Bu seçim onur meselesi
Dosya Haberleri —

- Karayazı bir fotoğrafla hepimizin hafızasında yaraları olan bir kasaba. Bu fotoğraf, bu güzel ve bereketli Mezopotamya coğrafyasını baştanbaşa anlatan bir tarihin anlık bir karesi. Koca bir yüzyılı anlatan bir kare... Ali Rıza Arslan, 7 yıl sonra bir torba içerisinde teslim edilen Hakan Arslan’ın babası. Apê Rıza Arslan, "Halkımız partisine sahip çıksın. Seçim hepimize hayırlı olsun" diyor.
GÜLCAN DERELİ
Yeşil Sol Parti'nin Serhat seçim turu için 13 Nisan'da Van'dan Yüksekova'ya doğru yola çıkmış ve yolu yarılamıştık ki kötü bir haber aldık. HDP Grup Başkanvekili ve Yeşil Sol Parti Erzurum Milletvekili adayı Meral Danış Beştaş ile beraberindeki iki kişinin seçim çalışmaları kapsamında gittiği Erzurum’un Karayazı ilçesinde kaza yaptığını öğrendik. İlk gelen bilgiler bizi epey endişelendirmiş hatta kazanın olduğu yere gitmenin planlarını yapmaya başlamıştık. Ancak aramızdaki mesafe çok fazla olduğu için yetişmeyecektik, gazeteci arkadaşım Adnan Bilen'in çevikliği ile oraya yakın olan eski bir gazeteci arkadaşı yönlendirmesinin ardından biz de yolumuza devam ettik. Her an elinde telefonla bilgi almayı bırakmayan yılların tecrübesi Adnan müdürüm, Beştaş ve beraberindekilerin hayati tehlikesi olmadığını bize müjdeledikten sonra hep beraber rahat bir nefes aldık. Aradan günler geçti ve Serhat turu kapsamında küçük ve yoksul Kürt kasabası Karayazı'ya gidiyoruz. Sabah erkenden yola çıkarken kafamın içinde yaşanan kaza geçip duruyor. Birlikte yolculuk ettiğim arkadaşlarım Karayazı yolunun nasıl sıkıntılı olduğunu aktarıyor. Neyse ki varıyoruz. Büyük bir kalabalık heyeti karşılıyor. Burada da Serhat turu boyunca gözlemlediğimiz coşku, heyecan hakim. İnsanlar sanki uzun yıllardır görmedikleri yakınlarını görmüş gibiler.
Biz kaza daha...
Seçim otobüsü yerini almaya çalışırken gazeteci arkadaşlarımız da otobüsün üzerinde hazırlıklarını yapıyor. İşte tam o sırada asılı olan bayrakların iplerine takılan arkadaşlarım Mesut ve Mahir dengelerini kaybediyor ve otobüsün üzerinde zemine düşüyor. Canları yanıyor ama en çok da canlı yayını çektikleri kameranın kırılmasına üzülüyorlar. İçimden karabulutlar mı dolaşıyor diye söylenmekten kendimi alamıyorum. O an aklıma 2004 yılında Adana'da Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Volkan Eryiğit ile Evrensel gazetesi muhabiri Hasan İşler'in geçirdiği kaza geliyor. İçim burkuluyor. Neyse ki bu kez ucuz atlatıyoruz.
Bir kasabanın kaderi
Karayazı'nın yaklaşık 26 bin nüfusu var. 2007 yılda nüfus yaklaşık 35 bin imiş. Ancak yıllar geçtikçe nüfus büyük oranda düşmüş. Göç vermiş. Burası Erzurum'un en yurtsever ilçelerinin başında geliyor. Yine yerel seçimlerde yüzde 61.83 ile HDP'nin açık ara önde olduğu bir kasaba. 17 Eylül 2019 tarihinde HDP'li Karayazı Belediye Başkanı Melike Göksu'nun, gözaltına alınıp ardından tutuklanmasıyla 18 Eylül'de hemen yerine Kaymakam Mesut Tabakcıoğlu kayyum olarak atanmış. Karayazı'nın kaderi de böylece Ankara'nın atadığı kayyumla kararmış.
