- Paradigma değiştirmek, Kürt değerlerini bırakmak anlamına gelmiyor. Dil-kültür sorunu, Kürt sorununun ana omurgasını oluşturuyor. Bu, çözülmeden Kürt sorunu da çözülemez.
HÜSEYİN GEDİK
Kürtçe dil çalışmalarına içeriden bakarak sorumluluklarımızı hatırlamak, görevlerimizi ifa etmek durumundayız.
Ulus devletlerin katı milliyetçi/ırkçı yaklaşımları ve milli hassasiyetler nedeniyle resmi dil dışındaki diller yasaklanır. Bölünme ve parçalanma histerisiyle azınlık dillere karşı düşmanca politikalar yürütülür. 20 milyon olarak tahmin edilen Kürt halkının ana dili Kürtçe de yasaklı diller kategorisinde varlığını sürdüren ve asimilasyona tabi tutulan bir dildir.
Kürtçeye vurulan ket, dilin kullanılmasına engel olamadı. Türkçe, Farsça ve Arapça hâkim dillerin baskısı altında kalarak asimilasyona uğrasa da varlığını sürdürdü. Kürtçenin dil olarak varlığını sürdürmesinin en büyük nedeni, kadim bir tarihe ve kültürel mirasa dayanmasıdır. Kültürün etkili olduğu alanlarda dil varlık gösterir. Kültürel erozyonun yaşandığı yerde dilin varlığından bahsedilemez.
Güney Kürdistan dışındaki parçalarda Kürtçenin resmi dil olarak kabul görmemesi, Kürt sorununun çözümünü zorlaştırıyor. Kürtçenin kamusal alanda kullanılmasına izin verilmediği, ana dilde eğitim-öğretimin yapılamadığı egemen devletlerin sınırları içinde ‘bilinmeyen dil’ muamelesi, ciddi bir sorundur. Kürtçenin önündeki engellerden birincisi ulus devletse ikincisi de halkın ilgisizliğidir.
Avrupa'da öğrenmemek
Egemen devletlerin Kürtçeyi yasaklamaları kadar gündelik yaşamda halkın Kürtçe konuşmaması da ciddi bir sorundur. İmkanların el verdiği alanlarda herhangi bir engel olmamasına rağmen Kürtçeye duyulan ilgisizlik, eleştiri konusudur. Avrupa ortamında ana dilde eğitim yapmak bir yana dilin öğrenilmemesi, kültürel başkalaşıma uğramanın göstergesidir.
Rojava ve Şengal'in hali
Benzer bir ilgisizlik Rojava’da ve Şengal’de de yaşanıyor. Rojava Devrimi'yle Kürtçe eğitime geçilmesine rağmen istenilen düzeyde bir gelişme sağlandığından bahsedilemez. Yöneticilerin bile kendi çocuklarını Kürtçe okullara göndermediği, Kürtçe eğitim veren okullardan daha fazla Arapça okulların tercih edildiği gerçeği var.
Ferman sonrası Şengal’de bütün eğitim sistemi Kürtçe olmasına rağmen devletin alana yeniden yerleşmesiyle birlikte Arapçaya rağbet daha fazla artmış oldu. Asimilasyona uğramadan en orijinal haliyle Kürtçenin konuşulduğu Şengal’de Kürtçe eğitim resmi olmasına rağmen Arapçanın tercih edilmesi, dile olan ilginin düzeyini yansıtıyor. Belki bu ilgisizliğin birçok nedeni olabilir ama hiçbiri mazeret olamaz.
Mexmûr başarabiliyorsa...
Kürtçenin önünde en büyük engel, egemen devlet politikaları gösterilse de dil eğitiminin vasatlığı için içe dönük cesurca eleştiriler geliştirmek ve öz eleştiri vermek durumundayız. Mexmûr'un kıt olanaklarında, bütün imkansızlıklarına rağmen mültecilik koşularında Kürtçede gelişme yaşanırken Avrupa, Bakur, Rojhilat, Rojava ve Şengal gibi alanlarda dillin istenilen düzeyde gelişmeyişi, kültürel açıdan da sorgulanmalı. Çözüm süreciyle birlikte dil konusunda içe dönük yaşanan sorunlar da mutlaka çözülmelidir, çünkü dil bir halkın varlık gerekçesidir.
Kalkmamak utançtır
Dünyanın dört bir tarafına dağılan Yahudiler, gittikleri her yere dil kültür ve tarihi birikimleriyle gitti. Devletleri olmamasına rağmen tabi oldukları her devlet içinde özgünlüklerini korumayı başardılar. Yahudileri ayakta tutan, dil-kültür ve inanç değerleri oldu. Sömürgecilik koşullarında kalmış ve dünyaya dağılmış Kürtler de dil ve kültürlerini yaşatarak varlıklarını korumayı başarabilir. ‘Düşmek utanç değil, kalkmamak utançtır’ deyiminden de anlaşıldığı gibi dil-kültür konusunda içine düşürüldüğümüz nahoş durumdan kurtulmamız gerekir.
Her şeye rağmen Kürtlerin özgürlük mücadelesi halkta ciddi bir ulusal uyanışı gerçekleştirdi. Baş aşağı gidişi durdurdu ve asimilasyonu engelledi. Yurtseverlik ve etik değerlerin gelişmesinden dil-kültür alanında sağlanan gelişmelere kadar elde edilen başarılar küçümsenemez. Gelinen aşamada inkarın aşılarak varlığın kabul gördüğü bir döneme girmiş olması, Kürtçenin yasaklı konumdan çıkması anlamına da geliyor.
Kürt değerleri bırakılamaz
Dil-Kültür sorunu, ister devlet nezdinde ister halkın kendi bünyesinde olsun çözüm bekleyen bir sorundur. Paradigma değiştirerek devlet kurma odaklı mücadeleyi bırakmak, Kürt orjinli değerleri bırakmak anlamına gelmiyor. Tam tersine, daha fazla anlam vermek, önem atfetmek gerekiyor. Demokratik toplum inşasının ve siyasi mücadelenin en büyük gerekçesini dil-kültür sorunu oluşturuyor. Dil-kültür sorunu, aynı zamanda Kürt sorununun ana omurgasını oluşturduğu gibi, demokratikleşmenin de ön şartı gibidir. Bu sorun çözülmeden, Kürt sorunu da çözülemez, demokratikleşme de gerçekleşemez.
Çözüm maratonunun ilk etabı, örgütün feshi ve silahların bırakılması için hukuki, yasal ve siyasi düzenlemeler ön planda olsa da asıl çözümün gerçekleşmesi dil-kültürün serbest bırakılmasıyla mümkün olacaktır.
Kimlik sahibi olmak için
Dil, toplumun alt yapısını üst yapısına bağlayan ara halkadır. Üretimin düşüncede güce dönüşmesi ve sözcüğe dökülmesidir. Toplumsallaşmanın en büyük aracıdır. Dil olmazsa toplum kendi olmaktan çıkacaktır. Bu gerçekten hareketle unutmamak gerekir ki, kimlik sahibi olmak için Kürtçeyi öğrenmek, önem vermek, geliştirmek, yaşamın her alanına hâkim kılmak zorundayız. Dil için verilecek mücadele, sadece çözüm süreci için değil, süreklilik arz eden bir eylemdir.