Londra'da sipariş yargılama!
Dosya Haberleri —

PKK yargılama protesto, Londra
- Londra’da yaşayan altı Kürt İngiltere’nin ağır ceza mahkemesi Old Bailey’de yargılanıyor. İddianamenin ‘absürt’ delillerle oluşturulduğunu aktaran dava avukatlarından Ali Has, “Bu dava ile İngiltere’de yaşayan her Kürt birey potansiyel suçlu haline getiriliyor” diye vurguladı.
- Londra Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı İshak Milani ise, “İngiltere’nin Kürt halkını kriminalize etmesinin motivasyonun kaynağı Türkiye’dir. Kürt Toplum Merkezi ve Kürt aktivistlere yönelik bu operasyon, bu baskılar ve şu anda devam eden yargılama politiktir” dedi.
HİKMET ERDEN/LONDRA
Londra’da yaşayan altı Kürt İngiltere’nin ağır ceza mahkemesi Old Bailey’de yargılanıyor. Türkiye’deki KCK davalarını aratmayan dava dosyasında Kürt aktivistlerin birbirlerine 'heval' diye hitap etmeleri, panel, seminer ve Newroz etkinliği düzenlemeleri 'örgüt üyeliği’ne delil olarak sunuldu. İddianamenin ‘absürt’ delillerle oluşturulduğunu aktaran dava avukatlarından Ali Has, “Bu dava ile İngiltere’de yaşayan her Kürt birey potansiyel suçlu haline getiriliyor” dedi.
Demokratik mücadele hedef
Britanya’da yaşayan Kürtlerin siyasal ve demokratik mücadelesini doğrudan hedef alan bu dava, Londra’nın en ağır suçlularının yargılandığı Old Bailey Mahkemesi'nde görülüyor. 5 Ocak’ta başlayan ve 25 duruşmayı geride bırakan davada yargılanan Kürt aktivistler Agit Karataş, Ali Poyraz, Berfin Kurban, Ercan Akbal, Mücahit Sayak ve Türkan Özcan hakkında hazırlanan iddianame binlerce sayfalık dökümandan oluşuyor. Old Bailey’deki yargılama haftanın beş günü sabah 10’da başlayarak akşam 5’e kadar sürüyor. İddia makamında bir hakim, savcı ve savcı yardımcısı, mübaşir ve 12 jüri üyesi bulunurken Kürt aktivistlerin savunma ekibinde ise 12 kişilik bir avukat grubu yer alıyor. Aralarında yirmi yılı aşkındır İngiltere’de ikamet edenlerin de bulunduğu Kürt aktivistlerin birbirlerine ‘heval’ diye hitap etmeleri delil atfedilerek, kendilerine “PKK örgütü üyesi olmak’, ‘silahlı örgüt propagandası yapmak’ ve ‘PKK yöneticisi olmak” gibi suçlamalar yöneltiliyor.
Hukuki dayanaktan yoksun
Buluşma, anma, festival ve diğer merasimlerini suç unsuru olarak göstermeye çalışan savcılığın, adeta Türkiye polisiyle ortak hazırladığını düşündüren, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen siyasi bir amaçla yürütüldüğü hissini veriyor. İddianamenin tümünde Kürt halkının Londra ve İngiltere’de Kürdistan’da yaşanan baskı, şiddet, katliam ve savaşa karşı yaptıkları demokratik eylemler, yürüyüşler, paneller, seminerler, Newroz etkinlikleri, kadın ve gençlik çalışmaları ‘kriminalize’ ediliyor ve ‘suç delili’ olarak gösteriliyor. Gözaltına alındıkları 27 Kasım 2024 tarihinden bu yana sokağa çıkma yasağı, her gün karakola gidip imza verme ve elektronik kelepçe gibi tedbirlerle sürekli gözetim ve denetim altında tutulan Kürt aktivistler şimdilik tutuksuz olarak yargılanıyor. Ocak ayında başlayan davada şimdiye kadar savcılık iddianamesini okudu. Ardından davaya müdahil İçişleri Bakanlığı’na bağlı polislerin ifadeleri ve çapraz sorgusu gerçekleşti. Davanın bundan sonraki aşamasında Kürt aktivistler çapraz sorguya tabi tutulacak.
