Almanya'da sağlıkta ayrımcılık
Dersim DAĞDEVİREN yazdı —
- Sağlık hizmetlerinde sık sık ayrımcılık ve/veya ırkçılık vakaları yaşanıyor. Irkçı muameleye maruz kalanların neredeyse üçte biri, şikayetlerinin ciddiye alınmadığını belirtiyor.
DERSİM DAĞDEVİREN
Bu hafta sağlık alanını irdeleyen Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi'nin Ulusal Ayrımcılık ve Irkçılık İzleme Raporu'nu işleyeceğim. Haziran-Kasım 2022 tarihleri arasında bilim insanları, Almanya’da yaşayan insanların ayrımcılıkla ilgili deneyimlerini araştırdı. Anket, Almanya’da 21 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Sağlık hizmetlerinde sık sık ayrımcılık ve/veya ırkçılık vakaları yaşanıyor. Cinsiyet ve sosyoekonomik koşullar da bu bağlamda belirleyicidir. Kadınlar erkeklere göre daha sık olumsuz deneyimler yaşıyor:
* Siyah kadınların yüzde 39’u,
* Müslüman kadınların yüzde 35’i,
* Asyalı kadınların yüzde 29’u
* Bu kategorilere girmeyen kadınların yüzde 26’sı en azından ara sıra haksızlığa uğradığını veya kötü muamele gördüklerini belirtiyor.
Şikayetler ciddiye alınmıyor
Irkçı muameleye maruz kalanların neredeyse üçte biri, şikayetlerinin ciddiye alınmadığını belirtiyor. Bu durum özellikle kadınlar için geçerli. Müslüman kadınların (yüzde 39) ve Asyalı kadınların (yüzde 37) bu nedenle doktor değiştirdiği görülüyor. Irkçı muameleye maruz kalmayan kadınlarda ise bu oran yaklaşık yüzde 29.
İnsanlar, özellikle de kadınlar, doktora gitmekten kaçınıyor. Siyah, Asyalı ve Müslüman kadınların yüzde 13 ila yüzde 14’ü, ayrımcılıktan korktukları için tedaviyi ertelediklerini veya tamamen kaçındıklarını belirtiyor. Erkeklerde ise bu oran tüm bu gruplarda yaklaşık yüzde 8’dir.
Bulgular ve güven kaybı
Ayrımcılık ve/veya ırkçılıkla karşılaşma sıklığı arttıkça, anksiyete (korku) bozukluğu ve depresif belirtilere dair bulgular da o kadar belirgin hale geliyor.
Özellikle vatandaşları korumak ve yardım sunmak amacıyla başvurulan kurumlarda, örneğin hastanelerde ve muayenehanelerde ayrımcılık yaşandığında, bu durum ciddi bir güven kaybına yol açabilir.
Sağlık alanındaki fırsatlar konusunda var olan çeşitli temel sosyal eşitsizlikler çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Yapısal sorunlar ve ırkçılık birbirlerini besleyebilir. Ayrıca, sağlık alanında yaşanan ekonomileşmenin sonuçları ırkçılığı / ayrımcılığı şiddetlendirebilir. Irkçılıkla ilgili deneyimler ve bunlarla bağlantılı sosyoekonomik koşullar, hastalığı tetikleyebilir. Irkçılığın yarattığı toplumsal koşullar belirli nüfus gruplarının sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlayabilir.
İsim temelli ayrımcılık
Sağlık hizmetlerine erişimde isme dayalı ayrımcılık da söz konusudur. Yapılan araştırmada, Almanya’da yaygın olan isimlere sahip hastalar, Türkiye veya Nijerya’da sıkça rastlanan isimlere sahip hastalara kıyasla randevu taleplerine daha sık olumlu yanıt aldığı tespit edildi. İlginç olan nokta, isim temelli ayrımcılığın özel sigortalılarda daha çok görülmesidir. Çocuk doktorlarındaki randevu taleplerinde neredeyse hiç fark görülmezken, psikoterapi alanında ciddi bir ayrımcılık söz konusudur.
