Gerilla ve halk, Önderini görmek istiyor

Fuat Ali RIZA yazdı —

  • 2026 Newrozu, gerçek anlamda Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü talep etme ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni sahiplenme referandumu oldu.

FUAT ALİ RIZA

Gerilla Komutanı Murat Karayılan, 18 Mart günü basın üzerinden önemli açıklamalar yaptı. Newroz öngününde Önder Apo’nun ve halkın Newroz'unun kutlandığı yer alan açıklamada, gerillanın ateşkes konumunda geçen bir yıllık faaliyetlerini değerlendiren toplantının da başarıyla yapıldığı duyuruldu. Murat Karayılan, söz konusu gerilla toplantısının da bir yaklaşımı olarak, “Gerilla Önder Apo’yu görmek, kendisiyle görüşmek ve diyalog halinde olmak istiyor” dedi.

Kuşkusuz gerillanın Önderini görmek istemesi, içinde bulunulan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bir gereğidir ve bu öneri niteliğindeki talep ilgili güçler tarafından makul karşılanmalıdır. Belki de bazı çevreler bu talebi duyunca, “Şimdiye kadar görüşmüyorlar mı ki?” diye şaşırmıştır. Çünkü herkes, içinde bulunulan süreç gereği Önder Abdullah Öcalan’ın örgüt arkadaşlarıyla sık sık görüşüp tartıştığını düşünüyor ve sanıyor. Süreç gereği olması gereken de bu oluyor. Ancak Murat Karayılan’ın açıklamasından anlıyoruz ki, böyle görüşmeler yapılmıyormuş ya da az yapılıyormuş!

Elbette bu durum fazlasıyla şaşırtıcı oluyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli sürece ilişkin olumlu açıklamalar yaparken, peki gerilla ile Önder Apo’nun görüşme bile yapamadığı bir ortamda sürecin olumlu ilerlemesi nasıl olacak?

Kaldı ki bayram sonrası sürece ilişkin yasal adımların atılacağı ve gerillanın demokratik siyasete kanalize olmasını sağlayacak yasaların çıkartılacağı çeşitli biçimlerde duyurulmuş ve kamuoyu bu yönlü çok güçlü bir beklenti içine sokulmuştur. “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adıyla kurulan Meclis'teki komisyonunun hazırladığı sonuç raporunun gereği de bu tür yasaların peş peşe çıkartılması olmak durumundadır. Şimdi bayram geçmiş ve ilgili herkesin gözü Meclis'in hazırlayacağı söz konusu yasalara çevrilmiştir.

Peki gerçekten böyle bir yasal süreç işleyecek ve beklenen söz konusu yasalar gecikmeden çıkartılacak mıdır? Eğer söz konusu yasalar çıkartılmaz ve kamuoyuna verilen sözlerin gereği yerine getirilmezse toplumun AKP iktidarı üzerindeki baskısı artacaktır. Kabul edelim ki mevcut iktidar söz konusu yasaları çıkartacak ve gerillanın silahı bırakarak demokratik siyaset yapar hale gelmesinin önü açılacaktır. Peki o zaman söz konusu yasalar çerçevesinde gerillanın söz konusu değişimi yaşamasını kim sağlayacaktır? Çok açık ki, böyle bir süreci ancak Önder Abdullah Öcalan işletebilir ve bunun dışında başka bir kişi ya da kurumun bunu yapması da mümkün değildir.

Zaten söz konusu açıklamasında Murat Karayılan da altını çizerek bu gerçeğe vurgu yapmıştır. Söz konusu görüşme ve diyalog talebi de esas olarak buradan gündeme gelmiştir. Peki Önder Apo ile gerilla görüşemezken bu işlemler nasıl yapılacaktır? Çok açık ki, Önder Apo ile gerilla görüşmeleri olmaz ve sürekli bir diyalog oluşmazsa olumlu denebilecek yasalar çıksa bile onun gereklerini yerine getirecek pratik yapılamaz.

Belli ki bu durumun neden böyle olduğu yeni bir soru işareti ve de kuşku kaynağı olmaktadır. PKK’nin kendini feshettiği, silahlı mücadele stratejisinin sona erdirildiği, 11 Temmuz 2025 günü 30 gerillanın silahlarını yaktığı bir ortamda gerillanın Önderi ile görüşememesi ve de tartışamaması akıl alır ve de kabul edilir bir durum değildir. Eğer gerçekten AKP iktidarı Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni ilerletip sonuca götürmek istiyorsa o zaman en başta gerilladan gelen bu talebi karşılamak durumundadır. Bunun için de Önder Abdullah Öcalan’ın koşullarını değiştirmek ve özgür yaşayıp çalışır koşullara kavuşturmak zorundadır. Hem de bunu bir gün bile geciktirmeden hemen yapmalıdır. Bunu yapmadığı koşullarda AKP’nin sürece yaklaşımına dair kuşkular hep olacak ve AKP iktidarı inanılır olmayacaktır.

