Ezberlemedi, anladı; yetinmedi, üretti

Dosya Haberleri —

10 Ağustos 2021 Salı - 23:00

ATAKAN MAHIR

ATAKAN MAHIR

  • Hiçbir şeyi ezberlemezdi, bir kitap okurken onu  anlardı. Okuduğu kitabı en fazla değerlendirebilen, onun yorumunu yapabilen ve ro kitaplardan bir şey çıkarabilen ender arkadaşlardan biriydi. Heval  Atakan, düşünce hayatında, duygu hayatında bir sıçrama yarattı ve önemli görevlerin başına geldi.

MELTEM OKTAY

 

“Bazen bize soruyorlar, bu kadar şehit var, nasıl yaşıyorsunuz? Oturup düşünemiyoruz onun için. Oturup düşündüğümüzde, anlattığımızda yapamıyoruz. Yürümüyor yaşam o noktadan sonra; kalp, beyin kaldırmıyor” diyordu Atakan Mahir, Bakur belgeselinde.

Ve devam ediyordu: “Ben hala şehit üzerine yazı yazamam.” Aşağıda akan Munzur suyunun sesi içinde, yaslandığı bir kaya başında söyledikleriyle böyle kazındı, onu yakından tanıyan veya tanımayanların hafızasına. Binlerce insan, onun bu sözlerindeki duygusunu, düşüncelerini derinden hissetti. Mücadele yıllarının uzun soluklu olanlarını, Dersim’de, dağların dervişi misali adım adım gezerek geçirdi. Dağların Kürt filozofu Atakan Mahir, nice savaşları düşünce gücü, felsefesi, öngörüsü ve pratiği ile yönetti ve hep başarı ile sonuç aldı.

HPG Komuta Konseyi Üyesi ve Dersim Eyalet Komutanı İbrahim Çoban, bizim dünyamızdaki adıyla Atakan Mahir, 2018 yılının 11 Ağustos günü Dersim’in Pülümür Vadisi’nde bir bombardımanda şehit düştü. Atakan Mahir’i şehadetinin 3’üncü yılında, uzun yılları birlikte geçirdiği yoldaşı Şiyar Dersim gazetemize anlattı. Onun anlatımlarını araya girmeden paylaşıyoruz:

 

Emeğin yarattığı değeri biliyordu

Heval Atakan her zaman çevresine samimi yaklaşan, dürüst, güler yüzlü bir insandı. Çocukluğunda yaşadıklarını, üzerinde etki eden çevresel koşulları, bir nevi hayatının kalan yıllarında da bir karakter gibi taşıdı. Heval Atakan, kadın eksenli bir ortamda büyüyor. Bu çok belirgindi. Topluluk olarak çoğumuzun yaşamış olduğu karşılıklı birbirinden koparılmış, birbirine yabancılaştırılmış cins gerçeğinden biraz daha ayrı yetiştirilmişti. Yine çok emekle, alın teri ile yaşayan bir aile olduğu için onun yarattığı değeri de biliyordu.

 

Çok bileşenli okuma tarzı

Bir diğeri, zeki bir insandı. Okulu çok gözünde büyütmüyor ama okulun da ileriki dönemi açısından bir basamak olduğunu biliyor. Okul sürecinde de hep çalışkandır. Sistemin hazır kalıpları ve ezberleri ile değil, ikna olan, okuduğunu anlayan, anlam veren, bilinçli bir okuma süreci var. Zaten bu ileriki yıllarında da çok belirgindi. Hiçbir şeyi ezberlemezdi, bir kitap okurken onu anlardı. Mesela bizim ortamlarda okuduğu kitabı en fazla değerlendirebilen, onun yorumunu yapabilen ve o kitaplardan bir şey çıkarabilen ender arkadaşlardan biriydi. Çok bileşenli bir okuma tarzı vardı.

 

93’te mücadeleye katılıyor

1992-1993 yıllarında, okulunun ikinci yılında giderek genişleyip büyüyen bir bilinçlenme süreci, mücadele süreci gelişiyor. Hem sosyalistliği hem Kürtlüğü üzerinden hem de o süreçte yaşadığı aydınlanma, bilinçlenme üzerinden harekete daha fazla yakınlık duyuyor. 93’te mücadeleye katılıyor. Katılırken bazı zorlanmalar yaşıyor, direkt katılamıyor, bir yerlerde bir süre beklemek zorunda kalıyor. Neticede 93 yılının Mayıs ya da Haziran aylarında Dersim’in Mazgirt ilçesinden katılım yapıyor.

