Aşı savaşları!

Dizi Haberleri —

10 Eylül 2020 Perşembe - 23:00

  • Çin ve Rusya araştırma enstitülerinde ve şirketlerde yürütülen Amerikan çalışmalarını çalma çabalarını genişletirken aşı araştırmalarında istihbarat savaşı yoğunlaştı.

Julian E. Barnes / Michael Venutolo-Mantovani

Çinli istihbarat korsanları, koronavirüs aşısı verilerini çalma niyetiyle kolay hedef olduğunu düşündükleri yerlere yöneldiler. Basitçe ilaç şirketlerinin peşine düşmek yerine, son teknoloji ile araştırmalar yürüten Kuzey Carolina Üniversitesi ve diğer okullara yönelik dijital keşif yaptılar.
İş üzerindeki tek casus onlar değildi. Rusya’nın ana istihbarat servisi S.V.R., ABD, Kanada ve Britanya’daki aşı araştırması ağlarını hedef aldı. Bu istihbarat çabaları, ilkin, uluslararası fiber optik kabloların takibini yapan Britanya casusluk kurumu tarafından tespit edildi.
İran da aşı araştırmalarına dair bilgi çalma çabalarını ciddi şekilde arttırmış durumda ve ABD hasımlarının casusluk faaliyetlerini tespit etmek ve savunmasını güçlendirmek için önlemler alıyor.

NATO istihbaratı iş başında
Kısacası, dünya üzerindeki her bir büyük istihbarat servisi, diğerlerinin ne iş peşinde olduğunu bulmaya çalışıyor.
Eski istihbarat görevlileri ve casusluk faaliyetlerini takip eden diğer uzmanlarla yapılan röportajlara göre, koronavirüs pandemisi, dünya istihbarat ajansları için yakın tarihte gerçekleşen en hızlı barış dönemi misyon değişikliklerinden birine sebep oldu ve yeni bir büyük casusluk savaşında onları birbirine düşürdü.
ABD’nin hasımlarının neredeyse tamamı, Amerikan araştırmalarını çalma girişimlerini yoğunlaştırırken Washington, en ileri çalışmaları yürüten üniversiteleri ve şirketleri korumak için önlemler almaya başladı. Normalde Rus tanklarının ve terör hücrelerinin hareketleriyle ilgilenen NATO istihbaratı, Kremlin’in çabalarına yönelik takibini, Rusya’nın olası aşı çalma planlarına genişletti.

Soğuk Savaş dönemi gibi
Bugün süregiden yarış, Soğuk Savaş dönemindeki uzaya çıkma yarışını anımsatıyor. Sovyetler Birliği ile ABD, o dönemde de bir diğerinin ne durumda olduğunu öğrenmek için istihbarat faaliyetlerine bel bağlamıştı. Ama Soğuk Savaş dönemindeki dünyanın uydusuna ulaşma yarışı onlarca yıla yayılmışken koronavirüs tedavisi konusunda veri ele geçirme yarışı, aşı ihtiyacı her gün daha da aciliyet kazandığından, hiçbir şekilde karşılaştırılamaz bir hızda sürüyor.
ABD Adalet Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi John C. Demers, geçen ay Çin üzerine Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin düzenlediği bir etkinlikte konuşurken, “Şu anda en değerli biyomedikal araştırmanın verilerini çalmaya çalışmıyor olsalardı şaşırtıcı olurdu” dedi. “Mali açıdan değerli ve jeopolitik açıdan paha biçilemez.”

Çinli korsanlar
Çin’in girişimleri kompleks. İstihbarat elemanları ABD ve Avrupa’daki aşı korsanlığı girişimlerini, Dünya Sağlık Örgütü’nden elde ettikleri bilgileri kullanarak yönlendirdiler.
Çin’in DSÖ içindeki nüfuzlu pozisyonunu dünyanın dört bir yanındaki aşı çalışmaları konusunda bilgi toplamak için tam olarak nasıl kullandığı belli değil. DSÖ geliştirme aşamasındaki aşılar hakkında veri topluyor ve bu verilerin büyük kısmı eninde sonunda kamuoyu ile paylaşılsa da, Çinli korsanlar DSÖ’nün hangi aşı çalışmalarında en çok umut gördüğünün bilgisine erken ulaşarak avantaj elde etmiş olabilir.
Amerikan istihbarat görevlileri, Çin’in bu çabalarından Şubat başında, virüs daha ABD’de yeni yeni yayılmaya başlarken haberdar oldu. CIA ve diğer kuruluşlar, Çin’in DSÖ dahil uluslararası kuruluşlar içindeki hamlelerini yakından takip ediyorlar.
Topladıkları istihbarat sayesinde, Beyaz Saray Mayıs ayında DSÖ konusunda daha sert tedbirler aldı.
Kuzey Carolina Üniversitesi’nin yanı sıra, Çinli korsanlar ülkedeki başka üniversiteleri de hedef aldılar ve bazılarının bilgisayar ağlarına girilmiş olabileceği söyleniyor. Demers konuşmasında, Çin’in Adalet Bakanlığı’nın ifşa ettiği vakanın ötesinde (Çin istihbarat servisi adına çalışan iki korsan Temmuz’da Amerikan biyoteknoloji şirketlerinden aşı bilgisi ve araştırma verisi çaldıkları için yargılanmaya başladı), “çoklu korsanlık girişimlerinde” bulunduğunu söyledi.

