Cenova’dan yirmi yıl sonra

Forum Haberleri —

15 Eylül 2021 Çarşamba - 11:52

  • Biz burada kalacağız. Batı’nın yenilgisini selamlıyoruz. Bununla birlikte, kapitalist soyutlamanın içinde sıkışıp kaldığımız için bu bizi sevindirmiyor.

Franco “Bifo” Berardi

Çeviren: Serap Güneş

 

1976 baharında, şehrim Bologna bir kültürel yaratıcılık, sosyal dayanışma ve politik icat baharı yaşıyordu. Neredeyse on yıllık kesintisiz siyasi militanlığın sonunda, benimle o kültürel devrim momentinde öğrenciler ve militanlar tarafından düzenlenen aynı toplantılara katılmış olan bir kişi tarafından kapalı bir toplantıya davet edilmiştim. Adını ne o zaman ne de şimdi bilmeme rağmen, o meclislerde tanıştığım herkese yapacağım üzere, daveti kabul ettim.

 

O bir yoldaştı ve bu benim için yeterliydi.

Şehrin kenar mahallelerindeki randevuya gittim. Vardığımda orada sadece iki kişi vardı; beni davet eden kişi ve benden biraz daha yaşlı olan bir işçi. O anın kokularını ve jestlerini takip ederek toplantının ne hakkında olacağını tahmin etmiştim. Kızıl Tugaylar’ın Bolonya ayağını örgütlemekle görevlendirilmişlerdi. Beni katılmaya davet ettiler.

 

Bir iki saat konuştuk. Onlara ne düşündüğümü söyledim (hâlâ böyle düşünüyorum): İşçi hareketinin silahlı bir partiye ihtiyacı olduğuna inanmıyorum. Dolayısıyla Kızıl Tugaylar’a veya başka silahlı oluşumlara katılmadım.

 

Ertesi yıl, 1977’de, öğrenci ayaklanması sırasında, baskıcı devlet birliklerinin öldürücü şiddetine sembolik şiddetle karşılık verdim. Bazı vitrinleri kırdım. Ama hiçbir zaman diğer insanlara karşı şiddet uygulamadım. Öldürmedim, hiç silah taşımadım. Ancak bunu olumlu bir etik değer olarak görmüyorum. Bu, sahip olduğum bir ayrıcalıktır.

 

Beğensek de beğenmesek de, sınıf mücadelesi tarihinde şiddet sorunu ortaya çıkar. Ve kimse bundan kaçınamaz. Sınıf mücadelesine katılan insanların bir kısmı için, devlete karşı şiddetle halka karşı şiddet arasındaki çelişki, çok güncel olmasına rağmen, henüz çözülmemiştir.

 

Sonraki on yıllar boyunca, birkaç kez, sokaklarda sermayeye ve devlete karşı silahlı mücadeleye katılmayı reddettiğim için kendimi suçladım. Böyle bir suçluluk anını, polisin G8 zirvesini protesto eden büyük bir gösteriye vahşice saldırdığı, Carlo Giuliani adında anarşist bir öğrenciyi öldürdüğü ve yüzlerce insana işkence yaptığı Temmuz 2001 Cenova günlerinde yaşadım. Bu vahşetin hepsini, lüks Palazzo Ducale’de iktidarı konuşmak için bir araya gelen Bush, Berlusconi ve Putin’i koruyabilmek için yapmışlardı.1

 

O gün, oldukça rahat bir hayat sürmüş olsam da, bu hayatın belki de adil bir hayat olmadığını düşündüğümü hatırlıyorum çünkü canavarlar gelip bizi yok etmeden önce canavarları yok etmek için yapabileceğim her şeyi yapmamıştım.

 

Cenova’dan sonra…

Böylece Cenova’dan sonra genç bir Budist rahibeyi ziyaret etmek üzere Kuzey Hindistan’daki Himachal Pradesh’e gittim. Meditasyon yaptım ve sorunun silah olmadığını anladım. Budist rahibe bana onların – devletin – profesyonel orduları olduğunu hatırlattı; biz şiddet konusunda her zaman amatör kalacaktık. Bunun üzerine yaşadığım şey sakinleşmek olmadı, ondan ziyade, artık umuda yer olmadığı fikrini kabullendim.

