Loading bir sanatçı oteli değil!

Kültür/Sanat Haberleri —

6 Ekim 2021 Çarşamba - 12:54

ERKAN OZGEN

ERKAN OZGEN

  • Kendi sanat profesyonellerimizi yetiştirmemiz ve finansal sürdürülebilirliğimizi sağlamamız gerekiyor. Bunun için de tüm bu ihtiyaçlara cevap verebilecek bir kültür politikasını kurmamız gerekli. Biz de Loading ile birlikte bu fikrin temellerini attığımızı düşünüyorum. 

 


MIHEME PORGEBOL

"Çalışmalarımda çeşitli yerinden edilme biçimlerinin siyasal ve toplumsal ekosistemimizi yeniden tanımladığı çağdaş konjonktürü araştırıyorum. Bu eserler sürekli olarak gerçekleşen bilgi akışının ortasında unutulma riski taşıyan veya kimi zaman bilerek gölgede bırakılan hikayeleri anlatıyor. Bunlar, duyguları harekete geçiren ve sanatın savaş, çatışma ve şiddet gerçekliklerini anlamaya nasıl yardımcı olabileceğine dair temel soruları gündeme getiren parçalar şeklinde karşımıza çıkıyor."
Erkan Özgen eserlerini ve sanata yaklaşımını bu sözlerle ifade ediyor. Bugüne dek dünyanın birçok yerindeki önemli sanat organizasyonlarında çalışmalar yürütüp eserlerini sergileyen 1971 Mardin-Derik doğumlu Özgen, sanat serüvenine resimle başladı. 1998 yılına gelindiğinde video alanında da üretmeye başlayan Özgen, video tabanlı enstalasyonlarıyla yurtiçi ve yurt dışında birçok sergiye katıldı. Sanat hayatı boyunca Beyrut, Şam, Amed, Enschede, Hartum ve Taipei gibi birçok merkezde çalışmalar yürüten Özgen 2017 yılında Amed’de sanatçı Cengiz Tekin ile Bağımsız Sanat Mekanı Loading’i kurdu. Biz de Erkan Özgen'le eserleri, sanat düşüncesi ve projeleri hakkında konuştuk. Özgen, Kürdistan'ın sanat alanında bir yeterliliğe erişebilmesi için tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek bir kültür politikasının gerekliliğine işaret ediyor.

Wonderland'dan başlamak isterim. Sizi tanıyıp merak etmeme sebep oldu Wonderland. Dehşet verici bir işti. Çok da ses getirdi. Bize biraz o işin yaratım sürecinden bahseder misin? 
Annem, babam ve kardeşim çocuklarıyla birlikte, Mardin'in bir ilçesi olan, on altı bin nüfuslu Derik'te yaşıyorlar. IŞID'in Kobanê’ye saldırısı sırasında civar köylerden kaçan insanların bir kısmı Türkiye sınırını geçip Derik'e sığınmıştı. Kardeşim ve birkaç diğer esnaf mahallede ev kiralayarak kaçan ailelerden bazılarını yerleştirmişti. Aynı zamanda aralarında para toplayıp evlerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlardı. Bense yaşadığım yer olan Diyarbakır’da, Şengal'den gelen Êzîdîler için Diyarbakır Belediyesi tarafından kurulan kampta zaman buldukça gönüllü olarak çalışıyordum. Bu sırada İstanbul ve başka yerlerden arkadaşlarımın dayanışma amacıyla gönderdikleri parayla çocuklara kışlık kıyafet ve ayakkabı almıştım. Kardeşimden Derik'teki durumu öğrenince, aldıklarımın bir kısmını oradaki sığınmacı çocuklara dağıtmaya karar vererek Derik'e gittim.
O çocuklardan biri 13 yaşındaki sağır ve dilsiz Muhammed'di. IŞİD'in saldırıları başlamadan önce, Kobanê'nin küçük bir köyü olan Şeran'da yaşıyormuş. Hikayenin bazı detaylarını, onları Derik'te misafir eden Mustafa'dan öğrenmiştim: Bir gece aniden her şeyi bırakıp babaannesi ile birlikte yola düşmesini, zorlu bir yolculuk sonucu beş kızkardeşi ve ebeveynleriyle Türkiye sınırında buluşmasını, sınırı izinsiz geçmek zorunda kaldıkları için atlattıkları badireleri, Derik'e vardıkları ilk akşam korkudan titrediklerini ve hiçbirinin konuşamadığını, gönüllüler tarafından bir bahçenin malzeme kulübesine yerleştirildiklerinde nasıl sevinip orayı saray gibi gördüklerini, zamanla daha uygun evlere yerleştirilip çok az paraya da olsa çalışmaya ve kendi hayatlarını tekrar kurmaya başladıklarını...
Bu sırada Muhammed büyük bir travma yaşıyordu. Her uçak sesi geldiğinde panik içinde bir duvar dibine saklanıyor, gördüğü her sakallı adamı IŞİD militanı sanıp dehşete düşüyordu. Haksız değildi; kendisinden daha küçük yaşta olan ama onun kadar şanslı olmayan kuzenlerinin vahşice katledilişine birebir tanıklık etmişti. Sürekli onu rahatlatmaya, burada güvende olduğunu anlatmaya çalışıyorlardı. Derik'te kaldıkları üç ay boyunca Muhammed çocuklarla arkadaş oldu, onlarla beraber oynayıp gezdi, onlara alıştı; gözyaşları içinde ayrılma vakti gelene kadar. Gitmeden önce ise bana, olmayan dili ile, saldırı ve kaçış sürecinde yaşadıklarını anlattı. Böylece kafamda bu video fikri oluştu.
Söz konusu travma geçirmiş bir çocuk olduğu için hassas davranmak zorundaydım. Bunun bilinciyle, Muhammed'in babasına videoyu neden çekmek istediğimi açıklayıp kendisinden gerekli izni de alarak, çekime başladım. Sonunda ‘Wonderland’ adını verdiğim dört dakikalık bu video ortaya çıktı. 

