Bu dava sandığa tekme atma davası

Dosya Haberleri —

28 Kasım 2021 Pazar - 20:00

Avukat Kazım Bayraktar

Avukat Kazım Bayraktar

  • Av. Bayraktar: Sürekli operasyonlarla 6-7 bin HDP’li aktivist cezaevine atıldı. HDP’yi kapatmadan içini boşaltmayı denediler fakat Amerika’daki komünist partisi gibi olmadı. Tutuklananların yerine yenileri geliyor. HDP ayakta kalmaya devam ediyor. Yanıldılar...

 

GÜLCAN DERELİ

DAİŞ’in Kobanê’ ye yönelik saldırıları karşısında 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen serhildan gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eşbaşkanları, milletvekilleri ve MYK üyelerinin de aralarında bulunduğu 21’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobanê Davası’nın 7. duruşması 29 Kasım’da görülecek. Dava süreci ve dava içeriği şimdiye kadar çok konuşuldu, anlatıldı elbette. HDP'nin 'Kumpas davası' dediği, Kobane Davası yargılama sürecini davanın avukatlarından Kazım Bayraktar ile konuştuk.

Saray'ın takibinde bir süreç

Davanın bir planın parçası olduğunu söyleyen Av. Bayraktar, "Bu dava sürecinin tümüyle Saray tarafından siyasi iktidarın görevlendirdiği bir ekip tarafından günü gününe takip edildiğini düşünüyorum. Dava sürecinde yaşadıklarımız çok açık kanunsuzluk. Hukukta tam kanunsuzluk dediğimiz şeyler vardır. Hiçbir yoruma el vermeyen çok açık yasanın emredici hükmü dediğimiz kanun maddelerinin çok açık ihlali, tam bir kanunsuzluk denir. Hukuktaki tanımı budur. Tam kanunsuzluk işlemlerine defalarca tanık olduğumuz bir yargılama süreci şu anda devam ediyor" dedi.

Gayri meşru bir dava

Aslında bunun bir yargılama olmadığını söyleyen Av. Bayraktar, şöyle devam etti: "Siyasi iktidar tarafından bu 7 Haziran seçimlerden itibaren başlayan bir politikanın ki öncesi de var ama asıl belirgin hali 7 Haziran seçimlerinde sandıkta bükemedikleri bileğe bir hançer saplama niteliğinde bir dava olarak nitelendiriyorum. Yani HDP’yi kapatmandan içini boşaltmak, işlevsiz hale getirmek için uydurulmuş bir dava. Gayri meşru bir dava, bunun gayri meşru olmasının çok açık göstergesinin kanıtlarından birisi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire kararının açık bir şekilde çiğnenmesi ve buna karşı birkaç gün içerisinde hatta bir gece içerisinde tezgahlanmış bazı soruşturmalarla HDP’nin, -Demirtaş başta olmak üzere- önde gelen siyasetçilerin cezaevinden çıkarılmaması için düşünülmüş bir politika bu dava."

Uydurma gerekçeler

Dava sürecinde tahliye taleplerinin sürekli reddiyle karşılaştıklarını dile getiren Av. Bayraktar, "Bu tahliye taleplerimizin ret gerekçilerinin birçoğu hem hukuka aykırı hem de açık bir şekilde dosya içeriğini çarpıtan gerçekte olmayan gerekçeler uydurularak sürekli reddediliyor" dedi.

Mahkemeye Saray müdahalesi

Gayri meşru bir süreçte avukatlık yapmaya çalıştıklarını vurgulayan Av. Bayraktar, şöyle devam etti: "Davanın gidişi açısından bakarsak, heyeti ve başkanının üzerinde de müdahale olduğunu düşünüyoruz. Başkan görevden bir başka gerekçe ile ayrıldı ya da alındı, şimdiki heyet iktidarın hesaplarına göre bir dava seyri takip ediyor. Tümüyle Saray'ın hesaplarına göre devam ediyor. Bu anlamda da bu davaya bir yargılama demek mümkün değil. Süreç hukuk yoluyla değil siyasi yollarla devam ediyor. Şöyle bir örnek vererek de açıklamaya çalışayım. Kapatmayı başaramamış ve başından itibaren kapatmaya dönük bir politika izlemek yerine 2015-16'dan bu yana kapatmak yerine HDP’nin içini boşaltarak işlevsizleştirip seçime giremeyecek hale getirmek üzere bir politika izlendi. Ne yapıldı? Sürekli operasyonlarla 6-7 bin oldu sanıyorum sayı HDP’li aktivist cezaevine atıldı, tutuklandı."

Başkan görevden bir başka gerekçe ile ayrıldı ya da alındı, şimdiki heyet iktidarın hesaplarına göre bir dava seyri takip ediyor.  Tümüyle Saray'ın hesaplarına göre devam ediyor.  Süreç hukuk yoluyla değil siyasi yollarla devam ediyor.

