•  Bakur ve Medya Savunma Alanları'nda tarihi direnişin sürdüğünü belirten PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, "3 yıldır Zap'ı ele geçirmeye çalışıyorlar ama Zap’ta tıkandılar. Halen de işgal edemediler, kazanan biz olacağız" dedi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Türk ordusunun işgal saldırılarını ve 8 yıllık savaşın bilançosunu Dengê Gel radyosuna değerlendirdi. 

Bakurê Kurdistan ve Medya Savunma Alanlarında tarihi bir direnişin sürdüğünü ifade eden Karayılan, “Her ne kadar son 3 yıl içerisinde Medya Savunma Alanları’nda direniş yükselmiş, gerçekten Apocu fedai ruh zirveye çıkmışsa da esas olarak aynı ruh ve fedakarlıkla 8 yıldır Bakurê Kurdistan’da tarihi bir direniş yürütülmektedir. Unutmayalım ki, Türk devleti 2016 yılında, '2017 Nisanı’ndan sonra PKK artık kalmayacak' demişti. Yani 6 yıl önce, özellikle Bakur’daki gerillaları bitireceklerini söylediler ve her yıl da 'bu yıl bitireceğiz' diyorlar. Yani düşman istihbarat, İHA-SİHA ve çağın tekniğiyle gerillayı bitirmek istiyor. Her yıl böyle planlıyor. Her yıl kendilerinin açıkladığına göre, yaklaşık 10 bin operasyon yapıyor. Yani Bakurê Kurdistan’da kapsamlı bir savaş var" dedi. 

Saldırıları genişlettiler

Türk devletinin amacının gerillayı tamamen tasfiye etmek olduğuna dikkat çeken Karayılan, "2018’e gelindiğinde bu konseptin kapsamını genişlettiler. Hem Efrîn’e saldırdılar, Rojava’yı da açıkça hedef aldılar hem de Xakurkê’ye saldırarak Medya Savunma Alanları’na yani Başûr’a dönük saldırı dalgasını genişlettiler. Hem Bakurê Kurdistan’da hem Rojava Kurdistanı’nda hem de Başûrê Kurdistan’daki bu savaş durumu 2020 yılına kadar devam etti. 2020 yılından bu yana ise en çok Bakurê Kurdistan ve Başûrê Kurdistan, yani Medya Savunma Alanları üzerinde durdular. Doğrudur; bu arada Rojava, Şengal ve Başûr’un birçok bölgesinde suikast ve çeşitli saldırılarını da devam ettirdiler. Fakat bu son dört yıldır savaş en fazla Medya Savunma Alanları ve Bakurê Kurdistan’da yoğunlaşmış durumda" diye konuştu.

Zap'ı 3 yıldır işgal etmek istiyorlar

Türk devletinin 3 yıldır Zap’ı işgal etmek istediğini söyleyen Karayılan, "Zap’ta tıkandılar. Halen de işgal edemediler ve şu an halen Zap’ı işgal etme çabasındadırlar" dedi. İşgale karşı büyük bir direniş sergilediklerini kaydeden Karayılan, "Türk devletinin her anlamdaki saldırılarını ve istihbarat ile çağın teknolojisi temelindeki yönelimlerini rağmen sonuç alamadılar. Bizim taktik açılım ve derinleşmemiz karşısında onların saldırıları başarılı olamadı, sonuçsuz kaldı. Bunun için de planları dahilinde olan süre dolmasına rağmen amaçlarına ulaşamadılar. Çünkü Önder Apo’nun duruşu ile halkımız ve Kurdistan Özgürlük Gerillası’nın direnişi onların planlarını bozdu" dedi. 

8 yılda 23 bin 570 asker öldü

Bilançolar konusunda Türk devletinin manipülasyona başvurduğuna dikkat çeken Karayılan, "Onlar sürekli, ‘vuruyoruz, yakalıyoruz, başarılıyız’ diyorlar. Kendilerini sürekli böyle motive ediyorlar. Gerçekte ise böyle değildir. Geçen 8 yılda her üç parça Kurdistan’da Türk devletinin Kürt halkına karşı yürüttüğü saldırılarda 23 bin 570 ölüsü var. Bunu doğru söylemiyorlar. Onların kaç ölülerini itiraf ettiklerini tam bilemiyorum ancak en fazla 2 bin civarında açıklıyorlardır" diye konuştu. 

Üç parçada 7 bin 18 şehit

HPG ve YPS şehitlerine ilişkin de bilgi veren Karayılan, “HPG olarak bu 8 yılda 4 bin 906 arkadaşımız şehit düşmüştür. Kuzey Öz Savunma Güçleri; yani YPS olarak verilen şehitlerimizin sayısı 616 arkadaştır. Toplam şehidimiz, 5 bin 522 arkadaştır. Gerçek rakamlar bunlardır. HPG ve YPS olarak bu konuda araştırmalara da açığız ve hiçbir arkadaşımızın şehadetini gizleme gibi bir durum mümkün olamaz. Rojava’da Türk devletine karşı gelişen savaşta QSD’nin toplam şehit sayısı bin 496 arkadaştır. Yani her üç parçanın askeri kayıplarını toplarsak, askeri güçlerden 7 bin 18 şehadet yaşanmıştır” dedi.