Houston’daki konsolosluk neden kapatıldı?
FBI, üniversite yetkililerini korsanlık girişimleri hakkında uyarmıştı. Çinli korsanlar, okulun epidemiyoloji departmanının bilgisayar ağına girmeye çalışıyordu ama başarısız olmuşlardı.
Üniversite sözcüsü Leslie Minton, okulun “ABD istihbarat ajanslarından düzenli olarak tehdit uyarıları aldığını” söyledi. Daha ayrıntılı bilgi için federal hükümeti işaret ederken, okulun, “devlet destekli örgütlerin ısrarlı tehdit saldırılarına karşı koruma sağlamak amacıyla 7/24 izleme yapmak üzere alt yapısını geliştirdiğini” söyledi.
Korsanlığın yanı sıra, Çin üniversiteleri başka yollardan da zorladı. Bazı hükümet yetkilileri, Çin’in, Amerikan üniversitelerinin Çinli kuruluşlarla araştırma ortaklıklarından faydalanmaya çalıştığına inanıyor.
Başkaları ise ABD ve başka yerlerdeki Çinli istihbarat ajanlarının, araştırmalar konusunda şahsen bilgi toplamaya çalıştığı konusunda uyarıyor. Trump yönetimi 22 Temmuz’da Çin’e Houston’daki konsolosluğunu kapatma talimatı vermişti. Sebeplerden biri, Çinli ajanların burayı şehirdeki tıp uzmanlarının içine sızmak için bir üs olarak kullanmasıydı.
Çinli istihbarat yetkilileri, üniversitelere kısmen bu kuruluşların veri korumasının ilaç şirketlerinden daha zayıf olduğunu düşündükleri için yükleniyorlar. Ama casusluk faaliyeti araştırmacılar daha fazla aşı adayını ve antiviral tedaviyi incelenmek üzere bilim dünyası ile paylaştığında da yoğunlaşıyor. Bu bilimsel çabalar, formüllere ve aşı geliştirme stratejilerine erişim sağlama fırsatı olarak kullanılıyor.
Bugüne kadar, yetkililer, yabancı ajanların Gilead Sciences, Novavax ve Moderna gibi hedefledikleri Amerikan biyoteknoloji şirketlerinden çok az bilgi alabildiğine inanıyor.

Peki Rus ajanlar ne yapıyor?
Britanya’nın elektronik gözetleme kuruluşu G.C.H.Q’nun Rus çabalarından haberdar olması ile aynı dönemde Amerikan istihbaratı da, Çin’in korsanlık faaliyetlerini öğrendi ve Amerikan biyoteknoloji ekipleri ile birlikte çalışarak bilgisayar ağlarını güçlendirecek tedbirler alıyor.
Britanya, Amerika ve Kanada istihbarat kuruluşları tarafından Temmuz’da kamuoyuna açıklanan Rus çabaları, esasen Oxford Üniversitesi’nin ve onun ilaç şirketi ortağı AstraZeneca’nın araştırması hakkında bilgi toplamaya odaklanmıştı.
Aşı bilgileri çalmaya çalışırken yakalanan Ruslar Cozy Bear adlı tanınmış bir grubun parçasıydı. Bu grup, S.V.R. ile ilişkili korsanlardan oluşan Cozy Bear, 2016’da Demokratların bilgisayar sunucularına sızan korsan gruplarından biriydi.
İç güvenlikten sorunlu yetkililer, ilaç şirketlerini ve üniversiteleri saldırılar konusunda bilgilendirmiş ve bu kuruluşların kurumsal güvenliklerini gözden geçirmesine yardımcı olmuştu. Yetkililer, aşı bilgilerini çalmaya çalışacak olan korsanların, bilgisayar güvenliğindeki bilinmeyen açıkları hedefleyen daha sofistike siber silahları değil, henüz kapatılmamış, bilinen güvenlik açıklarından istifade etmeyi deneyeceğini tahmin ediyorlardı.
Kamuoyuna yansıyan korsanlık çabaları sonucunda herhangi bir bilgi hırsızlığı duyurmuş bir kuruluş ya da üniversite yok. Ama korsanlık girişimlerinin bazıları, en azından savunmaları aşıp bilgisayar ağlarının içine sızmayı başardı. Çin ve Rus korsanlar her gün denemelerine devam ediyor.

