Elbistan enkazıyla baş başa

Dosya Haberleri —

6 Şubat depremi/Elbistan/Foto: MA

6 Şubat depremi/Elbistan/Foto: MA

  • Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Eşbaşkanı Mehmet Dalkanat, şans eseri hayatta kaldığını söylüyor. Dalkanat, en az bin binanın yıkıldığını, ortada AFAD ve devlet diye bir şey olmadığını, halkın enkazı tırnaklarıyla kazıdığını söylüyor.

GÜLCAN DERELİ

Maraş’ın Pazarcık merkezli 7.7 ve 7.6 şiddetindeki büyük deprem Kurdistan’ın birçok bölgesi, çevre il ve ülkeleri sarstı. Maraş, Adıyaman, Antep, Malatya, Amed, Urfa, Hatay, Osmaniye, Kilis ve Adana'da büyük yıkımlara neden olan depremde devlet kurumları resmen çöktü, 13 milyon insanı etkileyen depremde halk bir başına aç susuz kaldı, onbinlerce insan enkaz altında. Yaşamını yitirenlerin hem de yarananların sayısı açıklanan rakamların kat ve kat üstünde. Öyle ki bazı kentler adeta haritadan silindi. Birçok merkezde ve binlerce bina enkazında hala kurtarma çalışmaları yapılmadı. Yine yurttaşlar kendi imkanlarıyla enkaz kaldırma çalışması yapıyor. Acı ve öfke büyük. Nerdeyse her yurttaşın ağzından "devlet nerede, devlet çöktü" sözcükleri dökülüyor. AKP-MHP iktidarı ise Afet bölgesi ilan edeceğine fırsattan istifade OHAL ilan etti.

İlk 10 saat önemliydi

Hiçbir arama kurtarma çalışmasının yapılmadığı bölgelerden biri de Elbistan. Oradaki durumu Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Eşbaşkanı Mehmet Dalkanat ile konuştuk. Hayatta olmasını şans olarak değerlendiren Dalkanat, bölgede yaşananları şöyle anlattı: "Hayatta olmak büyük bir şans burada, gerisi teferruat bizim için. Burada hiçbir şey yok, bütün söylenenler reklamlar, propagandalar hepsi hikaye, ne bir koordinasyon, ne bir organizasyon sağlıklı bir şekilde yürüyor. Doktorlar, hemşireler bile gidip hizmet verebilecek korunma alanına sahip değil, sadece AFAD için belediyenin depreme karşı korunaklı bir yerini tahsis etmişler. AFAD diye bir şey de yok zaten. Tahmin ediyorum en az bine yakın bina çökmüş durumda. Bunların hiçbirinde AFAD yok. Herkes kendi tırnaklarıyla, imkanlarıyla kaybettiklerini kurtarmaya çalışıyorlar, artık çok geç yani ilk 10 saat önemliydi. Onu da başaramadılar, gerisi bu saatten sonra yaşayanlara ulaşmak."

Hepsi yalan

Elbistan halkının yalnız bırakıldığına dikkat çeken Dalkanat, "Çevre örgütleri, İklim Adalet Komisyonu, Ekoloji Birliği gibi kurumlardan arkadaşlar ulaşıyor ama buraya gelmeleri halinde aynı girdaba onlar da düşecekler. Onun için yapacak bir şey yok. Gönderilen TIR’ları karşılayacak bir sivil toplum kuruluşu yok. Dolayısıyla yapılacak olan yine var olmayan devletin, var olmayan belediyenin ve var olmayan bir valiliğin, kaymakamlığın eline mahkumuz. Mesela en azından bir koordinasyon merkezinin ulaşımla ilgili, beslenmeyle ilgili, korunmayla ilgili bir önerisi olur. Denir ki şu yollar açık, şuradan şuraya gidebilirsiniz, veya depremzedeler için otobüs temin ettik tahliye olabilirsiniz gibi. Ben kendi kişisel imkanlarımı kullanarak çoluğumu çocuğumu korunaklı bir yere ulaştırdım. Efendim uçak şöyleymiş, uçak böyleymiş, ben ilan edildikten bir saat sonra girdim, bugün yarın ve bir sonraki gün bütün uçaklar dolmuş, hangi uçakları kaldırıyorsunuz kardeşim. Uçakları güya 100 liraya sabitlemişler. Afet bu kadar büyük, her saat uçak kalması lazım, oraya otobüslerin yığılması lazım, insanların tahliye edilmesi için yani dışarıda imkanı olan insanların en azından afet bölgesinden çıkması için yapılması gereken çok şeyler var, hiçbiri yapılmıyor" diye vurguluyor.

Devlet yok

Elbistan'da yardımların yetersizliği de dikkat çekiyor. Eksi 3, 4 derece soğukta dışarıda kalan yurttaşlar, aç, susuz ve barınacak bir yer olmadan bekleyişini sürdürüyor. Sadece yaktıkları ateşle ısınmaya çalışan yurttaşlar, yardımların gelmesi için daha ne kadar zaman geçmesi gerektiğini sorguluyor. Hiç bir çalışmanın olmadığının altını çizen Dalkanat, "Böyle bir organizasyon yok, koordinasyon yok, devlet yok, belediye yok, yok böyle bir şey ya. Şimdi ne olacak, şu yapılacak siz de biliyorsunuz bunları birkaç gün sonra TIR'lar gelecek, TIR'ları teslim alacaklar, belli depolara yığacaklar, çadır kentler, konteyner kentler kuracaklar, oralara elektrik falan verecekler ama bu insanların bugüne kadar 'kurbanın gözü' patlayacak. Sağ kalanlara yapılacak, bu muhakkak olacak, bu kadarını da yapmaları lazım. Şu anda çadır kentler kuruyoruz diyorlar 150 bin insana nasıl çadır kent kuracaksın, öncesinden depreme hazırlık aşamasından söz edilemez bile sıfır" diyor.