Wonderland'ı izlerken en çok da dil ve iletişim üzerine düşündüm. Bir insanın görebileceği en korkunç sahneleri gören bir çocuk, dezavantajları yüzünden o korkunç sahneleri bedenine giymek zorunda kalıyor. O dehşet sahnelerini bedeninde birer fotoğrafa dönüştürüyor. Tüm bunlar bize gerçekliğe dair ne söylüyor?
Bu küçük çocuk birçok ülkenin, birçok insanın görmek, duymak, dokunmak istemediğini görmüş, bizlerin rüyamızda bile görmeye tahammül edemeyeceğimiz vahşeti yaşamıştı. Dünyanın bir kısmında savaşın getirdiği yıkım sürerken diğer kısmında insanların olanlara karşı duyarsızlığı beni çok etkilemişti; savaşın kötülüğünü tüm dünyanın bilmesi gerekiyordu. İnsanların duymadığı ve söylemediği bu vahşeti ancak Muhammed'in anlatabileceğini ve böylece bir anlamda insanların vicdanına ayna tutacağını düşündüm. Onun beden dilinin gücü, diğer tüm iletişim dillerini anlamsızlaştırıyor, tüm duyu organlarımızı elektrik akımı gibi çarpıyordu. Kulağı ve dili olup onları kullanmayanlar, Muhammed'in beden dili ile yüzleşmeliydi. 

Bu küçük çocuk birçok ülkenin, birçok insanın görmek, duymak, dokunmak istemediğini görmüş, bizlerin rüyamızda bile görmeye tahammül edemeyeceğimiz vahşeti yaşamıştı. Kulağı ve dili olup onları kullanmayanlar, Muhammed'in beden dili ile yüzleşmeliydi. 

 

Çocuğun kendi gerçekliği de bambaşka bir dehşet fotoğrafı sunuyor bize. Ortadoğu coğrafyasında Êzîdî, sağır ve dilsiz bir Kürt çocuğu. Böyle bir kimlikle tarihin belki de en vahşi örgütü olan IŞİD'in uygulamalarına tanık oluyor. O çocuğun gerçekliğini nasıl okuyorsun?
Unutmamak gerekir ki Ortadoğu coğrafyasındaki büyük trajedi hâlâ devam ediyor. Muhammed çocuk bedenine ve belleğine işlemiş olan savaşın vahşetini anlatırken, barışa ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu bir kez daha anlamaktayız. 

Peki bu iş senin için ne ifade ediyor?
Ben de çocukluğumda  görmemem gereken çok şeye tanık oldum. Yaptığım bu iş belki de benim açımdan, çocukluk dünyamda açılan karanlık kuyuların tek tek gün yüzüne çıkışıdır. İzleyicinin ise kendi duyularının çıplak ve korumasız haliyle baş başa kalarak derin bir insani sorgulama yaşayacağını, mülteci yığınlarının altında yok olanın aslında kendi vicdanları olduğunu göreceğini umuyorum. Muhammed'in olmayan diliyle anlattıklarının, insanları barıştan yana güçlü bir ses olmaya teşvik edeceği umudunu az da olsa içimde barındırdığımı söylemek isterim.

