Kılıçdaroğlu’nun ‘Kandil’i yerle bir etme’ sözü

Forum Haberleri —

5 Kasım 2021 Cuma - 22:56

Kemal Kılıçdaroğlu

Kemal Kılıçdaroğlu

  • PKK’ye karşı savaş naraları atarak, milliyetçiliği köpürterek iktidara gelenlerin, sabun köpüğü gibi erken söndüklerini geçmişin imha ve inkâr politikalarından öğrenmek mümkündür.

Şükrü GEDİK

Bu sözü söyleyenler korosuna Kemal Kılıçdaroğlu’da katıldı. Kimi, neden eziyorsun? Ya da bir sorun varsa onu yerle bir ederek, ezerek mi çözmek gerekiyor? Faşist kafaların çözme yöntemine başvurarak Türkiye’de nasıl yol alacak?

Seçim havasına girmişken ve sorunları çözmeye talip olmuşken, Kürtlerin desteğiyle önemli Büyükşehir belediyelerini kazanmışken ‘Kandil’i yerle bir etme’ sözünü telaffuz etmesi bindiği dalı kesmesi anlamına gelmektedir.

Kandil sorunu zaten Kürt sorunudur. Desteğine muhtaç olduğu Kürtleri ezmeye kalkması, çizmeye çalıştığı profil ile çelişki arz etmektedir.

PKK’nin ‘ilk kurşun’ olarak tabir ettiği 15 Ağustos 1984 Eruh ve Şemdinli eylemlerinin gerçekleşmesinin ardından yıllar geçti.  

İlk eylemlerin yarattığı şok etki ve yaşanan şaşkınlık geçer geçmez, dönemin siyasetçileri, askeri yetkililerinin çokça kullandıkları tekerlemeleri halen hatırlarız. 24 saat ömür biçildi. 

Sonra ömür süresi 48 saate çıkarıldı. Ve nihayetinde günümüze kadar gelip dayanan bir mücadeleye dönüştü. 40 yıldır söylenen tekerlemelerin bugün kullanması bir yenilik değil, bir tekrardan ibarettir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Alevi ve Kürt kökenli birisi olarak yıllardır söylenen ‘ezme, çökertme, yerle bir etme’ gibi iddialı laflar etmesi yakışıksız olmuştur. Asla gerçekleştiremeyeceği ve gücünün yetmeyeceği sözler sarf etmesi talihsizlik olmuştur. 

Ana muhalefet partisinin lideri olarak topluma verdiği sözleri yerine getirmesi elbette çok önemlidir.

Bütün toplumsal kesimlerin sorunlarını çözeceğine dair bol keseden sözler vermektedir. Peki, bu sözleri nasıl yerine getirmeyi düşünüyor acaba? Muhalefette kalarak sorunları çözemez. Bu nedenle önce iktidara gelmesi gerekir.

Erdoğan hükümetinin kötü icraatlarından bir nebze kötü muhalefet de sorumludur. CHP liderinin sorumluluklarını görmesi gerekir.

Mevcut diktatörlüğün yaratılmasında, saray saltanatının gelişmesinde, otokrat bir yönetimin oluşmasında, başkanlık sistemi dedikleri tek adam faşist rejimin inşasında muhalefetin payı görülmelidir.

Kendisinin de eseri olan bu kötü yönetime karşı çıkarken, karşı çıktığı kötü yönetimin yöntemleriyle siyaset yapması, daha işin başındayken nahoş bir durum yaratmıştır.

Kürtleri Kandil’den ayırmak ve ‘yerle bir etme’ istemi ve arzusu iktidara giden yolu kendi kendisine kapatması anlamına gelmektedir. İster stratejik, istek taktik amaçla söylenmiş olsun; hiçbir pratik karşılığı olmayan içi boş bir söylemdir.

Maalesef laf ile peynir gemisi yürümüyor. Çünkü, PKK’yi bitirme sözünü vermeyen kalmadı. Bütün iktidarlar, bütün generaller bu türden çok söz verdiler. Sözlerini gerçekleştirmek için ne ömürleri yetti ne de güçleri.

Kürt sorununu askere havale ederek, gayri nizami harp yöntemleriyle çok kirli bir savaş sürdürdüler. Devleti kirlettikçe kirlettiler.

Tetikçilerin, mafyanın, uyuşturucu tacirlerinin, kontra, hızbulkontra, Jitem ve daha ne idüğü belirsiz suç örgütlerinin iç içe geçtiği iktidarların hüküm sürdüğü Kürdistan’da geçerli siyaset ‘ezme’ siyasetiydi.

CHP bu kirli dönemlerin iktidarlarından biridir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağzından ‘yerle bir etme’ sözü, miras aldığı tarihin tekerrürüdür.

Söz konusu Kürt sorunu olunca, iktidarıyla muhalefetiyle hepsi aynı zihniyetin temsilcileridir. Tornadan çıkmış gibi birbirlerinin aynısıdırlar. Siyasi iktidarların tümü benzer durumdadır.

Oysa ki iktidarların çöküşünde, seçimlerin kaybedilmesinde temel etken Kürt sorununun çözümsüz kalmasıdır. PKK’ye karşı savaş naraları atarak, milliyetçiliği köpürterek iktidara gelenlerin, sabun köpüğü gibi erken söndüklerini geçmişin imha ve inkâr politikalarından öğrenmek mümkündür.

Kılıçdaroğlu’nun sözleri millet ittifakının geleceği için bir teminat ise o ittifaktan hayır gelmez.

Meral Akşener, Kurtalan’lı Kürt yurtsever Cemil Taşkesen’in ‘burası Kürdistan’dır’ demesi karşısında çaresiz kalmış cevap verememiştir. Çünkü suçludurlar. Gerçeklerle yüzleşeceğine saldırıya geçerek HDP’yi de PKK’nin yanında konumlandırdı. HDP’yi hedefe koyarak seçim propagandası yapmak siyasi intihardır.

HDP’yi PKK ile yan yana konumlandıran Millet ittifakının ortağına, üst perdeden ‘Kandil’i yerle bir etmeden’ dem vurarak karşılık vermesi anlaşılırdır. CHP’nin tezkereye hayır demesi olumlu bir gelişme olarak yorumlanmışken, bunun taktiksel bir adım olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Seçim yatırımı olarak Kürtlere göz kırpma kabilinden bir çıkış oldu.

Diktatör Erdoğan’ın yalandan da olsa Kürtlere verdiği sözler daha cömertti. ‘Kürt sorunu benim sorunumdur’ diyerek iktidarını uzatmıştı. İktidara gelişi Kürtlerin sayesinde olmuştu, iktidardan gidişi de Kürtlerin mücadelesiyle ve oylarıyla mümkün olacaktır.

Önümüzdeki genel seçimlerde Kürtlerin oyları kilit bir rol oynarken, Akşener ve Kılıçdaroğlu Kürt karşıtlığı üzerinden iktidarı hedefliyorlarsa büyük hata yaptıklarını bilmelidirler. 

Kendilerini iktidara taşıyacak olan da Kürtlerdir. PKK’nin havasıyla İktidara gelenler PKK’nin havasıyla gittiler. Kılıçdaroğlu daha iktidara gelmeden havasını söndürmüş oldu.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.