 

Cenova’dan sonra, insanlığın kaderinin cehennem olduğunu açıkça gördüm. Neoliberalizm Nazizm ile ittifaka katıldığından ve toplumsal öznellik giderek daha az özerklik ve dostluk geliştirebildiğinden, tek olasılık büyüyen bir güvencesizlik, sömürü, sefalet ve zihinsel ve çevresel yıkımdır.

 

Nazi liberalizmi

Umutsuzluğa kapıldım ve o günden sonra da hissettiğim umutsuzluk dinmedi. Ancak “umut etmeyi” bırakmanız, başka bir şey beklemeyi bıraktığınız anlamına gelmez.

2001 yazında sadece birkaç ay beklemek zorunda kaldım.

Eylül’de Manhattan’ın tepesindeki göklerden neoliberal düzene karşı intikam geldi ve Nazi liberalizminin cehennemi savaş cehennemine dönüştü.

 

Sakallı bir suikastçı tarafından yönetilen bu on dokuz genç adam, stratejik olarak kazanan bir darbe indirdi. Batı’nın önemli bir sembolünün yıkılması, yirmi yıl sonra tüm hızıyla devam eden bir süreci tetikledi; şu anda Batı medeniyetinin sonunu getiren süreç.

 

Ne bu sembolün çöküşüne üzülüyorum ne de Batı uygarlığının sonu için üzülüyorum, ancak bu yıkım örneğinin sermayenin egemenliğinden herhangi bir şekilde kurtulmaya ya da insanlığa karşı yürütülen savaşta bir sona yol açacağına dair “ümidim” yok.

 

Kelimeler tükendi

2002’de, bu deliliğe ve otoriter şiddete düşüşü anlattığım Un’estate all’inferno (Cehennemde bir yaz) adlı bir kitap yayınladım. 2001 yazından bu anılarda, bu makalenin başında bahsettiğim aynı çelişki ve duygularla boğuştum: Özel hayat ve militanlık arasındaki çelişki ve polisler kapıyı kırıp yoldaşlarınızın üstüne abandığında ortaya çıkan suçluluk duygusu. Bu metni yazarken, Carlo Giuliani’nin öldürülmesinin ve Cenova’da binlerce gencin dövülmesi, tecavüze uğraması ve işkenceye maruz bırakılmasının yirminci yıldönümünde, eşimle birlikte Bologna’ya döndüğümüz gece yazdığım bir satıra geri döndüm: “Kelimeler tükendi, nefessiz kaldık. Olan biten her şey, ancak hayvanlar tarafından yönetilen bir döneme girdiğimiz anlamına geliyor olabilir.” 2

 

Bugün, bu canavarların yirmi yıllık bu egemenliğinden sonra, kapitalist tahakküm varlığını sürdürüyor, çünkü kendini özgürleştirmeye muktedir bir öznellik ortaya çıkamıyor. O binlerce isan Cenova’daki Kennedy Meydanı’na indiğinde, kolektif bir öznellik sokaklarda kükrediğinde, kapitalist imparatorluğun polisi, o zamandan beri Ferguson’da, Atina’da, Santiago’da birçok kez yaptığı gibi faşist doğasını göstermişti. Ama Batı medeniyeti ıstırap içinde. Belki de kapitalizm ve Batı yollarını ayırıyor. Her iki durumda da, insanlığın canlı organizmasının nefesi kesilmişken, kapitalist soyutlama ve birikim krallığı güçlü kalıyor.

 

Taş Devri’ne dönen tüm insanlık

Afganistan’da Batı şimdi kutsal savaşı kaybetti. Beyaz ırkın birlikleri kaçtı, bin Ladin’in dostları ülkeyi fethetti.

Ortadoğu, Amerika’nın Irak’ı işgalinin bir sonucu olarak çözülüyor.

Amerikalılar, Saddam asla bulunamayan “kitle imha silahlarından” vazgeçmezse, Irak’ı bombardımanla Taş Devri’ne geri götüreceklerine söz vermişlerdi. Şimdi Taş Devri’ne dönen tüm insanlık.

 

Bu savaştan canlı çıkmayacak

Batı’nın Afganistan ve Irak’taki yenilgisi onarılamaz – yalnızca Batı askeri olarak yenildiği için değil, aynı zamanda Batı’nın ikiyüzlü bir şekilde savunmaya çalıştığı ahlaki ve politik değerler artık paramparça olduğu için de. “Demokrasi”yi savunmak, Batı egemenliğini yeniden öne sürmek için yalnızca bir bahaneydi. Bu yenilgi, demokrasinin boşluğu ifşa olurken Batı üstünlüğünün artık düşüşte olduğu anlamına geliyor.

