Kürt halkı siyaseti birleştirdi

Dosya Haberleri —

Gülcan Kaçmaz Sayyiğit

Gülcan Kaçmaz Sayyiğit

Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü ve DEM Parti Wan Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, ulusal birlik çalışmalarına ve bu çalışmanın önemine ilişkin sorularımızı yanıtladı:

  • Artık Mahabad, Amed, Hewlêr ve Qamişlo arasındaki mesafe bir “tuş” kadar anlamsız, kentler bir “tık” uzaklıkta. Dolayısıyla mevcut gerçeklik üzerinden ulus-devletler, Sayın Öcalan’a kulak vermeli. Sınırlar engel olmaktan çıkarak bir ticaret ve kültür kapısına dönüşebilir.
  • Kürtler artık “Birakujî” istemiyor. Bu duruma yol açacakları halk da asla affetmeyecektir. Kürt ulusal birliği konuşularak, tartışılarak ve sorularla sağlam bir zemin bulabilir. Ehmedê Xanî’nin, Cigerxwîn’in torunları olarak Kürtler arasında birlik ve dayanışmayı güçlendireceğiz.

AZİZ ORUÇ/ İSTANBUL

HTŞ, DAİŞ ve Türkiye'nin desteklediği çetelerin 6 Ocak'ta Halep’te başlatıp daha sonra tüm Rojava'ya yönelttikleri saldırılar üzerine Kürtler bulundukları her alanda sokaklara çıktı. Eylemlerde öne çıkan en önemli mesaj ise “ulusal birlik” talebi oldu. Uzun zamandır süren ulusal birlik tartışmaları ve çalışmaları da bu süreçle birlikte hız kazandı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da İmralı Heyeti ile yaptığı son görüşmede  şu değerlendirmeyi yaptı: “Gerek Kürtlerin kendi içinde gerek parçalı Kürtlerin kendi aralarındaki ilişki biçimine benim önerim 'Demokratik Birlik'tir. Bu, ayrı bir devlet değil, kapsamlı bir demokratik yönetim ilkesidir."

Biz de, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü ve DEM Parti Wan Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ile ulusal birlik ve kadınların bu sürece katkılarını konuştuk.

Kürtlerin ulusal birlik arayışı tarihsel olarak nasıl şekillendi? Bugüne kadar hangi somut adımlar atıldı, hangi çabalar sonuçsuz kaldı ve mevcut süreçte birlik açısından nerelerde yetersiz kalındı?

Ulusal birlik, birçok ulus için birkaç yüzyıla yayılan uzun bir tarihsel sürecin ürünüdür. Örneğin Avrupa’nın 16. ve 17. yüzyıl haritasına bakıldığında, birçok ülkenin nasıl birlik oluşturduğu daha iyi anlaşılır. Modern anlamda ulus ve millet kavramı görece yeni olduğu için geçmişte aşiret, boy, klan, hanedan gibi farklı biçimlerde şekillenen birlikler söz konusuydu. Kürtlerdeki birlik sorunu, birçok halkın yaşadığı tarihsel deneyimlerle benzerlik taşımaktadır. Ehmedê Xanî’den itibaren birlik çağrıları yapılmış, bu çağrılar 19. yüzyıl sonlarında bazı Kürt aydınları tarafından sahiplenilmiş ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde mücadeleye taşınmıştır.

Günümüze kadar da ulusal bilinç günden güne gelişti, güçlendi. Bilgi çağında kolektif bir Kürt hafızası oluştu ve ortak bir ulusal gelecek tahayyülü açığa çıktı. Bölge devletlerinin Kürtlere karşı kurdukları ittifak ve paktlar artık etkisini yitirdi. Özellikle son 25 yıl içerisinde yaşananlar bu anlamda çok belirleyici oldu. Yine de zorluklar tam anlamıyla aşılmış değil. Örneğin 2014’te gündeme gelen ulusal kongre, dış müdahalelerle engellendi. Buna karşın Kuzey ve Güney Kürdistan’da seçim eksenli de olsa çeşitli ittifaklar gelişti. Bu girişimler somut sonuçlar üretmese de bir bilinç oluşturdu diyebiliriz.

Bugün Sayın Öcalan’ın öncülük ettiği “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” ile birlikte Kürtler arasındaki diyalog hızlanmış durumda. Rojhilat özelinde henüz somut ve kurumsal adımlar sınırlı olsa da Kuzey, Güney ve Rojava Kürtleri aynı masada buluşabiliyor. Bu süreçte Kürt kadınlarının kurduğu birlik platformları, Rojava’daki kapsayıcı birlik konferansı, Duhok Forumu’nda Kürt liderlerin bir araya gelmesi ve çok sayıda sivil toplum örgütü ile siyasi partinin oluşturduğu Demokratik Birlik İnisiyatifi gibi oluşumlar, ulusal birliğin önünü açan gelişmeler. Geçmişte bölgesel dengeler ve konjonktür, birlik için uygun bir ortam sunmasa da bugün o zemin hazır; Kürtler de hazır.

