Kolombiya’da kısa vadede radikal değişim olmaz

Dosya Haberleri —

21 Mayıs 2021 Cuma - 10:52

  • Neoliberalleşme ile eğitim, sağlık, güvenceli çalışma, emeklilik gibi temel hakların tamamen ortadan kalkmış olması, eylemlerin gerekçelerinden biri. Bir diğer gerekçe, barış sürecinin neredeyse bitirilmiş olması. Kolombiya, 2016’da imzalanan anlaşmaya rağmen bugün barışın inşasına 2016’ya kıyasla çok daha uzak.

MASİS HESKİF

Güney Amerika ülkesi Kolombiya’da hükümetin baskıcı politikalarına karşı 3 haftadır sokaklarda olan protestocular başka bir Kolombiya istiyor. Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nden Akademisyen Serhat Tutkal, halkın ırkçılığa, yolsuzluğa karşı eylemlerinin her geçen gün daha da kitleselleştiğini vurguladı.

Ülkede hükümetin pandemi harcamalarını karşılamak amacıyla gündeme getirdiği “vergi reformu” ile başlayan ulusal grev, üçüncü haftasına girdi. Çeşitli sendikaların ve emek örgütlerinin liderliğini üstlendiği grev ve protesto eylemleri kısa sürede ülkenin tüm yerleşim alanlarına yayılırken muhafazakâr Devlet Başkanı Ivan Duque'nin geri adım sinyallerine rağmen protestolar devam ediyor.

Polisin biber gazı, tazyikli su ve silah kullanarak bastırmak istediği eylemlerde 50’ye yakın gösterici yaşamını yitirirken 500’e yakını ise yaralandı. Protestocular, yalnızca reformun geri çekilmesini değil, ayrıca sokaktaki şiddetin son bulmasını ve devlet tarafından öldürülen arkadaşlarının katillerinin ortaya çıkarılmasını da istiyor ve hükümet taleplerini kabul edene kadar sokaklardan ayrılmayacaklarını belirtiyor.

Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nden akademisyen Serhat Tutkal ile protestoların nedenlerini, gelişimini ve son gelişmeleri konuştuk.

‘Reform, bardağı taşıran damla’

Ülkedeki protestoların çok fazla nedeninin olduğunu ancak özel şirketlerin lehine, alt ve orta sınıf vatandaşların ise aleyhine olan vergi reformu ve sağlık reformu tasarılarının bardağı taşıran son damla olduğunu söyleyen Tutkal, Kolombiya’da 2018 yılının ikinci yarısından bu yana sıklıkla protestoların düzenlendiğinin altını çizdi. Tutkal, şunları söyledi: “Neoliberalleşme sonucu eğitim hakkı, sağlık hakkı, güvenceli çalışma hakkı, emeklilik hakkı gibi temel hakların Kolombiya’da tamamen ortadan kalkmış olması, eylemlerin gerekçelerinden biri. Bir diğer gerekçe, barış sürecinin neredeyse bitirilmiş olması. Kolombiya, 2016’da imzalanan anlaşmaya rağmen bugün barışın inşasına 2016’ya kıyasla çok daha uzak. Bunların yanı sıra yaygın polis şiddeti, devlet destekli gruplar tarafından işlendiği bilinen faili meçhul cinayetler, yolsuzluk ve hükümetin kadın düşmanı politikaları da protestoların gerekçeleri arasında sayılmalıdır.”

‘Ülkede kutuplaşma hâkim’

Pandemi döneminin çok başarısız yönetilmiş olmasının da insanlarda öfkeye yol açan faktörlerden olduğunu vurgulayan Tutkal, yerli ve siyah halklara yönelen ırkçılığa karşı protestoların da öfkeye sebep olan önemli bir başka sebep olduğunu belirtti. Tutkal, “Kolombiya’nın gelir adaletsizliği açısından dünyanın en kötü ülkelerinden biri olması da öfke yaratan bir unsur. Kolombiya, herkesin çok yoksul olduğu bir ülke değil, aksine zenginlerin gerçekten çok zengin olduğu ve lüks içinde yaşadığı, yoksulların ise gerçekten çok yoksul olduğu ve en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığı bir ülke. Bunun getirdiği bir kutuplaşmadan söz etmek mümkün” dedi.

Her kesimden katılım var

Tutkal, ülkedeki protestolarda öğrenci, feminist, LGBTİ+, yerli hareketleri, siyah Kolombiyalılar, sendikalı tarım işçileri başta olmak üzere köylüler, iç savaş mağdurları, barış destekçileri, kayıtdışı sektörlerde çalışan ve düzenli geliri olmayan Kolombiyalıların ön saflarda yer aldığını belirtti. 