Yüzyıllık fotoğraf karesi
Karayazı bir fotoğrafla hepimizin hafızasında yaraları olan bir kasaba. Bu fotoğraf, bu güzel ve bereketli Mezopotamya coğrafyasını baştanbaşa anlatan bir tarihin anlık bir karesi. Koca bir yüzyılı anlatan bir kare... Ali Rıza Arslan, Amed’in Sur ilçesinde sokağa çıkma yasaklarında yaşamını yitiren ve cenazesi 7 yıl sonra bir torba içerisinde teslim edilen Hakan Arslan’ın babası. Bu güzel Kürt kasabası, işte o fotoğraf karesinde bir torba içinde Hakan Arslan'ın toprağı. Nedense böyle düşününce toprağa basmaktan utandım!
Halkın içerisinde dolanıyorum, soruyorum... Tam o anda bir grup yurttaş beni ona doğru götürüyor. Köyü uzak ama gelmiş... Hemen kendimi tanıtıp uzanıp elini öpmek istiyorum ama izin vermiyor, kocaman açtığı kollarıyla sımsıkı sarılıyor. Onun da çağrısı var elbet: "Halkımız partisine sahip çıksın. Seçim hepimize hayırlı olsun." Kısa bir sohbetin ardından heyeti görmek istediğini söylüyor, hemen heyetin yanına götürüyoruz. Seçim bürosunun açılışını da heyet ile birlikte Apê Ali Rıza yapıyor. Bunu görünce burada yapılanın seçimin ötesinde anlamları olduğunu düşünüyorum. Herkes bir oy kullanır da buradaki her bir oyun arkasında tarihi bir hikaye olduğunu seziyorum.
Karayazılı Necmettin Aydın da halkın seçimden dolayı çok umutlu olduğunu söylüyor. AKP'nin 22 yıllık iktidarının ancak özellikle 2015'ten sonraki yılların ağır yüküyle dolu herkes. Aydın şunları söylüyor: "Halk bir vekil yerine iki vekil bekliyor. İki vekili de Meclis’e göndermek istiyoruz." Biraz herkes kendisini Kurdistan'ın diğer bölgeleriyle karşılaştırıyor ve mahcup olmak istemiyor.
Onur meselesi
Bir sonraki durağımız olan Karaçoban'a doğru yola çıkıyoruz. Karaçoban'da dikkatimi TKP'nin bayrakları çekiyor. Hemen girişte bir seçim bürosu var; boş, sadece bir genci görüyorum. Yine CHP'nin adayı, Yeşil Sol'u karşılamaya gelen kitleyi şaşkınlıkla izliyor. Burada 74 yaşındaki Nesim Sürmeli ile sohbet ediyorum: "İnşallah kazanacağız. Millet kendi şerefi için oy verecek. Halk biliyor biz nasıl bir zulüm anlatındayız. O yüzden onlara sesleniyorum, şerefinizle gidip oyunuzu kullanın."
Karaçoban’da önemli bir aşiret olan Bello Aşireti'nin önde gelen isimlerinden 81 yaşındaki Apê Ali Haydar ile tanışıyorum. 2 kere Belediye Meclis Üyeliği görevini üstlenmiş. O da ekonomik krizin halkın nasıl belini büktüğünden bahsediyor. Tek adam rejiminin ülkeyi getirdiği halden şikayet eden Apê Ali Haydar, "Bütün millet işsiz, para pul olmuş. Bir poşet alıp pazara gidiyorsun, iki kilo sebze alamıyorsun. Artık yeter, bu zulümden bu halkı kurtarmak lazım. Gerçekten. En azından Erzurum’da bir-iki milletvekili çıkaralım. Her tarafı bu zulümden, bu faşist partilerden kurtarmamız lazım. Allah etmesin kazanırlarsa hepimiz ölmüşüz demektir. Bu seçimde iktidarı alt edip bir sefaya kavuşacağız" diyor.
