Asi ve boyun eğmez Garibe

Forum Haberleri —

10 Aralık 2021 Cuma - 19:32

Garibe Gezer

Garibe Gezer

  • Garibe'yi ilk ağabeyi Bilal Gezer'in 2014 yılında devletin ortaya saldığı çeteler tarafından katledilmesi ile tanıdım. Yollarımız Mardin Cezaevi’nde ikinci kez kesişti. O zamandan sonra Garibe denildiğinde aklıma tek gelen şey onun asiliği, dik duruşu ve boyun eğmezliğiydi. 

Meltem OKTAY

Nesiller boyu zulüm… Aile boyu zulüm…. Yıllardır sömürgeleştirilmiş, devlet zulmü altındaki Kürdistan gerçekliğinde bu cümle bize ne kadar tanıdık. Kürdistan’da neredeyse dokunduğumuz her ailede bir zulüm hikayesi hep karşımıza çıkıyor. İşte Garibe’nin hikayesi de bu cümlelerdeki gerçeklikte saklı. Devlet zulmünün, işkencesinin bir aileyi bütünen hedef almasının hikayesi bu. Garibe’nin tüm yaşadıkları bu devlet zulmünün aile boyu peşini bırakmamasından geliyordu. Garibe’ye tüm yaşatılanlar devlet zulmünün en acımasız bir biçimde ete kemiğe bürünme haliydi. 

Ağabeyi Kobanê protestolarında katledildi

Mêrdîn’in Kerboran ilçesine bağlı Xelîla mahallesinde yaşayan Gezer ailesinin başına gelenler 2014 yılı ile başlıyordu. Kuşkusuz 90’lı yıllardan bu yana devlet zulmüyle çok daha erken karşılaşmışlardı. Ancak tarihler 6-7 Ekim 2014’ü gösterdiğinde, Kobanê’nin tarihin en büyük saldırısı ile karşı karşıya kaldığı süreçte Kürdistan’da milyonlar sokaklara çıkmıştı. Her yerde şehir şehir, semt semt, mahalle mahalle, sokak sokak direniş vardı. “Kobanê yalnız değildir” diyerek, herkes sokaktaydı. Garibe’nin ağabeyi Bilal Gezer de bu süreçte Kerboran’da sokağa çıkmış ve Kobanê’ye yönelik saldırıları protesto etmişti.

Çeteler devletin silahı ile vurdu

Aynı gün Hür Dava Partisi ilçe Başkanı Kadri Şengül’ün oğlu Muhsap Şengül, dijital medyada yaptığı paylaşımda “Namluları yağlayın, bugün çeteler ortaya çıkacak, bizim anamız ağlayacağına onların anası ağlasın. Silahları çıkarın, hazırlanın” diye paylaşım yaparak DAİŞ yanlısı kişileri harekete geçirmişti. Bu paylaşımın ardından Garibe’nin ağabeyi Bilal Gezer ve Sinan Toprak isminde bir genç gece 02.00 sularında DAİŞ yanlısı kişiler tarafından katledildi. Gezer ailesine göre ortalığa salınan bu çeteler devletin silahı ile Bilal’i katletmişti. Ki gerçek tam da buydu.

Aynı kurşunlarla yaralandı ve felç kaldı 

Garibe’nin ağabeyi Bilal Gezer’in katledilmesi ile birlikte aile yıkılmıştı. Bilal’in cenazesi kaldırılmış ve taziyenin 2’nci günüydü. Devletin zulmü bununla da sınırlı kalmamıştı. Taziyeye giden halk katliamı protesto etmek için ilçe karakoluna doğru yürüyüşe geçmişti. Garibe ve diğer ağabeyi Mehmet Emin Gezer de, karakola doğru yürüyüşe geçen halk arasındaydı. Ve ağabeylerinin faillerini soruyorlardı. Bu sırada karakoldan halkın üzerine ateş açılmış ve Mehmet Emin Gezer burada sırtından vurularak ağır yaralanmıştı. Mehmet Emin de tıpkı ağabeyi Bilal gibi aynı kurşunlarla vurulmuştu. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Mehmet Emin Gezer uzun süre gördüğü tedaviye rağmen belden aşağısı felç kaldı.

Katiller beraat ettirildi

Konuyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ise 4 PÖH elemanı hakkında “kasten öldürmeye teşebbüs”ten dava açıldı. Ancak devlet nezdinde Kürdü vurmak, katletmek serbestti. Yargıtay’a kadar giden davada “kaçınılmaz hata” denilerek dosya cezasızlıkla sonuçlandı, failler ise beraat ettirildi.

Devlet tüm aileyi hedef aldı

Daha sonra devlet zulmüne karşı hakkını arayan aile bireyleri tek tek bu zulüm çarkının içine girerek, en kirli yüzlerinden nasibini aldılar. Ailenin tüm fertleri bir bir gözaltına alınırken, anne, baba, kardeşleri ve Garibe ile birlikte toplamda 9 aile bireyi hakkında peş peşe soruşturmalar açıldı.