Eylemciler ne istiyor?

Protestocuların başka bir Kolombiya istediğini vurgulayan Tutkal, bu başka Kolombiya’da sosyal devlet anlayışının hakim olmasının, eğitim ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz olmasının, asgari ücretin yükseltilmesinin ve işsizlik rakamlarının düşürülmesinin istendiğini söyledi. Tutkal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun yanı sıra barışın olduğu, paramiliterlerin ve uyuşturucu kartellerinin olmadığı, polis şiddetinin olmadığı, keza yoksulluğun, ırkçılığın, cinsiyetçiliğin olmadığı bir Kolombiya istiyorlar. Köylüler uyuşturucu ticareti bahanesiyle havadan glifosat dökülmesine karşı çıkarken feminist hareket kürtajın yasallaşmasını talep ediyor, iç savaş mağdurları terk etmek zorunda kaldıkları toprakların iadesi konusundaki sorunların aşılmasını beklerken yerli halklar yaşadıkları bölgelerdeki doğa talanının sonlanmasını istiyor. Bu talepler, birbirini dışlayan talepler değil. Tüm eylemciler bir grup zenginin ve çok uluslu şirketin çıkarlarına hizmet eden, toprak ağaları ve kiliseler tarafından da desteklenen mevcut düzenin değişmesini istiyor.”

‘Devlet otoritesi zayıf’

Olan bitenin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olması için Kolombiya ve Türkiye’deki devlet, toplum ve sokak hareketlerini karşılaştıran Tutkal, iki devlet arasında çok fazla farkın yanında benzerliklerin de olduğunu belirtti. “En temel fark, devlet otoritesinde” diyen Tutkal, Kolombiya’da devlet otoritesinin zayıf olduğunu, çok sayıda silahlı grubun ülkenin çeşitli bölgelerine hakim olduğunu söyledi ve ekledi: “Türkiye’de her ne kadar özellikle son dönemde mafya örgütlerinin ve tarikatların etkisini artırdığı söylenebilecek olsa da devlet kapasitesi bakımından iki ülke arasındaki fark çok büyük. Bundan dolayı Türkiye’de çok sayıda muhalif aktör dahi yeri geldiğinde devletçi reflekslerle tepki veriyor, bunun toptan bir isyanı güçleştirdiği söylenebilir.”

Türkiye ile Kolombiya arasında farklılıkların yanında ciddi bir benzerliklerin de olduğunu kaydeden Tutkal, bu benzerliklerin başında ise neoliberalleşme sürecinin getirdiği sorunlar olduğunu söyledi. Tutkal, şöyle devam etti: “İş güvencesinin olmaması ve temel hizmetlerin özel şirketler tarafından sunulmasının getirdiği mağduriyetler gibi sorunları kastediyorum. Bu bakımdan Kolombiya ile Türkiye, gerçekten de birbirlerine benziyor. Aslında bu açıdan merkezde olmayan çoğu ülke birbirine benziyor.”

Kolombiya’da 28 Nisan 2021’den bu yana devam eden protestolara yönelik polis saldırısı sonucu bugüne kadar en az 51 kişi yaşamını yitirdi.

  • Kolombiya’da yalnızca bu yılın ilk 4 ayında 57 toplumsal lider ve 22 eski FARC militanı öldürüldü. Ülke, sendikacıların, insan hakları savunucularının, doğa aktivistlerin, yerli halkların liderlerinin acımasızca öldürüldüğü bir ülke. Barışın olduğu; paramiliterlerin ve uyuşturucu kartellerinin, polis şiddetinin olmadığı; yoksulluğun, ırkçılığın, cinsiyetçiliğin olmadığı bir Kolombiya istiyorlar.

4 ayda 79 siyasi cinayet

Kolombiya’da yalnızca bu yılın ilk 4 ayında 57 toplumsal lider ve 22 eski FARC militanının öldürüldüğünü söyleyen Tutkal, Kolombiya’nın sendikacıların, insan hakları savunucularının, doğa aktivistlerinin, yerli halkların liderlerinin acımasızca öldürüldüğü bir ülke olduğunu belirtti ve devam etti: “Buna rağmen Kolombiya, aktivizmin, belirli sektörlerdeki sendikal mücadelenin, yine öğrenci hareketinin çok güçlü olduğu ve sokağa inebildiği bir ülke. Mesela ülkenin baskıcı rejimine rağmen üç buçuk yıldır benim de bulunduğum Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nin başkentteki kampüsüne polis giremedi, az da olsa bir üniversite özerkliği mevcut. Keza paramiliter grupların lideri sayılabilecek, mevcut başkanın da hamisi olan eski Başkan Uribe hakkında, her ne kadar birkaç ay sonra iptal edilmiş olsa da, geçen sene ev hapsi kararı çıkarılabildi. Bu soruşturmayı açacak ve yürütecek savcılar Kolombiya’da hala var.”

