Dünya ekonomisi değişiyor

Forum Haberleri —

Dünya ekonomisi

Dünya ekonomisi

  • Rusya’ya karşı yürütülen iktisadî yaptırım savaşının bariz başarısızlığı BRICS ittifakının göreceli gücüne dair daha fazla kanıt sunar. Bu ittifak artık ülkelere, bir zamanların hegemonik G7’sinin talep ve baskılarına uyum sağlamaları için alternatifler sunabilir ve sunuyor. BRICS’in Rusya’yı tecrit çabaları bumerang gibi dönüp G7’nin göreceli tecridini ortaya çıkarmış görünüyor.

RICHARD D. WOLF - Çeviri: S. Erdem TÜRKÖZÜ

2020 yılı, G7’nin (ABD artı müttefikleri) toplam GSYH’si ile BRICS grubunun (Çin artı müttefikleri) toplam GSYH’si arasında eşitliği damgaladı. O zamandan bu yana BRICS ekonomileri G7 ekonomilerinden daha hızlı büyüdü. Şu anda toplam dünya üretiminin üçte biri BRICS ülkelerinden gelirken, G7’nin payı yüzde 30’un altında. Bu fark, bariz simgeciliğin ötesinde gerçek siyasi, kültürel ve iktisadi sonuçları beraberinde getirir. Geçtiğimiz günlerde Ukraynalı Zelenski’nin G7’ye hitap etmek üzere Hiroşima’ya getirilmesi, G7’nin dikkatini büyük küresel sorundan uzaklaştıramadı: Dünya ekonomisinde neyin büyüdüğü neyin küçüldüğü?

Rusya’ya karşı yürütülen iktisadî yaptırım savaşının bariz başarısızlığı BRICS ittifakının göreceli gücüne dair daha fazla kanıt sunar. Bu ittifak artık ülkelere, bir zamanların hegemonik G7’sinin talep ve baskılarına uyum sağlamaları için alternatifler sunabilir ve sunuyor. BRICS’in Rusya’yı tecrit çabaları bumerang gibi dönüp G7’nin göreceli tecridini ortaya çıkarmış görünüyor. Fransa’nın Macron’u bile, Ukrayna Savaşı’nın yüzeyinin hemen altındaki G7 ile BRICS arasındaki iktisadî yarışta Fransa’nın yanlış ata oynayıp oynamadığını yüksek sesle merak etti. Belki de bu yarışın daha önceki, daha az gelişmiş öncülleri, Kore’den Vietnam’a, Afganistan’a ve Irak’a kadar Asya’daki başarısız ABD kara savaşlarını etkiledi.

Çin, Küresel Güney’e kalkınma kredileri konusunda ABD ve onun uluslararası kredi veren müttefikleriyle (IMF ve Dünya Bankası) giderek daha açık bir şekilde rekabet eder. G7, Çinlilere saldırarak onları G7 sömürgeciliğinin ve G7 yeni-sömürgeciliğinin haklı olarak kötü şöhretli olduğu yağmacı kredileri tekrarlamakla suçluyor. Çin’in kredi siyasalarının memnuniyetle karşılanmasına neden olan bu tür borçlanma gereksinimleri göz önüne alındığında, saldırıların çok az etkisi oldu. İktisadî işbirliğinin G7’den Çin’e kaymasının yüzyıllardır süregelen yağmacı borç vermeyi geride bırakıp bırakmayacağını zaman gösterecek. Bu arada, Çin’in küresel iktisadî etkinliklerine eşlik eden siyasi ve kültürel değişim şimdiden kendini gösteriyor: Örneğin, Afrika ülkelerinin G7 baskılarına rağmen Ukrayna-Rusya Savaşı’nda tarafsız kalması.

Dolardan arındırma, dünya ekonomisindeki hızlı yeniden düzenlemelerin bir başka boyutunu temsil eder. 2000 yılından bu yana merkez bankalarının ABD doları cinsinden tuttukları döviz rezervlerinin oranı yarı yarıya azaldı. Bu düşüş devam ediyor. Her hafta, ülkelerin ABD doları cinsinden ticaret ve yatırım ödemelerini, kendi para birimleri ya da ABD doları dışındaki para birimleri cinsinden ödemeler lehine kestiklerine dair haberler geliyor. Suudi Arabistan, ABD dolarını önde gelen küresel para birimi olarak önemli ölçüde destekleyen petrodolar sistemine son veriyor. ABD dolarına olan küresel bağımlılığın azalması, ABD hükümetinin borçlarını finanse etmek için kullanabileceği dolar miktarını da azaltıyor. Bunun uzun vadeli etkileri, özellikle de ABD hükümeti muazzam bütçe açıkları verirken, muhtemelen önemli olacaktır.

Çin kısa süre önce düşman İran ve Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşmaya aracılık etti. Böyle bir barış girişiminin önemsiz olduğunu iddia etmek tamamen hüsnüzandan ibarettir. Çin iki temel nedenden ötürü barış yapabilir ve muhtemelen yapmaya da devam edecektir. Birincisi, hasımlar arasındaki uzlaşmayı tatlandırmak için taahhütte bulunacak kaynaklara (krediler, ticaret antlaşmaları, yatırımlar) sahiptir. İkincisi, Çin’in son otuz yıldaki çarpıcı büyümesi, çoğunlukla barış içinde olan bir küresel rejim altında ve bu rejim sayesinde gerçekleşti. O zamanki savaşlar çoğunlukla belirli, çok yoksul Asya bölgeleriyle sınırlıydı. Bu savaşlar Çin’i zenginleştiren dünya ticaretini ve sermaye akışını asgari düzeyde kesintiye uğrattı.