Ulusal birlik tartışmaları uzun yıllar daha çok kurumlar, siyasi aktörler ve yöneticiler düzeyinde yürütüldü. Ancak Rojava’ya yönelik son saldırılarla birlikte halkın güçlü bir refleks gösterdiği görüldü. Bu süreçte halkın birlik konusundaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürt halkı, inkar ve baskı politikalarına rağmen güçlü kültürel kodları sayesinde kendisini var etmeyi başarmış bir halk. Bu nedenle de her zaman mücadelenin asıl sahibi ve öznesi aynı zamanda. Kaldı ki halkın örgütlü olmadığı, toplumsal desteğin bulunmadığı hiçbir hareket başarı elde edemez. Kürt halkı da tarihsel duruşu ve direnişiyle kendi içinden öncüler çıkardı, bu öncülerden de öncülük rolünün gereğini yerine getirmesini talep etti. Ancak söylemle yetinen, dört duvar arasına sıkışmış, oportünist yaklaşımların geliştiği dönemler yaşandı. Bugün bu deneyimlerden dersler çıkarıldı. Toplum örgütlenmeden, tabana yayılan bir sahiplenme oluşmadan uzun soluklu kazanımların elde edilemeyeceği tecrübe edildi. Son bir ayda Rojava etrafında birleşen bir Kürt ulusal bilincine şahit olduk. Dört parçada ve diasporada günlerce süren protesto ve dayanışma eylemleri yalnızca ulusal birliğe olan inancı pekiştirmedi aynı zamanda uluslararası kamuoyunun Kürtlere ilgisiz kalmamasını da sağladı. Kürt halkı, artık ulusal bilinç ve birliğiyle politikayı konsolide ediyor.

Ulusal birliğin önünde hangi engeller bulunuyor? Hangi güçler ayak diretiyor?

Ulusal birliğin önündeki engelleri ikiye ayırabiliriz. Birincisi, Kürtlerin arasına örülen duvarlar dört parçada farklı ulusal özgünlüklerin gelişmesine neden oldu. Bunu doğal ve tarihsel bir sonuç olarak görmek lazım. İkincisi ise daha çok kişisel hesaplardan kaynaklanıyor; farklı siyasi parti programları, ulusal bilinç eksikliği gibi. Asıl sorun da burada başlıyor. Farklı kıtalardaki devletler bile çıkarlarını ortaklaştırarak ittifaklar kurarken Kürtler neden bunu başaramıyor? Kürtler artık “Birakujî” istemiyor. Bu duruma yol açacakları halk da asla affetmeyecektir. Geçmişte birlik bölge devletlerinin müdahaleleriyle akamete uğradı. Ancak şimdi geleceğe odaklanmak zorundayız. Dolayısıyla kimin ulusal birliği engellediği ve ayak direttiğinin cevabını da gelecekte göreceğiz.

Kürt Kadın Birliği Platformu’nun dört parçada yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde, kadın alanında birlik nasıl gelişiyor ve bu süreç hangi somut mekanizmalar üzerinden ilerliyor?

Kürt kadın hareketi, ulusal birlik sürecinde en ileri ve somut örgütlenme düzeyine ulaşmış alandır. Kürt Kadın Birliği Platformu; Bakur, Başûr, Rojhilat ve Rojava’da kadınların ortak iradesini temsil eden ve siyasi parti farkı gözetmeksizin inşa edilen bir yapıdır. Bu platform, kadın özgürlüğü mücadelesini ulusal mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak tanımlamakta ve dört parçadaki kadın örgütlenmelerini ortak bir mücadele hattında buluşturmayı hedeflemektedir. Rojava’daki kadın devriminin kazanımları, Bakur’da özgür kadın hareketinin kitlesel örgütlülüğü, Rojhilat’ta kadın kurumlarının direniş hattı ve Başûr’da kadınların geliştirdiği özgün mücadele mekanizmaları artık birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan ve güçlendiren unsurlar haline gelmiştir. Platform aracılığıyla düzenli kongreler, ortak eylem planları, dört parçadan kadın temsilcilerinin katıldığı toplantılar ve özellikle Rojava’ya yönelik son saldırılar sırasında Bakur, Başûr, Rojhilat, Rojava ve diasporadan yükselen eşgüdümlü tepkiler, bu birliğin yalnızca söylem düzeyinde değil, pratik ve örgütlü bir zeminde de geliştiğini göstermektedir. Diasporadaki Kürt kadınları da sürece aktif biçimde katılıyor; Avrupa, Kuzey Amerika ve diğer bölgelerde düzenlenen eylem, protesto ve dayanışma kampanyalarıyla dört parçadaki mücadeleye doğrudan katkı sunuyor.

Ulusal birlik sürecinde kadınların rolü nedir? Pratikte nasıl karşılığı var?