Amerika'daki gibi olmadı

1950'li yıllarında yaşanan benzer bir süreçten örnek veren Av. Bayraktar, "Şimdi Amerika’da 50’li yıllarda McCarthy dediğimiz bir Amerikalı milletvekilin öncülüğünde iktidar tarafından anti-komünizm kampanyası için bir organizasyon gerçekleştirildi. McCarthy döneminde Amerika’da bir de komünist partisi vardı. Ve Amerika o dönemde komünizme karşı hür dünyanın öncülüğü iddiasını taşıyordu. Ama komünist partisi de onu müthiş rahatsız ediyordu. Çünkü gittikçe seçmen kitlesi büyümeye başlamıştı. Buna karşılık partiyi kapatmadan içini boşaltmak için McCarthy soruşturmaları dediğimiz soruşturmalar başlatıldı. Bir savcı soruşturması, mahkeme yargılaması değil. Tamamen bir komisyona verilen yetki doğrultusunda tehdit, şantaj ve benzeri şeylerin de yer aldığı o dönemde Amerika’nın önde gelen sanatçılarının da soruşturulduğu, korkutulduğu bir kampanya süreci. Komünist partisinin üyeleri, üyeleriyle sosyal ilişki kurmuş insanlar dahi bu soruşturmalardan geçirildi. Ve komünist partinin içini boşaltma politikası belli bir noktada başarı da kazandı. Ve komünist partisinden herkes uzaklaşmaya başladı. Şimdi partiyi kapatmadılar ama çünkü Amerika hür dünyanın temsilcisiydi parti kapatmaz. Şimdi benzer bir şey Türkiye’de HDP’yi kapatmadan içini boşaltmayı denediler fakat Amerika’daki komünist partisi gibi olmadı. Tutuklananların yerine yenileri geliyordu. HDP ayakta kalmaya devam ediyordu" diye vurguladı.

Rehine davası

Av. Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: "HDP ayakta kalmaya devam ederken bir de AİHM Büyük Dairesi bu kararı verip de HDP’nin önde gelen siyasetçilerinin tahliyesi gerekçesi dediğinde bunların elleri ayakları birbirine dolaştı tabi. Ve buna karşılık MHP burada daha çok öne çıktı ve kapatma davasının açılması da bu şekilde organize edildi. Yani içini boşaltamayınca bu seferde kapatma davası açıldı. İkisi aynı politika doğrultusunda gidiyor. Hesaplar şu anda devam ediyor. Tabi yeni ekonomik kriz gibi birçok şey de iktidarı köşeye sıkıştırmış durumda. Böyle bir süreç içerisinde HDP’nin aktivitesini yeniden yükseltecek, onu daha üst seviyeye çıkaracak şekilde önde gelen siyasetçilerini bırakmayı düşünmüyorlar. Bu nedenle de rehine dediğimiz, yani seçim kazanacaklar, hesapları alt üst olacak, parlamentoda grup olmaya devam edecekler, bütün bunların karşısında bu hesaplarla HDP’nin kapatılması planını devreye koydular. Ama şu süreçte kapatma gerçekleşir mi gerçekleşemez mi o konuda şimdiden bir şey diyemiyorum. Ama bu Kobanê Davası HDP’nin aktivistlerinin, önde gelen siyasetçilerinin rehin tutulması için açılmış bir dava olarak varlığını sürdürüyor."

Duruşmalar işkenceye dönüştürülüyor

Duruşmaların kısa aralıklarla sık sık yapılmasının bir baskı aracı haline dönüştürüldüğüne dikkat çeken Av. Bayraktar, "Şu anda bu heyet sadece bu davaya özgülenmiş bir heyet. Yani doğal yargıç dediğimiz, doğal yargıç ilkesini ezip geçen davaya tayin edilmiş ve bütün işi buraya has edilmiş bir heyet olduğu için her gün, haftanın en az 4 günü iki hafta boyunca duruşma yapmak, bir hafta ara verip tekrar duruşma yapmak şeklinde yürütmeye çalışıyor. Biz buna karşı çıktık. Bu şekilde duruşma yapmanın savunma hakkını da engellediğini çünkü çok devasa ve çok miktarda dosyaya belge geliyor. Yani davanın özüyle çok ilgisiz bir sürü belge geliyor. Bunların incelenmesi gerekiyor. Müvekkillerimizin incelemesi gerekiyor. Cezaevi koşullarında öyle her gün yüzlerce belgeyi inceleyecek durumda değiller. Başka nedenleri de var. Her gün sabahtan akşama kadar 7-8 saat o sandalye üzerinde oturup kalmaları -ve bizim de aynı şekilde- ayrı bir işkenceye dönüşüyor. Bu nedenle de ertelenmesini, uzun aralıklar verilmesini istiyoruz. Böyle bir talebimiz olacak eğer mahkeme bu şekilde devam ederse muhtemeldir ki duruşmalara girmemiz mümkün olmayacak" dedi.

