- Devletin Kürtçe eğitim politikasını, öğretmenlerin yaşadığı sorunları, atama süreçlerini ve Kürtçe ders müfredatına yönelik eleştirileri; halihazırda Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışan, atanamayan ya da başka alanlara yönelmek zorunda kalan Kürtçe öğretmenleriyle konuştuk.
- Çalışma alanı bulamayan Rojhat, “Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. Üç defa mülakata girdim ve baraj altında bırakıldım, atamam engellendi" diyor. Berfîn, “İsteyerek okuduğum Kürdoloji bölümünün ataması yapılmadığı için, mecburen yöneldiğim diğer alanda düşük motivasyonla çalışıyorum” diye vurguluyor.
- Devlet okulunda görev yapan Kürtçe öğretmeni Azad ise şunları söylüyor: “Haftada sadece iki saat seçmeli Kürtçe dersi veriyoruz. Bu hem öğrenci hem öğretmen açısından yetersiz. Ana dili hiç bilmeyen ya da unutmuş çocuklara iki saatlik dersle dil öğretilemez. Ayrıca Kürtçeyi seçen öğrenci sayısı günden güne azalıyor.”
- Mezunların yaşadığı sorunlara dikkat çeken Baran da, “Kürdoloji mezunlarının ruh hali kesinlikle iyi değil. Hem devlet kurumlarında hem özel kurumlarda çalışanlar, ağır bir mobbinge maruz kalıyor. Başka bir deyişle, işlerini yapsalar da yapmasalar da Kürdoloji Bölümü mezunları kör bir döngüdeler" diyor.
MIHEME PORGEBOL
Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü ilk kez 2010 yılında Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde açıldı ve 2011-2012 eğitim öğretim yılında ilk öğrencilerini kabul etti. Kürt siyasi çevrelerinin ve kamuoyunun uzun yıllardır sürdürdüğü taleplerin yanı sıra dönemin siyasi atmosferinin etkisiyle açılan bu bölümün ardından Bingöl Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi ve Dicle Üniversitesi’nde de lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde programlar kuruldu. Daha sonra Munzur Üniversitesi’nde Zaza Dili ve Edebiyatı Bölümü açıldı.
Umutlarla başlayan bu süreçte, yıllar içinde vaat edilen birçok hedef karşılık bulmadı.
Devletin Kürtçe eğitim politikasını, öğretmenlerin yaşadığı sorunları, atama süreçlerini ve Kürtçe ders müfredatına yönelik eleştirileri; halihazırda Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışan, atanamayan ya da başka alanlara yönelmek zorunda kalan Kürtçe öğretmenleriyle konuştuk.
Sadece ‘var’ demek için
2011-2014 yılları arasında farklı bölümlerden mezun olup atanamayan kişiler, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde verilen 6 aylık hızlandırılmış eğitimlerle seçmeli Kürtçe derslerine öğretmen olarak atandı. 2014 yılında ise Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü ilk mezunlarını verdi ve KPSS puanıyla atamalar yapıldı. Ancak 15 Temmuz sonrasında güvenlik soruşturmaları ve mülakat sistemiyle birlikte KPSS’nin belirleyiciliği zayıfladı. Kürtçe öğretmenliği kontenjanları giderek azaltıldı, bazı yıllarda yalnızca bir ya da iki kişilik kadro açıldı. Bu durum öğrencilerin bölüme ilgisini azaltırken, birçok mezunu ikinci bir bölüm okumaya, farklı işlerde çalışmaya ya da yurt dışına gitmeye itti.
’Atamam engellendi’
Atanamayan mezunlardan “Rojhat”*, yaşadığı süreci şöyle anlatıyor: “Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. Üç defa mülakata girdim ve baraj altında bırakıldım, atamam engellendi. Devletin sunduğu imkanlar olsaydı bugün o imkanlardan yararlanıp farklı kurum veya kuruluşlarda çalışabilirdim. Zaten amaçları imkan yaratmak olsaydı atarlardı. Bu bölümü okumak başta ruhuma çok iyi geldi; kendi dilimi ve edebiyatımı öğrendim. Ama artık ruh halim iyi değil. Çünkü devlet öğrendiklerimi öğrencilerime aktarma imkanı sunmadı.”
Mezunlar başka alanlara yöneliyor
Kürtçe öğretmenliği alanında yaşanan atama sorunu, mezunlar arasında ciddi bir güvencesizlik duygusu yaratıyor. Mezunlar, yıllarca kendi alanlarında eğitim almalarına rağmen ya işsiz kalıyor ya da farklı alanlara yönelmek zorunda bırakılıyor. Üniversite eğitimi boyunca kendi alanlarında akademik ve pedagojik bir formasyon kazanmalarına rağmen mezuniyet sonrasında karşılarına çıkan norm eksikliği, düşük kontenjan veya hiç atama yapılmaması, birçok mezunda "emeğinin karşılığını alamama" hissi yaratıyor. Bu durum yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik ve kültürel bir yıpranmaya da neden oluyor.