 

Yeğeninin ismini alıyor

93 yılı, düşman ile aramızdaki savaşın denge durumunda olduğu, hatta kimi yerlerde bu denge durumunun bizim lehimize geliştiği bir dönemdi. Heval Atakan Dersim’de katıldığı zaman Doktor Mahir isminde bir arkadaş o sene şehit düşüyor. Yine daha önce milislik yapan Şerif Yalçın isminde bir arkadaş da o sıra katılım yapıyor. İsim seçerken ikisi de isminin Mahir olmasını istiyor. Daha sonra Heval Atakan, Şerif arkadaş daha önceden Doktor Mahir’i tanıdığı için o ismi ona veriyor ve kendisi yeğeninin Atakan ismini alıyor.

 

Ablası Ruşen ile karşılaşma

Daha sonra, 95’te Şemdin Sakık ile birlikte Önderlik Sahası’na geçen Heval Atakan, Önderlik Sahası’nda yaklaşık 6 ay eğitim gördü. Burada tesadüfen ablası Ruşen arkadaş ile karşılaşıyor ve aynı eğitim devresine katılıyor. Heval Atakan’ın daha tutuk, utangaç bir yaklaşımı oluyor. Abla gibi değil de bir kadın arkadaş gibi yaklaşıyor. Ruşen arkadaş ise daha sıcak tabii, hep gelip soruyor. Bir şey olunca ilk etapta onu düşünen bir yaklaşımı var.

 

96’da Dersim’e geri dönüyor

Heval Atakan, 96’da, uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra Dersim’e geri dönüyor. Sonbaharda Dersim’e yetişiyor. Dersim’de, 96-97 kışı, Zilan sonrası süreçtir. Zilan arkadaşın eyleminin yarattığı sonuçlar, düşman üzerinde son derece etkili. Düşman, Zilan eyleminin izlerini silmek için her türlü arayış içerisinde. Heval Atakan, böyle koşullarda Dersim’e yetişiyor. Orada da kıştan başlayarak yazın ortasına kadar on binlerce askerle yapılan operasyonları Heval Atakan yaşıyor. Her günleri çatışmayla, her günleri düşmanla iç içe olarak geçiyor. 97 yazıyla birlikte düşmanda bir yorulma oluyor ve istediği sonuçları alamıyor. Arkadaşlar açısından da Dersim’in kaldıramayacağı bir süreç yaşanıyor. 200’e yakın arkadaş şehit düşüyor. Kalan arkadaşların son derece duygusal, psikolojik olarak zorlandığı bir süreç yaşanıyor. Heval Atakan’da da bunun izleri çok belirgindi.

 

Severek başladık

Biz de 97’nin Eylül ayında tanıştık. Fırsat bulduğumuz zamanlar bize eğitim verdi. O süreçte birlikte kalmışlığımız vardı ama her arkadaşın olduğu gibi benim de bir bakışta, bir dinleyişte dikkatimi çeken, ona ilgi duyulmasını sağlayan özellikleri vardı. Hem çok rahat ilişkileniyordu hem çok güleç yüzlüydü; erkenden o yabancılığı atmana vesile oluyordu. Karşısında çekinmeden sıcak bir ilişki, samimi bir ilişki oluşturabiliyordun. Onunla mesafeler kalmıyordu. Heval Atakan’ın ilk göz, duygu, düşünce teması itibariyle insanda belirgin iz bırakan yanı vardı. Onu görmekle, onunla bir duygu yaşamakla değil, direkt onu severek başladık. Sonra bir iki askerliğin kural eğitimini verdi. Çok kuru düşman askerliği gibi bir algısı yoktu. Onun gerillacılık anlayışında her şey daha yerli yerine oturmuştu. Esnekliğini, gerillanın her şart ve koşula göre kendini ayarlayabilme niteliğini, yine kendisini kalıplara koymadan rahat, olgun bir şekilde ifade edebilme gücünü bir iki günlük eğitimde anlayabildik. Rahat bir gerillaydı; kendisini sıkmayan, kalıplara sıkıştırmayan, kendisini düşman askerinin soğuk yüzüne hiç yaklaştırmayan bir tarzı vardı.

 

Kadına yoldaş olma arayışı

Heval Atakan’ın kadın arkadaşlarla ilişkisi de her zaman çarpıcıdır. Kadın sorunu karşısında erkek olarak sorgulaması, sonuçlar çıkarması, her zaman erkek egemenliğine dair bir sorgulama içerisinde olması güçlüydü. Kadına yaklaşım konusunda her zaman düzeyli, değer veren, onu özgürlük ölçüleri, ilkeleri çerçevesinde ele alan, son derece anlamlı, değerli bir yaklaşımdı. Bu anlamda geri, geleneksel, tutucu kalıplara kendisini koymadı. Bu kalıpları her zaman yıktı. Mücadelesini güncelleyerek sürdürdü. Kadınla iyi yoldaş olma arayışını sürekli canlı tuttu. Karşılaştığı geri, geleneksel yaklaşımlara bunu kurban etmedi. Kadın sorunu konusundaki düşünceleri, yaklaşımları, yorumları, son derece özgürlük ilke ve değerlerine uygundu. Bunu yaparken işin erkek kısmıyla ilgilenen, erkekliği ve onun egemenliğini sorgulayan, tartışan, mahkum eden bir yaklaşım içindeydi.

