Gidişatı kadın devrimi belirler

Zozan SİMA yazdı —

5 Ekim 2022 Çarşamba - 08:20

  • Kadının siyasette yer bulabilmesi için siyasetin en radikal biçimde demokratikleşmesi gerekir. 21.yy devrimlerinin ister sınıf, ister sömürgecilik ve faşizm karşıtlığı, ister halkların özgürlüğü isterse inanç eksenli mücadele olsun kadın devrimi karakterinde gelişeceğini ortaya koymuş oldu.

Günlerdir dünyanın dört bir yanında ‘Jin-jiyan-azadî’! sloganı yankılanıyor. Devletten yada egemenden hak ve özgürlük dilenen değil, kadını yitik kılan uygarlıktan hesap soran devrimci çıkış Ortadoğu’dan, onun kalbi Kürdistan’dan geldi. Güneş bir kez daha doğudan yükseliyor. 2011’de yine böyle bir dalga başladığında Reber Apo bu halkların baharıdır ve merkezi Kürdistan’dır demişti. Tarih bu tespiti doğruladı ve 2011’in halk ayaklanmaları sadece Rojava Kürdistan’ında halklar, kadınlar için bir bahar oldu. Kürdistan’ın en küçük parçası bir anda dünya devrimlerine ilham veren küresel bir karakter kazandı ve kadın devrimi olarak anıldı. Rojhilat Kurdistan’ı ve İranlı kadınlar ise Ortadoğu’nun çehresini bir bütün değiştirecek daha büyük gelişmeleri yaratabilecek durumdadırlar. 
 
İki haftadır devam eden yüzden fazla insanın şahadetine yol açan olaylar sürerken bu topraklara oryantalist bakan zihinler, muhtemelen dinciliğin baskısı altındaki kadınlardan böylesi bir devrimci çıkışı beklemiyordu. İran molla rejimi de olayların diğer halklara, bölgelere yayılacağını öngörmemiş olabilir. Rejimin en güçlü olduğu şehirlerde dahi çok etkili eylemler gerçekleşti. Gidişatın ne yöne olacağı henüz kestirilemese de başta Afganistan, Pakistan ve Suriye olmak üzere bölgedeki birçok ülkenin etkilenmesi olasıdır. Afganistan’daki kadın eylemleri de bunun kıvılcımıdır. Kadın özgürlük hareketleri açısından da mücadeleyi yükseltmek, bir devrimle sonuçlanmasını sağlamak için değerlendirmeyi gerekli kılan bir çok boyut çıkıyor açığa. 
 
Öncelikle bu ayaklanmalar ilk kadın devriminin defalarca budanmış, yakılmış, yıkılmış da olsa derinlerdeki köklerinden filizleniyor. İran Ortadoğu’da halk devrimleri geleneğinin güçlü olduğu bir tarihsel geçmişse sahip. Şah rejiminin devrilmesini sağlayan mücadeleye öncülük eden kadınların yarattığı gelenek bu kalkışta rol sahibi. İran’lı kadınlar molla rejimine karşı eylemsel olduğu kadar sanatsal, bilimsel alanda her zaman çok güçlü arayışın sahibi oldular. Kürdistan kadın özgürlük hareketinin onlarca yıldır direkt ve dolaylı biçimde bu bölgede çok güçlü bir etkisi var. Dersim’den Kobanê’ye, Amed’ten Evin zindanına kadar Kürdistan’ın dört parçasında şehit düşen doğu Kürdistanlı Zilan Pepule’nin, Viyan Peyman’ın, Şirin Elemhuli’nin, Jin Rojhilat ve daha nice şehidin izleri var bu ayaklanmalarda. Tüm bunların birleşik etkisiyle uzun vadeli mücadele edebilecek, kendini savunabilecek, örgütleyebilecek ve bölgedeki diğer ülkelere yayılabilecek bir mücadele stratejisi geliştirmek gerekecektir. Ortadoğu’nun ikinci kadın devriminin ilk taşı Rojava Kürdistan’ı ve oradan Kuzey doğu Suriye’ye yayıldığı gibi Rojhilat Kurdistanı’ndan İran’a, Afganistan’a ve diğer ülkelere yayılabilir.   
 
Gelişen eylemler kadın özgürlüğünün toplumdaki diğer özgürlükleri belirleyici karakterini de ortaya koymuş oldu. Bir çok devrim ve mücadele deneyimi gösterdi ki bir halkın, inancın ya da sınıfın hak ve özgürlüklerine kavuşması kadınların özgürlüğüne yol açmıyor. Fakat kadın özgürlüğü buna yol açar özelliktedir. Kadının ilk sömürge olma gerçekliği tüm diğer sömürgeciliklerin onun üzerine inşa edilmesine yol açmıştır. Bu nedenle kadın özgürlüğü de tüm sömürgecilikleri sarsıcı karakterdedir. Emeği en katmanlı biçimde sömürülen olduğundan, kadın özgürlüğüne dayalı emek mücadelesi ezilen sınıfları özgürleştirir. Bedeni, kimliği en fazla yok sayılan ve nesneleştirilen konumda olduğu için kadının özgür özne haline gelme mücadelesi ezilen halklar, inançlar, topluluklar için özgürlüğün yolunu açıcı karakterdir. Kadının siyasette yer bulabilmesi için siyasetin en radikal biçimde demokratikleşmesi gerekir. 21.yy devrimlerinin ister sınıf, ister sömürgecilik ve faşizm karşıtlığı, ister halkların özgürlüğü isterse inanç eksenli mücadele olsun kadın devrimi karakterinde gelişeceğini ortaya koymuş oldu.
 
Yaşamın kadın üzerinden anlamlandırılması, kadının özgür olduğu yaşam egemenliğin zehirlediği tüm ilişkileri dönüştürür. O zehrin ölüme ve yıkıma dönüştürdüğü zeminleri yeniden yeşertir. Ekolojik yıkım, toplum kırımın başlangıcı kadın kırımıdır. Kadının emeği, bedeni, duygu ve düşüncesini sömürerek bir kanser hücresi gibi büyüyen erkek egemenliği karşısında yaşamı kadınla anlamlandıran özgürlük mücadelesi ve kadın devrimi tek tedavi yönetimidir. Jin jiyan azadî sihirli formülü egemenliğin kördüğüm haline getirdiği tüm sorunların çözüm anahtarıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.