Kadın kırımı

Elif SONZAMANCI yazdı —

13 Ağustos 2021 Cuma - 23:00

  • 13 Temmuz’da kardeşlerinin yaşadığı eve çağrılan Maryam, boğazı kesilerek öldürüldü. Cesedi bavula kondu, Berlin’e yüzlerce kilometre uzaklıktaki Neuburg kentinde Donau nehri kenarına gömüldü.

 

Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri hız kesmeden, sistematik olarak artıyor.

Kadın cinayetlerinin sistematik olarak artması ve artık politik kategoride değerlendirilmesi ile birlikte kadınlar ‘kadın kırımı’, ’cins kırımı’ kavramlarını tartışıyor.

Zira ‘kadın cinayetleri’ tanımı artık yaşananları tanımlamakta yetersiz kalıyor.

Kadın için sığınacak limanı olan evi dahi bazen güvenli bir alan kategorisinde değil ve kadın çoğu zaman bu mekanda şiddete uğruyor. Kadın katliamlarını besleyen birçok unsur var, bunlardan bir tanesi de savaş hali.

Savaş koşulları kadına yönelik şiddeti besleyip, gerekçelendirerek, normalleştirilmiş bir olgu olarak karşımıza çıkarıyor. Özellikle köktendinciliğin hakim olduğu ülkelerde durum çok daha vahim.

Öteki olarak görülen kadın, erkekler tarafından mülk edinilip çaresiz bir duruma düşürülüyor. Kadın ‘namus’ temsiliyetinde görülüyor.

Geçtiğimiz günlerde Almanya’da yaşanan cinayet bir kez daha, sayılarca kez daha, kadına bakış açısını gözler önüne serdi.

 2013 yılında Berlin'e gelen ve Afganistan'daki evli olduğu erkekten ayrılan 2 çocuk annesi Maryam H. korkunç bir şekilde katledildi.

Basına yansıyan bilgilere göre 13 Temmuz’da kardeşlerinin yaşadığı eve çağrılan Maryam, boğazı kesilerek öldürüldü. Cesedi bavula kondu, Berlin’e yüzlerce kilometre uzaklıktaki Neuburg kentinde Donau nehri kenarına gömüldü.

Maryam’ın yaşam tarzı, giyimi katledilmesi için bir neden. Zira kardeşler sorgularında Afgan kültüründe kadınların Maryam gibi giyinmediği, ev işleri yaptığı, çocuklara baktığı vs. gerekçesiyle öldürdüklerini belirtiyor.

Kelimenin tek anlamıyla canilik.

Kadını mülk olarak gören anlayış, kadın davranışlarını namus olarak ilan ediyor, bir çerçeve çiziyor, çizdiği kalıplara uymayan kadını katletmeyi mubah görüyor. Bu canilik sınır tanımıyor. Dünyanın neresine gidilirse gidilsin bu kodları da birlikte götürüyor.

Maryam’ın korkunç şekildeki katli akıllara Berlin’de 2005 yılında öldürülen bir çocuk annesi Hatun Sürücü’yü getirdi. Medyada iki katliam arasındaki benzerlikler ‘namus cinayeti’ üzerinden tartışıldı. Sürücü benzer saiklerle Berlin’de kardeşi tarafından katledildiği için hemen akla geldi kuşkusuz.

Namus cinayeti tartışmalarına istinaden Berlin'de Uyum Bakanı Elke Breitenbach "Cinayetin, faillerin kökeniyle ilgili olmadığını, cinsiyet sorunuyla ilgili" olduğunu söyledi. Breitenbach Almanya’da her üç günde bir kadının partneri veya eski partneri tarafından öldürüldüğü bilgisini de paylaştı.

Almanya’da sessiz sedasız namus adı altında onlarca kadın katlediliyor. Hem de korkunç şekilde ve canice. Almanya’da 2020 yılında 53 namus cinayeti tespit edilmiş. (İstatistikler ehrenmord.de sayfasından alınmıştır.) 11 kadın ise yaşamayı başarmış.

2019’da bu rakam 38, yine 40 kadın bu teşebbüse maruz kalmış, hayatta kalmayı başarmış. 2018 yılında 44 kadın namus cinayetleri adı altında öldürülmüş, 46 kadın hayatta kalmayı başarmış. Almanya’da 2021 yılında ise Maryam ile birlikte 11 kadın namus cinayeti adı altında katledildi. Bu rakamlar sadece tespit edilip yazılabilenler.

Almanya’da Maryam ile başlayan namus cinayeti tartışması kuşkusuz faillerin daha sert cezalandırılması isteği ile bağlantılı olarak da gelişiyor.

Şunu hep aklımızda tutalım; bir kadın kadın olduğu için katlediliyor. Namus kavramı da kadınla bağdaştırılan, kadını mülk gören anlayışın ürünü olarak doğuyor. Mülk olarak görülen kadının itaat etmesi, sorgulamaması, kendisine biçilen rolü yerine getirmesi bekleniyor.

DAİŞ Êzîdî kadınları kaçırıp, köle pazarlarında satmasında, kadınlara tecavüz ederek katletmesinde bu zihniyetin ürünüdür. Yine Taliban’ın kadınlara yönelik yaklaşımı bu zihniyetin en somut örnekleridir. DAİŞ’e de, Taliban’a da zemin hazırlayan zihniyet onların ideolojilerini yaymasına açık yada gizli destek verenler de bu zihniyetin bir parçasıdır.

Kendi ülkesinde demokrasi, kadın hakları naraları atanlar, söz konusu ülkelerde, toplumlarda kadınlara neler olduğu ile ilgilenmiyor.

O nedenle Maryam’ın katli sadece bir namus cinayeti değildir. Kadının kırımıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.