Geleceğimizi çalmayın

Dosya Haberleri —

Saç örme eylemi /foto:AFP

Saç örme eylemi /foto:AFP

İzmir'de saçlarını ördükleri için R.Ş. ile birlikte tutuklanan 16 yaşındaki lise öğrencisi A.K. ile mektuplaştık:

  • Akşam yer sofrasında yine benzer suçlama ile tutuklu bulunan R.Ş. ile birlikte yemek yiyoruz. Burada bana iyi gelen tek şey onunla arkadaşlık yapabiliyor olmak. Uykuya dalmakta çok zorlanıyorum. Bana ait olmayan bir yatak, kalabalık havasız ortam ve benim burada ne işim var düşüncesiyle gece yarılarına kadar bazen uyuyamıyorum.
  • Tek isteğim, eğitimime devam edebilmek ve hayatımı, hayallerimi, geleceğimi normal seyrine döndürebilmek. Burada geçirdiğim her gün okuldan, arkadaşlarımdan ve geleceğimden bir parça daha eksiltiyor... Bildiğim tek şey buraya kesinlikle ait olmadığım. Kimse hayallerinden, eğitim hakkından ve geleceğinden mahrum bırakılmamalı.

GÜLCAN DERELİ

İzmir'de saçını ördüğü için tutuklanan lise öğrencisi 16 yaşındaki A.K. ile mektuplaştım. Ona yaşadıklarını, gelecek hayallerini, umutlarını sordum. ABD-İsrail ile İran savaşının bu karanlık gölgesi altında bir kız çocuğunun hapsedilen geleceğini konuşmak, biliyorum, "büyük hesapların, hükmetme arzusu"nun yanında küçük kalabilir. Ancak ben küçük bir kız çocuğunun hayallerinin, soğuk ve gaddar hükmetme hesaplarından büyük olduğuna inanırım. Bu yüzden yaşadıklarını onun diliyle, kelimeleriyle öğrenmek istedim. Bazen bir çocuk, yaşlı bir bilgeye dönüşür, halkının derdine ortak olur; bedeli de tabi bu topraklarda hapis olur. Tıpkı zamanında "taş atan" çocuklar gibi... Bazen "büyük hesapların" gölgesinde küçük hayatlara büyük bedel ödetilir; A.K. de onlardan biri. Ama O yalnız değil. Kamuoyu çok bilmese de A.K. ile birlikte lise öğrencisi bir çocuk olan R.Ş de benzer gerekçelerle tutuklu. DAİŞ zihniyetli geçici Şam hükümetine bağlı güçlerin Reqa'da bir YPJ'li Kürt kadın savaşçının örgülü saçını kesip sergilemesi büyük öfkeye yol açtı. Sadece Kürt kadınları değil dünyanın her yerinde kadınlar saçlarını örerek buna tepki gösterdi. A.K. de R.Ş. ile saçlarını ördü ve bir anda kendilerini hapiste buldu. İşte A.K.'nin kendi cümleleri ile yaşadıkları ve hayalleri...   

İki çocuğun yoldaşlığı

A.K. aynı gerekçelerle tutuklanan R.Ş. ile birbirlerinden güç aldıklarını anlatıyor. İki kız çocuğu olarak birbirlerine sarılmışlar. A.K.'ye günlük yaşamlarının nasıl geçtiğini soruyorum: "Günlük tutuyor, kendimce yazılar yazıyorum. Akşam yer sofrasında yine benzer suçlama ile tutuklu bulunan R.Ş. ile birlikte yemek yiyoruz. Burada bana iyi gelen tek şey onunla arkadaşlık yapabiliyor olmak diyebilirim. Onunla biraz birbirimizi motive edecek sohbetlerimizi tamamladıktan sonra yataklarımıza geçiyoruz."

Okulda arkadaşları ile birlikte olması gerekirken kendilerini hapiste bulan A.K. ve R.Ş. uyumakta zorlanıyor. A.K. şöyle anlatıyor: "Burada uykuya dalmakta çok zorlanıyorum. Nasıl ki yatılı bir misafirliğe gidince yerimizi yadırgayıp sabaha kadar yatakta dönüp duruyorsak burada da aynı hissiyatla boğuşuyorum, bana ait olmayan bir yatak, kalabalık havasız ortam ve benim burada ne işim var düşüncesiyle gece yarılarına kadar bazen uyuyamıyorum. Zor da olsa elime kitabımı alıp kafamı dağıtarak uykuya dalmak için zorluyorum kendimi. Günler burada birbirine çok benziyor."

