Kolonyalist mantıkla yaklaşılıyor

Kültür/Sanat Haberleri —

7 Temmuz 2021 Çarşamba - 23:00

  • Batıdan gelen sanatçılar bölgeyi safari gibi görüyor. Daha önce nasıl gidip altın, maden alıyorlardı, şimdi de hikaye alıp gitmek istiyorlar. Bunu sadece batılılar değil Kürtler de öyle yapıyor.

FEHMİ KATAR

BERLİN

 

Almanya’nın başkenti Berlin’de Akademie der Künste’nin (Sanat Akademisi), “Sürgünde Kürt Özgürlük Sanatı” başlıklı paneline "Kötü İnsanlar, Kötü Haberler" ismindeki yeni film enstalasyonu ile sanatçı Cemile Şahin ile Kürt yönetmen ve Rojava Film Komünü üyesi Ersin Çetin katıldı.

Panelde sanatsal araçlar ve sürgündeki sanatsal direnme stratejileri, otoriter rejimlere sahip ülkelerdeki sansüre karşı sanatın hangi politik anlamlara sahip olduğu konuları üzerinde duruldu.

 

Ailemin hikayesi konu oldu

Clara Herrmann’ın moderatörlüğünü yaptığı etkinliğin ilk konuşmacısı, Türkiye’deki militarist rejim ve onun altında ezilenleri "Taxi" ve "Alle Hunde Sterben (Bütün köpekler ölür)" romanlarında konu alan, etkinliğin düzenleyicisi de olan Akademie der Künste’nin prestijli bursunu kazanan Cemile Şahin oldu. Sanat ürünlerinde resim, video, hikaye gibi farklı medya araçlarını kullanan Şahin, aynı yöntemlerle ürettiği ve Pariser Platz’da halen gösterimde olan 45 dakikalık video enstalasyonu hakkında konuştu. Dersimli bir ailenin kızı olduğunu belirten Şahin, "Yapıtlarımda kendi aile hikayem de var. Yani bir şekilde politik imgeler de taşıyor. Dersim Soykırımı’nda Almanya ve İngiltere Türkiye’ye yardım etti. Ailelerimiz ve bizler soykırım yüzünden ülkemizi terk edip geldiğimiz yerlere bağlandık" dedi.

 

Diktatörlerden geriye ne kalır?

Yapıtlarında şuan gündem olmayan ama bugünü çok ilgilendiren, bugüne çok etkisi olan tarihsel olayları konu aldığını söyleyen Şahin, "Bunu da büyük arşiv taramaları ile yapabildim. Diktatörlükle yönetilen ülkelerde, bu rejimlerin altında ezilenlere dair hatıralar, kültüre ne olduğunu, bu diktatörler gittikten sonra bunun neye evirildiğini yapıtlarıma taşıyorum" diye konuştu. Şahin, son enstelasyonlarında da DAİŞ’in tarihi mirasa verdiği tahribatı ve Saddam rejiminin yaptırdığı bir anıtı konu aldığını söyledi.

 

Barbarlığa karşı ses olduk

Etkinliğin bir diğer konuşmacısı yönetmen Ersin Çelik oldu. Sur savaşındaki direnişi konu alan “Ji Bo Azadî” filmi üzerine konuşan Çelik, filmi çekmesindeki amaçlarından söz etti. Çelik, "Sur’da sadece insanlar katledilmedi. Orada hatıralar, miraslar yok edildi. Bu barbarlığa karşı bir sessizlik vardı, bu sessizliğe karşı ses olmaya çalıştık" ifadelerini kullandı.

 

Sadece sayıdan ibaret değil

Rojava Film Komünü’nün de üyesi olan Çelik, komünün kuruluş amacına yönelik soruya, savaşın olduğu yerde sanat olmaması durumunda sadece ölümden bahsedileceğini söyleyerek, "Ölen insanların sadece sayı olmadığını göstermek istedik. Rojava Film Komünü’nün bu ihtiyaçtan dolayı kuruldu. Komünün kuruluşunun diğer bir nedeni ise 1960’larda 280 çocuğun katledildiği Amude Sineması olayı oldu” dedi.

 

Safariye çıkar gibi!

Batıda yaşayan sanatçıların gazetecilerin, kolonyalist davranışlarını da eleştiren Çelik, "Batıdan gelen sanatçılar, yönetmenler, gazeteciler bölgeyi safari gibi görüyor. 10 gün için gelip, 10 günde bizim bütün hayatımız boyunca topladığımız tecrübeleri alıp gitmek istiyorlar" diyen Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Yani daha önce nasıl gidip altın, maden alıyorlardı, şimdi de gidip hikaye alıp gitmek istiyorlar. Biz mesela Kobanê’ye bir kamerayı bir ay ancak sınırdan geçirebildik. Ama onlar sadece ‘bir haftam var bu haftada her şeyi halledip gitmek istiyorum’ diyor. Bunu sadece batılılar değil Kürtler de yapıyor. Onlarda mesela ‘Biz arşiv yapmak istiyoruz, hikaye toplamak istiyoruz’ diyorlar. Yardım ediyoruz ama geri dönüşüm olmuyor, bu çok büyük bir problem." 

 

 

 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.