Bu şekilde dava olmaz

Müvekkillerinin her şeyin farkında olduğunun altını çizen Av. Bayraktar, "Onlarda bu yargılama sürecinin siyasal bir süreç olduğunu, iktidar tarafından belirlendiğini, onların iktidarın talimatıyla bu yargılamanın bu şekilde yürüdüğünü biliyorlar. Ayrıca her gün bu şekilde duruşma yapmanın nasıl yıpratıcı bir sonuç ortaya çıkardığını biliyorlar, görüyorlar. Daha bugün görüştüm müvekkilim Alp Altınörs'te bel ağrısı başlamış. Yani sabahtan akşama kadar sandalyede oturmaktan bel ağrısı yaşıyor. Diğerlerinde de ay şey söz konusu ve benzer şeyleri yaşıyorlar. Böyle bir durumda müvekkillerimiz özellikle bu şekilde duruşma yapılmasını istemiyorlar. Önümüzde duruşmada taleplerimiz olacak" diye konuştu.

Sandığa tekme vuran bir dava

Bunun bir yargılama olmadığının altını çizen Av. Bayraktar, "Bu şeklen yargılama olduğu söylenebilir ama bu bir yargılama değil. İlk DEP davasıydı sanıyorum. O davayı da belli bir süre takip ettim. O davada parlamentoya girmiş Kürt milletvekillerini parlamentodan atmak için sandığa tekme vuran bir davaydı. Bir benzeri de buydu. Bugünkü farklı koşullarda o politikanın tekrarı niteliğinde" diye kaydetti.

İlk DEP davasıydı sanıyorum. O davayı da belli bir süre takip ettim. O davada parlamentoya girmiş Kürt milletvekillerini parlamentodan atmak için sandığa tekme vuran bir davaydı. Bir benzeri de şu an yaşanıyor.

HDP’ye sahip çıkmak...

Kürt halkına karşı her tülü kirli politika yürütüldüğünü ancak Kürt halkının mücadeleden vazgeçmediğine dikkat çeken Av. Bayraktar, şunları vurguladı: "Bu durum aslında Türkiye'deki faşizme karşı mücadele dinamikleri arasında Kürt halkının ezilen bir halk olarak politik dinamiğinin önemini gösteriyor. Gerçekten bu açıdan Kürt halkı tabanında ciddi bir sahiplenme var. Bunun bir etkisi olarak görüyorum. HDP’nin hala ayakta olması. Ama tabi bu kadar deneyimden sonra bu seçim sandıklarına atılan tekmeler, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve yerine kayyum atanması, yerel kaynakların olduğu gibi bu kayyumlar tarafından iktidar yanlısı sermaye kesimlerine peşkeş çekilmesi, bunların usulsüz ve yolsuz şekilde yapılması bütün bunlar tekrarlaya tekrarlaya geldi ya bugüne kadar bundan sonrası için de Kürt halkının beklentisidir diye düşünüyorum, Türkiye işçilerinin de, emekçilerinin de, kadınların da artık seçime yönelik umutlarının zayıfladığını görüyorum. Bu anlamda HDP’ye yönelik sahiplenme kuşkusuz çok önemli ama bu arada sadece seçime endeksli hareket edildiği taktirde eskinin tekrarı olacak diye de kaygılanıyorum. Yani böyle bir süreçte yaşıyoruz ama sonuçta HDP’nin hala ayakta olması ve hala kitle desteğinin olması bu davalarda HDP’nin öncülerinin de rehin tutulmasına sebep oluyor. Bunun başka da yolu yok mücadele bu şekilde yürüyecek bir yanıyla yani bu tutuklamalara karşı, kapatma davasına karşı HDP seçmen kitlesinin verdiği bir cevaptır. HDP’ye sahip çıkmak."

Avrupa hesap yapıyor

Uluslararası kurumların üzerine düşen görevler olduğunu dile getiren Av. Kazım Bayraktar, son olarak sözlerini şöyle tamamladı: "En başta AİHM Büyük Dairesi’nin kesin olarak vermiş olduğu kararın Türkiye tarafından uygulanmaması karşısında Avrupa Konseyi'nin gerekli yaptırımları derhal yapması gerekiyordu. Avrupa Konseyi'nden çıkarmaya kadar fakat gördük ki yapmıyor. Uzatıyor, sürekli uzatıyor, uzatıyor,  bugüne kadar geldik. Ama bu bize şöyle bir şeyi gösterdi. Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği'nde aynı şekilde bir takım hesaplar var. Türkiye’ye yönelik bir takım çıkar hesaplarıyla bu yaptırım uygulamayı geciktirdiklerine tanık olduk. Yoksa uluslararası mevzuata baktığımızda şimdiye kadar çoktan Türkiye’nin Avrupa Konseyi'nden çıkarılmış olması gerekirdi."

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.