Güçlü durmayı öğrendim

Her şeyin çok ani geliştiğini belirten A.K. duygularını şöyle özetliyor: "Hala olanları tam olarak anlayabilmiş ya da kabullenebilmiş değilim. Ancak Avukatım Edhem Kuruş ve diğer avukatların ziyaretleri, bana sürece daha bilinçli ve güçlü bakmamı sağladı. Onların sayesinde kendimi daha iyi hissediyorum. Aynı suçlama ile başka dosyadan tutuklu olan R.Ş. ile de birbirimize destek olmaya çalışıyoruz. Politik bir dosyadan tutuklu olmam nedeniyle bazı kişiler başta önyargılı yaklaştı. Bu süreçte dosyam hakkında kimseyle konuşmamayı ve kendimi korumayı tercih ettim. Zamanla daha güçlü durmayı ve umudumu korumayı öğrendim."

Önümü kesip darp ettiler

A.K. tutuklanmasının hemen ardından bulunduğu koğuştan bir grubun saldırısına maruz kalmıştı. Bu saldırının nasıl geliştiğini şu sözlerle anlatıyor A.K. "Bir gün koğuşta kendi yatağımda uzanıyordum. Kaldığım koğuş yaklaşık 20 kişilikti ve aynı koğuşta bulunan adli suçlardan tutuklu olan üç kişi beni lavaboya çağırdı. 'Seninle konuşmamız gerekiyor' dediler. Ne olduğunu anlamaya çalışırken yapmadığım bir şeyle suçlayıp bana muhbirlik iftirasında bulundular. Böyle bir şeyin doğru olmadığını söyledim ve oradan çıkmak istedim. Ancak çıkmama izin vermediler. Önümü kesip beni darp etmeye başladılar. Kafamı sert şekilde banyonun fayanslarına ve lavaboya vurdular, ardından tekme ve yumruklarla vurmaya devam ettiler. O an hem çok korktum hem de kendimi korumaya çalıştım, bağırarak yardım istedim. Sesimi duyan diğer tutuklular ve aynı dosyadan tutuklu olan R.Ş. koşarak geldi ve beni onların elinden aldı. Durum idareye bildirildi. Daha sonra geç de olsa doktor kontrolüne çıkarıldım ve avukatım Edhem Kuruş ile birlikte beni darp eden üç kişi hakkında şikayetçi oldum. Bu olayın ardından kaldığım 20 kişilik koğuştan alınarak bu kez yaklaşık 10 kişilik başka bir koğuşa götürüldüm."

O benim deyince sarıldı

Cezaevinde siyasi tutsaklarla bir iletişimi olup olmadığını merak ediyorum. Yolları kesişmiş miydi? A.K., şöyle anlatıyor: "Hastaneye götürüldüğüm bir gün infaz kabul bölümünde beklerken kalabalığın içinde bir kadın bana dikkatlice baktı ve ismimi söyleyerek 'O’nu tanıyor musun?' diye sordu. Ben de 'O benim' deyince bir anda sarıldı. Bana, beni merak ettiklerini, yalnız olmadığımı ve herkesin selam gönderdiğini söyledi. Üşüdüğümü fark edince kahverengi puşisini çıkarıp omzuma örttü, 3 tane küçük boncuk toka hediye etti. O an, cezaevinin ortasında bile insanın kendini yalnız hissetmemesinin mümkün olduğunu anladım. Ayrıca bana verdiği üç boncuk tokadan birini yine benimle benzer konuyla ilgili tutuklu olan R.Ş.’ye hediye ettim. Başka bir gün de koridorda koğuşuma dönerken bir başka siyasi tutuklu ismimle seslenip el salladı. 'Herkes seni soruyor, selamları var' dedi. Açıkçası burada ismimle tanınmak bana hala garip geliyor ama insanların beni merak ettiğini bilmek, benim arkamda durduklarını bilmek bana güç veriyor. Yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için de R.Ş. ile konuşup bir şeyler yapmak istiyoruz. Beni ziyaret eden kadın avukatlardan birkaçına da en yakın zamanda çıkacağımı, 8 Mart’ta erbane çalacağımı ve kendilerine şarkılarla eşlik edeceğimi söyledim."

