Rojava’dan Rojhilat’a kayan Kürt krizi

Hüseyin GEDİK yazdı —

  • Türkiye'nin, çözüm süreciyle yakaladığı fırsatı iyi kullanarak prangalarından kurtulması ve değişim yaşaması, her şeyden önce kendi hayrına olacaktır.

HÜSEYİN GEDİK

Türkiye’nin güvenlikçi Kürt politikaları için nur topu gibi yeni bir sorun daha doğudan doğuyor. Adı Rojhilat’tır. Rojava yarası daha kabuk bağlamamışken yeni bir Kürt sorunuyla yüzleşmek durumunda kalacak.

Türkiye’de yürüyor gibi görünen ve bir türlü yol alınmayan barış sürecinde yaşanan oyalanmaya gerekçe gösterilen Rojava düğümü, bir şekilde çözüme kavuşturuldu. Rojava’da yaşanan çatışmalı durum görece durdu ve istenilen düzeyde olmasa da mevcut konjonktürde güven sorunu yaşayan bir anlaşma ile entegrasyon sürecine geçildi. İlerideki dönemlerde Rojava için zamanın ne getireceğini şimdiden kestirmek pek mümkün değildir. İran eksenli bölgesel savaşın, Ortadoğu’da taşları yerinde oynattığı yeni bir dönem başladı.

Sonuç alamayan strateji

Türkiye’nin ağırdan aldığı çözüm sürecini, hiçbir şey vermeden sonuç alması giderek daha da zorlaşacaktır. ‘Terörsüz Türkiye’ tanımına sıkıştırdığı devasa Kürt sorununu sürüncemede bırakarak zamana yayması, Rojava’da sonuç almaya endekslenen stratejisi çökmüş oldu. Rojava’da istediği sonucu tam alamadan şimdi de Rojhilat sorunu eklenmiştir.   

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, öngörmüş olmasa da İran savaşı beklenen ve sonuçları önceden bilinen bir savaştır. Türkiye’nin Suriye’deki öngörüsüzlükleri, İran için de söz konusudur. Kürt karşıtlığı üzerine kurulan strateji, Suriye’de çöktüğü gibi bu kafayla devam etmeleri halinde İran’da da benzer bir akıbete uğrayacaklarını şimdiden belirtmek mümkündür. Bindikleri gemi su alıyor ve bu tehlikeyi görmeleri gerekir.

İran’da bu şansı yoktur

Türkiye’nin, Kürt karşıtı strateji ve taktiklerle Rojhilatê Kurdistan’da yaşanacak gelişmelerle baş etmesi pek mümkün değildir. Rojava’yı beka meselesi haline getirerek Suriye’de istediği gibi at koşturan Türkiye’nin, İran’da bu şansı yoktur.

Rojhilat, Rojava’dan daha fazla sonuçları olacak yeni gelişmelere açıktır. Türkiye’nin başlattığı çözüm sürecinde ilerleme sağlanmaz ve İmralı’nın tek taraflı çabaları heba edilirse altından kalkamayacağı yeni bir Kürt meselesine gereğinden fazla mesai harcaması gerekecektir. Bir gerçeği şimdiden belirtmek gerekir ki; Rojhilat’ta yaşanacak gelişmelere Türkiye’nin müdahale etmesi ve de engellemesi Türkiye’nin gücünü aşacaktır.

Tekçi ulus devlet sorunu

Ortadoğu’nun en köklü devlet geleneğine sahip İran devletinin sürdürülemez ulus devlet yapısı, şu veya bu şekilde aşılacaktır. ‘Arap Baharı’ olarak adlandırılan sürecin devamı niteliğinde süren iç ve dış müdahalelerle Suriye çözülürken sıra İran’dadır. İsrail ve ABD saldırılarıyla başlayan savaşta İran rejiminin nişangaha oturtulması, ulus devlet yapısının sorunlu hale gelmiş olmasından kaynaklanıyor. Ortadoğu coğrafyasının en güçlü kalesi gibi görünen İran’ın özgülünde çözülmekte ve çökmekte olan ulus devlet yapısıdır.