Röportajımız sırasında araya giren bir yurttaş ise, "Gerçekten artık göndermemiz lazım. Ben 50 yaşındayım, bu adam ömrümün yarısını çaldı" diye vurguluyor. Dert yanan yanana...
Apê Ali Haydar, şöyle devam ediyor sözlerine: "Yav 20 yıldır bu adam ne yapmış arabalarla para götürdü. Çalıp yediler. Bu ülkeyi bitirdiler. Yandaşlarına da yetirdiler. Bunlar 5'li çete gerçekten."
Aynı yurttaş bir kez daha araya giriyor: "Arabalarla değil paraları gemilerle götürdüler."
Karşılıklı sohbet devam ediyor, sözü Apê Ali Haydar alıyor: "Burada da yandaşları var, iki üç sene içinde 2-3 kat zengin oldular. Yandaşlarına veriyorlar. Ama olan halka oluyor, işçilere oluyor. Emeklisi ölmüş. Gerçekten millet artık vay vay diyor. Maddi manevi olarak bu halkı perişan ettiler. İnşallah kurtaracağız. Hepimiz var olduğumuz sürece çalışmamız lazım. Çalışalım ki bu iktidardan kurtulalım."
Karaçoban: Çok çalışalım
Karaçobanlı Hüseyin Genç ile sohbete başlar başlamaz, "Çocuklarımızın cenazelerini almak için bile savaş veriyoruz" diyor. Onu tanımaya çalışıyorum, Apê Hüseyin'in çocuğu Gürkan Genç (Mahsun Yılmaz) 2007 yılında bir çatışmada yaşamını yitirmiş. Anlatıyor Apê Hüseyin: "Elazığ’a gittik, sonra Malatya’ya, oradan Karakoçan’a zar zor cenazemi aldık. Cenazeden sonra da beni bir yıl cezaevinde tuttular. Ortada suç olmamasına rağmen beni bir yıl bırakmadılar." Karaçoban halkının seçime dört elle sarıldığını söyleyen Apê Hüseyin, "Siz her zaman var olun. Hoş geldiniz baş göz üstüne geldiniz. Partili arkadaşlarımız çalışıyor ama daha çok çalışmaları lazım. Burada daha örgütlü bir çalışmaya ihtiyaç var. Karaçoban’ın yüzde 70’i partilidir" diye vurguluyor. İki çocuğunun gerillaya katılım yaptığını söyleyen Apê Nusrettin, "Ben şehit Karaçoban’ın babasıyım, inşallah Allah'ın izniyle biz kazanacağız. Kürt halkına sesleniyorum, birlik beraberlik içinde olalım. Barışı birlikte getirelim. Gerilladaki çocuklarımıza sahip çıkalım."
67 yaşındaki Ali Uygur seçimlerden çok umutlu olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Kazanacağız. Kürt halkına başarılar diliyorum. Halkımızı bu zulümden, bu hakaretten kurtaralım. Allah hakkımızı bırakmasın. Un anlamayacak duruma geldi halk, açlıktan ölüyor, hakkını arasın sandığa gitsin, bu mücadelenin peşini bırakmasın."
- Varto'da Şeyh Said'in isyan sırasında yakalandığı Abdurrahman Paşa Köprüsü'nden geçiyoruz. Üç çocuk ellerinde bayraklarla "Bijî Serok Apo" diyerek geliyor. Aralarında bir tanesi var ki çok hırçın, elini zafer işareti yapmış diğer elinde bayrak, daha 6-7 yaşlarında ya var ya yok ama bu çocuk öncülük yapıyor herkes ona eşlik ediyor ve hep bir ağızdan "Bijî Serok Apo" sloganları dökülüyor.
Şeyh Said'in yakalandığı köprü
Buradaki etkinliğin ardından aralarında Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Keskin Bayındır'ın yer aldığı heyet ile Muş’un Varto ilçesi ve Muş merkezde yapılacak halk buluşmaları için yola çıkıyoruz. Varto, doğasıyla, yemyeşil ova ve yükselen dağlarıyla iç açan bir kent. Varto'da Şeyh Said'in isyan sırasında yakalandığı Abdurrahman Paşa Köprüsü'nden geçiyoruz. Tarihin içinden süzülerek kente ilerliyoruz. Bugünleri görse ne derdi acaba? Torunlarına ne nasihatleri olurdu?
