Kürdistan'da ekonomik yıkım, söylemler ve gerçekler

Dosya Haberleri —

29 Ekim 2021 Cuma - 21:00

  • Gittikçe katmerleşen ve yeniden üretilerek sürdürülen bu sömürü ilişkileri, Kürtlerin birlikteliğine zarar verecek bir boyuta ulaşmış durumda.Türkiye genelinde gittikçe artan ahlaki çöküşten Kürt illeri ve bölge insanı kapanması zor yaralarla nasibini alıyor.

 

PAVİN MADA 
Türkiye’de Cumhuriyet Döneminden bugüne kadar uygulanan politikalar ile artan bölgeler arası gelişmişlik farkları, 1980’lerden sonra neoliberal politikalar ile daha da derinleşti.
1960’lardan sonra “planlı kalkınma dönemi”, “bölgesel teşvikler”, “kalkınmada öncelikli yöreler” vb. ile Kürdistan coğrafyasına farklı ekonomik müdahaleleri içeren politika ve programlar, “batı” ile “doğu” arasındaki makası daha da açtı.
‘Kalkınmada öncelikli yöreler’ (KÖY) ilk olarak 1968 yılında ‘Doğu ve Güneydoğu’ bölgelerini kapsayan 22 il olarak belirlendi. 1969 yılında Edirne eklendi ve il sayısı 23’e çıktı.
1972 yılında Afyon, Burdur, Çorum, Giresun, Kastamonu, Niğde, Ordu, Sinop ve Yozgat illeri ve 67 ilçe KÖY kapsamına alındı. 1973 yılında Edine, Antep ve Malatya illeri KÖY kapsamından çıkarıldı ve Bilecik, Bolu, Çanakkale, Denizli, Kırşehir, Tokat ve Uşak illeri KÖY kapsamına alınarak, KÖY kapsamındaki il sayısı 36, ilçe sayısı 50 oldu. Ancak Edirne, Elazığ, Antep ve Malatya illeri teşvik tedbirlerinden yararlandırılmaya devam edildi. 4 boyunca yıl KÖY kapsamındaki il sayısı değişmedi.

Politik tercihler ve gizli arka plan
1978 yılında yeniden Kırklareli, Antep, Malatya ve Elazığ illeri KÖY kapsamına alındı ve il sayısı 40 oldu. 1979’da Nevşehir eklenerek sayı 41’e çıktı. 1980 yılında Denizli çıkarılarak sayı 40’a düştü. 1981 yılında KÖY kapsamında yer alan illerin aynı gelişmişlik seviyesine sahip olmadıkları Bakanlar Kurulu’nda görüşülerek 1. Derecede KÖY ve 2. Derecede KÖY olmak üzere iki gruba ayrıldı.

Sonrasında 1984, 1990, 1992, 1995, 1996 yıllarında KÖY kapsamına alınan illerde sürekli politik tercihler ile değişiklikler yapıldı ve kamu yatırımları ve ekonomik tedbirler ile desteklenecek iller neredeyse her yıl revize edildi.

Adım adım derinleştirilen eşitsizlik
1990’larda yaşanan zorunlu göç ile Kürtler yerinden edilip mülksüzleştirilirken, güvencesiz ücretli işgücü, mevsimlik işçi olarak üretim ilişkilerine dahil edilerek, derin bir yoksulluk ile karşı karşıya bırakıldı.
1970’lerden 2000’lere kadar 30 yıl içinde geç kapitalistleşen bir ülke olan Türkiye’de, farklı bölgelerde kamu kaynakları yoğunlaştırılarak bölgesel sermaye birikimi sağlandı.
Cumhuriyet döneminde uygulanan politikalar ile gelişen batı merkezleri ve 1970’ler, 1980’lerde uygulanan politikalar ile gelişen sanayi kentleri (Anadolu kaplanları) ile ekonomisizleştirilen Kürdistan illerinden oluşan ve Kürdistan’daki illerin ekonomik olarak en geri olduğu bir ekonomik tablo ile karşı karşıyayız.