Aşçılık okuyorum

A.K. aşçılık okuyor. Üstelik lise son sınıf öğrencisi. A.K., "Bu yıl benim için çok önemli. Şu an arkadaşlarım ve yaşıtlarım üniversite sınavına hazırlanırken ben geride kalıyorum ve bu durum bir yılımı benden çalarak üniversite sınavıma tam şekilde hazırlanamamama sebep olabilir. Meslek lisesinde aşçılık okuyorum ve çocukluğumdan beri yemek yapmayı seviyorum. Tutuklanmadan bir gün önce katıldığımız yemek yarışmasında okulumuzda içinde bulunduğum grubun üçüncü olduğunu öğrendim. Bu benim için hem gurur verici oldu hem de hüzün yarattı. Eğitimime ve mesleğime devam edememek üzücü ama moralimi bozmuyorum. Özgürlüğüme kavuştuğumda da o yarışmada yaptığımız yemeği avukatıma kendi ellerimle yapacağıma söz verdim" diyor.

Hayallerime devam edeceğim

Bizimle hayallerini de paylaşan A.K. şöyle devam ediyor: "En büyük hayalim eğitimimi tamamlamak ve aşçılık mesleğimi sürdürmek. İnsanlara dokunan emek verdiğim bir meslek yapmak istiyorum. Aynı zamanda müzikle ilgileniyorum, erbane çalıyorum ve Kürtçe şarkılar söylemek istiyorum. Özellikle kadınların gücünü ve dayanışmasını müzikle ifade edebileceğim günleri hayal ediyorum. Burada gökyüzüne baktığımda, avludaki kuşları gördüğümde özgürlüğü düşünüyorum. Yakın zamanda özgür kalacağıma ve kaldığım yerden hayatıma, okuluma ve hayallerime devam edeceğime inanıyorum."

Yalnız hissetmiyorum

R.Ş. ile birlikte çok moralli olduklarını ve kendilerini yalnız hissetmediklerini söyleyen A.K., "Cezaevinde bulunduğum süre boyunca farklı muamelelerle karşılaştım ve bu süreç benim için zor oldu. Özellikle ilk giriş sürecinde yaşadıklarım benim için hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok zorlayıcıydı. Ayrıca özgürlüğümden, ailemden ve eğitimimden uzak kalmak benim için en ağır yük. Ama kesinlikle yalnız hissetmiyorum. Avukatım beni düzenli olarak ziyaret ediyor ve hukuki süreci yakından takip ediyor. Ayrıca Milletvekili Burcugül Çubuk’un beni iki kez ziyaret etmesi bana büyük moral verdi. Ailemin ve bana destek olan insanların varlığını bilmek, burada ayakta kalmamı sağlayan en büyük dayanağım. Onların varlığı her zorluğun üstesinden gelebileceğimi hissettiriyor" diye vurguluyor.

Desteğiniz güç verdi

A.K., kendisiyle beraber R.Ş.'nin de derhal serbest bırakılmasını istiyor. Kamuoyuna seslenen A.K., sözlerini şöyle tamamlıyor: "Ben bir öğrenciyim. Tek isteğim, eğitimime devam edebilmek ve hayatımı, hayallerimi, geleceğimi normal seyrine döndürebilmek. Burada geçirdiğim her gün okuldan, arkadaşlarımdan ve geleceğimden bir parça daha eksiltiyor, her gün biraz daha umutlarımı sınırlandırıyor. Bildiğim ve inandığım tek şey buraya kesinlikle ait olmadığım ve bir an önce arkadaşlarımın, ailemin yanına, yani ait olduğum yerlere dönmek istediğim. Ben ve R.Ş., bu süreçte sesimizi duyuran, yanımızda olan herkese minnettarız. Sizin desteğiniz, bizim en büyük güç kaynağımız oldu. Ama ben buradan sadece kendi adımıza değil tüm gençler ve öğrenciler için bir çağrı yapmak istiyorum. Eğitimimiz ve umudumuz hiçbir güç tarafından engellenmemeli. Kimse hayallerinden, eğitim hakkından ve geleceğinden mahrum bırakılmamalı. Herkesin öğrenebildiği, hayallerinin peşinden koşabildiği, umutlarının yarım kalmadığı bir gelecek hakkı olmalı."