Kaldı ki Önder Abdullah Öcalan’ı görme ve görüşme talebi sadece gerilla ile de sınırlı değildir. Yediden yetmişe tüm Kürt halkı ve dostları da Önder Apo’yu görmek ve konuşmak istemektedir. Bunun en somut kanıtı 11 Mart’tan bugüne gelen Newroz kutlamalarıdır. Amed’den Frankfurt’a ve Van’dan İstanbul’a kadar Kürdistan’ın ve dünyanın dört bir yanında meydanları dolduran milyonlara bakan herkes bu gerçeği açık bir biçimde görür. Kürtlerin ve dostlarının nasıl büyük bir birlik ve coşku içinde “Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü” talebiyle meydanları çınlattığı gerçeğiyle karşılaşır.

Bu hususa geçen hafta da biz dikkat çekmiş, henüz yaşanmadan 2026 Newrozu’nun tüm zamanların en görkemli Newroz’u olacağını ve bu Newroz’un “Önder Apo’ya fiziki özgürlük ve demokratik Kürt birliği” Newroz’u olarak kutlanacağını belirtmiştik. Yaşananlar bizim belirttiklerimizi bile kat kat aştı. Hemen her yerde yoğun yağan yağmur ve kar altında soğuğa ve çamura aldırmadan on milyonlar Newroz meydanlarını doldurup Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü talep etti. Tüm kutlamalarda okunan Önder Apo’nun Newroz mesajı, her yerde ‘Bijî Serok Apo’ sloganı altında dakikalarca alkışlandı. 2026 Newrozu gerçek anlamda Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü talep etme ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni sahiplenme referandumu oldu.

Derler ya, güneş balçıkla sıvanmaz. Çok açık ki 2026 Newroz gerçeği hiçbir biçimde görmezden gelinemez ve hasır altı edilemez. O halde, AKP iktidarı gerillanın ve halkın talebini artık yerine getirmek ve Önder Apo’nun istediği herkesle görüşebileceği koşulları yaratmak durumundadır. Bunun daha fazla uzatılması herkesten çok AKP iktidarına ve Türkiye siyasetine zarar verecektir. O halde İmralı duvarları artık yıkılmalı ve esaret zincirleri artık kırılmalıdır. Önder Apo’nun istediği herkesle ilişki kuracağı özgür yaşar ve çalışır koşullar bir gün bile geciktirilmeden yaratılmalıdır.

Kuşkusuz 2026 Newrozu’nun tarihi mesajı, sadece AKP iktidarına ve devlete değildir. Onunla birlikte Kürt siyasetine de çok somut ve net bir mesaj verilmiştir. Newroz kutlamalarına katılan ve on milyonları bulan kitleler, gecikmeden Demokratik Kürt Birliği'nin yaratılmasını da talep etmiştir. Hatta bunu 2026 Newrozu’nun temel sloganı ve dolayısıyla talebi de yapmıştır.

Bilindiği gibi, Kürt halkının ve dostlarının demokratik birlik talebi yeni değildir. Ocak ayından bu yana Rojava Devrimi’ni sahiplenmek amacıyla meydanları dolduran kitlelerin de en temel taleplerinden biri bu olmuştur. Söz konusu bu talep kadınların etkili ve coşkulu 8 Mart kutlamalarında da dile getirilmiş ve Newroz kutlamalarında ise zirve yapmıştır.

O halde hiçbir Kürt partisi ve örgütü, yani Kürt siyaseti söz konusu bu etkili çağrıyı artık daha fazla görmezden gelemez. Basit kişisel ve partisel çıkarları, ulusun demokratik çıkarları önüne geçiremez. Böyle yapmaya kalkanlar, son derece bilinçli ve kararlı olan Kürt kitleleri tarafından bir kenara atılırlar. Açık ki böylesi durumlara düşmek istemeyen parti ve örgütlerin artık bir gün bile ertelemeden Demokratik Kürt Birliği’ni yaratmak için harekete geçmesi gerekir. Bu yolda varsa zorlukları yenmek ve engelleri aşmak yurtsever ve demokrat olmanın bir gereğidir.

Bunlar temelinde bir kez daha Önder Apo’nun, gerillanın, tüm Kürtlerin ve dostlarının Newroz’unu kutluyor, tarihi Newroz çağrısı temelinde Önder Apo’nun hemen şimdi özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşmasını diliyoruz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.