Kadın, Kürt ulusal birliği tartışmalarında teorik, ideolojik ve pratik düzeyde öncü ve belirleyici bir konuma sahiptir. Sayın Öcalan’ın “Toplumun özgürlük düzeyi, kadının özgürlük düzeyiyle ölçülür” tespiti, Kürt özgürlük hareketinin temel stratejik ilkelerinden biri haline gelmiştir. Kadın özgürlüğü, ulusal birliğin yalnızca bir unsuru değil aynı zamanda temel dayanağı ve ön koşuludur. Rojava’daki kadın devrimi deneyimi, bu yaklaşımın en ileri pratik adımı olarak bir model teşkil ediyor; diğer parçalardaki kadın örgütlenmelerini de aynı hedefe yöneltiyor. Rojava’ya yönelik son saldırılar sürecinde Bakur, Başûr, Rojhilat ve diasporadan kadınların öncülüğünde gelişen kitlesel eylemler, protestolar, dayanışma kampanyaları ve diplomatik girişimler, ulusal bilincin ve dayanışmanın görünür biçimde mobilize olduğu örnekler olarak öne çıkıyor. Bu süreçte kadınlar hem moral hem de birleştirici bir rol üstlenmiştir. Kadınların, parti ve grup farklılıklarının ötesinde ortak bir kadın iradesi temelinde bir araya gelebilmesi, ulusal birlik tartışmalarına ahlaki, vicdani ve toplumsal bir derinlik kazandırıyor. Kürt Kadın Hareketi ulusal birliği savunmakla kalmıyor, bizzat inşa ediyor. Bu rol, gelecekte de Kürt halkının kurtuluş hattının merkezinde yer alacaktır.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan sınırların gevşemesinden bahsediyor. Sınırları yıkamıyorsak, nasıl gevşetebiliriz?

Daha önce de değindiğim gibi, Avrupa ülkelerinin birlik süreci bu konuda hayli öğretici. Avrupa’da önce birlikler oluştu, ardından katı ulus-devlet anlayışıyla bir sınır fetişine yönelindi. Ancak bunun bedeli ağır oldu; 2. Dünya Savaşı’nda 50 milyondan fazla insan yaşamını yitirdi. Daha sonra kurallara ve uluslararası hukuka dayalı bir düzenin ortaya çıkışı sağlandı. Avrupa Birliği’nin kurulmasıyla sınırlar da anlamsızlaştı. Serbest ticaret, kültürel etkileşim ve ortak değerler açığa çıktı.

Sayın Öcalan Ortadoğu’da sınırların daha geçişken olmasının halklara yarar sağlayacağı görüşünde. Avrupa’nın başardığını, Ortadoğu’nun da başaracağına inanıyor. Politik ve kültürel birçok tez ortaya atıyor ve bunların tartışılmasını istiyor. Aslında Ortadoğu ülkelerinin tarihi de karşılıklı bir ticaret tarihidir. Kuzey Kürdistan, 1924’e kadar sınırların ötesindeki kardeşleriyle yaptığı ticaret sayesinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Hatta Cumhuriyet’in ilk yıllarında ekonomik açıdan, İstanbul ve Bursa’dan sonra Amed ve Mêrdîn’in geldiği ifade ediliyor. Ama katı sınırlarla klasik üretim ve ticaret biçimi zarar gördü, Kürtler ekonomik açıdan zayıflatıldı.

Gelinen aşamada birlikte ve eşit olarak yaşamak dışındaki hiçbir seçenek mantıklı ve insani değil. Bilişim çağında sınırların bir hükmü kalmadı. Artık Mahabad, Amed, Hewlêr ve Qamişlo arasındaki mesafe bir “tuş” kadar anlamsız, kentler bir “tık” uzaklıkta. Mevcut gerçeklik üzerinden ulus-devletler, Sayın Öcalan’a kulak vermeli. Sayın Öcalan’ın da çok önemsediği müzakereci demokrasi çerçevesinde sorunlar masada konuşulmalı. Bu şekilde sınırlar engel olmaktan çıkarak bir ticaret ve kültür kapısına dönüşebilir.

Halkta oluşan birlik ruhu, siyaset ve diğer alanlara nasıl yansıtılabilir?

Halk artık zamanın ruhunun, ulusal birlik olduğuna ikna olmuş durumda. Kürtler açısından da, ulus-devletler açısında da “Kürt ulusal birliği” artık reddedilemez bir olgudur. Sayın Öcalan’ın öncülüğünü ettiği Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önemi de burada ortaya çıkıyor. Kürtler arasında birlik çalışmalarını teşvik eden, kolaylaştıran bir süreç içerisindeyiz. Ulusal birlik, her gün biraz daha Kürtlerin gündemini domine edecektir. Ulusal birlik zamanla inşa edilir, biz de etkilerini zamanla yaşamın her alanında göreceğiz. Önemli olan, siyasetin ve sivil toplumun halkın birlik özlemine bigane kalmaması.

Kürt ulusal birliği konuşularak, tartışılarak ve sorularla sağlam bir zemin bulabilir. Kürtleri konsolide edecek olan da birlik temelli yoğunlaşmadır. Ehmedê Xanî’nin nasihati aklımızda, Cigerxwîn’in uyarısının farkındayız. Onların torunları olarak “bir daha asla” diyeceğiz ve Kürtler arasında birlik ve dayanışmayı güçlendireceğiz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.