Mevcut savaş, doğrudan İran’daki rejim değişimini hedefliyor. ‘Ya teslim olma ya da zorla ortadan kaldırma’ dışında seçenek tanınmıyor. Hesaplar bu sonuca göre yapılıyor. İsrail ve ABD’nin amacı, rejim değişikliği yaparak İran’ı kendi politikalarına uyumlu hale getirmektir. Bu amaca hizmet edecek halk ayaklanmalarından demokrasi ve sistemsel değişiklik beklenmemelidir. İran halklarının bu fırsattan yararlanmaları, geleceklerini kendi öz güçleriyle belirlemelerinde büyük önem vardır.

Türk ulus devleti sürdürülemez

İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceği üzerine Türk devlet yetkililerinin, siyasi çevrelerin ve daha birçok kesimin yorumları mevcuttur. Gidişata bakılırsa Türkiye için de tehlike kapıdadır. Ulus devletlerin dönemi kapanmıştır ve aşılmayla karşı karşıyadır. Tekçilik üzerine kurulmuş Türk ulus devleti de sorunlu ve sürdürülemez noktadadır. Vatan, millet, devlet, bayrak, ezan retoriğiyle kitleleri etkilemenin; dincilik ve milliyetçilikle toplumsal ve sistemsel sorunları çözmenin mümkün olmadığı tarihsel bir dönemeçteyiz.

Türkiye'nin, çözüm süreciyle yakaladığı fırsatı iyi kullanarak prangalarından kurtulması ve değişim yaşaması, her şeyden önce kendi hayrına olacaktır. Başta Kürt sorunu olmak üzere mevcut yapısal sorunlarını demokrasiye şans tanımakla çözmesi, en tercih edilen yol olmalıdır. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’de demokrasi gelişemez. Bu nedenle Kürt barışı, aynı zamanda Türkiye’de demokrasi ve adaleti tesis etmenin teminatı olma gibi tarihi bir misyonu da vardır. Sadece Türkiye için değil, Ortadoğu halklarının barışına ve demokratik açılımlara da pozitif etkileri olacaktır. 

Kürt ulusal birliğinin önemi

Ortadoğu’da süren savaş ve çatışmalı ortamlar, Kürt meselesinde kaçınılmaz fiilî gelişmelere yol açıyor. Başûrê Kurdistan, Irak’ın Kuveyt işgaliyle başlayan körfez savaşının bir sonucu olarak statü elde etmiş oldu. Rojava’da ha keza Suriye iç savaşın sonuçlarından kazanımlar elde etti. Rojhilat’taki Kürt düğümünün çözümü de sürmekte olan İran savaşının neticesinde ihtimal dahiline girdi. Bakurê Kurdistan’a ilişkin çözüm ise bölgedeki gelişmelerin Türkiye’yi zorda bırakan dayatmanın bir ürünü olarak ortaya çıktı. Yaşanan uzun süreli çatışmanın sonucunda kendi öz dinamikleriyle ve çözüm perspektifiyle sonuca gitmesi bekleniyor. Bütün bu gelişmeler, Kürdistan’ın parçalanmış yapısında birlik oluşturma zeminini kıvamlı hale getirdi. Ulusal birliğe ihtiyaç duyulan pratik süreçlerin dayatmasıyla karşı karşıyayız.

Dört parça Kürdistan halkı ve siyasi temsilcilerinin, ulusal birlik yönünde adım atmaları, ortaya çıkan bu tarihi gelişmeleri iyi okumaları ve fırsatları iyi değerlendirmeleri halinde büyük başarılar elde etmeleri kaçınılmazdır. Öz savunma güçlerine dayanarak, demokratik talepleri ön plana çıkaran mücadele yöntemlerini esas alarak menzile ulaşmak mümkündür. Kürtlerin kör düğümü, ancak bu temelde çözülecektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.