‘Türkiye’de savcı yok’

Akademisyen Tutkal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de benzer soruşturmaları, davaları açabilecek bir savcı ve iyi kötü özerkliğini muhafaza edebilmiş bir üniversite göremiyorum. Keza Kolombiya’daki gibi farklı grupları bir araya getirebilecek bir muhalif hareket de göremiyorum. Türkiye’de sanırım farklı grupların ancak apolitikleştirilerek bir araya getirilebileceği yönünde bir kanı yaygın, aslında durum tam tersidir. Yani ancak örgütlü muhalefet, bu anlamda politikleşmiş bir muhalefet farklı grupları bir araya getirebilir. Örneğin eğer sendikalar örgütlü olursa birbirinden farklı görüşlere sahip işçiler sendikalarının etkisiyle ortak grev yapabilir; eğer işçiler apolitikleşirse ve örgütsüzleşirse kimse grev yapamaz. Ne yazık ki bugün Türkiye, ikinci örneğe Kolombiya’dan çok daha fazla benziyor.”

‘Hemen değişmeyecek’

Protestolardan beklediği sonuca ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tutkal, şu aşamada protestoların iktidar değişikliğine yol açma ihtimalinin olmadığını söyledi. Duque Hükümeti’nin büyük sermayenin, kolluk güçlerinin, paramiliter örgütlerin ve bölgenin en belirleyici siyasal aktörü olan ABD’nin desteklediği bir hükümet olduğunu belirten Tutkal, son olarak şunları söyledi: “Hükümetin toprak sahipleriyle arası iyi, çok uluslu şirketlerle de arası iyi. Şu noktada devrilmeyeceklerdir. 2022 yılındaki seçimlerden umutlu olanlar var, o konuda net bir şey söylemek için erken sanıyorum. Tarihi boyunca sol bir adayın başkanlığını görmemiş olan Kolombiya’da bu kadar kısa bir sürede seçim yoluyla gerçekleşecek radikal bir değişim de beni şaşırtır açıkçası. Ama zaten bu meselelere bu kadar kısa dönemli bakmamak gerektiğini düşünüyorum. Bugün eylemciler büyük kazanımlar elde ediyor.”

‘Eylemciler altyapı hazırlıyor’

Ücretsiz eğitim, ücretsiz sağlık, iyileştirilmiş çalışma koşulları için ve ırkçılık ile yolsuzluğa karşı mücadelenin taleplerinin her geçen gün daha da kitleselleştiğini belirten Tutkal, devam etti: “Halk örgütleniyor, bir direniş birikimi oluşuyor. Bu birikim sonuç verecektir. Bu mücadeleyi araçsallaştırmamak gerekiyor. Seçimi Duque kazanamazsa büyük bir kazanım olur ama ola ki seçimi Duque kazanırsa da eylemlerin hepsinin boşa gittiği yönünde çıkarımlarda bulunmak yanlış olur. Halklar birkaç yılda köleleştirilmediği gibi birkaç yılda da özgürleşemiyorlar; bunun altyapısının hazırlanması gerekiyor. Kolombiya’daki eylemciler yıllardır tam da bunu yapıyorlar.”

Kolombiya

Kolombiya, Güney Amerika’nın kuzeyinde yer alıyor ve nüfusu bakımından Güney Amerika’nın en büyük ikinci ülkesi. Hem Pasifik Okyanusu’na hem de Karayip Denizi’ne kıyısı olan ülkenin komşuları ise Panama, Venezuela, Brezilya, Peru ve Ekvador. Ülkenin ismi, Amerika’nın Avrupalılar tarafından sömürgeleştirilmesinin sembol ismi Kristof Kolomb’tan geliyor. Ülkenin başkenti olan Bogota, ayrıca Kolombiya’nın ekonomik ve kültürel merkezi.

Resmi dili İspanyolca olan ülkenin nüfusu ise 50,3 milyon. Başkanlık sistemi ile yönetilen ülkede başkanlık koltuğunda 17 Haziran 2018’den bu yana sağ muhafazakar Ivan Duque oturuyor. Duque, FARC-EP ile Kolombiya devleti arasında yapılan barış anlaşmasını eleştiriyor. Duque hükümetinin son vergi reformu planı ise ülkenin çok değişik kesimlerinden insanların katıldığı protestolara konu oluyor.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.