Yedek kasa anahtarı suç
Çapraz sorgusu bir hafta önce başlayan ve hakimin özel talebi doğrultusunda mahkemeye bir hafta ara verildiği için sorgusu 23 Şubat Pazartesi gününde kaldığı yerden devam eden Kürt aktivist Ercan Akbal’ın evine baskın yapıldığında bulunan ve Kürt Toplum Merkezi’ne ait olduğu bilinen, yedek bir kasa anahtarı, savcılık tarafından ‘Üst düzey örgüt yöneticisi olma’ suçuna sebep olarak sunuluyor. Öte yandan davada yargılanan en genç Kürt aktivist Agit Karataş’ın arkadaşları ile birlikte söylediği ‘Îro Çerxa Şoreşê’ marşı örgüt üyeliğine delil olarak gösteriliyor. Agit Karataş’a yöneltilen suçlamalardan bir diğeri de; İngiltere’de milyonlarca örgütlü işçiyi temsil eden 16 sendikanın 2016’da başlattığı ve 2023 yılında uluslararası alana taşıdığı ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’. Nobel ödüllü yazarların, siyasetçilerin de içinde yer aldığı bu kampanya çalışmaları, İngiliz savcılığı tarafından ‘Hamle Komitesi’ çalışmaları olarak görülüyor, yasa dışı örgütsel faaliyet olarak nitelendiriliyor ve “Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ yürütmenin ‘örgütle iltisaklı’ olduğunu öne sürüyor.
Cuntanın dava dosyası da 'delil'
Davada yargılanan bir diğer aktivist, Kürt siyasetçi ve yazar Ali Poyraz’ın 6 Ocak 2017’de Türk devletinin düzenlediği hava saldırısında şehit düşen Hüseyin Poyraz’ı (Rubar Dicle) Kürt Toplum Merkezi’nde anması ve taziyeleri kabul etmesi de ‘örgüt üyeliği’ne delil olarak gösterildi. Savcılık bununla da yetinmeyerek 17 yaşında iken Türkiye’de 1980 askeri darbesi sırasında tutuklanarak idamla yargılanan Ali Poyraz’ın evinde bulduğu askeri cuntanın hazırladığı dava dosyasını da ‘örgüt üyeliği’ne kanıt olarak kullandı. İngiliz Savcı, 27 Kasım operasyonunda Kürt Toplum Merkezi’nde bulunan tüm materyalleri de ‘örgütsel malzeme’ olarak sundu. Savcılık, Türkiye’de 12 Eylül cuntasına karşı açlık grevinde yaşamını yitiren Kemal Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz’ın fotoğrafları, yine DAİŞ’e karşı savaşarak yaşamını yitiren YPG’li enternasyonalistler, Mahabad Cumhuriyeti'nin lideri Qazi Muhammed, Şeyh Said, Seyid Rıza ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarını da örgütsel bağlantının delilleri olarak gösterdi.
Anmalar ‘terör’ faaliyeti
Kürt Toplum Merkezi’nde Kürt halkının evlatları için yaptığı anma törenleri, taziyeler ve YPG’de yaşamını yitiren Mehmet Aksoy’un mezarı başında anılması da örgütsel çalışmalar olarak gösterildi. DAİŞ’le mücadele sırasında şehid düşen İngiliz aktivistler, Jack Holmes, Anna Campbell, Mehmet Aksoy, Konstandinos Erik Scurfield, Oliver Holl gibi isimlerin anmalarının yanı sıra Kürdistan’daki savaşta yaşamını yitiren Kürtlerin taziye ve anmaları da ‘terör faaliyeti’ olarak nitelendirildi.
Dernek ‘PKK üssü’
Savcılık, 1988 yılından bu yana çalışma yürüten Haringey’deki Kürt Toplum Merkezi’ni (KCC) ise ‘PKK’nin üssü’ olarak nitelendirdi. Londra’da Mala Kurdan olarak nitelenletirinden KCC aynı zamanda şu anda İngiltere Başbakan Yardımcısı olan David Lammy’den Jeremy Corbyn, Bambos Charalambous, Catherine West, Kate Osamar gibi siyasetçilerden, Simon Dubbins gibi sendikal hareketlerin önemli isimlerinden yüzlerce akademisyen, sanatçı, şair ve yazarı da konuk eden bir mekan. Ayrıca savcılık, 27 Kasım operasyonunda Kürt Toplum Merkezi’nde bulunan tüm materyalleri de ‘örgütsel malzeme’ olarak sundu. Avrupa’nın en büyük Kürt demokratik toplum örgütlenmesi olan KCDK-E ile Kürt Toplum Merkezi arasındaki bağ da yasa dışı ilan edildi. İddianamede Kürt Toplum Merkezlerinin KCDK-E’ye rapor vermesini örgütsel işleyişin bir parçası olarak sunuldu.