 

* * *

Çocuklara bunlar yaşatılır mı?

Çocuklarının tutuklanmasının Kürtlere gözdağı verilmek amacı taşıdığına dikkat çeken A.K.'nin annesi Mükrime ve babası Halit K. ile de konuşuyorum. Şöyle diyor anne ve baba: "Bu hukuksuzluğun, insanlık adına ve özellikle çocuklar şahsında son olmasını temenni ediyoruz. Biz anne ve baba olarak sadece şunu soruyoruz: Empati kurup aynı uygulamayı kendi çocuklarına reva görebilirler miydi?" A.K.'nin ailenin en küçüğü olduğunu belirten ve sevgi odaklı büyüdüğünü anlatan anne Mükrime, "Kızım, bizden ve köklerinden aldığı kültürel mirasla büyüyen sevgi, ahlak, kültür ve estetik duygusu güçlü bir kız çocuğudur. Çok yönlü renkli bir kişiliğe sahiptir. Aynı zamanda sorumluluk duygusu gelişmiş bir yapıya sahiptir. Barışçıl, doğayı ve canlıları seven bir çocuktur. Bu suçlamalarla karşı karşıya kalması, paylaşımlarının bir tehdit olarak değerlendirilmesi ve bir yetişkin gibi ele alınması; başta onun masum dünyasına vurulmuş ağır bir darbedir. Bizim için orantısız bir yargılamadır" diyor.

Yaşananlara tepki gösteren babası Halit de, "Kızım ait olduğu kültürün değerleriyle büyümüş, aidiyet duygusunu sevgi ve onurla taşıyan ahlaklı bir evlattır. Bize yapılan bu orantısız yaklaşımı vicdanlara havale ediyoruz. Soruyoruz: Bazı yanlışların dönüşü olabilir; peki büyüklerde travma yaratan bu durumun çocuğumuz açısından geri alınması mümkün müdür? Maalesef mümkün değildir. Çıplak aramaya ve darp edilmeye maruz bırakılan bir suçlu muamelesi gören kız çocuğumuzda oluşan ruhsal tahribatın telafisi yoktur. Bu kararı alanların vicdanında bunun bir ünlem ve bir soru işareti olarak kalacağına inanıyoruz" diyor.

 

 

* * *

Av. Edhem Kuruş: Çocuğun yeri cezaevi değil

Avukat Edhem Kuruş da şunları anlatıyor: "A.K., 16 yaşında, lise son sınıf öğrencisi bir kız çocuğu. Hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm yokken yalnızca sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Bir çocuğun hayatının en kritik eğitim döneminde sırasının başında olması gerekirken demir kapılar ardında tutulması hukuk devleti ilkesine, çocuğun üstün yararı ilkesine ve adalet duygusuna açıkça aykırıdır. A.K. ile yaptığım görüşmede bana en çok dokunan şey öfke değil, umuttu. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen umudunu koruduğunu, yeniden okuluna dönmek, derslerine devam etmek ve yarım kalan hayatını tamamlamak istediğini söyledi. Özgürlüğün değerini, çoğu insanın farkına bile varmadan yaşadığı bir çağda, o bunu yokluğunda öğrenmek zorunda kaldı. En büyük gücünün ailesi, ona inanan insanlar ve bir gün yeniden özgür olacağına dair inancı olduğunu ifade etti. Hiçbir çocuk, düşünceleri ya da paylaşımları nedeniyle özgürlüğünden koparılmamalıdır. Hiçbir aile çocuğunun sesini demir kapıların ardından duymaya mahkum edilmemelidir. Adaletin görevi, çocukların hayatını karartmak değil, onların geleceğini korumaktır. A.K.’nin yeri cezaevi değil, okul sıralarıdır."

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.