Neoliberal küreselleşme Çin’e orantısız fayda sağladı. Dolayısıyla Çin ve BRICS ülkeleri, geniş tanımlı bir küresel serbest ticaret ve sermaye hareketleri rejimini sürdürmenin savunucusu olarak ABD’nin yerini aldı. Özellikle çekişmeli Ortadoğu’daki çatışmaların yatıştırılması, Çin’in zenginleştiği barışçıl dünya ekonomisini desteklemesini sağlar. Buna karşılık, Trump ve Biden tarafından izlenen iktisadî milliyetçilik (ticaret savaşları, tarife siyasaları, hedefli yaptırımlar, vb.) Çin’i bir tehdit ve tehlike olarak vurdu. Buna tepki olarak Çin, çeşitli küresel forumlarda ABD ve G7 siyasalarına direnmek ve karşı çıkmak için birçok başka ülkeyi harekete geçirebildi.

Çin’in kayda değer iktisadî büyümesinin kaynağı ve BRICS ülkelerinin G7’nin küresel iktisadî hâkimiyetine başarılı bir şekilde meydan okumasının anahtarı, melez iktisadî modeli oldu. Çin, sanayiyi öncelikle devlete ait ve devlet tarafından işletilen işletmeler olarak örgütlemeyerek Sovyet modelinden ayrıldı. Sanayiyi özel mülkiyete ait ve işletilen işletmeler olarak örgütlemeyerek de ABD modelinden ayrıldı. Bunun yerine, Çin Komünist Partisi’nin siyasi gözetimi ve nihai denetimi altında hem devlet hem de özel teşebbüsleri birleştiren bir melez organize etti. Bu karma makro-iktisadî yapı, Çin’in iktisadî büyümesinin hem SSCB hem de ABD’den daha iyi performans göstermesini sağladı. Çin’in hem özel hem de devlet işletmeleri, işyerlerini -üretim sistemlerinin mikro düzeyini- hem Sovyet kamu hem de ABD özel işletmelerinin örneklediği işveren-çalışan yapılarına göre örgütler. Çin bu mikro-iktisadî yapılardan kopmadı.

Kapitalizmi tam olarak bu mikro-iktisadî yapı (işveren-çalışan, ücretli emek, vb.) olarak tanımlarsak, onu köleci ve feodal işyerlerinin efendi-köle ya da lord-serf mikro-iktisadî yapılarından ayırabiliriz. Bu tanımı takiben, Çin’in inşa ettiği şey, komünist bir parti tarafından yönetilen melez bir devlet artı özel kapitalizmidir. Bu, ulusun kendini “Çin özelliklerine sahip sosyalizm” olarak tanımlamasıyla belirlenen oldukça özgün ve özel bir sınıf yapısıdır. Bu sınıf yapısı, elde ettiği iktisadî büyüme ve bağımsız teknolojik gelişme oranları açısından hem SSCB’ye hem de G7’ye üstünlüğünü kanıtladı. Çin, ABD’nin son yüzyılda yüzleşmek zorunda kaldığı ilk sistemik ve küresel rakip haline geldi.

Lenin bir keresinde erken dönem SSCB’den, kapitalizm sonrası sosyalizme daha ileri bir geçiş yapma göreviyle karşı karşıya olan bir “devlet kapitalizmi” olarak atıfta bulundu. Şi Cinping bugün Çin’i, benzer şekilde, gerçek anlamda post-kapitalist bir sosyalizme doğru yol alma göreviyle karşı karşıya olan melez bir devlet-artı-özel kapitalizm olarak adlandırabilir. Bu, işveren-işçi işyeri yapısından demokratik alternatif mikro-iktisadî yapıya geçişi içerecek ve gerektirecektir: Bir işyeri kooperatif topluluğu ya da işçilerin kendi kendini yönettiği bir girişim. SSCB bu geçişi hiçbir zaman gerçekleştiremedi. Çin için iki önemli soru var: Yapabilir mi? Ve yapacak mı?

Amerika Birleşik Devletleri de iki kilit soruyla karşı karşıya. Birincisi, ABD liderlerinin çoğu, ABD’nin konumu 1970’ler ve 1980’lerden bu yana değişmemiş gibi davranarak, iktisadî ve küresel düşüşlerini daha ne kadar inkâr etmeye devam edecek? İkinci olarak, ABD’lilerin büyük çoğunluğu bu düşüşlerin devam eden uzun vadeli eğilimler olduğunu kabul ederken bu liderlerin davranışları nasıl açıklanabilir? Pew Araştırma Merkezi’nin 27 Mart ve 2 Nisan 2023 tarihleri arasında ABD’liler arasında yaptığı rastgele bir ankette, 2050 yılında ABD’nin durumunun bugüne kıyasla nasıl olmasını bekledikleri soruldu. Ankete katılanların yüzde 66’sı ABD ekonomisinin daha zayıf olmasını bekliyor. Yüzde yetmiş bir, ABD’nin dünyadaki öneminin azalacağını bekliyor. Yüzde yetmiş yedi, ABD’nin siyasi olarak daha fazla bölünmüş olacağını düşünüyor. Yüzde seksen bir, zengin ve yoksul arasındaki uçurumun büyüyeceğini düşünüyor. Halk, liderlerinin umutsuzca inkâr ettiği şeyi açıkça hissetmektedir. Bu fark, ABD siyasetine musallat olmuş durumda.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.