Beklenen adımlar henüz atılmış değil

Dosya Haberleri —

Foza Yusuf

Foza Yusuf

  • Rojava Özerk Yönetimi Müzakere Komitesi Eşbaşkanı ve PYD Eşbaşkanlık Konseyi üyesi Foza Yusif, anlaşma sonrası kimi gelişmeler yaşansa da Kobanê kuşatması, esirler, sivil kurumların entegrasyonu, ana dil, parlamentoda temsil vb. konularda henüz beklenilen adımların atılmadığını söyledi.

GÜLCAN DERELİ

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile Suriye'de geçici Şam hükümeti arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın akıbeti ve sahadaki uygulaması tartışılıyor. Asayiş ve sivil kurumların entegrasyonuna dair bazı adımlar atılırken, Kobanê kuşatmasının sürmesi kafalarda soru işareti oluşturuyor. Yine eğitim ve Özerk Bölge temsilcilerinin Şam'daki temsili konusunda da henüz beklenen adımların atılmadığı belirtiliyor. Ateşkes anlaşması kırılgan bir hatta ilerlerken, QSD'nin geri çekildiği alanlarda ise kaos hakim. Türkiye'deki sürecin doğrudan etkilediği Rojava'nın kaderi işte bu hassas dengeler içinde şekilleniyor. Tüm Kürtlerin ve dostlarının üzerine titrediği Rojava'daki son durumu, entegrasyon sürecini, anlaşmalarının akıbetini Rojava Özerk Yönetimi Müzakere Komitesi Eşbaşkanı ve Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Konseyi üyesi Foza Yusif ile konuştuk.

12 yaşındaki Dildar Rêzan Hiso (12) Kobanê kuşatmasından dolayı tedavisi yapılamadığı için yaşamını yitirdi.

Kobanê'de insani kriz

Geçici Şam Hükümeti’ne bağlı güçlerin 20 Ocak’ta Kobanê’ye dönük başlattığı kuşatma devam ederken insani kriz her geçen gün derinleşiyor. Kuşatmada yer alan güçler, Kobanê çevresindeki köylerde hırsızlık ve yağma yapıyor. Aynı zamanda bölgede temiz içme suyuna erişim sorunu yaşanırken, salgın hastalığa yakalananların sayısı artıyor. İlaç stoklarının ise tükendiği kaydediliyor. Foza Yusif’a öncelikle Kobanê'nin durumunu soruyorum. Son duruma dair bilgi veren Foza Yusif, "21 Şubat'ta ilk defa 10 tanker yakıt geçti. Ayrıca Cizîr Bölgesi’ndeki bazı Kobanêli aileler Kobanê’ye geçti. Ancak bunlar ablukanın tamamen kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Kobanê’ye giden yolların hepsi açık değil ve halk hala serbest gidip, gelemiyor. Dolayısıyla öncelikli amacımız bu ablukayı ortadan kaldırmak. Tüm heyetlerimiz bu konuda çalışmalar yürütüyor" dedi. 29 Ocak’ta yapılan anlaşmanın Kobanê'de uygulanmadığına dikkat çeken Foza Yusif, "29 Ocak’tan sonra ateşkes ilan edildi ve entegrasyon süreci başladı. İlk adım askeri güçlerin belirlenen yerlere çekilmesiydi. Bu pratikte geç uygulandı. Özellikle Kobanê’de uygulanmadı. Çünkü Kobanê’de iç güvenliğin sağlanması tartışmaları sürüyor, bunun için hem askeri güçler çekilmedi hem de abluka kaldırılmadı" vurgusunu yaptı. 

Esirler temel konu

Foza Yusif, sivil kurumların entegrasyonu konusunda bazı adımların atıldığına işaret ederken, beklentilerinin olduğu bazı alanlarda ise henüz ilerleme olmadığına dikkat çekti. Foza Yusif, "Üzerinde durulan bir diğer konu kurumların entegrasyonu. Qamişlo Havaalanı bu kapsamda yeniden uçuşlara açılacak, Cizîr bölgesinde iç güvenlik için bazı pratik adımlar atıldı ancak hala sonlanmadı. Petrol için bazı tartışmalar ve ziyaretler yapıldı ama adımlar atılmadı. En önemli bulduğumuz ve pratiğe geçmesini istediğimiz konu, esirlerin durumudur. Esirler, şehitler, yaralılar... Bu konuda da ilerleme henüz sağlanmadı" diye vurguladı.

Mahmud Xelil'in (Siyabend Efrîn), 8 yıl sonra Efrîn'de...