“Berfîn” isimli bir mezun, yaşadığı hayal kırıklığını şu sözlerle anlatıyor: “İlk mezun olduğumda çok kötü hissediyordum. Bir kadın olarak çalışmam gerektiğini düşündüm ve bunun için alternatif yollar aradım. Bu yüzden ikinci bir bölüm okudum. İsteyerek okuduğum Kürdoloji bölümünün ataması yapılmadığı için, mecburen yöneldiğim diğer alanda, düşük motivasyonla çalışıyorum.”
İki saatlik dersle öğretilemez
Kürtçe öğretmenleri yalnızca atama sorunuyla değil, çalıştıkları okullarda yaşadıkları yapısal sorunlarla da karşı karşıya. Haftalık ders saatlerinin düşüklüğü ve seçmeli ders statüsü nedeniyle birçok öğretmen norm fazlası durumuna düşüyor.
Devlet okulunda görev yapan Kürtçe öğretmeni “Azad” şunları söylüyor: “Haftada sadece iki saat seçmeli Kürtçe dersi veriyoruz. Bu hem öğrenci hem öğretmen açısından yetersiz. Ana dili hiç bilmeyen ya da unutmuş çocuklara iki saatlik dersle dil öğretilemez. Üstelik derslerin 5. sınıfta başlaması da büyük sorun yaratıyor. Çocuklar ilk dört yıl tamamen Türkçe eğitim görüyor. Hal böyle olunca alfabeyi öğretmek bile haftaları buluyor. Ayrıca Kürtçe seçmeli derslerin, matematik bilim uygulamaları, İngilizce gibi liselere giriş sınavlarında öğrencilerin sorumlu tutuldukları derslere denk getirilmesi nedeniyle, Kürtçeyi seçen öğrenci sayısı günden güne azalıyor. Bunun sonucunda da birçok Kürtçe öğretmeni bulunduğu okulda norm fazlası olup ya okul değiştirmek zorunda kalıyor ya da birden fazla okula gidip ders saatini tamamlıyor.”
Sembolik olarak açık tutuluyor
Kürtçe öğretmenleri, yaşanan sorunların münferit değil sistematik olduğunu düşünüyor. Birçok eğitimciye göre Kürtçe dersleri tamamen kaldırılmıyor; ancak işlevsiz hale getirilerek sembolik düzeyde tutuluyor. “Merwan” isimli öğretmen, bu yaklaşımı şöyle değerlendiriyor: “Kürtçe derslerini tamamen kapatmıyorlar çünkü tepki oluşur. Ama sembolik biçimde açık tutuyorlar. Böylece ‘ders var’ diyebiliyorlar. Bu coğrafyada bu dili konuşan milyonlarca insan var. Madem bu bölümü açtınız ve Kürtçeye sözde bir ayrıcalık tanıdınız o zaman imkan sunmalısın, bunu yapmıyorsan tasfiye ediyorsun tabii ki.”
‘Açtık ama atanacak öğretmen yok’
Özellikle okullarda Kürtçe seçmeli derslerin açılması konusunda idarecilerin temel dersleri veya din kültürü derslerini önceleyen bir yaklaşım benimsemesi, Kürtçe öğretmenlerinin kendilerini sistem içerisinde ikincil ve görünmez hissetmelerine yol açıyor. İdareciler eliyle sergilenen bu yaklaşımı devlet politikası olarak değerlendiren Kürtçe öğretmeni şunları belirtiyor: Söz konusu olan, devletin temel politikasıdır. Kürtçe dersleri tam olarak kapatmazlar, sembolik olarak açık tutarlar. Ders varmış algısı yaratarak var olan tepkileri bertaraf etmeye çalışırlar ancak bu eylemleriyle atama bekleyen öğretmenleri büyük bir psikolojik bunalıma sürüklerler ve yeni öğretmen adaylarının bu bölümü tercih etmelerini bir hayalet gibi engellerler. Bunun amacı gelen tepkilere şu cevabı rahatlıkla vermektir: Biz Kürtçe derslerini açtık ancak atanacak öğretmen yoktu."
Tedrisat Kurdî değil
Kürtçe eğitim alanındaki bir diğer tartışma başlığı ise Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan ders materyallerinin içeriği. Eğitimciler ve mezunlar, Kürtçe ders kitaplarının dil olarak Kürtçe olsa da kültürel içerik bakımından Kürt toplumunun tarihsel ve edebi birikiminden uzak olduğunu belirtiyor. Özellikle beşinci sınıftan itibaren okutulan ders kitaplarında kullanılan hikayeler, şarkılar, tekerlemeler ve görsellerin Kürt kültürel dünyasını yeterince yansıtmadığı belirtiliyor. Eleştiriler, metinlerin büyük bölümünün Türkçeden çevrilen içeriklerden oluştuğu ve Kürt edebiyatı ile sözlü kültüre sınırlı yer verildiği yönünde yoğunlaşıyor.