 

Komplo sürecinden etkilendi

98 sonları ve 99, hepimizin diken üzerinde olduğu bir süreçti. Önderlik, 9 Ekim komplosu ile 20 yıl kaldığı alanlardan çıkmak zorunda kalmıştı. Sonrası hepimizde bilinmezlikler ile doluydu. Heval Atakan, birebir Önderliğin yanında kalmış, eğitimini almıştı, tarzına temposuna şahit olmuştu. Böyle arkadaşlarda daha belirgin bir etkilenme yaşandı. İç tartışmaları yaptığımız süreçte yine bir araya geldik. Belliydi, çok zorlanmıştı. Önderliğin esareti ve sonrasında arkadaşların katıldığı intikam alma süreci, bu süreç içerisinde şehit düşen arkadaşların varlığı üst üste gelince duygu, düşünce ve ruhsal olarak etkilenme vardı.

Sonra birlikte, aynı alanda çalışma yürüttük. O zaman da pratik olarak çok büyük bir emek ve çabanın sahibi oldu. Pratiğin her alanına katıldı. Yön verdi, organize etti, arkadaşları motive etti. Önderliğin esaretinden geri çekilme sürecine kadar önemli düzeyde rol ve misyonu oldu. Birçok alanda toparlayıcı oldu. Doğru komuta anlayışı ile çok yoğun bir emeği, katılımı yaşadı. Önderliğin geri çekilme kararı süreci, hepimiz açısından şoke edici bir dönemdi. Heval Atakan, bu süreci arkadaşlara anlatan, kavratan, bir anda arkadaşların anlam vermesinde yardımcı olan arkadaşlardandı. Çoğu arkadaş onun sayesinde süreç karşısındaki tereddüdünü aşabildi.

 

Şiyar Dersim’in Nûjiyan Munzur ile birlikte hazırladığı Atakan Mahir’in yaşamına dair “Kalbimin Hikayesi” kitabı, Meyman Yayınları’ndan çıktı.

 

Anlayarak pratikleştirmek

Onun her zaman bir öğreticiliği vardı. Biz mesela o dönem katılmış arkadaşlar olarak çok fazla eğitim görmedik. Bir ondan, bir de şehit bir arkadaştan gördük. Hem ilk eğitmenimiz olarak hem genel anlamda yaşama bakışı, yorumlayışı, onu dile döküşü açısından üretici bir arkadaştı. 99 süreci açısından da kafamızda soru işareti olduğu dönemlerdi. Orada gördüğüm, Heval Atakan’ın sakin oluşuydu. Orada Heval Atakan’ın Önderlik ile kurmuş olduğu bağı, Önderliği anlama düzeyini pratikleştirdiğini gördüm. Daha sağduyulu, daha Önderliğin amaçlarını öğrenmeye çalışan, onu belli düzeylerde yorumlayan bir güçlü bir düzey gördüm. O açıdan Heval Atakan’ın duruşu fazlasıyla belirleyiciydi.

 

Hor yaklaşmadı, besledi

2002 sürecinde birlikte Güney’e geçtik. Sonra Atakan arkadaş ile birlikte katıldığımız eğitim süreci oldu. Bilinç düzeyi çok yüksek, aydın, derin ve entelektüel olduğu için eğitim ortamlarına da katkısı belirgindi. Hiç klasik düşünmeyen, kaba düşünmeyen, felsefenin ayrıntılarıyla düşünebilen, onun yöntemlerini doğru orantı ile kullanabilen yapısı vardı. Önderlik felsefesinden çok şey öğrenmiş, kendini iyi yetiştirmişti. İkna edebilen, bilinç oluşturabilen bir arkadaştı. Heval Atakan, düşünce hayatında, duygu hayatında bir sıçrama yarattı ve önemli görevlerin başına geldi; bunu iyi değerlendirdi, hiçbir zaman örgütü mahcup etmedi. Örgüt ondan ne beklediyse onu verebildi. Yaratılmış örgütsel imkanlara hor yaklaşmadı, o imkanlara daha fazla imkan yükledi. Katılımı güç veren, katkı sunan, örgütü besleyebilen, bir ortamı kalite olarak arttırabilen bir katılımdı. Bunun üzerinden önemli düzeyde sonuçlar da açığa çıktı.

 

Şiyar Dersim, Fidan Hesekê ve Atakan Mahir, Dersim.