Zamana karşı yarış
İç Güvenlik Bakanlığı’nın Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı için siber güvenlik direktör yardımcı Bryan S. Ware, “Açıkları hasımlardan önce bulup onlar istismar etmeden kapatmaya çalışan iyi adamlar için gerçekten zamana karşı bir yarış var” diyor. “Yarış her zamankinden daha süratli.”
Kamuoyuna açıklanan sadece iki korsan ekibi (biri Rus, diğeri Çin) olsa da, bu iki ülkenin istihbarat servislerine bağlı çalışan ve aşı bilgilerini çalma peşinde olan bundan daha fazla ekibin olduğu düşünülüyor.
Rusya 11 Ağustos’ta bir aşıyı onayladığını duyurdu. Bu açıklama derhal, casus örgütleri tarafından başka ülkelerden çalınan araştırma bilgileri ile bu Rus bilim insanlarına yardım edildiği şüphelerine neden oldu.
Amerikalı yetkililer, kendi casus örgütlerinin çabalarının savunma düzeyinde kaldığını ve istihbarat ajanslarına koronavirüs araştırmalarını çalma talimatı verilmesini ısrarla vurgulasa da, hem görev başındaki hem de emekli istihbaratçılar, gerçeğin bu kadar siyah beyaz olmadığını belirtiyorlar. Amerikan istihbarat ajansları Rusya, Çin ve İran’ın ne çalmış olabileceğini bulmaya çalışırken, bu ülkelerin araştırmaları hakkında bilgilere denk gelip bunları topluyor olabilir.

Aşı karşıtı hareketin arkasında kim var?
Yetkililer, korsanlık faaliyetlerinin böyle devam etmesinin aşı çalışmalarına zarar vereceğinden endişeliler. Veri çalma girişimleri ile sistemlerle oynanması arızalara sebep olabilir, diyorlar.
“Bir hasım kap-kaç peşindeyse, sadece bilgi çalmakla kalmayıp kurbanın faaliyetlerini sekteye de uğratabilir” diyor Ware.
Rusya ve Çin’in casusluk faaliyetlerinden bazıları kendi araştırmalarını koruma ve kestirme yollar bulma çabası olabilir ama bazı istihbarat uzmanları bu ülkelerin Batılı ülkelerin aşı çalışmalarına yönelik güvensizlik yaratma peşinde olabileceğini de vurguluyorlar.
Hem Rusya hem de Çin, virüs, ortaya çıkışı ve ABD’nin verdiği yanıt konusunda zaten dezenformasyon yaymış durumda. Özellikle Rus istihbarat servisleri, Batı’da aşı karşıtı hareketi ivmelendirmek için daha agresif çabalar içine girdiler ve casusluk iddialarını kendi anlatısına inanılırlık kazandırmak için kullanabilirler.
Rusya’nın Amerikan toplumundaki bölünmeleri derinleştirme çabalarının uzun bir geçmişi var. Mevcut ve eski ulusal güvenlik yetkilileri, Rusya’nın en sonunda Batı’da onaylanacak bir aşı konusunda dezenformasyon yaymasını beklediklerini söylüyorlar.
Trump’ın dokunulmazlığının kaldırılması oturumlarında şahitlik etmiş olan, Ulusal Güvenlik Konseyi eski yetkilisi ve Rusya uzmanı Fiona Hill, “Bu örnek, eski Sovyetler Birliği’ne bir geri dönüşe benziyor” diyor. “Rusya ve Çin dezenformasyon kampanyaları yürüttüler. ABD’de kafa karışıklığı yaratıp aşı karşıtı hareketi güçlendirmenin daha iyi bir fırsatını bulamazlardı. Ama kendileri tüm vatandaşlarını elbette aşılayacaklar.”

David E. Sanger ve Ronen Bergman habere katkı sağladı.

Çeviren: Serap Güneş
Kaynak: New York Times

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.