Kadın kokan bir mücadele ve devrim

Zozan SİMA yazdı —

20 Temmuz 2021 Salı - 23:00

  • Kadın devriminin tanımı ve hedefi, kadın özgürlüğünün toplumsal bir kültür ve ahlak haline gelmesini sağlamaktır. Rojava’daki devrimde kadınlar savaşta da inşada da kadın özgürlük değerleri ekseninde hareket ediyorlar. Bu nedenle ne YPJ bir erkek ordusu gibi savaşıyor ne de devrimden sonra kadınlar evlerine dönerek hayal kırıklığı yaşıyor. 

‘Kürdistan devrimi kadın devrimi karakterinde gelişmelidir. Güney Kürdistan Devrimi, bir kadın devrimi olmalıdır ve 21.yy devrimleri kadın devrimleridir’ tespitleri daha Rojava Devrimi bir kadın devrimi olarak gelişmeden çok önce yapılmıştı Rêber Apo tarafından. Rojava Devrimi’nin karakterini de şüphesiz bu tespitler ekseninde yapılan çalışmalar belirlemiştir.

Kürdistan kadın özgürlük hareketinin öncü kadın kadroları ilk toplumsal alan çalışmalarını burada yürütmüşlerdir. Sakine Cansız’ın cezaevi direnişi ve mektupları daha 1980’li yıllarda halk tarafından bilinir ve çocuklara Sara veya Sakine ismi verilirdi. Ş. Binevş Agal, o dönemlerde Saliha ismiyle birçok alanda çalışma yürütmüştür. Hozan Mizgîn, Hanım Yaverkaya, Suna Çiçek, Yıldız Durmuş ve daha niceleri...  Rûken, Fîdan, Dîcle, Şîlan Rojava Kürdistanı’ndan katılım yapan ilk kadın kadrolardır ve onları takiben binlerce kadın katılır saflara. Milislikten kuryeliğe, Kürtçe öğretmenliğinden ekonomik destek çalışmalarına kadar binlerce kadın canla başla bu devrime emek harcamıştır. Devrimden çok önce örgütlenen kadın komiteleri, daha sonra kurulan Yekîtiya Star’ın temelini oluşturmuştur. Rojava Kadın Devrimi, tesadüfen veya birdenbire değil, bu altyapıya dayanarak gelişmiştir.

Kadın Devrimi, kadınların savaşa aktif katılmasından ibaret değil. Vatanlarını savunmak, faşizme karşı çıkmak için kadınların savaşlara aktif katıldığı, fedaice mücadele ettiği birçok örnek var. İkinci Dünya Savaşında Sovyet ordusunda piyade, sıhhiyeci, keskin nişancı, istihbarat elemanı, çamaşırcı, cerrah, pilot, partizan olarak bir milyondan fazla kadın yer aldı. Ancak bu Sovyet-Ekim Devrimi’nin kadın devrimi karakterinde gelişmesine yol açmadı. Svetlana Aleksiyeviç’in Kadın Yok Savaşın Yüzünde kitabında, savaşta yer almış kadınların anlatımlarında bunun izlerine rastlarız; ‘Savaşta kadın kokusu yoktur, savaş erkek kokar… İki hayat yaşamışım gibime geliyor; biri erkekliğe, biri kadınlığa ait… Komutan zeminliğe girer: "Erkek gibi kesin, (saçları)" derdi. "Ama kadın bu." "Hayır, o bir asker. Savaştan sonra tekrar kadın olacak". Savaşın bitişiyle birlikte artık her şeyin farklı olduğu dile gelir anılarda. Toplumun ve erkeklerin kadınlara dönük yaklaşımları ve yaşadıkları hayal kırıklığını dile getirirler. Birçok devrimde, bu makus talih kadınlara reva görülür. Kadınlar devrimin öncü ve asli gücü olarak değil, devrime katkı sunan ve sonra evlerine ve eski konumlarına dönemleri gereken bir noktada ele alınmıştır birçok devrimde.

Kadın devrimi kadınların seçme-seçilme, boşanma, miras, kürtaj hakkı elde etmesinden de ibaret değil. Dünyanın her yerinde kadın mücadelesi ile elde edilen bu haklar kadın devrimi niteliğinde gelişmelere yol açmıyor ne yazık ki. Faşizan, dinci ya da neoliberal partilerde siyaset yapan kadınların kadın kırımı politikalarındaki rolü bunun nişanesi. Kadınların ekonomik özgürlüğünü elde etmek için evden çıkıp çalışma yaşamına katılması, eşit işe eşit ücret talebinin gerçekleşmesi de kadın devrimi niteliğinde gelişmelere yol açmıyor. Neoliberalizmin kadın istihdamı, kadın işgücünden faydalanma stratejileri kadınların daha fazla çalışmalarına rağmen daha fazla yoksullaşmasına yol açan stratejiler koydu devreye. ‘Yoksulluğun feminizasyonu’ kavramı, bu politikaların bir sonucu. Hukuki eşitlik, şiddete karşı verilen mücadele ile elde edilen yasal haklar, şiddete karşı çözüm gücü olacağı düşünülen uluslar arası sözleşmeler konusundaki tablo da vahim ne yazık ki. Bir gecede kaldırılan sözleşmeler, askıya alınan yasalar, kağıt üzerinde kalarak uygulanmayan haklar da bunun örneklerini oluşturuyor.

Bu deneyimlerden yola çıkarak diyebiliriz ki 21. yüzyılın devrimleri kadın devrimi karakterinde gelişmediği sürece, 19. ve 20. yy. devrimlerindeki hatalar, kaybedişler ve yanlışlarla yüz yüze gelecektir. Belki de Rojava Devrimi’nin en önemli öğreticiliğini burada aramak gerekiyor. Kadın devriminin ne olduğunu ve nasıl gelişeceğini değerlendirirken Rojava Kadın Devrimi bir örnek oluşturuyor.

Kadın devriminin tanımı ve hedefi, kadın özgürlüğünün toplumsal bir kültür ve ahlak haline gelmesini sağlamaktır. Rojava’daki devrimde kadınlar savaşta da inşada da kadın özgürlük değerleri ekseninde hareket ediyorlar. Bu nedenle ne YPJ bir erkek ordusu gibi savaşıyor ne de devrimden sonra kadınlar evlerine dönerek hayal kırıklığı yaşıyor. Fakat bu devrimin tamamlanmış veya bitmiş olduğunu düşünülmemeli. Devrimin 10. yılını karşılarken kadın devriminin Kürdistan ve Ortadoğu toplumunun derinliklerine kök salmasını, saldırılara dayanacak bedenleşmeye, yani kurumlaşmaya kavuşmasını ve evrensel bağlar kuracak biçimde bir dallanma budaklanmayı yaşamasını sağlamak gerekiyor. Bunun için uzun ve meşakkatli bir yol var önümüzde…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.