Varto'ya varmadan heyet karşılanıyor. Ardından karşılama ile ilçeye giriliyor. Büyük bir kalabalık var. Araçlardan iniliyor ve etkinliğin yapılacağı yere kadar kısa bir yürüyüş yapılıyor. Burada heyete yoğun bir sevgi seli var. Ve şimdiye kadar gezdiğimiz yerlerde görmediğim kadar genç var. Gençler halay çekerken onlardan gözlerimi alamıyorum. Büyük bir coşku hakim ve o coşkuyu halaylarıyla herkese aşılıyorlar. Üç çocuk ellerinde bayraklarla "Bijî Serok Apo" diyerek geliyor. Aralarında bir tanesi var ki çok hırçın, elini zafer işareti yapmış diğer elinde bayrak, kızarana, boğazı yanana kadar slogan atmayı bırakmıyor ve attığı tek slogan şu oluyor: "Bijî Serok Apo, Bijî Serok Apo, Bijî Serok Apo." Resmen kalabalığı da bu sloganı atmaya teşvik ediyor. Daha 6-7 yaşlarında ya var ya yok ama bu çocuğun öncülük yaptığını söylesem abartmış olmam çünkü onu duyan herkes ona eşlik ediyor ve hep bir ağızdan "Bijî Serok Apo" sloganları dökülüyor. Onlar için son 40 yılın tarihini anlatan bir slogan.
Faik Yasul, Varto 'da 7 Haziran seçimlerinde 137 bin oy aldıklarını söylüyor. 14 Mayıs seçimleri içinde umutlu olduğunu belirten Yasul, "Muş buna hazırdır. 3 sıfır alacağımıza da eminiz. Şimdiden itibaren sahaya inerek çalışmalarımıza devam edeceğiz. Seçimlerde AKP hırsızlık yapmazsa 3 sıfır yapacağız" diyor. Seçim günü sandık güvenliği içinde halka çağrıda bulunan Yasul, şöyle diyor: "Seçim günü saat 5’e kadar sandıklara sahip çıkalım."
Kazanırsak atanacağım
Varto geçmişte destan yazmış Kürt kentlerinden biri olma özelliği taşıyor. Direnişiyle Kürt tarihinde yerini alan Varto için atanamayan Hemşire İzel Yurdusev ise, "Yüzde 95 biz alacağız. Umudumuz bu yönde, zaten halk olarak oldum olası destekliyoruz. Desteklemeye de devam edeceğiz, yolumuz Yeşil Yol. Halk çok destekliyor, her anlamda da sahip çıkıyor. Bu sefer bu iktidarı yıkacağız ve biz kazanacağız. Umutluyuz. Varto’da zamanında büyük bir destan yazıldı, hala da yazılmaya devam ediyor" diye vurguluyor. AKP iktidarda olduğu sürece atanabileceğine inanmadığını söyleyen İzel, "8 yıl önce mezun oldum. 8 yıldır atanmayı bekliyor. Ama Allah’ın izniyle başarırsak atanacağım" diyor.
Bir şiirinin içinden geçmek
Burada müthiş bir uğurlama ile günün son durağı olan Muş merkeze doğru yola çıkıyoruz. Konvoya giderek yeni araçlar ekleniyor ve onlarca araçla ile merkezine giriş yapıyoruz. İçimden hepimizin aşina olduğu o meşhur Turgut Uyar şiirini tekrarlıyorum:
güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar
dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan
Kürdistan'da ve Muş-Tatvan yolunda bir yer kanar
Bir provokasyon
Seçim otobüsünün müziğine diğer araçların müziği karşılıyor, bir yandan da kornalar susmuyor. Tam bir şenlik havasıyla Muş merkezde tur atılıyor. Ancak provokasyon da yaşanıyor. Bir kişi bozkurt işareti ile peşimizde. Bir değil, iki değil, üç değil ille de provokasyonu gerçekleştirecek diye düşünürken, araçlar duruyor. Herkes araçlardan iniyor. Ne olduğunu anlamaya çalışırken provokasyon peşinde olan kişinin yaklaşımlarına Yeşil Sollu gençler cevap veriyor ve aralarında kavga çıktığını öğreniyorum.
