Tecridin kaldırılması yetmez

.
- Öcalan’ın özgürlüğü ile Kürt halkının özgürlüğü arasındaki diyalektik ilişkiye dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Öcalan’ı sahiplenmenin hem toplumsal ve siyasi sorumluluk hem de ahlaki ve vicdani zorunluluk olduğunu söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü sağlanmadan Kürtlerin özgür ve demokratik yaşama kavuşacağını sanmanın gaflet olduğunu söyleyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, “Kürt sorununda zihniyet değişiminin kanıtı Önder Apo’nun özgürlüğü olur” dedi.
‘Tecride, Faşizme, İşgallere Son; Özgürlüğü Sağlama Zamanı’ hamlesinin en önemli hedeflerinden birinin de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamak olduğunu belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, buna kilitlenmeyen, bunu önceliğine almayan hiçbir mücadelenin başarılı olamayacağını söyledi. Kürdistan'da, Türkiye'de ve Ortadoğu’da, Öcalan’ın özgürlüğünü hedeflemeyen bir mücadelenin özgürlük ruhu, devrimci ruhu, radesi ve kararlılığının zayıf kalacağını kaydeden Bayık, “Önderliği sahiplenmek, sadece toplumsal ve siyasi sorumluluk değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani zorunluluktur” dedi.
Diyalektik ilişki anlaşılmalı
Öcalan’ın özgürlüğü ile Kürt halkının özgürlüğü arasındaki diyalektik ilişkiyi görmeme ve anlamamanın, hem ulusal bilinç hem de siyasal bilinç zayıflığı olduğunu kaydeden Bayık, “Önderliği özgürleştirme borcumuz vardır. Özgürlüğünü hedeflemek durumundayız. Önder Apo’nun özgürlüğü sadece bir önderin, bir demokratik sosyalistin, devrimcinin, bir toplum bilimcinin, bir filozofun özgürleşmesi değildir. Aynı zamanda Kürt halkının özgürlüğüdür. Türkiye'nin demokratikleşmesi temelinde Ortadoğu’nun demokratikleşmesidir” şeklinde konuştu.
Ona düşmanlık, Kürtlere düşmanlıktır
Kürt Halk Önderi’nin, “Kürt halkını talepli kıldığım, yani halklarına sahip çıkar hale getirdiğim için bana büyük düşmanlık yapılmaktadır” şeklindeki sözlerine atıfta bulunan Bayık, “Önder Apo üzerindeki ağır baskı, tecrit ve işkence düzeninin nedeni budur. Kürt halkının ulaştığı düzeyin intikamı Önder Apo’dan alınmak isteniyor. Bu gerçeklik bile Önder Apo’ya yönelik düşmanlık ve saldırının Kürt halkına düşmanlık ve saldırı olduğunu gösterir” dedi.
Özgürlük mücadelesi iç içe olmalı
Öcalan özgürleşmeden Kürt sorununun çözümü için söylenecek her şeyin demagojiden öteye gidemeyeceğini vurgulayan Bayık, şöyle devam etti: “Türkiye ve Bakurê Kurdistan somutunda Önder Apo’nun özgürlüğü sağlanmadan Kürtlerin özgür ve demokratik yaşama kavuşacağını sanmak büyük bir yanılgı ve gaflettir. Nasıl ki, kendi içindeki Kürt sorununu çözmeyen Türk devleti, Kürdistan'ın diğer parçalarındaki özgürlük ve demokrasi mücadelesine düşmanlık yapıyorsa Önder Apo’ya yaklaşım değişmediği müddetçe Kürt sorununun çözümü de mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla Kürt sorununun çözümü zihniyetinde bir değişiklik olmadan Önder Apo’nun özgürlüğü de sağlanamaz. Kürt sorununda zihniyet değişiminin kanıtı Önder Apo’nun özgürlüğü olur. Bu açıdan nasıl ki Kürt halkının özgürlüğü ile Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinin iç içe yürütülmesi gerekiyorsa Önder Apo’nun özgürlüğü ile Kürt halkının özgürlük mücadelesinin de iç içe yürütülmesi gerekir.”
Artık bir mücadele biçimi değil
Artık gelinen aşamada tecridin kaldırılmasını istemenin, hem geri hem de bugünkü mücadelenin karakterine de uygun olmayan bir mücadele olduğunu vurgulayan Bayık, şunları ifade etti: “Faşizmi yıkmak, demokrasiyi gerçekleştirmek ve Kürt sorununu çözmek istiyorsak tecridin kaldırılmasını istemek yetmez. Tecridin kaldırılmasını istemek, artık bir mücadele biçimi olamaz. Ne Önder Apo’nun ne de Kürt halkının özgürlük mücadelesi için önemli bir gelişme yaratır. Koşullar ve gelinen aşama, Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele etme zamanıdır.
Özgürlük mücadelesine katkısı yok
Önder Apo açısından da tecridin kaldırılması artık geri bir durumdur. Kürt halkının özgürlük mücadelesi için katkısı olmayacak bir taleptir. Bir tekrarı, mücadelesizliği, yerinde saymayı ifade eder. Eğer bir mücadele olacaksa bu aynı zamanda Kürt halkının özgürlüğünü ve demokratikleşmeyi sağlayan bir mücadele olmalıdır. Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele, doğrudan Kürt halkının özgürlük mücadelesidir; doğrudan Türkiye'yi demokratikleştirme mücadelesidir. Önder Apo, benim için değil, kendi özgürlüğünüz için mücadele edin, derken de kast ettiği budur. Çünkü Önder Apo’nun özgürlüğü doğrudan Kürt halkının özgürlüğüdür. Bu açıdan tecride karşı mücadele ile Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele arasındaki bu derin anlam farkını görmek ve bu temelde Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadeleyi olabildiğince yükseltmek gerekir.”
Özgürlüğün koşulları oluştu
Öcalan’ın özgürlük sorununun, artık sadece Kürtlerin, Türkiye ve Ortadoğu halklarının değil, tüm insanlığın sorunu ve amacı olduğunu kaydeden Bayık, şöyle devam etti: “22 yıldır esaret altında tutulan Önderliği sahiplenmenin yeni aşaması, artık özgürlüğünü sağlama olmalıdır. 22 yıllık mücadele, Önderliği özgürleştirme imkanlarını artırdı, koşulları fazlasıyla olgunlaştırdı. Türkiye, Ortadoğu ve dünyanın siyasal koşulları da bunu gerektiriyor. Mücadele, özgürlüğüne odaklandığında, yakın zamanda gerçekleştireceğimiz kesindir. Kürt halkının, komplonun 23. yılına girilirken Öcalan’ın zindanda kalmasına artık tahammülü kalmadı. Öcalan’ın zindanda kalması, Kürt halkının omuzunda, yüreğinde ve beyninde büyük bir yüktür. Kürt halkı artık bu büyük yükün altında yaşamak istemiyor. Kürt Özgürlük Hareketi olarak Önder Apo’nun özgürlüğünü, yani Kürt halkının özgürlüğünü sağlayana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğimizi bir daha vurgulamak istiyorum.” BEHDİNAN















