Jin û Dara Jiyanê

Zozan SİMA yazdı —

9 Mart 2021 Salı - 23:00

  • Kadın ve yaşam arasındaki bağlar özgürlük ölçüsüdür. Kadınların yaşamın merkezinde yer alışları o alanları özgürleştirme anlamı taşır. 

8 Mart’ın coşkusu ile ‘jin, jiyan, azadî’ sloganları her yerde yankılandı. Rêber Apo bu üç kelimenin kadınlar için sihirli bir formül olduğunu söyler. Sihir denilen şey imkansızın, imkanlı, olmazın olur hale gelişi beklentilerin ötesine geçebilmeyi ifade eder. Kadın ve yaşam arasındaki bağlar özgürlük ölçüsüdür. Kadının siyasal, askeri, ekonomik, diplomatik, akademik, kültürel yaşamdan uzaklaşması bu alanların özgürlükten uzaklaşmasına yol açtığı gibi tersi de doğrudur. Yani kadınların yaşamın merkezinde yer alışları o alanları özgürleştirme anlamı taşır. Fakat özgürlükçü kadın kimliği eksenindeki dahil oluşlardan bahsediyoruz. Ne yazık ki bazen egemen erkek değerleri de kadın bedenlerinde dile gelmekte ve kadın-yaşam-özgürlük bağına dair düşünceleri olumsuz etkilemekte.

Bundan binlerce yıl öncesine tarihlenen dil devrimi insanın yaşamı algılayış biçimini ifade edecek ilk isimlendirmelerle anlam buldu. Kelimelerin kökenlerine dair yapılan etimolojik incelemeler ve yorumlarla kavramların iktidarcı mitoloji, din, felsefe ve bilimle zehirlenmemiş anlamlarını tanıma imkânı buluruz. İnsanın kendisini, doğayı, toplumu algılayış biçiminin iktidar öncesi halleri içine sokulduğumuz çıkmazlardan çıkış yolunu aramayı sağlayacak zihinsel aydınlanmayı sağlar. Budizm’e göre bir şey kaybettiğinizde başlangıca dönmelisiniz. Bu nedenle anlam kaybına uğramış her şey için de ilk anlamlandırmanın izlerini sürmek heyecan verici bir arkeolojik kazıyı andırır.

Yaşam ile kadın kavramları arasındaki bağ, yaşam için kullanılan kelimeler ve sembollerle kadınlık, dişilik arasındaki ilişki esasta insanın kendisini doğanın bir parçası, doğayı canlı, insanı küçük bir evren, evreni büyük bir insan gibi görmesinde yatar. Sümerler bunu bir asma yaprağında, Araplar onu yılanla ilişkili bir kavramda ifadeye etmişlerdir. Yaşam çoğu kültürde bir ağaçla sembolize edilmiştir. Kökleri toprağın derinliklerine, gövdesi dünyaya, yaprakları göğe uzanan yaşam ağacı sembolizminde ağacın bedeni kadın yada tanrıça olarak düşünülmüştür. Özgürlüğü, kutsallığı, gökyüzünü simgeler biçimde ağacın üstünde her zaman bir kuş bulunur. İmdagut kuşu, melekê tawus, kartal, anzu, huma kuşu, zümrüdü anka kuşu yaşam ağacının üzerindeki kuştur. Köklerin olduğu yer ise yılanın yuvasıdır.  Yılan, kuş, kadın ve ağaç yaşamın bütünlüklü ifadesi olur. Sümerlerde Huluppu (söğüt) ağacı, Êzîdîlerde Dara Herhele, Hıristiyanlarda Noel ağacı, Hindistan’da Banyan ağacı ve hemen her kültürde kutsal görülen farklı ağaçlarda sembolize edilmiştir.

Fransa’nın Pirene dağlarında M.Ö 25.000 ile 10.000 yılları arasına ait mağara resminde bir bizonun ve kadının karnında ağaç dalı resmedilmiş. M.Ö 6000 yılına ait Çatalhöyük tanrıçasının karnındaki yuvarlakta iki ağaç dalı resmine rastlanmış. Yaşam ağacının tanrıça ile bağı konusunda zengin mitolojik anlatım, semboller bulunmakta. Ortadoğu’da özelde Kürdistan’da kadınların karın bölgesinden boyuna kadar uzanan yaşam ağacı dövmeleri yaptırır, bu sembolleri yastık kılıflarına, halılara, elbiselere, perdelere nakşederler. Zanaatkarlar duvarlara, masalara, ahşap eşyalara kazırlar. Dilek ağaçları, bu bağlantının bir boyutunu memeli hayvanlarda üreme esnasında bebeğin anne karnında beslenmesini sağlaya plasenta ile olan bağıdır. Kürtçede plasenta için kullanılan kavram ‘hevalpiçûk’tur. Yani küçük arkadaş. Birçok bölgede çocuk doğduğunda onun geleceğini belirleyecek yerlere gömülür göbek bağı ile birlikte. Aileler çoğunlukla çocuğun okuması için okul bahçelerine, hangi iş kolunda gelişmesini isterlerse onunla ilgili yerlere yada eve bağlı kalmasını, toprağını terk etmemesini istediklerinde ise evin yakınına gömülür. Günümüzde kök hücre tedavileri için de yine kordondaki hücreler kaynak olarak kullanılmaktadır.

Bir bebeğin yaşama tutunmasını, varlığını sağlayan plasentadaki damarlardan oluşan ağaç biçimi, doğaya, hayvanlara, insanlara yaşam kaynağı olan ağaç ile yaşamın temel ihtiyaçlarının kaynağı haline gelen kadın emeği, varlığı ve düşüncesi yaşam ağacı ile kadın arasındaki ilişkiyi belirler. Jin-jiyan-azadî sihirli formülü kadın devriminde somutlaşarak bir ağaç gibi kökleri devrimin gerçekleştiği zeminlerde derinleşerek, gövdesi yaşamın her alanına akarak ve dalları küresel bağlar kurarak yayılmakta. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.