Materyaller Kürt kültürünü yansıtmıyor
Bu nedenle birçok eğitimciye göre tartışılması gereken temel mesele yalnızca “Kürtçe eğitim verilip verilmediği” değil, verilen eğitimin ne ölçüde Kürt kültürel hafızasına dayandığı sorusu.
Kürtçe öğretmeni “Zinar”, mevcut materyallere ilişkin şunları söylüyor: “Eğitim materyalleri baştan beri eksikti. Var olan materyaller de Kürt kültürünü tam olarak yansıtmıyor. Devlet okullarında okutulan ders kitapları buna örnek gösterilebilir. Kitaplarda Kürtçenin mantığına uymayan çok sayıda hata var. İçerikler çocukların ilgisini çekecek düzeyde değil ve hiç Kürtçe eğitimi almamış öğrenciler için oldukça ağır.”
Kürtçe kaynaklar yetersiz
Eğitimciler, materyal eksikliğinin yalnızca içerikle sınırlı olmadığını; nicelik ve pedagojik yeterlilik açısından da ciddi sorunlar bulunduğunu ifade ediyor. Mevcut materyallerin öğrencilerin yaş düzeyine, ilgilerine ve güncel kültürel dünyasına hitap etmekte yetersiz kaldığı belirtilirken, öğretmenlerin çoğu zaman kendi kaynaklarını üretmek zorunda kaldığı vurgulanıyor. Bu durum ise hem öğretmenlerin iş yükünü artırıyor hem de eğitimde standartlaşma sorununu beraberinde getiriyor.
Newroz’a dair metin dahi yok!
Kürtçe öğretmeni “Helin” ise şu değerlendirmeyi yapıyor: “Kürtçe dersi için şu an sadece Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı ders kitabı mevcut. Bunun dışında okulda kullanılabilecek ciddi bir materyal yok. Bu kitaplarla Kürtçe öğretiminde yetersiz kalıyoruz ve çocuklar sağlıklı bir dil eğitimi alamıyor. Kitaplarda Kürt kültürüyle ilgili metinler varsa da çoğu sansürlenmiş halde yer alıyor. İçeriklerde Kürt kültüründen çok dini temalar öne çıkıyor. Örneğin Newroz’a dair hiçbir metin bulunmuyor. Ayrıca şehir isimlerinin Türkçe kullanılması da çocukların Kürtçe yer adlarını öğrenmesini engelliyor.”
Bir başka öğretmen olan “Rojda” da mevcut ders kitaplarının pedagojik açıdan işlevsiz olduğunu belirtiyor: “Hiçbir materyal yok. Sadece Eğitim Bakanlığı’nın ders kitabı var ama o da dil, kültür ve pedagoji açısından çocukların seviyesine uygun değil. Bu nedenle birçok Kürtçe öğretmeni bu kitapları kullanmıyor, kendi imkanlarıyla materyal hazırlamaya çalışıyor.”
Öğretmenler için kör bir döngü
Kürtçe’nin son 12 yıllık eğitim serüveni, öğretmenler açısından giderek derinleşen bir çıkmazı ortaya koyuyor. Atama kontenjanlarının düşüklüğü, derslerin işlevsiz hale getirilmesi, materyal eksikliği ve idari engeller, Kürtçe öğretmenlerini görünmez bir pozisyona itiyor. Haberimizi, görüştüğümüz öğretmenlerden “Baran”ın sözleriyle bitiriyoruz: “Kürdoloji mezunlarının ruh hali kesinlikle iyi değil. Hem devlet kurumlarında hem özel kurumlarda çalışanlar ağır bir mobbinge maruz kalıyor. Öğretmenlerin çoğu norm fazlası ve norm fazlası öğretmenler için Kürtçe derslerin açılması bin bir zorlukla gerçekleşiyor veya gerçekleşmiyor. Birçoğumuz öğretmen olarak görülmüyoruz ve derslerimize ve çalışmalarımıza önem verilmiyor. Eğitim Bakanlığı tarafından yıllık planlar hazırlanmıyor ve ders kitapları da güncellenmiyor. Ancak gerçekten trajik olan çok karanlık bir taraf daha var. Bu bölümden mezun olan birçok kişi işsiz kalıyor ve başka işler yapmak zorunda kalıyor. Başka bir deyişle, işlerini yapsalar da yapmasalar da Kürdoloji Bölümü mezunları kör bir döngüdeler."
*İsimler, görüşmecilerin çeşitli kaygılarından kaynaklı istekleri doğrultusunda değiştirilmiştir.