Binlerce sivil de katledildi

Sivil kayıplara da dikkat çeken Karayılan, “Rojava’da bir yandan DAİŞ’e karşı savaşıyorlar; diğer yandan ise ikinci bir DAİŞ olan Türk devletinin saldırılarına karşı da direniyorlar. Türk devletinin saldırılarında şimdiye kadar bin 57 sivil insanımız da şehit düşmüştür. Bakur’da da bu 8 yılda hemen hemen bin insanımız şehit düşmüştür. Hakeza Başûr’da da 200’e yakın sivil şehit insanımız vardır” açıklamasında bulundu.

Gerilla kazanacak

Kazanacaklarına vurgu yapan Karayılan, "Bakurê Kurdistan gerillası, büyük fedakarlık ve fedai bir ruhla direniyor, mücadele yürütüyor. Arkadaşların tecrübeleri vardır. Tecrübelerinden faydalanıp ders çıkarırlarsa, arkadaşların Bakur pratiğinde düşmanı boşa çıkaracak yaratıcılığı geliştireceklerine inanıyorum. Böylece düşmanı yeneceğiz ve Kurdistan Özgürlük Gerillası kazanacaktır” dedi. BEHDİNAN

Kaybımız yok

Karayılan, Zap’ta kayıpları olduğu yönündeki iddiaları da şöyle yanıtladı: “Şimdiye kadar Şehîd Delîl Batı Zap Eyaleti’nde arkadaşların kaybı yoktur. Hatta operasyonun başladığı gün Metîna’da Girê Ortê, Tirvaniş hattında da düşman hareketliliği oldu. Bazen görünüyor bazen de kayboluyorlar. Öyle görünüyor ki orada da bazı yerleri almak istiyorlar. Yani kendilerine göre bir taktik yürütüyorlar. Orada da temas oldu; düşman bir defa 3, bir defa da 5 kaybımızı verdi. Bu yalandır. Sadece şu an bağlantısı kopan bir arkadaşımız var. Bunun dışında bu savaş sürecinde Metîna’da ve Zap’ta arkadaşların kaybı yoktur. Direniş devam ediyor. Türk devleti artık oraya hakimiyet kuramaz. Biliyoruz ki oraya gelmeleri bir plan dahilindedir. Fakat düşman bu planında başarılı olamayacaktır.”

Kürt halkına çağrı: Değerlerimizi koruyalım

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Kürt halkına yönelik özel savaş politikalarını da değerlendirerek şu mesajı verdi: "Halkına, diline, kültürüne karşı ajanlık yaparsan, kendini bunun için feda eden gerillayı birkaç yüz dolar için ihbar edersen dünyada ve insanlık tarihinde bundan daha rezil bir şey yoktur. Onursuzluk ve namussuzluktur. Bunun için hiç kimse kendi içinde böyle bir durumu kabul etmemeli. Hiçbir aile, aşiret, köy kendi içinde ajanları kabul etmemelidir. Toplumumuz ajanlara ve ajanlaştırmaya karşı hareket etmeli, tavır sahibi olmalıdır. Bunun için kimsenin görev vermesine gerek yoktur, bu doğal bir görevdir. Aileni, aşiretini, köyünü korumalısın. O köyde böyle rezil ve namussuz bir kişi olmamalıdır. En büyük namussuzluk ajanlıktır. Buna karşı yurtseverlerin, kendine insanım diyen herkesin, ‘onurlu bir insan olmak istiyorum, yurtsever bir insan olmak istiyorum’ diyen herkesin mücadelesi olması gerekiyor. Ajanlaştırmaya, uyuşturucu madde kullanımına ve fuhuşa karşı mücadele etmek, bu insanlarımızın görevidir. Bizim yurtseverliği ve toplumsal ahlakı derinleştirmemiz gerekiyor. Toplumumuzda ahlak vardır, gelenekler vardır; bunu korumamız gerekiyor. Toprağa bağlı olmamız gerekiyor. Toprağımızı, suyumuzu, kültürümüzü, dilimizi korumamız gerekiyor. Biz bunlarla var oluyoruz. Bunlar toplumun değerleridir. Eğer bunlar olmazsa toplum, toplum olmaktan çıkar. Türk devleti ve diğer sömürgeciler bu yol ve yöntemlerle toplumumuzu, kendisi olmaktan çıkararak kendisine harç yaparak Türklüğü ilerletmek istiyor. Bu çerçevede yurtseverlerimiz, aydınlarımız, sanatçılarımız ve siyasetçilerimiz, yurtseverim diyen herkesin mücadele sahibi olması ve değerleri koruması gerekiyor.”