Bin Ladin’in stratejik dehası (ve hepsinden önemlisi Bush, Rumsfeld ve Cheney’nin olağanüstü ahmaklığı), işaretleri her yerde görülen durdurulamaz bir küresel iç savaş sürecini harekete geçirdi. Tüm zamanların en büyük askeri gücü artık yok çünkü kendi kendisiyle savaşıyor ve bu savaştan canlı çıkamayacak.

 

Batı kaos içinde, bunuyor, Amerika’nın batısındaki orman yangınlarının içine yok oluyor ve Kuzey Avrupa’nın çamurlu toprak kaymalarının altına gömülüyor.

 

Artık çok geç

Cenova’da yirmi yıl önce üç yüz bin kişi toplandı. Mesajları, “Bu devam ederse, mahvoluruz,” idi. “Gezegenin maddi kaynaklarının kapitalist tarafından yağmalanması devam ederse, zinde enerjilerinin çılgınca sömürüsü her zamanki gibi devam ederse, insanlık hapı yutmuştur” idi.

Dünyanın güçlüleri bizi şiddetle susturdu ve kâr adına son soykırıma hazırlanmaya devam ettiler.

Şimdi artık çok geç.

 

Yangın durdurulamaz ve her yıl daha fazla yangın göreceğiz.

Seller, taşkınlar, heyelanlar geri çekilmeyecek ve her yıl daha da hız kazanacak, her şeyi ama her şeyi içlerine çekecekler.

Belki yirmi yıl önce kıyameti durdurmak mümkündü.

Ama artık çok geç.

Avrupa Komisyonu, 2035’te hepimizin elektrikli arabalara geçeceğimizi ve 2050 yılına kadar karbon emisyonlarının net sıfıra indirileceğini vaat ediyor.

 

Belki de kimse onlara, bir zamanlar gezegenin akciğerleri olarak kabul edilen Amazon yağmur ormanlarının bugün emdiğinden daha fazla CO2 saldığını söylemedi.3

 

Batı’nın yenilgisini selamlıyoruz

Branson dünyayı terk etmek için mekikler hazırlıyor. Bezos uzayda on bir dakika geçirdi. Bırakın ikisi de Mars’a gitsin ve birbirlerini becersinler.

 

Biz burada kalacağız. Batı’nın yenilgisini selamlıyoruz. Bununla birlikte, kapitalist soyutlamanın içinde sıkışıp kaldığımız için bu bizi sevindirmiyor. Batı, İslami köktenciliğe karşı savaşı kaybetti, ancak bunu da kutlayamayız, çünkü İslami köktenciler kendi terör ve gericilik kampanyalarını yürütüyorlar. Batı’nın Çin’e karşı savaşta yaklaşan mağlubiyetini de kutlayamayız, çünkü Çin, milyonları toplama kamplarına toplayan ve Hong Kong’daki genç göstericileri onlarca yıl hapis cezasına çarptıran bir otomasyon imparatorluğudur.

Burada kalacağız çünkü umudumuz yok ve bu da bizi yenilmez yapıyor.

 

Notlar
1 Cenova’daki 2001 G8 zirvesine karşı yapılan ve bazılarının “küresel protesto çağının önemli bir işareti” olarak gördüğü gösterilerin tarihsel bağlamı ve açıklamaları için bkz. “Genoa 2001: Memoires from the Front Lines,” CrimethInc., 20 Temmuz 2021 . Carlo Giuliani’ye kısa bir övgü için bkz. “The 20th Anniversary of Carlo Giuliani,” Abolition Media Worldwide, 18 Temmuz 2021 .
2 Orijinal şöyle: “Non avevamo più parole, non avevamo quasi più il fiato per respirare. Quello che stava accadendo significava che iniziava un’epoca di belve.” Franco “Bifo” Berardi, Un’estate all’inferno (Luca Sossella editore, 2002).
3 “Brazilian Amazon Released More Carbon than It Stored in 2010s,” (Brezilya Amazonu 2010’larda Depoladığından Daha Fazla Karbon Saldı) Science Daily, 30 Nisan 2021 .

 

 

Kaynak: https://www.e-flux.com/

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.