Reklam ve propaganda

150 bin nüfuslu kent yerle bir olmuş durumda. Elbistan'ın yerle bir olduğunu, en az bin binanın yıkıldığını söyleyen Dalkanat, "Elbistan’da kalmak bir zulüm, bu Maraş için de öyledir, farkı yok. Şu anda benim gözlemlerime göre istatiksel olarak en beter yer. Buna rağmen en küçük bir koordinasyon merkezinden bir açıklama veya şunu yapalım, deprem alanlarımız şunlar, bunlar diye bir şey yok. Bahsettikleri yerler insanların kalabileceği yerler değil. Parkları gösteriyorlar bize, parklarda nasıl şu soğukta kalalım. İnsan bir saat sonra hipodermi olur. Yani yok bir şey, var gibi gösteriyorlar. Yalan söylüyorlar, yanlış yapıyorlar. Sadece reklam ve propaganda başka bir şey yok. Getiriyor bir TIR'ı oraya koyuyor, belli bir organizasyon ve sistem içerisinde dağıtılması gerekiyor. Bu hazırlık yok. Önceden herhangi bir depreme karşı tedbir olsun diye devletin örgütlü bir kuruluşu yok" diye belirtiyor.

Termik santraller çok büyük tehlike

Elbistan-Afşin Termik Santralleri de ayrıca endişe konusu. Termik Santralleri'nde çatlama olmuşsa orada daha büyük bir faciadan söz etmek mümkün. Termik Santraller hayatta kalanlar için büyük tehlike yaratıyor. Uzmanlar hayatta kalanların bile bu yüzden yaşamını yitirme ihtimali olduğuna dikkat çekiyor. Termik Santralleri'nde ciddi bir tehlike olduğuna dikkat çeken Dalkanat, "Durumlarının ne olduğunu, bakacak, araştıracak pozisyonumuz yok. Yani ocaklar mı patladı, bacalar mı düştü bilmiyoruz. Orası daha büyük tehdit. Zaten ölüm saçıyorlar. Zaten hiçbir filtresi yok, bölge mahvolmuş, ölmüş, bitmiş, biz çevre örgütü olarak her gün dillendiriyoruz, bakan yok. Dinleyen yok, aldırış eden yok. Elbistan’dan Nurhak ile iletişim kurmadık. Yeni açıldı telefonlar. Baz hatlar kapalıydı. O hatta da facia büyük, yalnız oranın belediye başkanı bizim çevre örgütleriyle ilgilenen bir arkadaş İlhami Bozan, o arkadaşımız kendi vicdanını ortaya koyarak, yapabileceği bir şeyler varsa yapmaya çalışıyor" diyor.

AFAD çığlıkları duymazdan geldi

Birçok merkezde olduğu gibi Elbistan'da da devletin arama kurtarma çalışmaları yok denecek kadar az. Hatta yaptığım görüşmelerde ilk 3 gün halkın dışında hiç bir devlet kurumunun çalışma yapmadığı öfkeyle dile getiriliyor.

Enkazda bir tanıklığını bizimle paylaşan Dalkanat, şöyle anlattı: "Bina çökmüş, anne-baba enkazında altında sesleri geliyor, bağrışıyorlar, çocuklar dışarıda bağrışıyor, iki AFAD’lı geçiyor, çocuklar yalvarıyorlar şurada bağrışıyorlar var lütfen bakar mısınız diye çok ilgisiz, vicdansız ve duyarsız bir şekilde ‘biz ekip olarak çalışıyoruz, koordinasyon merkezine gidin’ diyorlar. Düşünün, bu şunu gösteriyor devlet siyasi bir takım saiklerle, liyakatsiz, kifayetsiz, vicdansız, merhametsiz, duyarsız insanları oraya doldurmuş. Siyasi saikler ırkçı bir anlayışı da kapsıyor. Irkçı yaklaşımı da koy, mezhepçi yaklaşımı da koy, kapitalist amentüye inanmış bir insanın insan hayatına vereceği değer nedir? Ona göre düşünün. İnsan hayatı veya canlı, hayvan, çevre, doğada böyle bir şey yok. O cebindeki parayı düşünür."

'Perişanız'

2019 yılında vasisi olduğu tutsağa para yatırdığı gerekçesiyle tutuklanan ve kamuoyunun baskısı ile tahliye edilen eski Elbistan HDP yöneticisi Elif Kısa'ya ulaşıyorum. Engelli 2 çocuğuna bakmakla yükümlü olan Elif Ana son anda eşi ve çocuklarıyla kendini dışarı atmış. Görüntülü konuşuyoruz, gösteriyor; "Biz iyiyiz kendimizi dışarı attık ama burası yerle bir oldu. Perişanız, kar var soğuk" diyor. Elif Ana, eşi ve çocuklarıyla kendi imkanlarıyla köye geçiyor, "Orada biraz olsun yiyecek bir şey vardı. İdare edeceğiz mecbur" diyor. Sağır ve lal olan Ahmet Kısa, mesaj yoluyla şöyle diyor: "Felaketi yaşadık."

Başka bir Elbistanlı Cuma Binboğa ise şu çağrıyı yapıyor: "Sıcak yemek, çadır ihtiyacı var. Çalışma çok zayıf olan insanlarda hiçbir şeye yetişemiyor."

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.