• Teknik imkanlar sürekli artıyor olsa da, yapay zeka şimdilik insan sezgisini ve tedavi / iyileşme sürecinde empati rolünün yerini alamayacaktır.

DERSİM DAĞDEVİREN

Üç hafta önce tıpta yapay zeka konusunu işlemiştim. Her ne kadar yapay zekanın tıp alanında birçok avantajı olsa da riskleri ve sınırları da mevcuttur. Aslında bu yazıyı konuyla ilgili ilk yazı yayınlandıktan hemen sonra yazacaktım, ancak konuların aciliyeti gereği Hantavirus ve Ebola virüsünü işledim.

Tıpta yapay zekanın kullanımı ciddi riskler barındırıyor. Yapay zeka sistemlerinin doktorlarla benzer veya daha iyi sonuçlar elde ettiği uygulama alanlarında bile ciddi hatalar ortaya çıkma tehlikesi vardır. Bu tür hatalar meydana geldiğinde, nedenini tespit etmek genellikle çok zordur veya mümkün değildir. Bu sorun, çağdaş yapay zekanın sözde “kara kutu” karakterinden kaynaklanıyor. Klasik yapay zeka sistemlerinin işleyişi en azından programcılar için anlaşılır olurken, modern, kendi kendine öğrenen yapay zeka için artık geçerli değildir. Bu programlar, girdi verilerine dayanarak çok sayıda görev için bağımsız olarak çözümler üretebiliyor.

Özellikle yapay zeka programlarının, insan aktörlerin bu şekilde yapmayacağı hatalar ürettiği gerçeği göz önüne alındığında, yapay zekanın güvenilirliğinin nasıl artırılabileceği ve yanlış teşhis durumunda sorumluluğun kime ait olduğu sorusu daha da önem kazanıyor. 

Teknik imkanlar sürekli artıyor olsa da, yapay zeka şimdilik insan sezgisini ve tedavi / iyileşme sürecinde empati rolünün yerini alamayacaktır; hatta 1975'ten bu yana doktorların hastalarla geçirdiği sürenin sürekli azaldığı göz önüne alındığında bile. Bununla birlikte, yapay zeka bürokratik iş yükünü azaltarak, doktor-hasta ilişkilerinin yeniden daha derin bir hale gelmesine yardımcı olabilir. 

Çeşitli sektörlerde dijital teknolojilerin yaygınlaşmasına rağmen sağlık sektörü birçok alanda geride kalıyor. Özellikle standartlaşma ve birlikte çalışabilirlik eksikliği ile hastaların katılımına yönelik sınırlı imkanlar, hastanelerde dijital alandaki eksiklikleri açıkça ortaya koyuyor. Sağlık sektöründeki verilerin standartlaştırılmaması, uygulamalarda yapay zekanın kullanılmasını zorlaştırıyor.

Tıbbi verilerin yapay zeka aracılığıyla kapsamlı ve merkezi bir şekilde depolanması ve analiz edilmesi, özellikle bu veriler yanlış ellere geçtiğinde büyük riskler barındırır. Bir çalışanın sağlık verilerini bilen bir işveren, bu bilgileri örneğin terfi kararlarında kötüye kullanabilir. En kötü senaryoda, bu tür bilgiler kişinin sosyal çevresine sızabilir; bu da ayrımcılığa yol açabilir ve kişinin itibarını zedeleyebilir.

Bu bireysel risklerin yanı sıra daha büyük ve kapsamlı bir risk de devletin bu verileri halkı izlemek ve kontrol etmek için kullanmasıdır. Böyle bir senaryoda, devletin vatandaşlarının özel hayatına eşi benzeri görülmemiş bir erişim imkanına sahip olması nedeniyle vatandaşlık hakları kısıtlanabilir ve kişisel özgürlükler tehlikeye girebilir. Bu durum, ayrımcılığın çok ötesine geçerek demokratik bir toplumun temellerini sarsabilir / otokratik rejimleri güçlendirebilir. 

Haftaya konuyu işlemeye devam edeceğim.