Çok önemli bir projenin kurucu ve yürütücülerindensin. Cengiz Tekin ve Dicle Beştaş'la birlikte çalıştığınız Loading projesi bana göre gerçekten önemli bir boşluğu da dolduruyor. Loading'i anlatır mısın? 
Güncel sanatın içinde kendi tavrıyla var olacağı bir oluşum başlatmak isteğiyle yola çıkan Loading yerleşik bir yapının parçası olmak yerine, var olan sanat ortamından beslenen aynı zamanda kendi söylemini geliştirip bu ortama yeni bir görüş alanı sunan bağımsız bir yapı olarak 2017’den bu yana faaliyet gösteriyor. Loading kuruluş amacını; sanatçıların düşünce, üretim ve proje aşamasında karşılaştıkları sorunları konuşarak çözmek, kentin 2000’li yılların başından bugüne gelen güncel sanat pratiklerini arşivlemek, sanatçı dosyaları oluşturmak, Diyarbakır’ın uluslararası alandaki sanatsal farkındalığını ve etkileşimini güçlendirmek olarak açıklıyor. Bu bağlamda sanatçı ve küratör söyleşileri, atölyeler, seminerler düzenliyoruz.
Loading proje odaklı değil süreç odaklı çalışan bir kurum olmanın yanı sıra düzenlediği söyleşiler ya da atölyelerde karşılaştığı kişi ve kurumlarla diyalogunu sürdürmeye çabalayan bir kurum. Türkiye’den ve yurt dışından işbirliklerimiz olan kurumlar ve dostlarımız tarafından bize gönderilen geneli çağdaş sanat ile ilgili kitaplardan oluşan bir büyük kütüphanemiz var ve bölgede yaşayan araştırmacılar, öğrenciler, sanatçılar veya sanat takipçileri için önemli bir kaynak sağladığını söyleyebilirim. 
Üreten genç sanatçıların proje sunum dosyası oluşturmalarına katkı sağlayarak, onları ulusal ve uluslararası sergi projelerine hazırlamayı amaçladık. Sanat ile uğraşan bireyler için kendileri ile aynı ilgileri paylaşan insanlarla buluşma noktası olmaya çalışırken Diyarbakır’da ticari kaygı gütmeyen ve farklı disiplinlerde üretim yapan gruplara mekân ve ekipman desteği sağlamaya devam ediyoruz. 
Kentin 2000’li yılların başından bugüne gelen güncel sanat pratiklerini arşivliyoruz. Arşiv çalışmalarımıza Loading Arşiv’de yer alan sanatçılar ile gerçekleştirdiğimiz konuşmalar serisi olan ‘Çarşamba Sohbetleri’ni de ekleyerek sanatçıların çalışmalarını ve portfolyolarını dijital mecrada sunmalarını, Diyarbakır’daki sanat ortamının görünürlüğünü artırmayı amaçladık.
Misafirlik programı kapsamında Loading, çeşitli disiplinlerden gelen kişileri belirlenmiş bir süre boyunca mekanında ağırlıyor ve çalışmalarını sürdürmeleri için alan sağlıyor. Loading'in bir sanatçı oteli olmaması gerektiğini savunuyoruz. Her başvuruyu, geliştirilecek bir proje fikri olarak ele alıyoruz. Başvuran sanatçı, küratör, yazar ya da araştırmacıların kalış sürelerini bir araştırmaya ya da üretime yetecek şekilde ayarlıyoruz ve bu sürede Diyarbakır’da bir paylaşımda bulunmasını bekliyoruz. Bu paylaşım bir atölye olabileceği gibi, işin niteliği ve geldiği noktaya göre bir sunum ve sanatçı konuşması da olabiliyor.
2019 yılının aralık ayında dört oturumdan oluşan "Güncel Sanat Nesnesinin Belirlenimi" üst başlıklı güncel sanat sempozyumunu gerçekleştirdik. Yaşadığımız coğrafyada bu türden bir geniş kapsamlı ve aynı zamanda kapsayıcı bir sanat organizasyonunda bulunmak oldukça önemliydi.

Loading, Diyarbakır ve çevresini gündemine aldığını söylüyor. Bu projeyi böyle lokal tutma sebebiniz olanaklar mı yoksa bilinçli bir tercih mi? Böyle bir projenin bütün Kürdistan için gerekli olduğunu düşünüyorum. Sen ne düşünüyorsun bu konuda? Güncel sanat alanındaki ihtiyaç Kürdistan'da neden giderilemiyor?
Böyle bir projenin tüm Kürdistan için gerekli olduğu konusunda hem fikiriz. Ama bunun için gerekli kurumsal alt yapıya ne yazık ki halen erişemedik. Bir sanat kurumunun hem finansal hem de yapısal olarak sürdürülmesini yerel dinamikleriyle sağlamak gerekiyor. Kendi sanat profesyonellerimizi yetiştirmemiz ve finansal sürdürülebilirliğimizi sağlamamız gerekiyor. Bunun için de tüm bu ihtiyaçlara cevap verebilecek bir kültür politikasını kurmamız gerekli. Biz de Loading ile birlikte bu fikrin temellerini attığımızı düşünüyorum. 

Yakındaki etkinlikler

Erkan Özgen'in yakın zamanda katılacağı etkinlik ve sergiler: 
- 29 Eylül tarihinde Misal Adnan Yıldız, Çağla İlk ve Assaf Kimmel küratörlüğünde açılışı yapılacak olan 6. Ural Güncel Sanat ve Endüstri Bienali'nde "Harese" ve "The Memory Of Time" videolarının gösterimi yapılacak. Gösterim tarihleri: 2 Kasım 2021 ve 5 Aralık 2021
- 2 Şubat 2022 ve 1 Mayıs 2022 tarihleri arasında Stockholm Museum Of Modern Art'ta Wonderland solo sergisi. 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.