Güney Kürdistan’ın işgali ve KDP’nin rolü

Forum Haberleri —

8 Haziran 2021 Salı - 23:00

  • Ne acıdır ki KDP, işgalci Türk devletinin politikalarına kendisini yatırmış ve ondan medet ummaktadır. Son Metîna olayını da bu temelde okumak gerekir. KDP, şunu çok iyi bilmesi gerekir ki içinde bulunduğu durum asla Kürtlere hizmet etmiyor.

ŞÜKRÜ GEDİK

Sömürgeci soykırımcı faşist Türk devletinin Medya Savunma Alanlarına saldırıları, PKK gerekçesi üzerinden yapılan saldırılar olsa da özü itibarıyla Başûr’un işgal hareketi olduğu açığa çıkmıştır. Askeri üslerini arttırarak, tahkim ederek alan hakimiyetini geliştirmektedir. Askeri varlığını kalıcı hale getirecek tarzda Güney Kürdistan’ı adım adım işgal etmektedir. Türk devleti saldırgan dış politikasıyla bölgesel bir güç durumuna gelmek istemektedir. Bu saldırganlığını da Kürt coğrafyası üzerinde yoğunlaştırarak sonuç almaya çalışmaktadır. Gerek Kuzey-Doğu Suriye ve gerekse Başûr’a (Güney Kürdistan) yönelik işgal hareketi aralıksız sürdürülmektedir. Kürt halkını tam bir soykırım kıskacına alarak varlığına yönelmektedir. Fiziki varlığı da dahil siyasi, kültürel varlığını da hedef alarak ortadan kaldırmak istemektedir. İşgal ettiği alanların demografik yapısını değiştirerek, Kürt coğrafyasına çete guruplarını yerleştirmektedir.

Kürtlere uygulanan politikalar bir devlet politikasıdır. Mevcut durumda siyaset sahnesinde olan, devletin güdümündeki bütün siyasi partilerin kafa yapıları Kürtleri inkar ve imha üzerine şekillenmiştir. Kürt sorununu çözmeye odaklı olmayıp çıkarcı yaklaşmaktadırlar. Devletin zor aygıtları devrededir ve her gün katletmektedir. Temel politikaları askeri-siyasi soykırımlar gerçekleştirmek, inkar, imha ve asimile etmekten ibarettir. Siyasi partiler de Kürtleri nasıl parçalayacaklarını, nasıl oy devşireceklerinin hesaplarını yapmaktan öte bir politikaları yoktur. Yeni kurulan Memleket Partisi’nin lideri Muharrem İnce gibi ‘Kürtçe eğitim pedagojiye uygun değildir’ diyecek kadar salak siyasetçiler, Kürt sorununu nasıl çözecekler? Kürt sorunu ne kadar çözümsüz kalırsa devlet o kadar kirlenecektir. Sözde kendilerini devletin güvenliğine adayan, devletin sahibi gibi kendisini görenler, en fazla devletin canına okuyan, her türlü kirli işe bulaşan tipler olduğu bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Kürtleri görmezden gelen hiçbir politikanın başarı şansı yoktur. Kürtlere düşmanlık devlette daha fazla çürümeye yol açacaktır.

KDP’yi de Türk devletinin çürümüş kirli politikalarına dahil etmek gerekir. Güney Kürdistan işgali güneyli yurtsever halk arasında infial yaratmaktadır. Şiddetle karşı çıkarak saldırıları protesto etmektedir. Ne acıdır ki KDP, işgalci Türk devletinin politikalarına kendisini yatırmış ve ondan medet ummaktadır. Son Metîna olayını da bu temelde okumak gerekir. KDP, peşmergeyi Metîna dağına çıkararak HPG alanlarına girmesi ve arkadan hançerlemek istemesi, Türk devletinin işgaline, katliamlarına ve doğa talanına ortak olmaktadır. Peşmerge komutanlarından Serbest Lezgin adındaki kişi adeta Türk generallerinin ağzından konuşarak, yaşanan olayı PKK’ye yıkmaya çalışmaktadır. Peşmerge komutanından ziyade adeta bir kontra gibi yeminli PKK düşmanlığı yapmaktadır. Bu kontra tipini Şengal Xanasor çatışmasından tanımaktayız. Türk devletinin özel timleri ve mit elamanlarıyla Êzîdîlere saldırmış içinde Nujiyan Erhan’ın da aralarında bulunduğu on iki devrimciyi katletmiştir. Elini devrimcilerin kanına bulaştırmış bu kontra, aslında KDP gerçeğini temsil etmektedir.

KDP, şunu çok iyi bilmesi gerekir ki içinde bulunduğu durum asla Kürtlere hizmet etmeyen bir durumdur. Kürt düşmanlığını körükleyen, savaşı kaşıyan bir tutumun sahibidir. Bundan vaz geçmediği müddetçe çürüyen ve çökmekte olan Türkiye’de ki diktatör Erdoğan hükümeti gibi çökecektir. Kürtlerin ortak çıkarlarına, ulusal birliğe asla yanaşmayan, Kürt düşmanlarıyla sınırsız iş tutan, işbirlikçi özeliğiyle her türlü yardımı, desteği sağlayan ve PKK’nin tasfiyesi için Türk devletinden daha fazla saldıran konumundan vazgeçmesi gerekir. KDP, Metîna’da yaşamını yitiren Peşmergelerin katliamından sorumludur. Mesud Barzani ‘bu peşmergelerin taziyesi önce benim taziyemdir, sonra ailelerinindir. Bunu yapanlar bedelini ödeyecek’ demektedir. Katliama ön ayak olan Barzanilerin kendisidir. Katliamı gerçekleştiren de Türk devletidir. Zaten olayın oluş biçimine bakıldığında SİHA saldırısı olduğu anlaşılacaktır. Bir Peşmerge komutanı da bu gerçeği teyit eden açıklamalarda bulundu. Barzani, PKK’ye diş bileyeceğine yüreği yetiyorsa Türk devletine bedel ödetsin.

Mesud Barzani ve kontra Serbest Lezgin’in açıklamaları dayanıksız açıklamalardır. Olayı PKK’ye yıkarak, kara propagandaya sarılarak bu olaydan sıyrılamazlar. Başûr’un işgalinden bizzat sorumludurlar. Kürdistanı Türk devletine peşkeş çekerek, dağın taşın bombalanmasından, doğa talanından, köy boşaltmalarından, yaşanan katliamlardan sorumludurlar. Bedel ödemesi, halka hesap vermesi gereken KDP’dir. PKK’ye karşı yürütülen kirli savaşın bir parçası olmak, Türk devletiyle ortak hareket etmek siyaset değildir. Kürdistan’a, ulusal çıkarlara ve Kürt halkına düşmanlıktır. Halkımız bu gerçeğin farkına varmalı ve KDP’den hesap sormalıdır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.