İngiliz polisinin baskın şovu
Hakkında dava açılan aktivistlerden Berfin Kurban’ın bir İngiliz gazeteciyle yaptığı WhatsApp görüşmesi ise ‘örgüt üyeliği’ ve 'örgütsel faaliyet’ine delil olarak sunuluyor. Savunma avukatları, bu görüşmenin yapıldığı kişinin 2015 yılında Kürdistan’daki çatışma ve şiddeti yerinde incelemek için bölgede haber yaparken Diyarbakır’da ‘casusluk’ iddiasıyla tutuklanan İngiliz Gazetecisi Jake Hanrahan olduğunu ortaya koydu. İlk günden beri mahkemeyi takip eden gazeteci Hilal Seven’in aktardığı bilgilere göre, mahkemenin en çarpıcı anlarından biri Berfin Kurban’ın gözaltına alındığı anın görüntülerinin izlenmesiydi. Seven’e göre, yalnız yaşayan bir genç kadının evine, düzinelerce silahlı polisin sabaha karşı düzenlediği bu baskın görüntülerininin izlenmesi mahkeme salonunda bulunanları dehşete düşürdü. Kurban’ın evinin etrafını saran polislerin çıkardığı bağırma sesleri, kapısını testereyle keserek kırmalarının ardından yatak odasına baskın düzenledikleri an, yorganının altında uyuyan Kurban’ı sarsarak ve üzerine doğrulttukları silahlarla uyandırmalarının hiçbir açıklaması olamayacağını söyleyen Seven, İngiliz polisinin uyguladığı şiddetin Türkiye’de bile benzeri olmadığına da dikkat çekti. Londra’da iddianame hala okunuyor Kürt aktivistler çapraz sorguda tüm suçlamalara karşı savunmalarını önümüzdeki günlerde gerçekleştirecekler.
Av. Has: KCK davasına benziyor
Davanın avukatlarından Ali Has, davanın sadece 6 Kürt’ü kapsamadığını tüm Kürt diasporasının demokratik ve kültürel örgütlenmesini hedef aldığını ifade etti. İddianamede kullanılan şablonun Türkiye’deki KCK davalarında kullanılan şablonun benzeri olduğuna dikkat çeken Ali Has, “Tıpkı KCK davalarında olduğu gibi, dava örgütsel bir şablon üzerinden yürütülüyor. ‘Heval’ kelimesi, ‘Hamle komitesi’ gibi kavramlar, Öcalan’a Özgürlük Kampanyası gibi demokratik faaliyetler, suç delili olarak gösteriliyor. Savcılık, bu aktiviteleri “örgüt üyeliği ve iltisak” kanıtı olarak sunuyor” dedi. Davada gizli tanık bulunmadığını ve herhangi bir şiddet olayının olmadığını aktaran Ali Has, suçlamanın tamamen söz, toplantı ve semboller üzerinden yürütüldüğünü ifade etti. Bu davayla her bir Kürt bireyinin potansiyel suçlu hâline getirilmek istendiğini ifade eden Has, “37 yıllık Kürt Toplum Merkezi 'örgütsel merkez' olarak kriminalize edilmek isteniyor. Oysa KCC, toplumun sokaklardaki kriminalleşmiş kültürden arındığı bir merkez. Baskınlar, kasaların anahtarları, taziyeler, anmalar ve fotoğraflar üzerinden yapılan suçlamalar, demokratik faaliyetlerin kriminalizasyonu anlamına geliyor” şeklinde konuştu.
* * *
Yargılamalar politiktir
Londra Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı İshak Milani: “İngiltere’nin Kürt halkını kriminalize etmesinin motivasyonun kaynağı Türkiye’dir. 27 Kasım’da Kürt Toplum Merkezi ve Kürt aktivistlere yönelik bu operasyon, bu baskılar ve şu anda devam eden yargılama politiktir. Fakat Kürt halkı ve Kürtler bu hukuksuzluğun karşısında duracak demokratik siyaseti de savunmaya, yaşamaya ve yaşatmaya devam edecektir.”
* * *
Dava nasıl başladı?
İngiltere’de 27 Kasım 2024 gecesi Londra Kürt Toplum Merkezi ve Kürt aktivistlere yönelik düzenlenen operasyon, Kürt halkının diasporada yaşadığı kriminalizasyon operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. İngiliz polisi 27 Kasım 2024 gece saat: 03:05’te yüzlerce polis ile Londra Kürt Toplum Merkezi ve Kürt aktivistlerinin evlerine eş zamanlı baskın düzenledi. KCC binası ve Kürtlerin evlerinin kapılarını balyozlarla kırarak içeri giren İngiliz polisi, gözaltına aldığı Kürt aktivistleri ters kelepçe ile yere yatırdı ve darp etti. Bu baskınlarda R.P adlı 15 yaşındaki bir Kürt çocuğu da saldırıdan nasibini aldı. Polisin evini basıp gözaltına aldığı Kürt aktivist Ercan Akbal’ın eşi Hediye Akbal, elleri kelepçeli bir halde iken kalp krizi geçirdi. Akbal, ambulansa kadar kelepçeli bir halde götürüldü ve ardından bir hastanede tedavi altına alındı. Gözaltına alınan Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Türkan Budak, Kürt Halk Meclisi çalışanı Ercan Akbal, Kürt siyasetçi ve yazar Ali Poyraz, Dış İlişkiler Temsilcisi Agit Karataş, aktivist Berfin Kurban ve Mazlum Sayak’ın kaldıkları evlere 5 gün boyunca polis adeta karakol kurdu.















