Erdoğan’sız bir Türkiye zamanı

Forum Haberleri —

2 Ocak 2022 Pazar - 23:30

.

.

  • Erdoğan kendisini gösterdiği gibi güçlü değil. Devlet güçlerini kullanıyor. Muhalefet ve halkın bir duruşu olur, örgütlü hareket edilirse Erdoğan sap gibi ortada kalır. Kirli yöntemler ve komplolar onu kurtaramaz, teşhir ve tecridini hızlandırır.

Zeki AKIL

Erdoğan-Bahçeli faşist ikilisinin yönetimi altında Türkiye savaş ve derinleşmiş krizlerle dolu bir yılı daha geride bıraktı. Yılın son ayında doların 18 TL’ye fırlaması ardından müdahalelerle aşağı çekilmesi, Türkiye’yi Erdoğan’ın deneme tahtasına çevirdi.

Bütün bu kumpaslar ve oyunların faturası milyarlarca dolara mal oldu. Saray şürekası ve etrafına çöreklenmiş bir çevre her koşulda vurgunlar vurdular. Olan da halka oldu.

Hazinenin boşaltılması ve savaş harcamaları toplumu vurdu. Sonuçta artan işsizlik, yoksulluk ve yükselen enflasyona yol açtı.

Erdoğan Şubat ayından başlayarak savaşı tırmandırdı. Umudunu savaşta kazanacağı bir başarıya bağlamıştı. Çünkü 2015’ten beri bütün yatırımını savaşa yapmıştı. Ancak gerillanın fedaice direnişi ve yaratıcı, döneme uygun tarz ve taktikleri Erdoğan ve ortaklarının hesaplarını bozdu.

Nisan ayından beri bu saldırıları tırmandırdı. Zap ve Metîna gibi alanlar ağır bir savaşa sahne oldu. Kimyasal silahlar dahil elindeki bütün olanakları kullandı. KDP’yi bir biçimde dahil etti. Ancak bir türlü beklediği haberi alamadı. Sonuçta 2021’i kaybederek kapatmak zorunda kaldı.

Savaşı kazanamayanlar giderler. Ancak Erdoğan gitmiyor. Çünkü iktidara mahkum. İşledikleri suçlar ve yaptığı hırsızlıklar onu iktidara bağlamış. İktidarı yitirirse ne AKP kalır ne de saltanat.

Halbuki saray yaptırmış, bütün yetkileri elinde toplamış ve tam bir sultan havasına girmişti. Üstelik dışarıya asker ve savaş ihraç etmiş, DAİŞ ve El Kaide artıklarını etrafına toplamış, Suriye, Irak’tan Libya’ya kadar her tarafa şiddet ve terörü yaymıştı.

Ancak Kürt halkı ve direnişi ayaklarına dolanmıştı. Onu sürekli aşağı çekiyordu. Kürtlere karşı savaş ve düşmanlık sayesinde muhalefeti de bağlamış ve etkisizleştirmişti.

Bu sayede Erdoğan iktidarda kalabiliyor, faşist ve kara para cennetine dönmüş bir ülke yaratabiliyordu. İktidarı yitirirse Erdoğan’ın sonu ne olurdu?

İşte Erdoğan bu kötü sonla karşılaşmamak için ölümüne bir oyun oynuyor. Ekonomi büyük bir açmazla yüz yüze geldi. Ancak o, bunlar 19 yıllık iktidarının eseri değilmiş gibi davranmaya çalışıyor.

Krizi ve yoksulluğu yaratan kendi yönetimi ama şimdi kurtarıcı ve düzeltici havalarına girmeye çalışıyor. Basını, adliyeyi ve bütün kurumları ele geçirmiş. Baskı, korku ve yalanlarla toplumu susturmaya, gerçekleri saptırarak yine başta kalmak için bastırıyor. Bütün kamuoyu yoklamalarında normal bir seçimde Erdoğan’ın seçilme şansının olmadığı görülüyor.

Erdoğan son yılları savaş ve krizlerle geçirdi. Bu bilinçli bir tercihti. Çünkü halka vereceği bir şeyi yoktu. Bütün yalanları deşifre olmuş, dünyada da maskesi düşmüş, inandırıcılığı ve güvenirliliği kalmamıştı. Siyasi olarak geldiği yer Ergenekon ve MHP çizgisiydi. Bu ırkçı ve faşist çizgi, gelenek Türkiye’nin ve dünyanın gerçeklerine uygun değildi. Bu açıdan Erdoğan Kürtleri, demokratik çevreleri ve Avrupa dahil bütün destek güçlerini karşısına almıştı. Türkiye dünyada hiç bu kadar yalnızlaşmamış ve itibarsızlaşmamıştı. MHP ve Ergenekon’la oturup kalkmanın gideceği bir yer yok tabi.

Erdoğan’ın oyunu kurallarına göre oynamayacağı açıktır. İç savaş çıkarma dahil Rojava’ya yeni saldırılar yapabilir. Güney Kürdistan’a zaten günlük olarak saldırıyor. Bütün sorun; şimdi Erdoğan karşıtlarının ve anti faşist güçlerin ne yapacağıdır.

Mevcut haliyle CHP ve İYİ parti tutarlı ve Erdoğan’ı durduracak bütünlüklü bir muhalefet içinde değil. Öncelikle muhalefet partilerinin savaşa karşı tutumlarını netleştirmeleri gerekir. Hem savaşı destekleme hem de demokrasi isteme bir arada yürümez. Bu olgular birbirlerine karşı olgulardır.

Muhalefetin savaşa ve Kürt karşıtı politikalara alet olmaması ve bir duruşa sahip olması gerekiyor. Erdoğan Şengal’i bombalıyor, Rojava’yı sürekli vuruyor. Buna ses çıkarmaz ve susarsan nasıl normal bir siyasi ortama kavuşacaksın? Bu savaş harcamaları sürerken ekonomiyi nasıl düzelteceksin? Güvensizlik ve kriz halini nasıl aşacaksın?

Görüldüğü gibi sorular çok açık, cevapları da bellidir. Erdoğan Kobanê’ye saldırıyor ve gençleri katlediyor, Qamişlo’da seksen yaşını aşmış Yusif Gulo ve torunlarını katlediyor. Köyler sürekli bombalanıyor, insanlar göçe zorlanıyor ve halk sürekli cenaze kaldırıyor. Buna karşı CHP ve diğer muhalefet partilerinden bugüne kadar bir itiraz ve kınama duyulmadı.

Komşularına sürekli saldıran, kriz ve savaş ortamını sürekli besleyen faşist bir yönetime itirazın yoksa halka nasıl güven vereceksin?

2022’nin savaş ve kriz yılı olması istenmiyorsa Türkiye’deki demokrasi güçlerinin, muhalefetin hesaplarını iyi yapması gerekir. Böyle giderse Türkiye 2021’i arar hale gelir.

Erdoğan kendisini gösterdiği gibi güçlü değil. Devlet güçlerini kullanıyor. Muhalefet ve halkın bir duruşu olur, örgütlü hareket edilirse Erdoğan sap gibi ortada kalır. Kirli yöntemler ve komplolar onu kurtaramaz, teşhir ve tecridini hızlandırır.

Erdoğan artık bilinmeyen, tanınmayan birisi değildir. Maskesi düşmüştür. Mevcut Türkiye onun eseridir. Mağdur edebiyatı yaparak artık olanları muhalefete ve dış güçlere yıkamaz. Şimdi yıkılması gereken AKP ve MHP şer cephesidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.