Garibe ve kız kardeşi tutuklandı

Tüm bunlar yaşanırken Garibe henüz 21 yaşındaydı. Ailesine yaşatılanların öfkesi ile yaşıyordu. Devletin kirli yüzüne karşı genç yaşında acı bir biçimde bilinç kazanmıştı. Ve mücadelesini DBP içerisinde yer alarak sürdürdü. Garibe’nin hikayesi de asıl bundan sonra başlıyordu. Tarihler 2015-2016’yı gösterdiğinde Kürdistan kentlerinde ilan edilen öz yönetime karşı sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte saldırılar gerçekleşiyordu. Tıpkı 90’lardaki gibi polis araçlarından “evlerinizi terk edin” diye anonslar geçilirken Garibe ailesiyle birlikte evini, sokağını ve mahallesini terk etmemişti. Saldırıların olduğu mahalleleri terk etmeyenler hakkında açılan soruşturmalar kapsamında Garibe 3 Mart 2016’da Kütahya’ya kardeşinin yanına giderken gözaltına alındı. Ardından Mardin’e getirilerek burada çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Daha sonra ablası Asya Gezer de bir soruşturma kapsamında tutuklanarak onunla aynı cezaevine konulmuştu.

Yollarımız Mardin Cezaevi’nde kesişti 

Bizim Garibe ile yolumuz Mardin Cezaevi’nde ikinci kez kesişiyordu. İlki katledilen ve devlet tarafından vurularak felç bırakılan ağabeylerinin hikayesini yazmak için evlerine misafir olduğumdaydı. Garibe o zaman sessiz ve sakin, tıpkı adı gibi Garip gelmişti bana. Haber yapmak için gittiğim o dar zamanda Garibe’nin yaşamına çok fazla dokunamamıştım. Yollarımız Mardin Cezaevi’nde ikinci defa kesiştiğinde tüm bunları bir kez daha konuşmuştuk. Garibe’yi asıl o zaman tanımıştım. O zamandan sonra Garibe denildiğinde aklıma tek gelen şey onun asiliği, dik duruşu ve boyun eğmezliğiydi.

Öfkesi büyüktü 

Yaşadıklarının öfkesi vardı Garibe’de, bu yüzden kimseye eyvallahı yoktu. Devletin her haline bürünmüş kişilere karşı öfkesi daha büyüktü. Her şeyi aynı zamanda içinde yaşardı. Gizli bir kutu gibiydi. Az gülse de güldüğünde etrafına bulaştıran bir yanı vardı. Mardin Cezaevi’nde yapacağımız moral gecesi için ona tiyatroda rol verilmişti. O zamana kadar Garibe’nin sakladığı bu yetenekleri hiç görmemiştik. Şuan hangi rolü oynadığını çok hatırlamıyorum ama bizi gülmekten kırıp geçirdiğini çok iyi hatırlıyorum. Daha sonra hepimiz “Garibe sen tam bir tiyatrocuymuşsun” demiştik. Daha sonra Garibe, bu yanını daha çok açığa vurmuştu ve taklitler yaparak gün içinde sürekli bizi güldüren, moral veren biri olmuştu.

Diğer ağabey de tutuklandı 

Garibe, özyönetim bölgesinde kaldığı için hakkında açılan dava sonucunda ağırlaştırılmış müebbet artı 21 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Suçu sadece mahallesinde, evinde kalmak ve DBP yöneticisi olmaktı. Bu sırada diğer ağabeyi Haşim Gezer de 2017 yılında gözaltına alınarak tutuklandı. Hakkında açılan dava sonucunda ona da 22 yıl hapis cezası verilerek, tek kişilik hücreye konuldu.

Sürgün ve sistematik işkence 

Garibe, Mardin Cezaevi’nden sırasıyla Şakran, Tarsus ve Kayseri Bünyan cezaevlerine sürgün edildi. Garibe’ye verilen hapis cezası henüz Yargıtay tarafından onaylanmadığı için hüküm özlüydü ve hücreye konulamazdı. Ancak Kayseri Bünyan Cezaevi’ne sürgün edilen Garibe burada hücreye konuldu. Bu hak ihlalini kabul etmeyen Garibe her defasında sesini duyurmaya çalıştı. Yaşadıklarını ailesi aracılığıyla anlatmaya, hukuksuzluğa karşı çıkmaya çalıştı. Cezaevi idaresi tarafından hakları gasp edilen Garibe en sonunda hücresini ateşe verdi.

Asla boyun eğmedi

Bunun üzerine Kandıra Cezaevi’ne sürgün edilen Garibe’ye burada devlet yönelimi daha sistematik bir hal aldı. Burada da hücreye konulan Garibe’nin sesinin dışarı çıkması engellendi. Yazdığı mektuplara el konuldu, ailesiyle görüşmeleri engellenmeye çalışıldı. Hücre cezası verildi. Bunlara her defasında karşı koyan Garibe, kapı vurma eylemi yaparak yaşatılan zulmü protesto etti. Devlet zulmü altında hiçbir zaman kendine yapılan hukuksuzluklara, hak ihlallerine, kötü muamele ve sistematik işkenceye karşı boyun eğmedi. Bunun üzerine süngerli odaya konularak işkenceye maruz kaldı ve kadın gardiyanların tecavüzüne uğradı. Cezaevinin koridorlarında yarı çıplak biçimde sürüklendi. Garibe kendisine yaşatılanları ailesi ve avukatlar aracılığıyla kamuoyuna aktarırken, “yaşadıklarım duyulsun” dedi. Ve Garibe, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları gününe girerken yaşadığı onca insan hakları ihlali ile şüpheli bir biçimde yaşamını yitirdi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.