Efrîn'e dönüş hazırlığı

Rojava İç Güvenlik Güçleri Cizîre Bölgesi Komutanı Mahmud Xelil'in (Siyabend Efrîn) bir heyetle Efrîn'i ziyaret etmesi geri dönüşler konusunda umutları arttırdı. Dizleri üzerine çökerek Efrîn toprağını öpen Mahmud Xelil de Efrînli ve 8 yıldır topraklarından uzak. Tıpkı yüzbinlerce Efrînli gibi... Bu ziyaret tüm Kürtlerin kalbinde bir yara gibi duran Efrîn'e dönüş umutlarını tazeledi. Efrîn’e dönüşlerle ilgili de bilgi veren Foza Yusif, "Efrîn’e dönüşler için çalışmalar yapılıyor. Önümüzdeki günlerde ilk adım atılacak. İlk etapta 400 ailenin dönüşünü hazırlıyoruz. Yerinden edilen kişilerin Efrîn yönetiminde yer alması için de çalışmalar yürütülüyor. Şu anda Serêkaniyê için de bir komite oluşturuluyor. Efrîn pratiğinden sonra Serêkaniyê halkının dönüşü de sağlanacak. Bunlar çok önemli gelişmeler" dedi.

Anayasa yazım süreci

Geçici Şam Hükümeti ile anlaşma yapılsa da Suriye'de hala kalıcı bir anayasa yok. Dolayısıyla Rojava'nın fiili özerkliği anayasal güvenceye alınmış değil. Foza Yusif da bu konuya dikkat çekerek Özerk Yönetim'in anayasayı yazacak komitede yer almasının hayati olduğuna dikkat çekti. Foza Yusif, bu konuda şu hususların altını çizdi: "Komitede yer alacak kişilerin sayısı ve bizim nasıl katılım sağlayacağımız henüz netleştirilmedi. Komitenin kurulmasını ve Özerk Yönetim’den bir temsilcinin de yer almasını önemli buluyoruz. Suriye’nin geleceğini belirleyecek anayasada yer almak halkımızın, kadınların ve diğer halkların hakları için garantidir. Bu anayasa ne kadar demokratik olursa ülkenin geleceği de o kadar demokratik, özgürlükçü olur. Bu çalışmaya önem veriyoruz ve bu yönde derhal adım atılmalı. Çünkü anayasa tamamen demokratik değil, birçok maddesi eksik. Yeniden ele alınmalı ve yazılmalı. Komitede yer alacak kişiler de tüm halkları temsil etmeli ve Suriye’nin çok renkli yapısını anayasaya da yansıtmalı."

Karar var, pratik yok

Geçici Şam Hükümeti’nin hangi konularda adım atmadığına, hangi konuları ertelediğine dair de bilgi veren Foza Yusif, şu eleştirilerde bulundu: "Entegrasyon ve parlamentoya katılımımız için tartışmalar sürüyor. Şam’ın bu konuda eksik ve yanlış yaklaşımları var. Örneğin, Savunma Bakanı Yardımcısı resmi olarak ilan edilmedi. Öte yandan, çok sayıda bakanlık Şam’da çalışmalarını yürütüyor ancak bu bölgenin temsiliyeti, katılımı da söz konusu çalışmalara yansıtılmalı. Parlamentoya katılımımız henüz görüşülmedi. Önümüzdeki süreçte, Kürt bölgelerini parlamentoda temsil edecek isimlerin belirlenmesi için çalışma yapılacak. Karar var ancak pratiğe dökülmesi için çalışma yapılacak. Burada önemli olan bölgelerimizin adil ve doğru bir şekilde Şam’da temsil edilmesi. Entegrasyon demek sadece Kuzey ve Doğu Suriye’nin kurumlara dahil olması değildir. Şam da tüm halklara adil yaklaşmalı, tutumunu değiştirmeli."

Kadın kazanımları korunacak

Dünyayı etkileyen Rojavalı kadınların konumu, Şam'daki zihniyetle en çelişkili konulardan birini oluşturuyor. Geçici Şam Hükümeti’nin zihniyeti nedeniyle kadın konusu Suriye'nin en can alıcı konularından biri. Foza Yusif, bu konuda şu bilgileri verdi: "İmzalanan anlaşmayla Özerk Yönetim sisteminde değişikler olacak. Özellikle kadın konusunda ciddi değişimler olacak. Şam’ın ilan ettiği geçici anayasada, kadınların kurumlarda temsil oranı yüzde 20 olarak belirlendi. Bazı yerlerde bu oran bile uygulanmıyor. Bu da bizim için sorundur. Bizim bölgelerimizde kadınların temsiliyeti yüzde 50 ve eşbaşkanlık sistemimiz var. Şu anda Suriye’nin tamamında böyle bir değişiklik yapamıyoruz. Bu kapsamda yeni anayasa ilan edilinceye kadar geçici tedbirler almak istiyoruz. Pratik ve yaşamsal adımlar atacağız. Kadınların Suriye’deki tüm kurumlara katılımı yüzde 50 oranında olmasa bile, kendi bölgelerimizde bunu koruyacağız. Yüzde 50 kotamız esas olacak ve bölgelerimizde eşbaşkanlık sistemi devam edecek. Ayrıca, kadınlar Asayiş içinde yer almaya devam edecek. Asayiş yönetiminde de şu anda olduğu gibi çalışmaya devam edecek. Önceden bölgemizde Kadın Meclisi’miz vardı. Değişimlerin ardından kadın hareketi de yeniden örgütlenecek, değişimlere gidecek" dedi.

