük Hareketinin uzay çağında Spartaküstçe bir gerilla savaşına başladığı ve sürdüğü yer. Burası özgürlük için hiç boyun eğmeyen halkların, özgür yurdu. Bunun için öyle bir yola girdik ki artık dönülmez olan bir yol. Binlerce uçağa ve tanka inat, namluya sürülmüş milyonlarca mermiye inat, bir adım atmamayı kendine ahlak sayan savaşçıların öykülerine tanıklık eden bir yer. Her gün binlerce uçakla bombalanıp, kimyasal kullanıp yok edilmek istenen, coğrafyası yakılıp-yıkılan Kürdistan’dır burası. Ama bu ülkede tüm bunlara inat şairin dediği gibi “korku öldü, onunla beraber ölümde.” Artık köle Kürt öldü. Bunun için başka bir Kürt, başka bir Kürdistan arıyorsanız ‘mumla ararsınız.’ Artık Ağrı Dağı’nda ‘mefta olan ölü Kürt’ün Kaf Dağı’nda kendini küllerinden yaratan Anka kuşu gibi kendini yeniden yarattığı bir dönemi yaşıyoruz. 

Zamanın dili ve eylemi Kürdistan dağları. Ve ritmini belirleyen Kürt özgürlük savaşçıları. Rojava Devrimi’nin ruhu ile Kürdistan dağlarından tüm dünyaya özgürlük melodileri gönderiyorlar. Faşizmin son kalelerinden olan, insani yönleri kalmayan, bir vahşet şebekesi, suç örgütü olan AKP-MHP faşizminin son dönemlerini yaşadığımız bir dönemi yaşıyoruz. Artık geri sayım başladı. Ve geriye dönüşü olmayan bir çöküş, AKP-MHP faşizmini bekliyor. Bu topraklarda kahramanlaşan, destan yazan, özgürlük şarkılarını söyleyen Kürt özgürlük gerillalarının namlularında tükenişleri gerçekleşecektir. Ve yeni bir başlangıç. Özgürlüğün şafağını gördüğümüz bu günlerde, özgürlük şarkılarını yükseltmek, özgürlük şarkılarını söyleyenlerin sesi olmak gerekir. Dağlardan şehirlere, ovalardan kentlere, meydanlara ve sokaklara yani bulunduğumuz her yerde direnişe ses olmak gerekir. Çünkü faşizm renkten ve sesten korkar. Biz faşizmi kendi renklerimiz ve seslerimiz ile kendi korkusunda boğalım. Yeni bir yaşama, bu gün biz de bir adım atalım. Yeni yaşama biz de bir meşale yakalım. Çünkü gün, özgürlük günüdür.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.