 

Dersim sevgisiyle yoğrulmuştu

Daha sonra biz ayrıldık, Dersim’e gittik. Atakan Heval’in Dersim’e olan bağlılığı sevgisi hiçbir zaman zayıflamadı, yıllar geçtikçe hem bilinçle hem duyguyla, sürekli büyüdü. O sevgisinden hiçbir zaman geri adım atmadı. Gerillaya katılım yeri, ikinci hayatı, belki de asıl hayatının başlangıç noktasıydı. O yüzden Dersim sevgisiyle yoğrulmuştu. Hep o alanlara ulaşmak istiyordu. 2008 yılında yine zorlana zorlana Dersim’e geldi. Dersim’e geldiğinde yüzünde güller açıyordu. O kadar sevinçli, o kadar mutluydu ki, adeta köklerine gelmiş gibiydi. Çalışmalara büyük bir şevk ve azimle katıldı. Sadece kendisi katılmadı, arkadaşları da katmasını bildi. Birikiminden, bilincinden arkadaşları faydalandırdı.

 

Çözüm sürecindeki katılım ve rolü

Heval Atakan’ın hemen hemen hayatın bütün alanlarına ilişkin düşünceleri vardı. Geleceğe ilişkin hem hayalleri hem umutları hem de projeleri vardı. Bunu maddi olarak öngördü. Bu fikirlerini hayata geçirebileceği koşullar, 2013 yılı itibariyle oluşmuştu. Çözüm süreci döneminde hiç gecikmeden kendini dahil edebildi. Hem halkın gerillaya olan ilgisi, gerillayla sürekli iç içe olma yaklaşımı hem de o yılların biriktirdiği özlem bir araya gelince halkta da önemli düzeyde bir duygusal, psikolojik, düşünsel birikim yaşandı. Bunların hepsini bir araya getirmek, örgütle uyumlu hale getirebilmek, ortaklaşa toplumsal projeler üretmek, değerli bir işti. Heval Atakan bunu iyi yaptı; akın akın gelen insanları örgütleyen, proje sunan bir yapısı vardı. Herkes o sürecin yönlendiricisi olamayabilir. Çoğunlukla o sürecin arkasında giden olduk. Ancak Heval Atakan, önünde gidebilen, onlara biçim verebilen, düşünce kazandırabilen bir tutumun sahibi oldu.

 

Dersim’den Güney’e

O süreçte geri çekilme oldu. Normalde Heval Atakan’ın o zaman zarfında gelmesi gerekiyordu. Tercihini kalmaktan yana kullandı. Dersim’de işlerinin olduğuna dair kanaati hiç bitmedi. “Dersim’de yapacak çok işim var” düşüncesi onun parolası gibiydi. Bunun karşılığında çok şey istemeden yaptı. Bir parça torakla, bir parça ekmekle, derviş misali yaşayarak bunu yapabileceğini gösterdi. 2015’te zorlana zorlana da olsa Güney’e geri çekildi.

Heval Atakan’ın aklında, yüreğinde her zaman Dersim’de gerillacılık yapmak, Dersim’de yaşayıp oranın her anına katılmak bir tutkuydu. Bu, içinde her zaman büyütüp geliştirdiği bir hedefti. O anlamda bu hedefi, tutkusu, onu her zaman çekiyordu. Nerede olursa olsun, Dersim’i yaşıyordu. Bu tutkusunun arkasından üç defa Dersim’e gidip geldi. Heval Atakan’ın oraya ilişkin oluşturduğu projelerin varlığı nedeniyle tekrar Dersim’e döndü. İlk kış gidememişti. Yol sorunlarından kaynaklı Tendürek Dağı’nda bir kış kaldı. Bahar olunca Dersim’e yetişebilmek için yollara düştü. 11 Ağustos’ta şehit düşene kadar yaklaşık bir buçuk yılı yollarda geçti. Baraw Vadisi’nde bir hava saldırısında şehit düştü.

 

Milyonlar faydalanıyor

Heval Atakan şahsında bütün kahraman şehit arkadaşların anısı önünde eğiliyorum. Heval Atakan’ın şehadeti büyük bir boşluk yarattı. Yeri doldurulamaz bir arkadaştı. Hepimiz açısından onun gidişi önemli zorluklar yaşamımıza neden oldu. Şu konuda teselli bulduk ki Heval Atakan yapmış olduklarıyla ve halende yapıyor olduklarıyla önemli bir birikim miras ortaya çıkardı. O mirastan şimdi milyonlar faydalanıyor. Diğer bir tesellimiz ise Heval Atakan’ın duygularıyla düşünceleriyle bu hayata ilişkin beklentileriyle, hasretiyle uyumlu bir biçimde yollara düşmesiydi. O tutkusunun peşinden gitmesiydi. Bunun sonucunda şehit düşmesi bir nevi onun açısından teselli olduğumuz bir nokta.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.