YPJ özgürlüğün garantisidir

YPJ'nin durumuna dair de konuşan Foza Yusif, bunun hayati bir konu olduğunu ve korunacağını vurguladı: "Geçici Şam Hükümeti, YPJ konusu için şu ana kadar resmi bir açıklama yapmadı. Ancak YPJ yaptığı açıklamalarında DAİŞ’e karşı savaşan bir güç olarak kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele ettiğini belirtiyor. Halkın ve ülkenin savunması için tarihi bir rol oynadı. Yeni bir Suriye’nin inşasında, halkın ve bölgenin savunması kadınların da hakkıdır ve yerini almalılar. Hem YPJ hem de bölgedeki kadınların bu konudaki tavrı net. Savunma olmadan özgürlüğümüzü, kadın olarak varlığımızı ve haklarımızı koruyamayız. Dolayısıyla YPJ’nin varlığı özgürlük garantisidir. Şam tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmadı ancak YPJ, içinde yer alacağı tugay yapısı için çalışmalarını sürdürüyor."

Demokratik bir Suriye, iyi bir komşu olur

27 Şubat 2025'te Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla başlayan sürecin Rojava'ya etkileri de en çok tartışılan konuların başında geliyor. Foza Yusif, sürecin Rojava'yla ilişkisini ve etkisini şu sözlerle anlattı: "Türkiye’de bir yıldır bir süreç yaşanıyor ve süreç doğrudan hem Rojava'yı hem de Suriye’yi etkiliyor. Sürecin olumlu ilerlemesi; demokratikleşme, ekonomik, kültür alanlarında büyük bir etki yaratabilir. Demokratik bir Suriye, Türkiye’ye iyi bir komşu olabilir. Kürtleri katleden veya merkezi bir yönetim Suriye’ye istikrar sağlamaz. Zaten yıllardır bu kadar krizin yaşanmasının nedeni de merkezi sistemdi. Merkeziyetçiliğin olduğu yerde faşizm doğar. Bu da ayrıca güvenlik sorunlarını beraberinde getirir. Güvenli bir Suriye’nin oluşturulması ve bunun Türkiye’nin güvenliğini de etkilemesi için öncelikli koşul; Suriye’nin demokratikleşmesidir. Bunun yanı sıra Türkiye, Kürt sorununun çözümü için olumlu adım attığında bu tüm bölgeyi etkiler. Kürt sorunu demokrasi çerçevesinde çözülürse Türkiye de güçlenir. Fakat inkar siyaseti devam ederse uzun vadede büyük sorunlarla karşı karşıya kalır. Bakur’daki sürecin olumlu sonuçlanmasını temenni ediyoruz."

***

Ana dil konusunda taviz vermeyiz

Eğitim ve ana dil konusu da en önemli başlıklardan biri. Bu konuda taviz vermeyeceklerinin altını çizen Foza Yusif, şunları dile getirdi: "Önümüzdeki günlerde Şam ve Özerk Yönetim’e bağlı Eğitim Komitesi bu konu için görüşecek. Görüşme sonuçlanmadan Şam’ın kararları ne olur bilemeyiz. Şu anda Rojava’da yüz binlerce öğrenci ilkokuldan üniversiteye kadar ana dillerinde eğitim görüyor. Öte yandan, burada yaşayan tüm halkların kendi dillerinde eğitim görmesi ve kültürlerini yaşatması için ısrar ediyor, çalışıyoruz. Suriye’nin geçici başkanı (Ahmed El Şara) tarafından çıkarılan kararnamede Kürtçe 'seçmeli dil' olarak kararlaştırıldı. Bunu kabul etmiyoruz. Kürtçe seçmeli dil değildir. Her Kürt, Süryani ve Türkmen çocuk ana dilinde eğitim görmeli. Müfredat konusu tartışılabilir, ortak müfredat belirlenebilir. Ancak dil, ana dil olmalı. Ayrıca herkesin birbirini anlaması ve bir dengenin oluşması için Arapça da olmalı. Tekrardan belirtmek istiyorum; dilimizin yasaklanmasını ve yabancı bir dil gibi lanse edilmesini kabul etmeyeceğiz. Ayrıca Özerk Yönetim’in öğrencilere verdiği diplomaların resmi olarak onaylanması da görüşülecek."

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.