Çocuk ve anne örneği
Etkinlikte yerini alanlardan biri de Muş Belediye Meclis Üyesi Müzeyyen Işık, tekerlekli sandalyesinde Muş'taki kadın seçim bürosunun açılışı gelenlerden. Şöyle diyor Işık: "Bizim milletimiz partisine sahip çıkacak yüzde 100 eminim. Tabi kırgınlıklar olmadı mı, oldu, eksiklikler olmadı mı, oldu. Mesela ben engelli bir birey olarak beni temsil eden bir engelli vekil olmasını çok isterdim. Hatta bu eleştirilerimi her iki başkanımıza da ilettim. Hak verdiler. Bizim gidecek başka yerimiz yok. Biz partimize bağlıyız. Bağlılığımız anne ile çocuğu gibidir. Anne çocuğuna kızar sonra çocuğun gözyaşı gelir, anne eteğiyle siler ya işte bizim partimizle ilişkimiz de odur. Kırıldım ama ona rağmen yine de buradaysam demek oluyor ki bizim halkımız ufak tefek kırgınlıklarla partisinden vazgeçmez, partisini sahiplenir. Öyle de oluyor."
Barış annesini dinleyin
Her bölgede olduğu gibi burada da Barış Anneleri'ni görmek mümkün. Barış Annesi İffet Şeker ile konuşuyoruz. Seçimin başarıyla noktalanmasını istediğini söyleyen İffet anne, "Bu seçimde daha büyük başarı elde etmek istiyoruz. Bu kan emici zalim iktidar düşer belki. Binlerce anne babanın gözü zindan kapılarında, zindandakilerin de gözü anne ve babalarına kavuşacakları günü gözlüyor. Kan akmasın, katliamlar yaşanmasın, hayırlı bir barış olsun. Binlerce insan cezaları yüzünden Avrupa’ya gitmek zorunda kaldı. Hak, hukuk kalmamış. Kan dökülsün istemiyoruz, barış istiyoruz. Adalet olsun; hiçbir anne, baba, kardeş ağlamasın. Ama onlar bunu istemiyor. Kendi çocuklarına şehit diyor, bizimkilere gavur diyorlar. Müslüman olmadığımızı söylüyorlar. Biz her sene didinip çalışıyoruz ama yine de Erdoğan oyları parayla satın alıyor" diyor. Kürt halkına çağrıda bulunan İffet anne, "Kürtler kalleşlik yapmasın. Kimin içinde ne olduğunu bilemeyiz ama herkes Erdoğan’ın gitmesini istiyor. Herkes bunu söylüyor ama kimsenin içinde ne olduğunu bilemiyoruz. Görünen başka, perde arkasındaki başka. Kürtlere söyleyebileceğim; Çalışmak gerektiğidir. Bol bol çalışıp insanı ikna etmek gerekiyor ki başarabilelim."
- Her bölgede olduğu gibi Muş'ta da Barış Anneleri'ni görmek mümkün. Barış Annesi İffet Şeker ile konuşuyoruz. Seçimin başarıyla noktalanmasını istediğini söyleyen İffet anne, "Bu kan emici iktidar düşer belki" diyor. Önderimiz dediği Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin son bulması için seçimin kritik önemde olduğunu söyleyen İffet anne, "Öcalan’ın o duvarların ardından çıkmasını istiyoruz" diyor.
