- Almanya Dışişleri Bakanlığı, gazetemizin Türkiye’deki “Barış ve Demokratik Çözüm Süreci”ne somut adımlarla destek verilip verilmeyeceği sorusuna, tarafların talep etmesi halinde destek sağlamaya hazır oldukları yanıtını verdi. Ayrıca süreci büyük bir ilgiyle takip ettiklerini ifade etti.
- Prof. Ulrich Gottstein’in 30 yıl önce Bakanlığa sunulan belgenin akıbetine ve işleme konulup konulmadığına yönelik sorumuza ise, “30 yıl öncesine ait dış politika gelişmelerine, gerektiğinde Dışişleri Bakanlığı Siyasi Arşivi'nden ulaşılabilir” vurgusuyla Bakanlığın resmi sitesine işaret etti.
DEVRİŞ ÇİMEN
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın davetiyle 30 yıl önce Almanya’dan Şam’a giden bilim insanlarından oluşan heyet, yaptığı görüşmelerin ardından imzalı bir protokol ile döndü. Heyette yer alan Prof. Ulrich Gottstein, belgenin aslını Alman Dışişleri Bakanlığı’na sunduğunu belirtmişti. Söz konusu belgede savaşın sonlandırılması, diyalogun ve barışın geliştirilmesi için çağrı yapılıyor. Belgenin bir kopyası ise geçtiğimiz yıl sonunda vefat eden Gottstein’ın arşivinden gazetemize ulaştırılmış ve haberleştirilmişti.
Heyette IPPNW’den U. Gottstein’ın yanı sıra Siyaset Bilimi Profesörü Ulrich Albrecht, Kamu Hukuku Profesörü Norman Paech ve Medico International Genel Müdürü Hans Branscheidt da bulunuyordu.
Süreci ilgiyle takip ediyoruz
Yeni Özgür Politika’da 25 Mayıs’ta yayınlanan belgeden yola çıkarak konuya dair yönelttiğimiz yazılı sorularımıza, Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Amelie Tittel, “Federal hükümet, Kürt sorunundaki Türkiye içi süreci büyük bir ilgiyle takip etmekte ve tarafların talep etmesi halinde destek vermeye hazır olduğunu beyan etmiş bulunmaktadır” yanıtını verdi.
Yetkili, açıklamasında geçmiş bir beyana da atıfta bulunarak, “Abdullah Öcalan'ın çağrısı ve PKK'nin 2025 yılındaki kendini feshetme duyurusu, on binlerce insanın hayatına mal olan onlarca yıllık terör, şiddet ve misilleme sarmalını kırmak için tarihi bir fırsattır” ifadelerini kullandı.
30 yıl önce Ulrich Gottstein tarafından Bakanlığa sunulan belgenin akıbetine ve işleme konulup konulmadığına yönelik sorumuza ise, “30 yıl öncesine ait dış politika gelişmelerine, gerektiğinde Dışişleri Bakanlığı Siyasi Arşivi'nden ulaşılabilir” vurgusuyla Bakanlığın resmi sitesine işaret etti.
İçişleri Bakanlığı açıklama yapmıyor
Bakanlık, 26 Kasım 1993’ten beri yürürlükte olan PKK faaliyet yasağı konusunda yetkili merci olan Federal İçişleri Bakanlığı ile iletişime geçilmesi gerektiğini bildirdi. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Sonja Kock ise geçen Kasım ayındaki “fesih sonrası yeni bir değerlendirme yapıp yapmayacaklarına” dair sorumuza, devam eden yargı süreci nedeniyle yanıt veremeyeceklerini belirtti ve durumu şu gerekçeyle açıkladı: “İçişleri Bakanlığı Sözcüsü olarak size şu bilgiyi verebilirim; PKK'nin faaliyet yasağının kaldırılması amacıyla devam eden dava süreci nedeniyle bu konuda açıklama yapamayacağımızı anlayışla karşılamanızı rica ederiz.”
Söz konusu dava, Almanya'da uzun yıllardır uygulanan ve Kürtlerin siyasal ile örgütlenme çabalarını kriminalize eden PKK yasağına karşı verilen hukuk mücadelesinin yeni bir aşamasıdır. Fesih öncesi PKK yöneticilerinin resmi başvurusu üzerine, avukatlar Dr. Lukas Theune ve Dr. Peer Stolle aracılığıyla 11 Mayıs 2022 tarihinde Federal Almanya İçişleri Bakanlığı'na karşı açılan bu dava, hâlâ Berlin İdare Mahkemesi'nde devam etmekte.
Diyalog ve köprüler oluşturma çağrısı
Kürt tarafı adına, PKK yasağının yıl dönümü vesilesiyle geçen yıl 26 Kasım'da gazetemize konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar şu açıklamayı yapmıştı: “Almanya yardımcı olmak istiyorsa, Kürtlerin siyasi örgütlenmesini suç sayan yasağı kaldırarak barışa destek sunabilir. Zira yasak savaş politikalarının bir ürünüydü. Devam eden yasak kararı, sürece karşı ve savaştan yana olan çevrelerin ekmeğine yağ sürüyor. Almanya, barışa ve çözüme köprüler oluşturarak yasak politikalarından vazgeçme ile başlayabilir. Kürt Özgürlük Hareketi olarak da Kürt sorunun barışçıl çözümü için diyalog geliştirmeye ve köprüler oluşturmaya açığız.”
Belge: Diyalog ve barış çağrısı
Öcalan’ın 26 Mayıs 1996'da Şam’da imzaladığı görüşme protokolünde, PKK Genel Sekreteri olarak "Savaşı bitirmek istiyoruz ancak Türk ordusu saldırılarına devam ediyor" dediği belgede, ayrıca “hedefin, Türkiye’de federal bir demokrasi içinde Kürtlerin tam siyasi ve sosyal eşitliğinin yanı sıra kültürel özerkliği olduğunu” belirtmesi, bugün yürüyen sürecin tartışmalarına olan benzerliğiyle dikkat çekiyor.
Öcalan’ın, “Federal Almanya Cumhuriyeti’ndekiler gibi demokratik kurumları açıkça olumlu olarak nitelendirdiği" ve "PKK sempatizanlarının, misafir oldukları demokratik ülkelerin hukuk düzenine kesinlikle uymakla yükümlü olduklarını” vurguladığı belgede; “mümkün olduğunca aktif bir uluslararası arabuluculuğun rol almasının ümit edildiği” ifade edilerek, “açık bir uluslararası diyalog kurulması için çabalandığı ve bunun için en iyi yöntemin Kürdistan konulu bir barış konferansı düzenlenmesi gerektiği” belirtiliyor.