Önderimiz dediği Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin son bulması için seçimin kritik önemde olduğunun altını çizen İffet anne, "Öcalan’ın o duvarların ardından çıkmasını istiyoruz. Zindanlardaki bütün gençlerimizin çıkmasını istiyoruz. Annelerin zindandaki çocuklarını görmesine bile izin vermiyorlar. 25-30 yıldır Batman’dan, Siirt’ten, Van’dan, İzmir Şakran’a gönderilen tutsaklar var. Yakınlarının ziyaretine bile izin vermiyorlar. Adalet olsa, hukuk olsa böyle olur muydu? Öcalan’ın görüşüne izin veriyorlar mı, hayır! Onlara kalırsa Kürtlerin yok olması, kırılması gerekiyor. Maraş’taki depremde de gördük. Erdoğan resmen Kürtlerin ölmesini istedi, enkaz altında kalmalarını istediği için bir şey yapmadı. Ama ne yaparsa yapsın Kürtler bitmeyecek, çoğalacağız ve inşallah Erdoğan’ın belini bükeceğiz. Allahın izniyle yapacağız bunu ve Allah Kürtlere ve diğer mazlumlara güç kuvvet verecektir. Bugüne dek anne babaların yüreği yandı ama umuyoruz ki bundan sonra hayırlı bir barış olacak. Allah kimsenin yolunu zindan kapılarına, yabancı memleketlere düşürmesin" diyor.
Önce halkımızın dertleri
Başka bir Barış Annesi Perihan Nergiz de konuşuyor: "Çocuğumu suçsuz yere alıp zindana attılar. İnşallah partimiz kazanırsa rahatlayacağız. Yaşam aydınlanacaktır. Onlar düşerken biz kalkacağız. Benim bir çocuğum orada (dağı kastediyor), bir çocuğum zindanda. Allah onların ve onlar gibi olan herkesin yardımcısı olsun. İnşallah yine biz kazanacağız ve onlar bu sefer kesin gidecek. Kürtler yolundan şaşmamalı. Zulüm görmeyen Kürt yok. Önderliğimiz üzerinde, çocuklarımız üzerinde tecrit var. Hangimizin üzerinde yok ki. Biz dertlerimizi sayarken kendi dertlerimizden önce dostlarımızın, halkımızın dertlerini sayıyoruz. Onlar da yolunu şaşırmamalı. Biz oyumuzu tecridin kalkması ve sorunların çözümü için vereceğiz. Önce Erdoğan'ı devireceğiz ama gelecek olan kişinin de bu sorunları çözmesini istiyoruz."
Kürt ne için oy kullanır?
Kolunda sarı kırmızı yeşil bandıyla seçim bürosunda yerine alan Barış Annesi Makbule Kandemir ile konuşuyoruz. İki gözü iki çeşme anne, bir dokun bin ah işit derler ya öyle. Makbule annenin iki çocuğu korucular ve devletin işkencesinden dolayı akıl sağlığını yitirmiş. Bir çocuğu cezaevinde, bir çocuğu da 15 Şubat 1999 Uluslararası Komplo'nun ardından yönünü dağlara vermiş. Yine DAİŞ'in Kobanê'yi işgal etme girişimine karşı iki torunu Kobanê yürüyüşüne katılmış. Makbule anne, "Oğlum şehit düştü. Ne kemikleri ne de ondan geri bir şey bulabildik. Oğlum İrfan zindana girdi. 7 yıl kaldı, çıktıktan sonra parti çalışmalarına devam etti. 2 torunum da Kobanê'ye gitti. Okulu bırakıp gittiler. Dünyanın derdi benim evimde. Hala haberlerini alamıyorum. İrfan’ın çocuklarıydı. Biri gazeteciydi, biri ilçe başkanıydı. Çok dövdüler. 2 çocuğum dengesini kaybetti. Gençleri suçsuz, sebepsiz yere öldürdüler. Oğlum Mihemed’i suçsuz, ifadesini bile almadan aldılar, götürüp zindana attılar. 23 yaşındaydı. Şu an tutsak, Doğubeyazıt’ta. Ben de hastayım. Neler yaşadık kızım. Başımıza neler getirdiler. Milletimiz el ele versin başarıya ulaşsın. Başka bir şey istemiyorum" diye vurguluyor.














